İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Scheurer: Türkiye NATO'da kilit aktör, inovasyonda stratejik ortak

Esra Öz Independent Türkçe için İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Bertrand Scheurer ile konuştu

İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Bertrand Scheurer

İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Bertrand Scheurer, Independent Türkçe'ye özel açıklamalarda bulundu. Büyükelçi, Türkiye’nin hem NATO içindeki rolüne hem de yeşil ekonomi ve yüksek teknoloji alanındaki yükselişine dikkat çekti.

“350 İsviçre şirketi, 21 bin istihdam ve 4 milyar franklık ticaret hacmi” üzerinden ilişkilerin gücünü ortaya koyan Scheurer, iki ülke arasında inovasyon, enerji ve bilim alanlarında yeni bir iş birliği dalgasının mümkün olduğunu vurguladı. 

Küresel gerginliklerin NATO ve Avrupa güvenlik mimarisini yeniden şekillendirdiği bir dönemde İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Bertrand Scheurer, Türkiye'nin bu yapı içindeki konumunu açık bir şekilde ortaya koydu:

Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri'nin ardından NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunu herkes biliyor. Bu durum Türkiye'ye hem NATO içinde hem de Avrupa güvenlik mimarisinde kilit bir rol biçiyor.
 

İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Bertrand Scheurer, Independent Türkçe için Esra Öz'ün sorularını yanıtladı
İsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Guillaume Bertrand Scheurer, Independent Türkçe için Esra Öz'ün sorularını yanıtladı

 

Arabulucu ve köprü kurucu kimlik

Scheurer, Türkiye'nin gücünü yalnızca askeri kapasiteyle değil, diplomatik ağırlığıyla da değerlendirdi. Türkiye'nin bir araya getirme kapasitesi ile kolaylaştırıcı ve arabulucu rolünün ülkenin temel güçlerinden biri olduğunu belirten Büyükelçi, coğrafi ve jeopolitik konumuna da dikkat çekti:

İsviçre, Türkiye'nin Doğu ile Batı arasında, Kuzey ile Güney arasında kesişim noktasındaki eşsiz konumunu tanıyor. Jeopolitik ayrışmaların ve öngörülemezliğin hâkim olduğu dönemlerde diyalogu ve uzlaşı inşasını teşvik eden köprü kurucuların varlığı hayati önem taşıyor.


AGİT üzerinden yeni iş birliği alanı

Scheurer, 2026 yılının iki ülke arasındaki güvenlik iş birliği açısından özel bir anlam taşıdığına dikkat çekti. İsviçre'nin 2026'da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Dönem Başkanlığı'nı üstlendiğini hatırlatan Büyükelçi, bu gelişmenin Türkiye ile olası iş birliğine açtığı kapıları şöyle değerlendirdi:

2026'da İsviçre'nin AGİT Dönem Başkanlığını üstlenmesi, uluslararası barış ve güvenlikteki rolümüzü pekiştiriyor. Bu aynı zamanda 2024'te AGİT Genel Sekreterliği'ne seçilen Türkiye ile iş birliği için yeni fırsatlar da açıyor.


Türkiye ile İsviçre'den ortak diplomasi hamlesi: AGİT çatısı altında güçlenen iş birliği

Türkiye ile İsviçre arasındaki diplomatik ilişkilerin derinliğine dikkat çeken Scheurer, iki ülkenin uluslararası barış ve arabuluculuk alanındaki iş birliğini daha da güçlendirmeye hazır olduğunu vurguladı.

Büyükelçi Scheurer, her iki ülkenin de Birleşmiş Milletler (BM) ve AGİT gibi çok taraflı platformlarda aktif rol üstlendiğini belirterek şunları söyledi:

Türkiye ve İsviçre, istikrarın ve insani güvenliğin teşvik edilmesinde tamamlayıcı yaklaşımları ve ortak hedefleri yansıtan koordinasyonu çok taraflı platformlarda sürdürmektedir.


Öne çıkan iş birliği alanları arasında AGİT'in özel bir yeri olduğunu vurgulayan Scheurer, "İş birliği alanları söz konusu olduğunda aklıma hemen İsviçre'nin mevcut AGİT Dönem Başkanlığı geliyor. AGİT, hem İsviçre'nin hem de Türkiye'nin güçlü biçimde inandığı bir örgüttür" dedi.

Türkiye’nin, AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile kurumda etkin bir rol üstlendiğine dikkat çeken Büyükelçi, bu durumun iki ülkenin AGİT’e verdiği önemi açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

İki ülkenin Finlandiya ile birlikte AGİT Arabuluculuk Dostları Grubu’na eş başkanlık yaptığını da hatırlatan Scheurer, "Umarım bu önemli çalışmayı, İsviçre Dönem Başkanlığı sürecinde de bu yıl daha görünür hale getirebiliriz" diyerek grubun arabuluculuk gündemini AGİT müzakerelerinin merkezine taşımadaki kritik rolüne işaret etti.
 

 

350 İsviçreli şirket Türkiye’de faaliyet gösteriyor

İsviçre'nin yıllardır Türkiye'nin en büyük 10 yabancı yatırımcısı arasında yer aldığını ve bugüne kadar 21 bini aşkın istihdam sağladığını hatırlatan Büyükelçi, önceliğinin bu güçlü ivmeyi korumak olduğunu belirtti. Türkiye'nin yatırım ortamının cazibesini İsviçre özel sektörüne anlatmaya devam etmenin kritik önem taşıdığını vurgulayan Scheurer, mevcut tabloya ilişkin dikkat çekici bir veri paylaştı:

Şu anda yaklaşık 350 İsviçre şirketi Türkiye'de faaliyette. Bu şirketler genç ve büyük bu pazarda faaliyet gösteriyor, yatırım yapıyor ve istihdam sağlıyor. İlaç ve finansın yanı sıra sigorta, turizm, gıda ve ulaşım gibi çok sayıda sektörde de güçlü bir varlık söz konusu.


İş birliği için en güçlü alan: Yüksek teknoloji

Scheurer’e göre Türkiye ile İsviçre arasındaki ekonomik ilişki yeni bir evreye giriyor. Büyükelçi, iş birliğinin yalnızca geleneksel sektörlerle sınırlı kalmadığını, özellikle teknoloji odaklı alanların öne çıktığını söyledi.

İsviçre'nin son 15 yıldır küresel inovasyon endekslerinde lider konumda olduğunu hatırlatan Scheurer, iki ülke arasında en güçlü potansiyelin yüksek katma değerli sektörlerde ortaya çıktığını belirtti:

Sağlık teknolojileri (MedTech), temiz teknolojiler (CleanTech), finansal teknolojiler (FinTech), yenilenebilir enerji, hassas mühendislik, akıllı üretim, otomasyon, robotik ve kalite kontrol.

Türkiye'nin de bu alanlarda hızla kapasitesini artırdığına dikkat çeken Scheurer, iki ülke arasında son derece uyumlu bir ortaklık zemininin oluştuğunu vurguladı.  Scheurer, şu değerlendirmede bulundu:

Türkiye bu alanlardaki varlığını hızla genişletiyor ve İsviçre için gerçekten ilgi çekici bir ortak konumuna geliyor. Bu alanlarda işbirliği için büyük bir potansiyel görüyorum.


4 milyar franklık ticaret

Türkiye ile İsviçre arasındaki ticaret hacmi büyümeye devam ediyor. Büyükelçi Scheurer, iki ülke arasındaki ticaretin 2024 yılında 4 milyar İsviçre frangına ulaştığını açıkladı.

Bu rakamın Türkiye’yi İsviçre’nin 16. büyük ticaret ortakları arasında üst sıralara taşıdığını belirten Scheurer, asıl meselenin bu ivmenin nasıl ileri taşınacağı olduğunu vurguladı. Büyükelçi, şunları söyledi:

İsviçre ve Türkiye aynı hedefi paylaşıyor: hem rekabetçi hem sürdürülebilir, geleceğe dönük ekonomiler inşa etmek. Bu ortak vizyon, yeşil teknolojiler, temiz enerji ve döngüsel ekonomi alanlarında iş birliğimizi derinleştirmek için güçlü bir zemin sunuyor.
 

Ortak hedef: Sürdürülebilir ve dirençli ekonomi

Scheurer, iki ülkenin güçlü yanlarının birbirini tamamladığını belirtti. İsviçre'nin inovasyon, temiz teknoloji, hassas mühendislik ve sürdürülebilir finans alanlarında uzun yıllara dayanan birikimini ortaya koyduğunu ifade eden Büyükelçi, Türkiye tarafındaki dönüşümü de kayda değer bulduğunu vurguladı.

Türkiye'nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda güneş, rüzgar ve jeotermal enerjide bölgesel bir lider konumuna hızla yükseldiğini belirten Scheurer, bu eşleşmenin iki ülke için stratejik bir fırsat yarattığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

İsviçre şirketleri inovasyon, temiz teknoloji ve sürdürülebilir finans alanlarında köklü bir uzmanlık getiriyor. Türkiye ise yeşil sanayi tabanını genişleterek güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjide bölgesel lider konumuna geliyor. Güçlerimizi birleştirmek için büyük bir potansiyel var.
 

 

Gelecek vadeden alanlar: hidrojen, akıllı altyapı, sürdürülebilir finans

Büyükelçi, önümüzdeki yıllarda ticaret hacmini yukarı taşıyabilecek somut alanlara da değindi. Yeşil hidrojen, akıllı altyapı ve döngüsel üretim teknolojilerini en umut verici işbirliği başlıkları olarak gören Scheurer, sürdürülebilir finansın bu dönüşümdeki belirleyici rolünün altını çizdi. 

Büyükelçi, İsviçre'nin bu alandaki konumunu şöyle özetledi:

Sürdürülebilir finans bu dönüşümde kilit bir rol oynayacak. İsviçre finans kuruluşları bu alanda sermayeyi harekete geçirmek için zaten aktif biçimde çalışıyor.


Araştırmada köklü ortaklık

İsviçre, inovasyon alanındaki küresel liderliğini Türkiye ile kurduğu akademik ve bilimsel köprülerle de pekiştiriyor. Büyükelçi Scheurer, iki ülke arasındaki araştırma ve inovasyon iş birliğinin uzun soluklu akademik alışverişler ve İsviçre şirketlerinin Türkiye'deki Ar-Ge faaliyetleri üzerine inşa edildiğini belirterek şunları söyledi:

Bu ilişkiler bilimsel bilgi üretimine katkı sağlıyor ve her iki ülkedeki kurumlar arasında inovasyon ortaklıklarını ve ileri düzey araştırma iş birliklerini teşvik ediyor.


Türk üniversiteleri ve araştırma merkezleriyle kurulan güçlü uluslararası ortaklıklara dikkat çeken Scheurer, İsviçre Federal Malzeme Bilimi ve Teknoloji Laboratuvarları'nın (Empa) öncü araştırmalara yaptığı katkıların İsviçre'nin sürdürülebilir ve ileri teknoloji alanındaki liderliğini daha da pekiştirdiğini vurguladı.


ETH Zürih'ten UNAM'a uzanan köprü

İsviçre'nin araştırma ve inovasyonda aşağıdan yukarıya, mükemmeliyetçi ve insan odaklı bir yaklaşım benimsediğini vurgulayan Scheurer, bu stratejinin Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinde güçlü bir karşılık bulduğunu gözlemlediğini söyledi. 

Türkiye'nin üst sıralardaki kurumlarında, Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü (ETH Zürih) ve Lozan Federal Politeknik Okulu (EPFL) gibi İsviçre'nin en prestijli üniversitelerinde araştırma geçmişine sahip profesörlerin kilit pozisyonlarda yer aldığına dikkat çeken Büyükelçi, yakın zamanda yaşanan somut bir gelişmeyi de aktardı:

Çok yakın bir zamanda Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) Direktörü'nü ETH Zürih'teki misafir profesörlük görevi için tebrik etme fırsatı buldum. Bu, iki ülke arasındaki araştırma mükemmeliyetinin ne denli canlı olduğunun somut bir göstergesi.


Sabancı'da bilim diplomasisi

Büyükelçiliğin rolünün bu başarılı iş birliklerine görünürlük kazandırmak ve Türkiye'nin araştırma mükemmeliyetini henüz farkında olmayabilecek İsviçreli paydaşlarla buluşturmak olduğunu vurgulayan Scheurer, somut bir örnek olarak geçen yıl Ekim ayında Sabancı Üniversitesi'nde düzenlenen Cenevre Bilim ve Diplomasi Öngörü Girişimi (GESDA) seminerini gösterdi. 

Cenevre merkezli ve İsviçre Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenen sivil toplum kuruluşu GESDA'yı tanıtan Büyükelçi, kurumun misyonunu şöyle özetledi:

GESDA, bireyleri toplumları, ekonomileri ve küresel yönetişimi dönüştürecek hızlı bilimsel ve teknolojik gelişmelerden yararlanabilecek şekilde donatmayı amaçlıyor. İsviçre’nin bilim, teknoloji ve inovasyon alanındaki uluslararası iş birliklerini destekleyen ağı Swissnex'in desteğiyle Sabancı Üniversitesi'nde bu semineri gerçekleştirmek bizim için çok anlamlıydı.


Türkiye-AB ilişkilerine İsviçre’den değerlendirme

Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine de değinen Scheurer, İsviçre’nin Avrupa’da yer alan ancak AB üyesi olmayan bir ülke olarak yakın iş birliğinin önemini gördüğünü ifade etti. Bu konuda yorum yapmaktan kaçınan Scheurer, "Türkiye-AB ilişkilerine dair soruyu bir Türk diplomatın benden daha iyi yanıtlayabileceğini söyleyebilirim" dedi. 

Üst düzey temsilciler arasında düzenli temasların sürdüğünü söyleyen Scheurer, "Türkiye ile AB arasında üst düzey temsilciler arasında düzenli ve olumlu bir temas görüyoruz. Her iki taraf da mevcut çerçeve içinde iş birliğini hangi alanlarda genişletebileceklerini araştırıyor” diye konuştu. 


Kopenhag kriterleri vurgusu

İsviçre’nin, AB’ye katılacak yeni üyelerin Kopenhag kriterlerine bağlı kalmasına önem verdiğini ifade eden Scheurer, bu yaklaşımın bölgesel etkilerine de değindi:

Avrupa’nın ortasında yer alan bir demokrasi olarak, yeni üyelerin Kopenhag kriterlerine bağlı kalmasını önemli görüyoruz. Bunun bölgesel istikrar ve güvenliği artırmasının yanı sıra ekonomilere de katkı sağlayacağına inanıyoruz.


“Farklılıklar diyalogla aşılabilir”

Türkiye ile İsviçre arasındaki ilişkilere dair değerlendirmesinde Scheurer, iki ülke arasındaki bağların uzun yıllara dayanan güçlü bir zemine oturduğunu ifade etti.  Büyükelçi, "Türkiye ile İsviçre arasındaki ilişkiler güçlü ekonomik bağlara, düzenli siyasi diyaloğa ve canlı insan ilişkilerine dayanıyor” dedi.   

İki ülke arasındaki iş birliğinin ticaret, yatırım, eğitim, inovasyon ve insani alanlar başta olmak üzere geniş bir yelpazeye yayıldığını belirten Scheurer, ilişkilerin çok boyutlu yapısına dikkat çekti.

Zaman zaman farklı görüşlerin ortaya çıkabileceğini kabul eden Scheurer, bunu dostluğun doğal bir parçası olarak değerlendirdi: 

100 yılı aşkın dostluk da bize bunu gösteriyor: Tıpkı diğer iyi dostlar gibi, biz de birbirinin aynı değiliz. Belirli konularda farklı görüş veya tutumlarımız olabilir. Ancak sonuç itibarıyla, farklılıkları yapıcı biçimde ele almak için sağlam bir zemin oluşturan açık ve saygılı diyaloga değer veriyoruz.


Geleceğe dair değerlendirmelerde bulunan Büyükelçi, "Köklü bağlarımızı karşılıklı saygı, ortak değerler ve ortak hedeflerle sürdürebileceğimizi umuyorum. Bu doğrultuda ikili ilişkilerimiz, önümüzdeki yıllarda daha da güçlenecek şekilde iyi bir konumdadır" ifadelerini kullandı.


100 yıllık dostluk, çok boyutlu ilişki

Scheurer, iki ülke arasındaki ilişkileri yakın, çok boyutlu ve üst düzey temaslarla desteklenen bir çerçevede değerlendirdi. 1925'te imzalanan Dostluk Antlaşması ile başlayan ve bir asrı aşkın ortak tarihe dayanan bu ilişkinin; karşılıklı saygı, uluslararası işbirliği ve uluslararası hukuka bağlılık gibi ortak değerler etrafında sürdürüldüğünü vurguladı.

İki ülke arasındaki ilişkinin niteliğini tanımlarken Scheurer şu ifadeleri kullandı:

Türkiye ile İsviçre arasındaki diplomatik ilişkiler yakın, çok boyutlu ve düzenli üst düzey temaslarla şekillenmektedir. Bu ilişki; siyasi, ekonomik, kültürel ve bilimsel alışverişleri kapsıyor.


2025 yılının "dün yenilikçi, bugün yenilikçi, yarın da yenilikçi" temasıyla yüzyıllık dostluğu kutlamak amacıyla özel etkinliklere sahne olduğunu aktaran Scheurer, bu temelin 2026 boyunca da süreceğini belirtti.


Ekonomik ilişkilerde yeni ivme

İsviçre Federal Konseyi üyesi ve Ekonomi, Eğitim ve Araştırma Bakanı'nın geçtiğimiz aylarda yüksek düzeyli bir iş heyetiyle Türkiye'yi ziyaret ettiğini ve Türk-İsviçre Ekonomik Forumu'na katıldığını aktaran Scheurer, Mayıs 2026'da İstanbul'da gerçekleşecek Karma Ekonomik Komisyon toplantısının bu sürecin teknik ayağını oluşturacağını söyledi. Toplantının ticaretteki engelleri masaya yatırmak için kritik bir zemin hazırlayacağına dikkat çeken Büyükelçi sözlerini şöyle sürdürdü:

Mayıs 2026'daki Karma Ekonomik Komisyon toplantısı, ticareti artırmanın ve İsviçreli ile Türk şirketlerinin önündeki engelleri kaldırmanın yollarını ele almak için önemli bir fırsat sunacak.
 

2026'da yoğun diplomatik takvim

Büyükelçi, 2026 yılı gündeminde birçok üst düzey etkinliğin yer aldığını aktardı. Nisan'daki OECD Beceri Zirvesi ve Antalya Diplomasi Forumu'nun ardından Ekim'de Uluslararası Havacılık Konferansı, Kasım'da ise yine Antalya'da COP31'in gerçekleşeceğini belirtti. İnovasyon, araştırma ve eğitimi yıl boyunca öncelikli tema olarak belirlediğini vurgulayan Scheurer, göreve geldiği günden bu yana taşıdığı hedefi ise doğrudan dile getirdi:

Göreve geldiğim günden bu yana ve görev süremin geri kalanında, mevcut tüm bu bağları güçlendirmek ve modernize etmek istiyorum; ekonomi, yatırım ve kültürel alışveriş alanlarında.


Türk hukukuna İsviçre'nin izleri

Scheurer'in özellikle durduğu konu ise hukuk alanındaki köklü bağ oldu. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun her ikisinin de büyük ölçüde İsviçre hukukundan ilham aldığını hatırlatan Büyükelçi, bu tarihsel bağın 2026'da 100. yılını dolduracağını belirtti. Yıl dönümünün yalnızca sembolik bir kutlama olmayacağını vurgulayan Scheurer, somut planlarını aktardı:

2026'da Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun kabulünün 100. yılını gururla kutluyoruz. Bu vesileyle hukuk uzmanları arasında tartışmalar düzenleyecek ve temaya uygun kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacağız.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU