Türkiye’de bazı futbol kulüpleri vardır; sadece futbol konuşulmaz onların etrafında. Amedspor da tam olarak böyle bir takım. Sahadaki oyundan çok daha fazlasını temsil ediyor; kimi zaman bir kimliği, kimi zaman bir itirazı, kimi zaman da aidiyet duygusunu. Hukukçu ve akademisyen Vahap Coşkun’un yeni kitabı Sahadaki Kimlik: Amedspor da tam bu noktaya odaklanıyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Coşkun’la kitabı üzerine yaptığımız söyleşide, Amedspor’un neden bu kadar büyük bir toplumsal karşılık yarattığını, nasıl bir anda Türkiye’nin en çok konuşulan kulüplerinden birine dönüştüğünü ve “Amed” isminin neden böylesine güçlü tartışmaların merkezine oturduğunu konuştuk. Coşkun’a göre kırılma noktası, kulübün 2014 yılında “Amedspor” adını almasıyla başladı. O dönemden sonra takım yalnızca Diyarbakır’ın değil, Türkiye’nin hatta dünyanın dört bir yanındaki Kürtlerin de sahiplendiği bir kulübe dönüştü. Taraftar desteği büyüdü, sosyal medya etkisi katlandı, tribünlerdeki ilgi arttı. Ama aynı anda siyasal tartışmalar da büyüdü. “Bir taraf bu ismi sahiplenirken, diğer taraf dışladı. Böyle olunca Amedspor gündemin merkezine yerleşti” diyor Coşkun.
Vahap Coşkun
Coşkun’a göre “Amed” ismi, takımın kaderi. Ona göre “Amed” yalnızca bir şehir adı değil; tarih, hafıza, kimlik ve siyasal aidiyetle ilgili güçlü anlamlar taşıyan bir sembol. Bu yüzden de Amedspor yıllardır sadece sportif başarılarıyla değil, etrafında oluşan politik atmosferle konuşuluyor. Coşkun, Amedspor’u dünyadaki başka kimlik kulüpleriyle de karşılaştırıyor. FC Barcelona, Athletic Bilbao ya da Celtic FC gibi örnekleri hatırlatarak, Amedspor’un da artık birçok insan için yalnızca bir futbol takımı olmadığını söylüyor. Araştırmasına katılanların önemli bir bölümü kulübü “Kürtlerin takımı” olarak tanımlıyor. Söyleşimizde yalnızca siyaseti değil, futbolun kendisini de konuştuk elbette. Coşkun’a göre Amedspor’un Süper Lig yolculuğu kolay olmayacak. Ancak doğru bir kurumsallaşma ve sportif planlamayla kulüp kalıcı hale gelebilir. Çünkü ona göre Amedspor’un büyümesinde yalnızca kimlik siyaseti değil, sahadaki başarı da belirleyici oldu. Belki de bu yüzden Amedspor hikayesi bugün sadece bir spor hikayesi değil. Türkiye’de futbolun, siyasetin, kimliğin ve toplumsal hafızanın nasıl iç içe geçtiğini anlatan çok daha büyük bir hikâye.
Yeni kitabınız için tebrik ediyorum her şeyden önce. Hepimizin merak ettiği bir araştırmaydı. Sahadaki Kimlik: Amedspor , İletişim Yayınları’ndan çıktı. Başlangıç olarak şunu merak ediyorum. Sizi Amedspor’u yazmaya iten temel motivasyon neydi; taraftarlık hissi mi, akademisyen merakı mı, toplumsal hafızaya dair bir ihtiyaç mı?
Aslında hepsi var işin içerisinde. Ama özellikle 2014'e Amedspor, Amedspor ismini aldıktan sonra çok büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu ilgi iki türlü ilgiydi. Bir taraftan taraftar desteği inanılmaz derecede arttı. Daha önce belediyeye bağlı bir futbol kulübüyken, son derece sınırlı bir taraftar kitlesini oynarken birden bütün bölgeye hitap eden, hatta dışarıdaki Kürtlere de hitap eden bir takım haline geldi. Çok ciddi bir değişimdi. Bu değişimi anlamak gerekiyordu. Diğer taraftan Amed ismini aldıktan sonra aynı zamanda siyasal tartışmaların merkezine de oturdu. Yani siyasal aktörler Amed hakkında bazen olumlu bazen olumsuz ifadeler kullanmaya başladılar ve bir nevi Kürt meselesi Amedspor üzerinden tartışılmaya başlandı. Dolayısıyla bu ilginin sebeplerinin Amedspor'un neden bu kadar gündemi işgal ettiğini, neden bu kadar kısa süre içerisinde popüler bir olgu haline geldiğini araştırmak önemliydi. Bu hislerle bu araştırmaya başladım.
Biz sizi tabi hukukçu kimliğinizle biliyoruz ama daha sonra Amedspor’la birlikte bir nevi spor yazarına da dönüştünüz demek çok yanlış olmaz.
Aslında ben daha önce de futbol yazıları yazıyordum. Yani futbolu çok severim. Hatta futbol hayatımın merkezinde yer alır. Günlük programımı futbol maçlarına göre yaparım. Bazen de siyasetten veya hukuki gündemden çok fazla bunaldığımızda bir kaçış alanı olarak ara sıra futbol yazıları yazıyordum. Amedspor hikayesi bu kadar büyüyünce bir şekilde o konu kafamda da demlenmeye başlandı. Arkadaşların da teşvikiyle bu kitap ortaya çıktı.
Peki kitapta özellikle dikkatimi çeken bir ifadeniz var. İsmi kader oldu diyorsunuz. Sizce neden bu kadar güçlü bir politik reaksiyon üretti bu isim?
Tabii, Amed isminin yaratmış olduğu algı var. Amed isminin Amedspor taraftarları tarafından hangi muratla kullanıldığı var burada. Amedspor'a karşı olanların Amedspor'a ve Amed'e ne anlam yükledikleri var. Amed ismi birtakım iddiaları kendi içerisinde içeriyor. Yani her şeyden önce bir kadimlik iddiası içeriyor. Bu toprakların yYeni bir tarihinin olmadığı, çok eskilere giden bir tarihinin olduğu iddiasını içeriyor. Farklı kültürlere, farklı kavimlere beşiklik ettiği iddiasını içeriyor. Bir diğerinde devletin isimlendirmeye yönelik dayatmalarına bir karşıtlığı da aynı zamanda içeriyor bu ifade. Yani buraların isminin işte bir gecede değiştirilmesinin kabul edilmemesine yönelik bir itirazı da içeriyor. Ama en çok tabi Amed ismi özellikle 1990'lı yıllardan sonra siyasal bir iddiayı içeriyor. Yani birtakım siyasi hakların talebinin talep edildiğini bunun için mücadele edildiğini içeriyor. Dolayısıyla Amed taraftarları Amed ismine son derece olumlu bir anlam atfediyorlar ve o nedenle sahipleniyorlar.
Ama diğer taraftan Amed ismi bir bölücülüğün simgesi olarak da nitelendiriliyor ve dolayısıyla Buna karşı bir tepki doğuyor. Hatırlayacaksınız 2015'te çözüm sürecinin bitmesinden sonra siyasal ortam çok gergin bir hale gelmişti ve Amed üzerinden bir kriminalizasyon başlamıştı. Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amed diyorlar ya, Amed de ne?” gibi bir ifade kullanmıştı. Bahçeli, “Türkiye'de Amed diye bir yer yoktur, Amedspor diye bir kulüp de olmayacaktır” şeklinde son derece sert bir açıklama yapmıştı. Beri taraftan Ümit Özdağ'ın sürekli olarak Amedspor ismi üzerinden bir suçlama siyaseti izlediğini de gördük. Dolayısıyla bir taraf bu ismi sahiplenirken diğer taraf bu ismi dışlayan bir tutum aldı. Bu da ikili bir şekilde Amedspor’a olan ilginin artmasına sebebiyet verdi. Bir taraf olumlu yönden sahiplendi, diğer taraf ise olumsuz yönden dışlayınca Amedspor gündemin en önemli maddelerinden biri haline geldi. Sadece sportif alanda yaptıklarıyla değil, daha ziyade sosyal ve siyasal alanda yarattığı tartışmalarla gündeme bir nevi damgasını vurdu.
Siz tabii Amedspor yönetimini zaten tanıyorsunuzdur Diyarbakırlı bir akademisyen olarak ama Amedspor'da oynayan, Diyarbakır'la ilgisi olmayan, Amed'le ilgisi olmayan elbette profesyonel futbolcular da var. Onların Amedspor’a yüklenen olumlu-olumsuz anlamlara ilişkin tepkilerini gözlemleme imkanınız oldu mu?
Amedspor taraftarlarının en çok eleştirdiği konulardan bir tanesi de bu arada Amedspor'da yeteri kadar Diyarbakırlı veya bölgeden oyuncunun olmaması. Aksine çok fazla sayıda yabancı oyuncu var ve bu da bazı taraftar grupları tarafından eleştiriliyorlar.
Şimdi bütün projektörler Amedspor'un üzerine yüklendiği için futbolcuların da her türlü davranışı üzerinden birtakım tevatürler üretiliyor ve bunun buna yönelik bir propaganda yapılıyor. Mesela işte futbolcuların İstiklal Marşı okumadıkları veya bayrağa karşı gerekli saygı göstermedikleri söyleniyor. Ama birinci lige çıktıktan sonra zaten Amedspor’un bütün maçları yayınlanıyor. Orada futbolcuların mimiklerini, tavırlarını canlı canlı sahne saniyesinde gözlemlemek mümkün. Bunların büyük bir kısmı sadece Amedspor’u kararlamak, futbolcularını kararlamak üzerine yapılan açıklamalar. Dolayısıyla futbolcular, özellikle Amed’de oynayan Türk futbolcular, buna yönelik kendi tepkilerini dile getiriyorlar. Ama yani oyuncuların da takıma bağlılıkları çok yüksekti. Özellikle bu sene şampiyonluk mücadelesi verirken. Bütün bu eleştirilere, bazı kesimler tarafından eleştirilere rağmen Amedspor’a çok bağlı bir şekilde mücadele ettiler.
Amedspor taraftar grupları da oldukça etkin. Sosyal medyayı çok etkin kullanıyorlar. Bunu sadece futbol taraftarlığıyla anlamlandırmak çok mümkün değil diye düşünüyorum. Ne dersiniz?
Sosyal medyanın gelişmiş olması Amedspor'un yaygınlaşmasında önemli etkenlerden bir tanesi. Amedspor'un kendi profesyonel bir medya ekibi var. Onlar içerikler üretiyorlar ve bu içerikler sayesinde Amedspor'a yönelik alakayı artırıyorlar. Ama bunun dışında Amedspor taraftarı olan, gönüllü bir şekilde Amedspor'a yönelik içerikler üreten oldukça geniş bir kitle var. Ve aynı zamanda Amedspor'un haberlerini takip eden, Amedspor'la ilgili gelişmeleri anında topluma duyuran çok fazla sayıda taraftarlar da var. Bu ilgiyi çok net bir şekilde sayılarla da görebiliyoruz. Mesela Amedspor, Instagram'da şu anda dördüncü büyük kulüp haline geldi. Trabzonspor'u geçti Instagram takipçileri arasında.
Amedspor'un taraftar gruplarından Barikat'ın tribünü
Şimdi elbette dediğiniz gibi bu sadece bir futbolla ilintili bir durum değil. Biz bu araştırmada Amedspor'un sizin için ne anlam ifade ettiğini sorduğumuzda katılımcılara orada çeşitli kavram setleriyle bize cevap verdiler. Yani kimisi için Amedspor örneğin mücadelenin takımıydı, muhalif bir kimlikti, iddia sahibi bir takımdı. Kimine göre Amedspor çeşitliliği, farklılığı, çoğulculuğu kendi içerisinde barındıran bir takımdı. Ama genel olarak yani Amedspor esas itibariyle “sizin için ne anlam ifade ediyor” dediğimizde verilen cevapların büyük bir kısmı “Amedspor Kürtlerin takımıdır; Amedspor, Kürtleri sembolize eder, Kürtlerin değerlerini sembolize eder” diyen bir grup var, büyük bir grup var. Dolayısıyla bu Amedspor'a yönelik ilgiyi artırıyor. Aslında dünyada da böyle takımlar var, yani kimlik ile özdeşleşen ve o kimliğin mensuplarının kendilerini içlerinde bulduğu, hissettiği takımlar var. Katalanların Barcelona'sı gibi, Basklar'ın Bilbao'su gibi veya İskoçya'da Katoliklerin Celtic gibi vs. Burada da böyle bir hissiyat var. Dolayısıyla Kürtlerin takımı algısı büyüdükçe, genişledikçe sosyal medyadaki ilgi de artıyor. Ona yönelik hem destek hem köstek hem sevgi hem nefrete yönelik paylaşımlar da gerçekten zirve yapıyor.
Amedspor, Trendyol 1. Lig’e yükseldi ama buraya gelene kadar çok ciddi saldırılar, Haksızlıklar, seyirci cezaları vs. pek çok şeyle karşılaştı. Geldiğimiz aşamada şu an Amedspor'a yönelik hem devlet katından yönelik yaklaşımın hem genel Türkiye halkının yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha itidalli bir yaklaşım mı var?
Dediğiniz gibi özellikle 2015'ten sonraki süreçte Amedspor son derece ağır baskılara maruz kaldı. Hem fiili hem hukuki birtakım baskılara maruz kaldı. Amedspor’un ismi bir suçlama konusu haline getirildi. Amedspor siyasi aktörler tarafından hedef gösterildi. Amedspor taraftarlarına çok uzun süre deplasman yasakları getirildi. Yani takım kendi taraftarlarını deplasmanda arkasında bulamadı. Amedspor yönetimine ve taraftarlarına deplasmanında fiziki saldırılar gerçekleşti. Ekonomik ayrımcılığa tabi tutuldu. Bu kulübün ayrıca sahası kapatıldı, para cezası verildi vs. Şimdi bu fiili ve hukuki baskılar da aynı zamanda Amedspor taraflarının Amedspor'u sahiplenmesini beraberinde getirdi. Hatta Amedspor'a o güne kadar herhangi bir sempati duymayan veya göz ucuyla da olsa dönüp Amedspor'a bakmayan insanlar bu kadar ağır bir baskı ile karşı karşıya kalınca kulüp ile aralarında bir ünsiyet kurdular. Ona daha fazla sahip çıktılar. Amedspor'un bu kadar yayılmasının nedenlerinden bir tanesi.
Şimdi tabii bu manzaranın, 2015'ten sonraki manzaranın kısmen değiştiğini söylemek mümkün. Bu siyasi ortamın yumuşamasıyla da yakından ilintili bir durum. Ama tabii ezberler hemen ortadan kalkmıyor. İki örnek vereyim. Mesela bu saç kesmeyle ilgili bir durum yaşandı. İşte Suriye'de bir Kürt kızının saçının kesilmesi üzerine işte Amedspor'un taraftarları da buna yönelik bir tepkiyi gösterdiler. Amedspor Kulübü buna bir yönelik tepki gösterdi. Bundan dolayı mesela Amedspor'a ceza verildi. İnanılmaz bir şeydi bu. Veya ne bileyim işte Iğdır'da Amedspor şampiyonluğunu ilan edince Amedpor'un Senegal'li futbolcusu Diagne kendi bayrağıyla kutlama yapıldığında bu bayrak bir Kürdistan bayrağı zannedilip hemen Diagne'ye müdahale edildi.
Senegal bayrağının renklerinin sarı kırmızı yeşil olduğunu hatırlatalım.
Evet bu da tabii Senegal bayrağının talihsizliği. Orada mesela saha içerisinde bu durum emniyet yetkililerine anlatıldı. Senegal bayrağı, Diagne Senegal vatandaşı kendi ülkesinin bayrağıyla bu mutluluğu paylaşmak istiyor denildi. Buna rağmen mesela Diyarbakır'da Diagne'nin evine de Senegal bayrağı asıldığında oraya da polis gitmişti yani ne oluyor diye sormuştu. Dolayısıyla siyasal atmosferin yumuşamasına bağlı olarak Amedspor'un üzerindeki baskılar da azalıyor. Bunu söylemek mümkün.
Amedspor'un Senegalli futbolcusu Diagne
Bundan sonrası ne olacak? Bu bence çok önemli. Söylediğiniz gibi Amedspor Süper Lig'e çıktı. Burada hem büyük bir imkanın olduğunu belirtmek lazım. Hem de göz ardı edilmemesi gereken bir tehlikenin olduğunu da sürekli akılda tutmak lazım. İmkan şu: Amedspor Süper Lig'de daha görünür bir hale gelecek. Burada diğer kulüpler ile Amedspor arasında kurulacak olan iyi ilişkiler, dostane ilişkiler hiç kuşkusuz hani bu gerek içinde bulunduğumuz sürecin de daha iyi sürmesini sağlayacak. Gerekse bu Kürt meselesinin Türkiye'de normalleşmesi konusunda da çok ciddi katkıda bulunacak.
Ama beri taraftan Amedspor üzerinden bir provokasyon yapmaya meyilli gruplar da var. Geçmişte bunu yaptılar, bundan sonra da bunu yapabilirler. Yani hatırlayacaksınız işte Amedspor'un gittiği deplasmanlarda beyaz toros pankartlarının açılması, Yeşil’e övgüler düzülmesi veya Leyla Zana'ya koro halinde cinsiyetçi ve ırkçı küfürler edilmesi vs. Bunlar tabii ortamı gelen durumlardır. O nedenle ben burada çeşitli grupların çok dikkatli davranmaları gerektiğini düşünüyorum. Yani siyasal aktörler, bürokrasi, kulüp yöneticilerinin hassasiyetle davranması halinde Amedspor'un Süper Lig'deki varlığı hem lige bir heyecan getirecek hem de bu Türkiye'deki sürecin ilerlemesi noktasında çok ciddi bir olanak teşkil edecek.
Biraz Kürt gençlerinin Amedspor’a yönelik psikolojik algılarını merak ediyorum. Eskiden Kürt gençleri yani hepsi olmasa bile büyük kısmı kendilerini özellikle politik alanda yasal ya da yasa dışı ifade ederlerdi. Tek yol olarak bunu görürlerdi. Amedspor, bu anlamda şu an yaşanan bir boşluğu da dolduruyor diyebilir miyiz?
Bu çok önemli bir konu. Otoriter ve totaliter devletlerde, otoriter ve totaliter dönemlerde siyasal alanlar daraldıkça insanlar çeşitli duygularını, düşüncelerini, hislerini, itirazlarını farklı alanlarda dile getirirler. Edebiyat üzerinden, sanat üzerinden ve aynı zamanda spor üzerinden. Spor bunlar içerisindeki en etkili alanlardan bir tanesi. Özellikle futbol. Çünkü futbol kitlesel bir eylem, kitleyi harekete geçiren bir eylem. Diğer taraftan taraftarlarının bağlılık oranı son derece yüksek bir eylem. O nedenle böyle siyasal alanın daraldığı dönemlerde futbol kulüplerinin ne olan ilginin artması da beklenebilir. İspanya'da da böyle oldu örneğin. İtalya'da çeşitli takımlar üzerinden böyle yaşandı vesaire.
Şimdi Amedspor'da da bu bahsettiğiniz hususun çok ciddi bir etkisi var. Yani 2013-2015 çözüm süreci bittikten sonra siyasal alan çok daraldı. Siyasal alanda Kürt meselesini dile getirmenin veya Kürtlerin taleplerini dinlendirmenin, bunun sembolize eden, bunun sembollerini kullanmanın maliyetleri çok ağırlaştı. Yani insanlar çok büyük bir bedel ödemek durumunda kaldılar. Amedspor işte burada aynı zamanda bir itiraz alanı, bir muhalefet alanı. Yani insanlar tribüne gelerek oradaki bir kimlik beyanında bulundular. Kimliklerinin sembollerini gösterdiler ve onun üzerinden kendi taleplerini dile getirdiler. Bu anlamda Amedspor o siyasal alanın daralmasından kaynaklanan, sıkışmayı gideren bir kanal haline geldi ve böylece çok ciddi bir başarıyı elde etti. Çok ciddi bir taraftar kitlesine sahip oldu.
Az önce belirttiniz özellikle 2013-2015 döneminde Amedspor ismine yönelik tepkilerin siyasetin liderleri tarafından nasıl ifade edildiğini. Ama geçtiğimiz günlerde Amedspor Süper Lig’e yükseldikten sonra yine aynı isimlerden Amedspor'un başarılarını kutlayan, bizzat Amedspor tabirini de kullandıkları ifadeler duyduk. Sayın Bahçeli başta olmak üzere. Buna yönelik yorumunuzu merak ediyorum. Süreçle ilgili bir yol değişikliği mi sizce bu?
Yani tabii bu siyasal alandaki gelişmeler Amedspor'un kaderini de doğrudan etkiliyor. Mesela Amed ismini alması 2013-2015 arasındaki çözüm sürecine denk gelmişti. Yani 2014'te Amed ismini aldı. Eğer o çözüm süreci olmasaydı muhtemelen Amedspor'un bu tür bir isim değişikliği gerçekleştirmesi mümkün olmayacaktı. Ama süreç bittikten sonra o Amedspor ismi üzerinden bir kriminalize etme durumu başladı. Şimdi ise bu Süper Lig'e çıktıktan sonra yaşananlar bu süreci normalleştirilmesi noktasında çok önemli bir mesafeyi ifade ediyor. Yani Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Sayın Bahçeli'nin Amedsporu tebrik etmeleri bu işin normalleşmesini sağlıyor, ortamın yumuşamasını sağlıyor. Aynı zamanda karşılıklı birtakım adımların atılmasını da beraberinde getiriyor. Mesela Amedspor da bu şampiyonluktan sonra cumhurbaşkanını ziyarete gideceklerini ifade ettiler. Dolayısıyla bu tür jestler hem süreci normalleştiriyor hem toplumda Amedspor’a dair birtakım ön yargıların kırılmasına sebebiyet veriyor. Hem bürokrasinin mesela Amedspor yarın ertesi gün deplasmana gittiğinde o deplasmana gittiği yerlerdeki bürokrasinin davranışlarını bir şekilde belirliyor. O nedenle bu son derece önemli bir gelişmeydi. Süreç açısından da bu değerli. Dediğim gibi Amedspor'un Süper Lig'deki izleyeceği yol, izleyeceği güzergah, sürecin desteklenmesi anlamında da çok büyük bir fırsatı beraberinde getiriyor. Şu ana kadar Amedspor yöneticilerinin yapmış olduğu açıklamalarda bunun çok farkında oldukları ve bunu kullanmak için son derece sorumlu davranacakları yönünde. Umarım diğer kulüpler de aynı şekilde buna karşılık verirler, Amedspor maçları sadece sportif heyecanın tartışıldığı bir maç haline gelir.
Amedspor’u maalesef hep kriminalize edildiği mevzular üzerinden, sosyolojik, hukuki mevzular üzerinden konuştuk. Sportif başarılarını konuşmaya maalesef çok sıra gelmiyor. Ama siz Amedspor’u bir taraftar olarak da izliyorsunuz. Süper Lig'de işi ne kadar kolay, ne kadar zor, var mı tavsiyeleriniz?
Elbette zor. Süper Lig başka bir mecra, Amedspor'un Süper Lig'de başarılı olması zor. Dolayısıyla Amedspor'un yeniden bir yapılanma içine girmesi gerekiyor. Bu zaten Diyarbakır'da tartışılan önemli konulardan bir tanesi. Amedspor'un önüne bence iki önemli hedef koyması lazım. Bunlardan bir tanesi Süper Lig'de artık kalıcı bir takım hüviyetine kavuşması. Yani Amedspor'un gündeminde ligden düşmek, ligde kalmak gibi bir konumun olmaması lazım. Amedspor artık bu Süper Lig'in demirbaşı olmalı. Yapılanmasını buna göre yapmalı. Ve 3 ile 5 yıl arasındaki bir süre içerisinde Avrupa kupalarını hedefleyen bir kulüp olarak kendisini yapılandırmalı. Bu elbette hem teknik heyet seçiminde hem futbolcu seçiminde hem altyapının kurumsallaşmasında çok ciddi bir çabayı beraberinde getiriyor.
Aynı zamanda bütçeyi galiba değil mi hocam?
Elbette bütçeyi de beraberinde getiriyor çünkü kuşkusuz bütçenizin de büyümesi gerekiyor. Çünkü burada rakamlar çok daha büyüyor. Çok daha artıyor. O nedenle mali açıdan da güçlü olmanız lazım. Güçlü bir yönetim kurulu oluşturmanız gerekiyor. Futbolda şöyle bir husus var. Futbol seyircisi, taraftarlar başarıyı severler. Yani başarıyı severler ve o başarının sürdürülmesini isterler. Amedspor ikinci ligdeyken birinci lige çıkmasını talep ediyorlardı. Birinci ligdeyken mutlaka süper lige çıkmasını talep ediyorlardı, Süper Lig’deyken artık kalıcı olmasını ama önüne yeni hedefler koymasını isteyecekler. Dolayısıyla bu başarı da aynı zamanda Amedspor’u büyümesindeki önemli etkenlerden bir tanesiydi. Demin konuştuk bu siyasal alandaki daralma Amedspor'u büyüten hususlardan birisiydi. Aynı zamanda elde etmiş olduğu başarı da o alandaki başarı açlığını gideren bir husus da, Amespor’a olan ilgiyi artırdı. Dolayısıyla Amedspor arkasındaki bu ilgiyi devam ettirmek istiyor ve büyütmek istiyorsa hiç kuşkusuz başarılarını devam ettirmelidir. Eğer başarısız olursa bu ilgisini devam ettirmesi çok zor olur.
Amedspor oyuncuları
Yani Diyarbakırspor örneği önümüzde. Diyarbakırspor da efsaneydi. Araştırmada bazı katılımcılarla konuştuğumuzda biraz da yürekleri sızlayarak “efsane Diyarbakırspor’umuz” diyorlardı. Ama Diyarbakırspor, sportif başarıyı kaybedince, o sahada artık herhangi bir varlık gösteremeyince, kaçınılmaz bir şekilde Diyarbakırspor'a olan alakalı en asgari seviyeye indi. Diyarbakırspor zaten sportif anlamda da çok büyük bir çöküş yaşadı. Dolayısıyla bu sevginin, bu ilginin devam edebilmesi için güçlü bir kurumsallaşma gerekiyor. Biz bu araştırmada taraftarlara sorduğumuzda yani “Amedspor'da en çok geliştirilmesi gereken yer ne, en çok eleştirilen yer ne” diye sorduğumuzda bir kurumsal kimlik edinilmesi gerektiği yönündeki eleştirileri çok fazlaydı. Yani gerek futbolcuların seçimi gerek teknik heyet seçimi gerek altyapının organizasyonu gerek kulüplerle kurulacak olan ilişkilerin bağlamı ve benzeri konularda artık daha kurumsal, daha profesyonel hareket eden bir Amedspor ihtiyacı olduğunu belirtmişlerdi. Gelinen seviye de bu ihtiyacı daha da büyüten bir seviye.
Tabii Diyarbakırspor’la Amedspor’a yüklenen anlamlar da çok farklı. Bu arada bilmeyenler için Amedspor taraftarlarının Diyarbakır ismini çok da dışlamadığını da belirtelim. Tribünlerde en çok söylenen marş “Diren ha Diyarbekir diren” değil mi? Böyle bir olası başarısızlık “Kürtleri milli takımı” diyorsunuz ya bütün Kürtlerde de moral motivasyon anlamında epey bir negatif etkiye yol açacaktır diye düşünüyorum.
Diyarbakırspor’la Amedspor arasında bu anlamda bir süreklilik var. Yani Diyarbakırspor da ligde oynarken işte birinci ligde veya daha sonra süper ligde oynarken Kürtlerin temsilcisi olarak görülen bir takımdı. Amedspor da öyle görülüyor. Ama Diyarbakırspor’la Amedspor arasında şöyle bir farklılık var. Diyarbakırspor, bu Kürtlerin temsilcisi olma sıfatını çok üstüne giydiren bir takım değildi, bu konuda çok heveskar bir takım değildi. Oysa Amedspor bu konuda çok daha heveskar. Yani ismiyle, renkleriyle, marşlarıyla, tezahüratlarıyla kurduğu ilişkilerle, bölgenin çeşitli illerinden taraftarları her maç Diyarbakır'a getirmesiyle vesaire. Dolayısıyla burada da böyle bir heves var, böyle bir istek var.
Ama Diyarbakırspor ile Amedspor’un bir de paylaştıkları ortak bir kader var. Onlar her ne kadar kendilerine bu sıfatı vermeseler bile, karşı taraf onları zaten Kürtlerin temsilcisi olarak görüyor. Yani diğer kulüpler, rakipler, diğer kulüplerin taraftarları onlara bu sıfatı zaten veriyorlar. Dolayısıyla bu anlamda hem bir süreklilik hem bir kopuş var.
İşin ilginç tarafı Güneydoğu'nun diğer kentlerinin takımlarına böyle bir anlamın yüklenmiyor. Neden özellikle Diyarbakır?
Elbette dediğiniz gibi bölgenin diğer takımları da aynı zamanda Süper Lig'de veya daha önce 1. Lig'de mücadele ettiler. Ama onlara böyle bir anlam atfedilmedi. Van Spor mücadele etti, Antepspor sürekli bir şekilde mücadele ediyor. Bu zannediyorum biraz Diyarbakır'ın kendi kimliğinden kaynaklanan bir husus. Yani Diyarbakır öteden beri bu Kürt siyasal temsilinin merkezi olarak görülüyor. 1920’lerin başında bir Osmanlı subayı Diyarbakır'ı tanımlarken “Burası Kürtçülüğün Kabe'si” diyor. Dolayısıyla Diyarbakır'ın taşıdığı bu simgesel anlam Diyarbakır'dan çıkmış olan kulüplere yükleniyor ve onlar da o gözle görülüyorlar, o gözle onlara bir şekilde muamele ediliyor. Geçmişte bu Diyarbakırspor'du, bugün ise Amedspor. O nedenle karşıtlarının duydukları öfke veya karşıtlık o nedenle herhangi bir takıma duyulan karşıtlık ve öfkeden daha fazla bir hale gelebiliyor.
Ama dediğim gibi bunu sürekli kılmanın bir anlamı da yok, Türkiye'ye bir faydası da yok. Futbolun ikili bir tarafı var, aklımızda tutmamız gereken; futbol kitleselliği itibariyle bir taraftan birlik, bütünlük, dostluk, kardeşliğin mekanı da olabilir. Diğer taraftan ise öfkenin, nefretin, ayrımcılığın da alanı haline de dönüştürülebilir. Bu futbola nasıl baktığınızla yakından ilgilidir. Yani siz futbolu çokluk içerisinde bir birliğin de mekanı haline getirebilirsiniz. Bu imkan Türkiye'nin de önünde var. Umarım Amdespor’un Süper Lig'teki varlığı bu imkanın kullanılmasına bir vesile olur.
© The Independentturkish