İran'ı perde arkasından yöneten General Ahmed Vahidi'nin portresi

Faik Bulut Independent Türkçe için yazdı

Ahmed Vahidi, yeni "gölge lider" olarak görülüyor

Ahmed Vahidi, İran’ın askeri ve siyasi makamlarının tepesindeki kilit şahsiyet olup genelde iç ve dış operasyonların hem mimarı hem de beyni konumundaki bir zat olarak bilinir. Rivayet odur ki fiili olarak ülkenin idaresini yürütmekte olan Pasdaran (Devrim Muhafızları) ordusuna komutanlık yapması sıfatıyla büyük meselelerde karar veren önemli yetkililerden biridir. O kadar ki, İsrail saldırısında isabet alıp ayakları ve yüzünden yaralanan ve bu yüzden kamuoyu önünde görünmeyen (yaklaşık iki ay önce yine İsrail saldırısı sonucu katledilen dini-siyasi lider Mürşit-Rehber Ali Hamaney’in oğlu) Mücteba’nın başında bulunduğu Velayet-i Fakih makamını da Ahmed Vahidi temsil etmektedir. Bu da demektir ki, bahsi geçen şahıs gücünü Pasdaran’dan almaktadır. (Bkz. https://www.youtube.com/watch?v=abxhWEwaj5A)

Pretoryen kelimesinin kökeni Antik Roma’ya dayanır ve imparatoru koruyan seçkin muhafız birliklerini (Praetorian Muhafızlar) ifade eder. Günümüzde ise ordunun veya silahlı bir gücün siyasi iktidar üzerinde baskı kurduğu, yönetimde sözünün geçtiği veya hükümetleri devirebilecek nüfuza sahip olduğu rejimler için ‘pretoryen devlet/cumhuriyet’ ifadesi kullanılmaktadır. Vahidi de bu haliyle artık Pretoryen bir rejimin simgesel başkomutanı sayılmalıdır.

1979 devriminden sonra kurulan Pasdaran ordusunun, yıllar içinde yalnızca askeri değil; ekonomik, istihbari ve siyasi alanlarda da etkisini genişlettiği ifade ediliyor. Bugün ise bu yapının, devletin geleneksel kurumlarını gölgede bırakarak doğrudan karar alma süreçlerinde belirleyici hale geldiği belirtiliyor. Washington merkezli bir düşünce kuruluşunda uzman olarak çalışan İran kökenli ABD vatandaşı Khosro (Hosro) İsfahani’ye göre de:

Mücteba Hamaney yalnızca sembolik bir isimdir. Karar mekanizması üzerinde etkisi yoktur. İran’daki asıl yönetim Devrim Muhafızları çevresinde şekillenmektedir.


Yeni Delhi merkezli India Today analizine bakılırsa, General Ahmed Vahidi sistem içindeki etkisini giderek artırmaktadır. Sadece askeri operasyonlarda değil, ateşkes süreçleri ve stratejik karar alma mekanizmalarında da belirleyici bir figür olduğu ifade edilmektedir. Uzmanlara göre Vahidi ve çevresindeki güvenlik ağı, İran diplomasisinin kırmızıçizgilerini de şekillendirmektedir.” (bkz. https://www.sde.org.tr/haber/hint-medyasinda-dikkat-cekici-iran-yorumlari-artik-yuce-lider-etkili-degil-mi-iran-da-kritik-kararlari-kim-veriyor-haberi-64375)

Biz Vahidi’nin biyografik ve siyasi serüvenine en başından başlamak isteriz: 
 

Askeri ve istihbarat becerisiyle dikkat çekiyor
Askeri ve istihbarat becerisiyle dikkat çekiyor

 

Ahmed Vahidi’nin hayat hikâyesi

Vahid Şahçeraği (Farsça وحید شاه‌چراغی) daha çok Ahmed Vahidi (أحمد وحيدي) olarak bilinmektedir. 1958 yılında Şiraz şehrinde doğmuştur. Elektronik alanında lisans, endüstri mühendisliği alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. İmam Sadık Üniversitesi’nden Stratejik Araştırmalar alanında doktora derecesi almıştır.

Sivil eğitimden sonra askeri hiyerarşinin basamaklarında hızla yükselen Vahidi 1979 yılında Pasdaran saflarına katılmış; 1981 yılında, dönemin Pasdaran komutanı Muhsin Rızai’nin istihbarat işlerinden sorumlu yardımcısı olarak atanmış; aynı yıl Balaal üssünün komutanlığına da getirilmiştir. 1983 yılında, İran dışında yürütülen operasyonlardan sorumlu ve gayrinizami harp ile askerî istihbarat faaliyetlerinde uzmanlaşan Vahidi Devrim Muhafızları ordusunun özel bir birimi sayılan Kudüs Gücü’ne katılmış ve Tuğgeneral rütbesiyle taltif edilmiştir.

1997 yılında Savunma Bakanlığına bağlı plan ve program daire başkanı Ali Şemhani’nin yardımcısı olarak görevlendirilmiştir. (bkz. https://www.aljazeera.net/encyclopedia/2026/3/1/)

Vahidi, Mustafa Muhammed Neccar’ın savunma bakanı olması üzerine 2005 yılında onun yardımcısı olarak tayin edildi. Bu görevini 2009 yılına kadar sürdürdü. 3 Eylül 2009-15 Ağustos 2013 yılları arasında dönemin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad hükûmetinde Savunma Bakanı olarak görev yaptı. Ağustos 2016’dan 2021’e kadar Yüksek Milli Savunma Üniversitesi’nin rektörlüğünü yürüttü.

2021-2024 yılları arasında İçişleri Bakanı olması nedeniyle Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesiydi. Haziran 2025’te İran’a yönelik İsrail saldırıları sırasında Hüseyin Selâmi’nin ölümünün ardından, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun geçici başkomutanı olarak atandı.

Aralık 2025’te Muhammed Pakpur’un İran’a yönelik İsrail ve ABD saldırılarında hayatını kaybetmesine kadar İran Devrim Muhafızları Ordusu komutan yardımcılığını yürüttü. 1 Mart 2026 tarihinde aynı ordunun başkomutanı oldu. Kendisi ülkenin önemli bir generali sayılmaktadır. 
 

Ahmed Vahidi sertlik yanlısı olarak tanımlanıyor
Ahmed Vahidi sertlik yanlısı olarak tanımlanıyor

 

Tartışma ve suçlamaların merkezindeki isim 

1994 yılında Arjantin’in başkenti Buenos Aires’teki Yahudi kültür merkezi olan AMIA binasının bombalanması sonucu biri bombacı olmak üzere toplam 86 kişi ölmüş ve 300’den fazla insan yaralanmıştı. Olayla bağlantılı olarak 2007 yılında INTERPOL tarafından Vahidi hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. Zira kendisi, saldırı sırasında İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü olarak bilinen özel biriminin komutanı olarak görev yapmaktaydı. 

Terörizm ve nükleer silahların yayılması faaliyetlerine karıştığı iddiasıyla Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından yaptırım listesine alınan Vahidi söz konusu bombalı saldırı nedeniyle aranan beş İranlıdan biriydi. İran, olayla herhangi bir ilgisi olduğunu reddederken, Arjantinli savcılar Vahidi’yi saldırının planlanması ve gerçekleştirilmesine katılmakla suçlamaktaydı.

Haziran 2010’da, ABD hükûmeti tarafından kara listeye alınmıştır ki bu tedbir, kitle imha silahlarının yayılmasına katkıda bulunan kişi ve destekçilerinin mal varlıklarını dondurmayı ve böylece onları ABD’nin finansal ve ticari sistemlerinden izole etmeyi amaçlamaktadır.

Vahidi Mayıs 2011’de, Bolivya’ya resmi bir ziyarette bulundu. Haziran ayında Bolivya, bu tartışmalı şahsiyetin ülkeyi ziyaret etmesi nedeniyle Arjantin’den özür diledi ve kendisinin derhal ülkeden ayrılacağını açıkladı.

Ağustos 2021’de Vahidi yeni seçilen Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi tarafından İçişleri Bakanı olarak atandı. Bu atama, 1994 AMIA hadisesindeki rolü nedeniyle Arjantin’in tepkisini çekti. Arjantin Dışişleri ve İbadet Bakanlığı, bu tayin olayını “Arjantin’e hakaret ve saldırının mağdur ailelerine yönelik bir darbe” olarak nitelendirdi. Los Angeles merkezli Simon Wiesenthal Center’ın yayımladığı açıklamada da bu atamanın saldırı mağdurlarının aileleri açısından bir gerileme olduğu ifade ediliyordu.

Nisan 2024’te Arjantin Ceza Mahkemesi (Yargıtay), saldırının İran tarafından planlandığına ve İran destekli Hizbullah tarafından gerçekleştirildiğine hükmetti. Arjantin Dışişleri Bakanlığı, Mayıs ayında Vahidi’nin tutuklanması için İNTERPOL tarafından kırmızı bülten çıkarıldığını resmen duyurdu. Bu bültende, Vahidi’nin ağırlaştırılmış cinayet davası ve mala zarar verme suçlamalarıyla Arjantin tarafından arandığı belirtilmektedir. Kendisi halen terörizm ve nükleer silahların yayılması faaliyetlerine karıştığı iddialarıyla ABD ile Avrupa Birliği tarafından uygulanan yaptırımlara tabidir.


İktidar mücadelesinin gölge figürü 

ABD’de yayımlanan tabloid formatındaki günlük gazete The New York Post, İran’da son haftalarda yaşanan güç mücadelesine ilişkin dikkat çeken bir haber yayımladı. Buna göre: İran’da kriz günlerinde perde arkasında yükselen isim Ahmed Vahidi idi. Gazetede Devrim Muhafızları Ordusu komutanının, Tahran’ın yeni gölge lideri olduğu da iddia edildi.

“Vahidi’nin yükselişi, Tahran’ın hem askeri stratejisinde hem de ABD ile yürütülen olası barış görüşmelerinde sert bir dönüşe neden oldu. İran’daki savaşın ilk günlerinde düzenlenen ABD-İsrail hava saldırılarında çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti. Bu süreçte İran liderliğinde ciddi bir boşluk oluştu. Bu boşluğu dolduran kişinin 67 yaşındaki İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Ahmed Vahidi olduğu belirtildi. Onun yakın çevresiyle birlikte askeri karar alma mekanizmasını ve müzakere sürecini kontrol altına aldığı iddia edildi.

EuroNews haber ajansı, resmi olmayan İran basınında yer alan “ABD-İsrail saldırısı sırasında Vahidi’nin öldürüldüğü’ yolundaki iddiaların doğruluğuna dair ciddi bir kanıt bulunamadığını” açıkladı. 22 Nisan 2026 tarihli İngiliz The Telegraph gazetesi ise Pasdaran komutanı General Vahidi’nin İran rejiminin temel direği sayılan askeri kanadını denetimine aldığını; ABD ile müzakereleri perde arkasındaki yönettiğini iddia etti.

Gazeteye göre:

Çatışma veya ateşkes görüşmelerinde Vahidi’nin uzaktan muhatabı (hasmı, rakibi) ABD Başkanı Donald olup, her ikisi bombaların gökyüzünden yağdırıp yağdırılmayacağına karar verecek olanlardır. İslamabad’da diplomasi tiyatrosu oynanırken, fiili kararı verenler başka mekânlarda oturmaktadır. General Vahidi yanındaki askeri komuta kademesiyle birlikte şu anda İran’ın fiili yöneticileri konumundadır. 

Onun becerisi sınır ötesindeki İran bağlaşıklarını (Hizbullah, Husiler, Hamas) dilediği gibi operasyonel tarzda harekete geçirmesindedir. Dolayısıyla yaratıcı taktiklerindeki yeteneğinin gerçek temeli vekil güçleri yönetme becerisine dayanmaktadır. Dahası; ülkesindeki ayrılıkçı hareketleri bastırmada ustalık kazanmış olup İran’ın farklı bölgelerindeki etnik toplukları kontrol etmedeki tecrübesi tartışılmazdır.

 

ABD ile müzakerelerde karar verici konumunda
ABD ile müzakerelerde karar verici konumunda

 

İran rejiminde bölünme mi?

The Telegraph gazetesi, haber-yorumun devamında şöyle bir değerlendirme yapıyor: 

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasının yol açtığı kargaşanın önlenmesi, Vahidi ve onunla birlikte hareket eden generallerin etki ve güçlerinin ispatıdır. Nitekim gayet tecrübeli Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi nükleer silahlar anlaşmasının (202 yılında) yeniden gözden geçirilmesi karşılığında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayınca, askeriyenin emrindeki Pasdaran’a bağlı deniz kuvvetlerine ait bir birim boğazdan geçmekte olan bir petrol tankerine ateş açmıştı. Bir Amerikalı yetkili Axios haber web sitesindeki paylaşımında ‘İran yönetiminde ikilik ve ihtilaf veya bölünme var’ diyebilmişti.

İran konusundaki bir uzmana bakılırsa: ‘Pasdaran mütecanis (benzeşik-uyumlu) bir askeri kurum değildir. Bünyesinde ihtilaflı ve farklı fikirler barındırmaktadır. Ayrıca birbirleriyle rekabet eden güç odakları mevcuttur. Milli Güvenlik Yüksek Kurulu tarafından görüşülüp alınan kararlarda General Vahidi’nin sözü gayet etkindir.

Dolayısıyla İran’ın şimdiki yönetimi krizden ötürü birleşmiş vaziyettedir. Sıkılaştırılan saflarda ise bölünme olmaz. Çünkü onlar beka (ölüm-kalım veya hayat-memat) meselesinde aynı gemide olduklarını, ortak kaderi paylaştıklarını düşünerek müşterek karar alma mekanizmasını işletmektedir. Haliyle müzakere yapmaya yetkili Meclis Başkanı Muhammad Qalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi kendi bildiklerini dayatmak yerine Milli Güvenlik Yüksek Kurulu’nun kararlarına uymak zorundadır.” (bkz. https://asharq.com/iran/180287/)


Independent gazetesinin Farsça yayınlanan sanal bülteninde yazan (İran asıllı) Amir Hüseyin Mir İsmaili, 9 Nisan 2026 tarihli makalesinde yukarıdaki hususlardan uzunca bahsettikten sonra şu ibarelerle görüşünü noktalamaktadır: 

Mevcut ortam ve şartlarda General Ahmed Vahidi’nin gözlerden ırak durup perde arkasında bulunması onun kişisel tercihinden ziyade karşı karşıya kaldığı ölüm-kalım meselesi yüzündendir. Zira başkomutan olarak rejimin siyasi ve askeri hiyerarşisinin en üst makamındadır. Ayrıca perde arkasındaki örtülü operasyonları planlayıp uygulamak için de sahnede görünmemesi gerekir. Geriye şu soru kalıyor: Muhtemel ateşkes sürecinde sahnenin önünde görünür hale gelerek ülkenin idaresini açıkça ele alabilecek midir?” (bkz. https://x.com/IndyArabia/status/2042188461390622771)


Son olarak Hindistan çıkışlı bir yoruma da yer verelim: 

İranlı muhaliflerin yayın organı sayılan Iran International web sitesindeki bir rapordan alıntı yapan India Today gazetesinde yayınlanıp Fox News TV tarafından aktarılan iddiaya göre durum şudur: 

İran Devrim Muhafızları, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın başkanlık atamalarını engelledi ve kaynakların ‘güvenlik kordonu’ olarak tanımladığı bir yapı ile Mücteba Hamaney’in etrafını sardı. Pasdaran yetkililerinden oluşan bir askeri konsey, liderliğe giden iletişimi filtreliyor; hükümet raporlarının Hamaney’e ulaşmasını engelliyor ve onu seçilmiş yönetimden tecrit ediyor. Pezeşkiyan’ın acil görüşme taleplerine rağmen temas kuramadığı da iddialar arasında.

Pasdaran, kritik devlet işlevlerini fiilen kontrol etmekte ve bu durum ülkenin üst düzey liderliğine erişimi kısıtlamaktadır. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sivil yönetim ile askeri yapı arasındaki gerilim nedeniyle ciddi bir siyasi çıkmazla karşı karşıyadır. Yeni istihbarat bakanı atama girişimi, Pasdaran başkomutanı Ahmed Vahidi’nin baskısıyla başarısız oldu. Vahidi, savaş koşullarında tüm kritik ve hassas pozisyonların doğrudan Devrim Muhafızları tarafından seçilmesi ve yönetilmesi gerektiğini savunuyor.


Uzmanlar, yaşananların ani bir darbe olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Behnam Ben Taleblu, sürecin uzun vadeli bir dönüşümün parçası olduğunu belirterek, ‘Soru; Devrim Muhafızları’nın daha fazla öne çıkmasının ne zaman olacağı meselesiydi, olup olmayacağı değil!” değerlendirmesinde bulundu. (Akt. Stratejik Düşünce Enstitüsü, 22 Nisan 2026)

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU