Putin'in 9 Mayıs ateşkesi: Barış hamlesi mi, Zafer Günü sahnesi mi?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

29 Nisan’da Washington-Moskova hattında yapılan telefon görüşmesi sonrası Vladimir Putin’in 9 Mayıs için kısa süreli ateşkes fikrini gündeme getirmesi, Ukrayna savaşında diplomasinin yeniden konuşulduğu izlenimini verdi. İlk bakışta kulağa umut verici gelebilir. Dört yılı aşan savaşın ortasında bir gün bile silahların susması elbette kıymetli görünür.

Ancak bu takvim rastgele seçilmiş bir takvim değil. 9 Mayıs, Rusya’da Nazi Almanyası’na karşı zaferin kutlandığı en güçlü siyasal hafıza günlerinden biri. Putin’in önerisi bu yüzden savaş alanından çok Kızıl Meydan’ın anlam dünyasına değiniyor.

Burada barış ile sahne arasındaki farkı iyi görmek gerekiyor. Zira bir ateşkes, cephede can kurtarmak için yapılırsa başka bir anlam taşır; törensel bir güne gölge düşmesin diye önerilirse bambaşka bir anlam taşır. Ukrayna’nın kısa süreli öneriye mesafeli yaklaşması da tam olarak bundan kaynaklanıyor.


Tören için susan silah barış getirmez

Rusya’nın 9 Mayıs için istediği ara, savaşın gerçek ağırlığı düşünüldüğünde çok sınırlı bir süreye işaret ediyor. Ukrayna tarafı ise birkaç saatlik ya da 1 günlük sessizlikten ziyade daha uzun, denetlenebilir ve güvenlik garantisi sunan bir duraklama istiyor. Bu nedenle Kiev’in 30 günlük ateşkes fikrine yönelmesi şaşırtıcı görünmüyor.

Kısa ateşkesler savaşlarda bazen nefes aldırır; yaralıların tahliyesi, esir takası ve sivillerin güvenli bölgeye geçişi için anlamlı olabilir. Ancak burada önerinin insani niteliğinden çok sembolik değeri öne çıkıyor. Putin 9 Mayıs’ı sadece bir anma günü olarak kullanmıyor; o günü adeta Rusya’nın savaş anlatısını ayakta tutan ana sütunlardan biri hâline getiriyor.

Zafer Günü, Rus halkı için tarihi bir yas ve gurur günü. Sovyetler Birliği’nin İkinci Dünya Savaşı’nda ödediği ağır bedel, toplumun hafızasında çok derin bir yer tutuyor. Putin yönetimi ise bu hafızayı bugünkü savaşı meşrulaştıran bir siyasî dile dönüştürüyor.

Bu yüzden 9 Mayıs ateşkesi, “barışa giden küçük adım” kadar “Moskova’daki sahnenin korunması” anlamına da geliyor. Kızıl Meydan’da düzenlenecek törenin drone saldırısı, siren ya da askerî zaaf görüntüsüyle anılması Kremlin için ağır bir imaj kaybı olurdu. Putin’in hesabında cephedeki sessizlik kadar kameraların ne göstereceği de oldukça önemli.


Kızıl Meydan’ın gölgesinde savaş

Bu yılki törenin geçmiş yıllara göre daha sınırlı yapılacak olması zaten başlı başına dikkat çekici. Moskova’daki 9 Mayıs geçit töreninde uzun yıllar boyunca tanklar, füze sistemleri ve ağır askerî araçlar Rus gücünün vitrini olarak kullanıldı. Bu kez askerî araçların yer almayacak olması, savaşın Rusya içine taşıdığı baskıyı görünür kılıyor.

Bu noktada mesele yalnızca güvenlik endişesiyle açıklanamaz. Ukrayna’nın son dönemde Rusya içindeki petrol tesislerine ve lojistik altyapıya yönelik saldırıları, savaşın Moskova’nın zihnindeki uzak cephe görüntüsünü zayıflattı. Artık savaş, Donbas hattında kalan bir çatışma olmaktan çıkıp Rus ekonomisinin damarlarına, limanlarına, rafinerilerine ve sembolik tören alanlarına uzanan bir baskıya dönüştü.

Kremlin bu baskıyı “terör faaliyeti” ifadesiyle anlatıyor. Kiev ise Rusya’nın savaş kapasitesini, enerji gelirlerini ve askerî lojistiğini hedef aldığını savunuyor. 

İki tarafın kullandığı dil farklı; ancak görünen gerçek şu: Savaş artık sadece cephedeki siperlerde yaşanmıyor. Bununla birlikte yakıt depolarında, limanlarda, hava savunma sistemlerinde ve tören hazırlıklarında da oldukça yoğun şekilde hissediliyor.

Bu nedenle Putin’in kısa ateşkes önerisini Moskova’nın kırılganlığından ayrı okumamak gerekir. Kızıl Meydan’ın güven içinde kalması sadece bir protokol meselesi değil. Rusya açısından bu görüntü, içeride “devlet kontrolü kaybetmedi” mesajının bir parçası niteliğinde.

Üstelik Rusya’nın iç cephesinde savaşın yükü artık daha belirgin bir şekilde hissediliyor. Seferberlik baskısı, bütçe harcamaları, sınır bölgelerindeki alarm hâli ve şehirlerin hava savunma sistemleriyle yaşamaya alışması, Kremlin’in topluma sunduğu normalleşme duygusunu zorluyor. Bu yüzden 9 Mayıs sadece dışarıya verilen bir mesaj olmakla kalmayıp içeride yorgunluğun üstünü örten büyük bir siyasal perdeye de dönüşüyor.

Putin’in ihtiyaç duyduğu şey uzun savaşın Rus toplumunda ürettiği sessiz soruları birkaç saatliğine geri plana itmek. Kızıl Meydan’da disiplinli kortejler, marşlar ve tarihî semboller görüldüğünde, cephedeki maliyet daha yönetilebilir bir hikâyeye bağlanıyor. Bu da ateşkes önerisinin neden askerî anlamından çok siyasal görüntüsüyle öne çıktığını anlatıyor.


Zelenski neden uzun ateşkes istiyor?

Zelenski’nin kısa süreli öneriye temkinli yaklaşmasının nedeni Ukrayna’nın savaş boyunca benzer taktiklere alışmış olması aslında. Geçen yıl da benzer bir 72 saatlik ara gündeme gelmiş ve Kiev bunu güvenilir bulmamıştı. Çünkü cephedeki ateşkeslerin anlamı imzalandığı saatten çok sahada nasıl denetlendiğiyle ölçülür.

Kiev açısından birkaç saatlik sessizlik, Rus birliklerinin yeniden mevzilenmesi, mühimmat ikmali veya diplomatik baskıyı yumuşatma amacıyla kullanılabilir. Bu ihtimal gerçek olduğu için Ukrayna uzun, izlenebilir ve ihlal durumunda siyasî bedeli olan bir ateşkes istiyor. Yani Kiev “silahlar sussun” fikrine kapalı değil sadece ateşkesin tören süsüne çevrilmesine itiraz ediyor.

Burada savaş yorgunluğunu da görmek lazım. Ukrayna toplumu, 4 yılı aşan bombardıman, göç, kayıp, enerji kesintisi ve askerî seferberlik baskısıyla ve bir de bu durumun ekonomik ağırlığıyla yaşıyor. 2026 yılının ilk 3 ayında sivil kayıpların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artması, savaşın insani maliyetinin hâlâ yükseldiğini gösteriyor.

Bu şartlarda gerçek bir ateşkes fikri Ukrayna için de bir ihtiyaç. Ancak gerçek ateşkes, bir günlüğüne kameraların susması anlamına gelmez. Sınırları belli, tarafların yükümlülükleri açık, ihlali ölçülebilen ve sivillerin hayatına dokunan bir mekanizma gerekir.

Putin’in önerisi ise bu şartları taşımaktan çok Moskova’nın tarihî günüyle uyumlu bir siyasal jest gibi duruyor. Üstelik bu jestin Trump’la yapılan görüşmenin ardından gündeme gelmesi, Washington’u sürecin merkezine çekme amacını da gösteriyor. Kremlin, Kiev’i doğrudan ikna etmekten ziyade Washington üzerinden baskı üretmeyi tercih ediyor gibi görünüyor.

Ukrayna için 30 günlük önerinin başka bir anlamı daha var. Daha uzun bir ara cephe hattındaki gerçek niyetleri ortaya çıkarır. Örneğin; kim ikmal yapıyor, kim mevzi değiştiriyor, kim sivilleri tahliye ediyor, kim saldırı hazırlığını sürdürüyor, bunların hepsi çok daha net görünür. Kısa ateşkes ise bu ayrıntıları ölçmeye fırsat vermeden biten bir diplomatik parantez olarak kalabilir.

Bu yüzden Kiev’in talebi sadece bir süre meselesi gibi okunmamalı. Ukrayna, ateşkesi sahada anlamı olan bir güvenlik düzenine çevirmek istiyor. Moskova ise takvimi dar tutarak hem Zafer Günü’nü korumaya hem de Batı kamuoyuna “barışa açık taraf” görüntüsü vermeye çalışıyor.


Trump faktörü ve müzakere baskısı

Trump’ın savaşı bitirme iddiası, bu tür kısa önerilere özel bir siyasi değer kazandırıyor. Moskova açısından Washington’un sürece dahil olması, Kiev’in manevra alanını daraltabilecek bir unsur. Zira ABD iç siyasetinde savaşın maliyeti, yardım paketleri ve Avrupa’nın payı tartışıldıkça Ukrayna üzerindeki müzakere baskısı artıyor.

Putin’in de bunu çok iyi okuduğunu görüyoruz. Kısa bir ateşkes önerisi, Batı kamuoyuna “Moskova konuşmaya hazır” görüntüsü verebilir. Kiev kabul etmezse “barışı istemeyen taraf” gibi gösterilmeye çalışılabilir; kabul ederse Rusya 9 Mayıs’ı güvenli biçimde geçirir ve sahada büyük taviz vermeden diplomatik puan toplar.

Bu durum savaşın en eski yöntemlerinden biridir. Bir taraf taktik bir öneriyi ahlaki bir sınav gibi sunar. Karşı taraf önerinin içeriğini sorguladığında ise barışa mesafeli görünme riskiyle karşılaşır. Zelenski’nin bu yüzden ayrıntı istemesi son derece bilinçli bir hamle.

Avrupa açısından da bu gelişme rahatlatıcı bir işaret sayılmamalı. Çünkü kısa süreli ateşkesler çoğu zaman savaşı bitirmez; sadece savaşın ritmini değiştirir. Gerçek barış arayışı için sınır güvenliği, işgal altındaki bölgeler, esirler, enerji altyapısı, güvenlik garantileri ve yaptırımlar gibi ağır dosyaların masaya gelmesi gerekir.

Bugün ortada bu ağırlıkta bir müzakere zemini görmüyoruz. Daha çok, tarafların birbirlerini diplomatik pozisyona zorladığı bir propaganda-diplomasi karışımı var. Putin’in 9 Mayıs hamlesi de bu karışımın en simgesel örneği.

Avrupa başkentleri açısından ise asıl sıkıntı, Washington ile Moskova arasında kurulacak her hızlı temasın Kiev’in güvenlik hesabını ikinci plana itme ihtimali. Savaşın maliyetini Ukrayna ödüyor olsa da, barışın dili çoğu zaman daha büyük başkentlerde kuruluyor. Bu durum Kiev’in cephede direnmesinin yanı sıra diplomatik alanda da sürekli tetikte kalmasını zorunlu kılıyor.

Ukrayna savaşının artık sadece cephede kimin ilerlediğiyle anlaşılacak bir savaş olmaktan çıktığını ifade edebiliriz. Hangi tarafın dünyaya kendisini barış isteyen aktör olarak gösterebildiği, hangi liderin kendi halkına kontrol duygusu verebildiği ve hangi başkentin savaş yorgunluğunu daha iyi yönettiği de sonucu önemli ölçüde etkileyecek.

Bu nedenle 9 Mayıs ateşkesi, barışa açılan kapıdan çok savaşın sahne arkasını gösteren bir işaret gibi okunmalı. Putin, Zafer Günü’nde Rusya’nın hâlâ güçlü, kontrollü ve tarihsel misyonuna bağlı göründüğü bir fotoğraf istiyor. Zelenski ise o fotoğrafın arkasında devam eden bombardımanı, insani kaybı ve cephe hesaplarını görünür kılmaya çalışıyor.

Dolayısıyla bu süreçte belirleyici olan şey 9 Mayıs’ta silahların birkaç saat susup susmaması olmayacak. Eğer bu kısa ara 30 günlük denetlenebilir bir sürece, esir takasına, sivil tahliyeye ve enerji altyapısının korunmasına uzanmazsa geriye sadece Kızıl Meydan’da iyi ayarlanmış bir sessizlik kalır. O sessizlik de savaşın bittiğini anlatmaz; savaşın artık tören takvimine bile sığdırılmaya çalışıldığını gösterir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU