Hindistan'ın Avrupa açılımı: Savunma stratejisinde yeni bir eşik

Dr. Ümit Alperen Independent Türkçe için yazdı

Hindistan’ın Project-75 India programı, Yeni Delhi’nin Hint-Pasifik’te artan deniz gücü stratejisinin merkezinde yer alıyor

Hindistan’ın son dönemde Almanya ve İngiltere ile geliştirdiği savunma temasları, Yeni Delhi’nin Avrupa ile ilişkilerinde belirgin bir dönüşüm yaşandığına işaret ediyor.

Geçtiğimiz nisan ayında Savunma Bakanı Rajnath Singh’in Berlin ziyareti ve kısa süre sonra Genelkurmay Başkanı General Anil Chauhan’ın Londra temasları, bu yönelimin yalnızca diplomatik değil, stratejik bir boyut taşıdığını ortaya koyuyor.

Almanya ile ilerleyen “Project-75 India” denizaltı projesi ve İngiltere ile “Vizyon 2035” çerçevesinde öne çıkan siber güvenlik, yapay zekâ ve ortak üretim başlıkları, bu yeni hattın somut dayanaklarını oluşturuyor.

Hindistan’ın son yıllarda izlediği savunma ve dış politika çizgisi, artık yalnızca bölgesel güvenlik kaygılarıyla açıklanabilecek bir çerçeveyi aşmış durumda.

Yeni Delhi, kendisini sadece Güney Asya’nın büyük gücü olarak değil, küresel dengelerde etkisi artan bir aktör olarak konumlandırmaya çalışıyor. Avrupa ile geliştirilen savunma ilişkileri de bu arayışın en görünür örneklerinden biri haline geliyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Eksen kayması mı, merkez arayışı mı?

Bu dönüşümün arka planında uluslararası sistemde yaşanan güç kayması bulunuyor. Uzun süre Atlantik merkezli güvenlik düzeni dünya siyasetinin ana eksenini oluşturdu. Bugün ise güvenlik ve rekabet ekseni artarak Hint-Pasifik bölgesinde yoğunlaşıyor.

Çin’in askeri ve ekonomik kapasitesindeki artış, ABD-Çin rekabetinin sertleşmesi ve deniz ticaret yollarının güvenliği, Hint Okyanusu’nu küresel güç mücadelesinin en kritik alanlarından biri haline getiriyor. Hindistan da coğrafyasının sağladığı avantajı, artan ekonomik kapasitesiyle birleştirerek daha iddialı bir dış politika izlemeye çalışıyor.

Bu çerçevede “stratejik özerklik” kavramı hâlâ belirleyici. Başbakan Narendra Modi’nin “Atmanirbhar Bharat” yani “Kendi Kendine Yeten Hindistan” vizyonu, bu yaklaşımın savunma sanayii alanındaki karşılığı olarak öne çıkıyor. Ancak bu yaklaşım, dış dünyayla ilişkilerin tümüyle terk edilmesi anlamına gelmiyor.

Hindistan bir yandan dışa bağımlılığı azaltmaya çalışırken, öte yandan küresel savunma ve teknoloji ağlarıyla bağını güçlendirmeyi hedefliyor.


Berlin hattı: Teknolojik sıçrama ve yapısal sınırlar

Almanya ile geliştirilen denizaltı iş birliği bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Yaklaşık 8 milyar dolarlık Project-75 India projesi, Alman ThyssenKrupp Marine Systems ile Hindistan’ın devlet kuruluşu Mazagon Dock Shipbuilders arasında yürütülüyor.

Bu iş birliğini sıradan bir silah tedarikinden ayıran unsur, teknoloji transferi boyutu. Özellikle Hava Bağımsız Tahrik Sistemi gibi gelişmiş teknolojilerin paylaşılması, Hindistan’ın denizaltı kapasitesini belirgin biçimde artırabilir.

Bu proje, Hindistan açısından Çin’in bölgedeki deniz gücünü dengeleme çabasının da bir parçası. Aynı zamanda yerli üretim kapasitesini güçlendirme ve savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle de örtüşüyor.

Almanya açısından bakıldığında ise bu ortaklık, Avrupa savunma teknolojilerinin artık daha esnek jeopolitik hesaplarla dolaşıma sokulduğunu gösteriyor. Berlin’in Hint-Pasifik’te daha görünür olma arayışı da bu stratejik çerçeveyi güçlendiriyor.

Ancak Berlin’in bu jeopolitik iştahına rağmen, Almanya’nın askeri ihracat izinlerindeki geleneksel bürokratik katılığı ve iç siyasi hassasiyetleri, söz konusu projenin takvimi önünde yapısal birer risk unsuru olarak varlığını koruyor.


Londra ile Vizyon 2035: Yeni nesil harbin uyum testi

Yeni Delhi’nin Avrupa açılımının ikinci ayağında İngiltere yer alıyor. Buradaki iş birliği daha çok siber güvenlik, yapay zekâ destekli savunma sistemleri, uzay tabanlı erken uyarı mekanizmaları ve istihbarat paylaşımı gibi alanlara dayanıyor.

General Anil Chauhan’ın Londra ziyareti, bu ilişkinin yalnızca sembolik olmadığını, kurumsal bir derinlik kazandığını da gösteriyor.

Bu temaslar, İngiltere’nin Brexit sonrası şekillenen “Global Britain” vizyonunun Hint-Pasifik ayağıyla da örtüşüyor.

Bu temasın önemi, iki ülke arasındaki “Vizyon 2035” çerçevesinde şekillenen 10 yıllık savunma sanayii yol haritasıyla birlikte daha da belirginleşiyor.

Hindistan, Londra için yalnızca büyük bir pazar değil; aynı zamanda üretim, Ar-Ge ve savunma teknolojileri açısından önemli bir ortak konumunda.

Bununla birlikte, Londra ile inşa edilen bu sistematik zeminin, Hindistan’ın Moskova ile devam eden köklü askeri-enerjik bağı ve Batı’nın Rusya yaptırımlarına karşı takındığı pragmatik otonomi nedeniyle perde arkasında örtülü bir senkronizasyon testine tabi tutulması kaçınılmazdır.

Hindistan’ın Avrupa ile savunma ilişkilerini yalnızca Almanya ve İngiltere üzerinden okumak eksik olur. Fransa da uzun süredir Yeni Delhi’nin en önemli savunma ortaklarından biri.

Rafale savaş uçakları, Scorpene sınıfı denizaltılar ve Hint Okyanusu merkezli güvenlik iş birlikleri, bu ilişkinin derinliğini ortaya koyuyor. Almanya ve İngiltere ile gelişen yeni hat, aslında Fransa ile kurulan stratejik ilişkinin genişleyen bir devamı gibi okunabilir.


Çok katmanlı yapı ve esnek ortaklıklar

Burada dikkat çeken asıl unsur, Hindistan’ın Batı ile yakınlaşırken stratejik özerklik söylemini terk etmemesi. Yeni Delhi ne tam anlamıyla Batı güvenlik mimarisine eklemleniyor ne de eski bağlantısızlık çizgisine geri dönüyor.

Bunun yerine, farklı güç merkezleriyle esnek ortaklıklar kurarak manevra alanını büyütmeye çalışıyor. Bu da Hindistan’ın yeni dış politika tarzını özetliyor. Yeni Delhi, küresel sistemin çok katmanlı yapısını farklı güçler arasında avantaj üreten bir manevra alanına dönüştürme eğiliminde.

Batı ile bu esnek ortaklıkları tahkim ederken dahi çok kutuplu dünyanın getirdiği diğer kurumsal masaları (ŞİÖ, BRICS vb.) birer kaldıraç olarak kullanmayı sürdürüyor.

Bu stratejinin önemi yalnızca savunma sanayiiyle sınırlı değil; asıl mesele, Hint Okyanusu’ndaki güç dengesinin yeniden şekillenmesi. Hindistan, bir yandan dışa bağımlılığını azaltmaya çalışırken, diğer yandan küresel savunma üretim ağlarında daha merkezî bir konuma ulaşmayı hedefliyor.

Bu da Çin’in bölgedeki hareket alanını daraltabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor. Analitik çevrelerdeki genel eğilimin aksine, bu durum Hindistan’ın Çin tehdidi karşısında "tamamen" Batı eksenine veya QUAD blokuna entegre olduğu anlamına gelmiyor; aksine, Yeni Delhi çatışan dinamikler arasında kendi otonom merkezini kurmaya çalışıyor.


Sonuç olarak,

Avrupa cephesinde de tablo değişiyor. Hindistan artık yalnızca büyük bir pazar olarak değil, stratejik bir ortak olarak değerlendiriliyor.

Küresel güvenlik mimarisindeki kırılmalar, Atlantik ittifakı içindeki görüş ayrılıkları ve Hint-Pasifik’in yükselen önemi, Avrupa ülkelerini de yeni ortaklık arayışlarına yöneltiyor.

Hindistan ise büyüyen ekonomisi, devasa insan kaynağı ve Batı ile kurduğu dengeli ilişkiler sayesinde bu arayışta doğal adaylardan biri haline geliyor.

Dolayısıyla, Hindistan’ın Almanya ve İngiltere ile geliştirdiği savunma ortaklıkları, teknik anlaşmaların ötesinde, Yeni Delhi’nin küresel sistemde daha büyük bir yer talep ettiğini gösteriyor.

Hindistan artık sadece kendini koruyan bir ülke değil; denge kuran, ortaklık üreten ve yön belirlemek isteyen bir güç gibi hareket etmek istiyor.

Bu denge kolay kurulmuş bir denge değil. Ancak sürdürülebildiği ölçüde Hindistan’ın hem bölgesel hem küresel etkisini artırması mümkün görünüyor.

Avrupa açılımı da bu dönüşümün önemli bir parçası olarak dikkatle izlenmeyi hak ediyor. Ancak asıl dönüm noktası, Avrupa’nın zihniyet değişiminde yatıyor.

Avrupalı karar alıcılar Hindistan’ı yalnızca bir pazar ya da konjonktürel tedarik alanı olarak görmekten vazgeçip, onu çok kutuplu dünyanın otonom bir güvenlik ortağı olarak kabul edebilecek mi?

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU