Kafkaslar'da kritik eşik: Ermenistan seçimlere gidiyor

Yusuf Yasamanlı Independent Türkçe için yazdı

Ermenistan parlamento seçimleri resmen 7 Haziran'da yapılacak / Fotoğraf: The Armenian Report

Ermenistan halkı 7 Haziran’da sandığa gidiyor. Halk bu seçimde sadece kendisini yönetecek hükümeti seçmeyecek. Aynı zamanda ülkenin konumlanacağı ekseni de belirlemiş olacak.

Çünkü Ermenistan artık bir yol ayrımında. Ya yönünü Avrupa’ya dönmüş, mâzideki vakaları reel politiğin gereği bir kenara bırakıp, komşularıyla iyi geçinmeye çalışan Paşinyan’ı seçecek ya da Ermeni diasporasının fantezilerini ve de Rusya’nın beklentilerini karşılamaya çalışan diğer adaylara yönelecek.

Adayların desteklenme durumuna bakıldığında, EVN Report ve Armenian Election Study (ArmES) tarafından Nisan-Mayıs aylarında yürütülen seçmen davranışı araştırması yapıldı.

Araştırma sonuçlarına göre iktidardaki "Sivil Sözleşme" partisi (Nikol Paşinyan) seçim yarışında ana rakiplerini önemli bir farkla geride bırakıyor.

Bununla birlikte, parti henüz parlamentoda tek başına hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu sağlayamıyor.

Ankete katılanların oy verme niyetine göre:

  • "Sivil Sözleşme" Partisi (Nikol Paşinyan) — yüzde 32,5;
  • "Güçlü Ermenistan" Partisi (Samvel Karapetyan) — yüzde 10,1;
  • "Ermenistan İttifakı" — yüzde 4,4;
  • "Müreffeh Ermenistan" Partisi — yüzde 3,4

desteğe sahip olduğu görülüyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Anketin en dikkat çekici noktalarından biri kararsız seçmenlerin yüksek oranıdır. Şu anda seçmenlerin yüzde 39,5’i hangi siyasi güce oy vereceğine karar vermemiştir.

Hükümeti kuracak kişinin 101 sandalyelik Ermenistan Meclisi’nde yüzde 50’nin üzerine çıkıp çoğunluğu elde etmesi gerekmektedir. Ermenistan Parlamentosu zaman zaman 101 üyenin üzerine çıkmakla birlikte, azınlıklara ayrılmış 4 sandalye de mevcuttur (Süryaniler, Kürtler, Ruslar ve Yezidiler).

Bakıldığında kararsızlar dağıtıldığı zaman, Paşinyan’ın partisi çoğunluğu tek başına elde edemese de iktidar için en bariz aday konumundadır.

Ancak Rus yanlısı iş insanı Samvel Karapetyan öncülüğündeki “Güçlü Ermenistan” Partisi, Batı ve münhasıran Türkiye-Azerbaycan karşıtlığı üzerinden ciddi bir ivme yakalamış durumda.

Nitekim Karabağ'ın tamamen Ermenistan kontrolünden çıkmış olması, belli bir kitleyi Paşinyan karşıtlığında konsolide etmektedir.

Samvel Karapetyan ise bu durumu kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır.


Moskova’nın tavrı

Sovyetler Birliği her ne kadar dağılmış olsa da, Rusya o kompleksi aşamamış durumda. Hâlen daha Sovyetlerden ayrılan devletleri arka bahçesi olarak görüyor.

Şüphesiz Ermenistan bu durumun en bariz numunesidir. Ve bugün daha iyi anlaşılıyor ki, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki “Karabağ” ihtilafının nedenlerinden biri de, Rusya’nın uzun vadede bu ülkeler üzerinde nüfuz sahibi olması içindir.

Rusya son yıllara kadar kendisine müzahir Ermenistan’a daha yakın olsa da, özellikle 2018’de iktidara gelen Paşinyan’ın Rusya’nın ekseninden çıkarak Avrupa Birliği ve ABD ile münasebetleri geliştirme çabaları Moskova’yı rahatsız etmişti.

Nitekim 2020 ve 2023 Dağlık Karabağ çatışmaları sürecinde Ermenistan’a karşı mesafeli durup Azerbaycan’ın elini güçlendirmişti.

Bu süreçte Türkiye’nin siyasi ve diplomatik etkisi olsa da, asıl faktör Moskova’nın Erivan’ı cezalandırma politikasıdır.

Hatta Haziran 2025’te Nikol Paşinyan hükümetini devirmeyi amaçlayan ve Rusya bağlantılı olduğu iddia edilen bir darbe planı ortaya çıkarılmıştı.

Söz konusu şüphelilerin 2024 yılında Rusya’da özel askeri eğitim aldıkları ve bu süreçte darbe planladıkları öne sürülmüştü.

Gelinen noktada Rusya’nın baskıları Ermenistan’ı yanına çekmekten ziyade, Batı bloğuna daha da itmekte. Ne var ki Batı bloğu da bu durumu en iyi şekilde değerlendirmekte.

AB daha önce Moldova’da yaptığına benzer bir süreci Ermenistan’da da başlatmış durumda. İş öyle bir seviyeye geldi ki, bir ilk yaşandı.

4-5 Mayıs 2026 tarihinde Erivan’da, Antonio Costa ve Nikol Paşinyan’ın eş başkanlığında AB-Ermenistan Zirvesi gerçekleştirildi.

Zirvede Ermenistan’ın AB ile ilişkilerini derinleştirme hedefi ve üyeliğe giden yol desteklenirken, ekonomik entegrasyon ve bölgesel istikrar konuları ele alındı.

Moskova bu gelişmelerden de açıkça rahatsız oldu. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova, Ermenistan’ın “AB’nin anti-Rus yörüngesine sürüklendiğini” belirterek bunun ekonomik ve siyasi sonuçları olacağı uyarısında bulundu.

Moskova mutlak surette Paşinyan’ın gitmesi için çalışıyor. İsveç medyasında gizli bir belge ortaya çıktı.

İsveç medya kuruluşu Blankspot’un yayımladığı bir Rus gizli belgesine göre Rusya, Paşinyan hükümetinin popülaritesini düşürmek için manipülasyon ve toplumsal mühendislik planları yapıyor.

Ermenistan basınından Armenpress’te bu gizli belgeyi haberleştirdi.


Ermeni diasporasının konfor alanı

ABD, Rusya ve Fransa başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde etkinlik gösteren bu yapı, Ermenistan lehine faaliyetlerde görülse de, Ermenistan’ın aleyhine olan birçok gelişmeye de neden olmuştur.

Diaspora lobi gücüyle 1915 Olaylarını birçok ülkeye “soykırım” olarak kabul ettirmiştir.

Ancak gelin görün ki, burada da saha gerçekliğinde Ermenistan’a pek fayda getirdiği söylenemez.

Bu durum Ermenistan’ın komşuları Türkiye ve Azerbaycan’la çatışma içerisinde bölgesel bir ablukada kalmasına neden olmuştur.

Bu diaspora lobisi, hâlihazırda Türkiye-Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine de karşı çıkmaktadır.

Bu yapı tam manasıyla hariçten gazel okumaktadır. Dünyanın en müreffeh ülkelerinde hayatlarını sürdürürlerken, çeşitli faaliyetleriyle Ermenistan halkına çatışma, çözümsüzlük ve yoksulluk dışında başka bir şey getirmiyorlar.

Hatta bu hususta Ermenistanlı bir milletvekili yakın zamanda şöyle bir ifadede bulunmuştu:

Ermenistan diasporası adıyla anılan ve çoğu Ermenistan’da yaşamayan Ermeniler, Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşmeden sonra Fransa, ABD, Rusya gibi ülkelerden para yardımı alamayacakları için kızgınlıklarını bildiriyor.

Aslında Ermenistan halkının komşularıyla normalleşmeye, ticaret yapmaya, refah kazanmaya ön şartsız karşı çıkan bu diasporaya şu soruları yöneltmesi gerekir:

  • Savaş zamanı bizimle birlikte cephede savaştınız mı ya da savaşacak mısınız?
  • Müreffeh ülkelerdeki maddi zenginliğinizi, bu uğurda kaybettiğimiz refahın tanzimi için harcadınız mı ya da harcayacak mısınız?
  • Tarihsel iddiaların yükünü biz çekerken, pazarlığını neden siz yapıyorsunuz?


Ermenistan’ın saadeti için neden Paşinyan?

Ermenistan, kurulduğundan bu yana Rusya’nın tesiri altında ve diasporanın yönlendirmesiyle hareket ediyordu.

Bu durumun Ermenistan’ı getirdiği safha ortada. Gerek komşularıyla kanlı bıçaklı olması, gerekse âdeta depresyondaymış gibi geçmiş vakalara takılıp önüne bakamamasından dolayı herhangi bir gelişme kaydedemedi.

Bu durumun tabi sonucu olarak halk ciddi manada yoksulluk ve ekonomik zorluklarla boğuşmak durumunda kaldı.

2018’de “Kadife Devrim”le başa gelen Paşinyan, seleflerinden farklı bir siyaset izleme yoluna gitti.

Diğerlerinden farklı olarak Avrupa’yla ilişkileri geliştirmek üzerine stratejiler izledi.

Akabinde “Karabağ Savaşı”yla Azerbaycan’la arasındaki ihtilaflı bölge (Karabağ) Ermenistan’ın elinden çıktı.

Şartlar öyle bir yere geldi ki Paşinyan fiili durumu kabul etti. Öyle ki Paşinyan, bütün tehdit ve baskılara rağmen devrimsel bir tavırla Azerbaycan’ın “Karabağ” üzerindeki egemenliğini tanıdı ve Ermenistan devletinin haritalarına işledi.

Aynı şekilde devrimsel bir çıkışla Paşinyan, Türkiye sınırları içerisinde kalan toprakların (Batı Ermenistan) talep edilmesinin ve "kaybedilmiş ana vatan" arayışının Ermenistan'ın devlet olarak varlığını tehlikeye atabileceğini vurgulamasının yanı sıra; uzaktaki ülkelerin 1915 olaylarını soykırım olarak tanımasının Ermenistan'a güvenlik veya barış getirmediğini; Ermenistan'ın geleceğinin mevcut kendi sınırları içerisinde ve komşularıyla kurulacak iyi ilişkilerde yattığını belirtmiştir.

Dahası Ermenistan, Azerbaycan’la ateşkesin yanı sıra, 8 Ağustos 2025 tarihinde Washington’da ABD Başkanı Trump’ın riyasetinde, Bakü ile Erivan arasında 37 yıldır süren Dağlık Karabağ çatışmasını sona erdirmek ve Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında fiziki bağı sağlama amacıyla kurulan “Zengezur Koridoru”nun statüsünü belirlemek üzere anlaşmaya vardı.

Bütün bu gelişmelerin yanı sıra Paşinyan liderliğindeki Ermenistan, bir taraftan da Ankara ve Bakü’yle eş zamanlı olarak normalleşme adımlarını da sürdürdü. Son dönemde bu hususta müspet gelişmeler yaşandı.

Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik temaslar en üst seviyeye çıktı. Beraberinde yaklaşık 33 yıldır kapalı olan Türkiye ve Ermenistan sınır kapılarının açılması için siyasi iradenin yanı sıra teknik çalışmalar da başlatıldı. Hatta mevcut demiryollarının modernizasyon çalışmaları için somut adımlar atılmaya başlandı.

Aynı şekilde Azerbaycan’dan Ermenistan’a sınır ötesi ticaretle yakıt sevkiyatı başladı. Şüphesiz bu gelişmeler artarak devam edecektir.

Bütün bu gelişmelerin ışığında Ermenistan’ın huzuru, refahı ve bölgenin selameti açısından Paşinyan’ın tekrar seçilmesi mutlak surette elzemdir.

Çünkü Paşinyan saha gerçekliğini ve realiteyi gördü. Dost görünenlerin aslında ülkesine pek fayda sağlamadığını gördü.

Ülkesinin refahı ve güvenliği için geçmiş travmaları bir kenara bırakıp gelecek perspektifiyle hareket etmesi gerekliliğini anladı.

Dahası komşularıyla çatışmak yerine kazan-kazan iş birliklerinin daha kıymetli olduğunu kavradı.

Şayet Paşinyan tekrar seçilir, mevcut politikalarını sürdürürse; Ermenistan AB’nin yanı sıra komşuları Türkiye ve Azerbaycan’la geliştireceği ilişkilerle, bölgedeki yeni fırsatlarla birlikte ekonomi, eğitim, turizm ve diğer alanlarda çok ciddi ilerlemeler kaydedebilir.

Ancak Paşinyan bütün bu adımları atarken Ukrayna örneğinden ders çıkararak hareket etmeli. AB’yle münasebetleri ve diğer politikalarında muhakkak Moskova’yı gözetmeli ve sabırla hareket etmesi gerekiyor.

Çünkü bu coğrafyada “ben yaptım oldu” nevinden ani manevraların çok ciddi sonuçları olabiliyor.

Ne güzel ifade etmiş Ziya Paşa:

Erişir menzil-i maksûduna âheste giden, Tîz-reftâr olanın pâyine dâmen dolaşır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU