Fransa çekildi ama dili kaldı: Mali’deki durum Fransız medyasında nasıl anlatılıyor?

Göktuğ Çalışkan, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Bildiğiniz üzere, 25 Nisan’da başlayan saldırılar Mali’yi bir anda dünya gündemine taşıdı. Bamako çevresinden Kati’ye, Kidal’dan Gao hattına uzanan eşzamanlı saldırılar ülkeyi sarstı. Kati’de Savunma Bakanı Sadio Camara, bombalı araçla düzenlenen bir suikaste kurban gitti.

Kidal, ayrılıkçı silahlı grup FLA’nın eline geçti. JNIM terör örgütü ise başkente doğru baskı dilini tırmandırdı. Bu tablo, Mali krizini bir kez daha manşetlere taşıdı.

Ama bu sefer sahada olanlarla birlikte haberlerin kendisi de dikkat çekiyor.

Fransız medyası bu saldırıları anlatırken “cunta”, “Tuareg isyancıları”, “cihatçılar”, “Kidal’ın düşüşü” ve “Bamako kuşatması” gibi ifadeler kullanıyor. Bir okur ilk bakışta bunları sıradan gazetecilik dili sayabilir. Ancak ben farklı düşünüyorum.

Zira Fransa’nın askeri varlığı Mali topraklarından çekildi ama Mali hakkında konuşma biçimi Paris merkezli yayınlarda sürdürülüyor. Kurşun Kidal’da sıkılsa da olayın dünyaya nasıl anlatılacağı ve oluşturulacak algı, Fransız medyasının kelime seçiminde şekilleniyor.

Bu elbette tesadüf değil. Bu aslında savaşın görünmeyen cephesi.

Savaşın dili de savaşın parçasıdır. Bir çatışmayı nasıl adlandırdığınız, o çatışmayı kimin gözünden gördüğünüzü gösterir. Hangi kelimeyi seçtiğiniz, neyi ön plana çıkardığınızı gösterir.

Ve neyi seçmediğiniz bazen neyi seçtiğinizden daha anlamlıdır. Fransız medyası tam da bu noktada eleştirilmesi gereken bir pratik sergiliyor ne yazık ki.

“Junte” (Cunta) Kelimesinin Anlatısı

Le Monde, 25 Nisan saldırılarından sonra Mali yönetimini anlatırken “junte” (cunta) kelimesini öne çıkardı. Bu sözcük Fransızca haber dilinde artık neredeyse otomatik hale gelmiş durumda.

Elbette Mali’de seçimle işbaşına gelmiş sivil bir iktidar yok. Bunu görmezden gelemeyiz. Ancak her cümlenin başına bu kelimeyi koymak, devletin bütün kurumlarını dar bir askeri görüntüye sıkıştırıyor. Sonra okur şunu düşünüyor: Saldırı Mali’ye yapılmadı, askeri yönetime yapıldı. Algı işte tam burada değişiyor.

Oysa Kati’de öldürülen isim yalnızca yönetimin güçlü bir figürü sayılmazdı. Sadio Camara, Mali’nin son yıllarda Fransa’dan uzaklaşma ve Rusya’yla güvenlik ortaklığı kurma çizgisinin sembollerinden biriydi. Fransız medyasının bu ölümü çoğu zaman “cuntanın darbe alması” şeklinde okuması bu nedenle tesadüf değil. Bu dil, Mali devletinin güvenlik krizini anlatırken okuru doğrudan siyasi rejim tartışmasına çekiyor.

Hâlbuki Bamako’daki sıradan insan için mesele bu kadar soyut değil. Yol açık mı, yakıt gelecek mi, okul kapanacak mı, pazar kurulacak mı, gece sokağa çıkmak güvenli mi? Halk, savaşı böyle yaşıyor. 

Le Point da Camara’nın ölümünü anlatırken yine “junte” kelimesini öne çıkardı. RTL ise saldırıları “gruplar” ve “cihatçılar” şeklinde verdi. Tek tek bakıldığında yanlış haber değil bunlar. Mesele, tekrar eden kelimelerin okurda bıraktığı iz.

Azawad Kaybolunca Ne Kalıyor?

Fransız medyasında FLA için en sık kullanılan ifade “rebelles touareg” (Tuareg isyancıları) oldu. France 24 da Kidal’ı anlatırken şehri “indépendantistes touareg” (bağımsızlıkçı Tuaregler) ve “groupes jihadistes” (cihatçı grup) kelimeleri üzerinden sundu. Bu ifade kulağa kolay geliyor. Ama kolay olduğu kadar eksik.

FLA, Mali’nin kuzeyinde faaliyet gösteren ayrılıkçı bir silahlı grup. Bu grubu anlatırken yalnızca “Tuareg” demek, kuzey Mali’nin karmaşık yapısını tek bir etnik kimliğe sıkıştırmaktır. Azawad dediğimiz alan, sırf Tuareglerden oluşan düz bir coğrafya değil. Arap topluluklar, Songhaylar, yerel aşiret ilişkileri, ticaret yolları, eski isyan ağları ve Bamako’ya yönelik farklı hafızalar iç içe geçmiş durumda.

“Tuareg isyancıları” ifadesi hem fazla dar hem de tehlikeli. Çünkü her Tuareg’i ayrılıkçı çizgiye yakın gösterme riski taşır. Mali’nin kuzeyinde yaşayan bir çoban, bir tüccar, bir öğretmen ya da bir anne için savaşın adı bazen Azawad, Bamako veya FLA olmaz. O insan için mesele, çocuğunu güvenle dışarı çıkarabilmek, hayvanını otlatabilmek ve yol üstünde silahlı bir adamla karşılaşmamaktır.

FLA’nın JNIM ile eşzamanlı hareket etmesi de bu noktada dikkatle okunmalı. JNIM bir terör örgütü ve El Kaide ile bağlantılı. Korku, zorla itaat, vergi, şiddet, tehdit ve dini baskı üzerinden bir alan kurmakta. FLA ise Mali’nin toprak bütünlüğünü hedef alıyor. İki yapının hedefleri birebir örtüşmüyor. Ancak Bamako’yu sıkıştırmak için geçici bir çıkar birliği kurabildikleri görülüyor.

Fransız medyasının bu ilişkiyi bazen “jihadistes et indépendantistes” (cihatçılar ve bağımsızlıkçılar) gibi keskin ama yüzeyde kalan bir ikilikle vermesi, meseleyi anlatıyor gibi görünse de sahadaki kirli ortaklığı tam olarak göstermiyor. Zira burada sadece iki örgütün hareketi yok. Devletin otoritesini yıpratmayı hedefleyen ve sivillerin gündelik hayatını rehin alan bir baskı mantığı var.

TV5Monde’un Kidal Teması Ne Söylüyor?

TV5Monde adlı Fransız kamu televizyonu ise FLA sözcüsünün “rejim düşecek” sözlerini ekrana taşıdı. Bu yayın sıradan bir telefon bağlantısı gibi görülmemeli. Çünkü sahaya girilmiş, FLA çevresine erişilmiş ve ayrılıkçı grubun mesajı doğrudan uluslararası izleyiciye ulaştırılmış oldu.

Gazetecilik açısından elbette bir haber değeri var. Bir şehir el değiştiriyorsa, oradaki silahlı grup konuşuyorsa, medya bunu görmek ve göstermek isteyebilir.

Ama sormamız gereken şu: Bu erişim nasıl sağlandı? Muhabir oraya hangi hat üzerinden ve nasıl ulaştı?

Elimizdeki bilgilerle kesin bir güzergâh söylemek mümkün değil. Buna rağmen, Kidal’ın bulunduğu coğrafya bize bazı ihtimalleri gösteriyor. Kuzey Mali’de sınırlar haritadaki gibi net bir şekilde işlemez. Cezayir hattına uzanan akrabalık bağları, eski isyan yolları, kaçak ticaret ağları ve yerel rehberlik ilişkileri bu tür temasları kolaylaştırabilir.

Dolayısıyla bir Fransız muhabirin Kidal’a ulaşması için Cezayir sınırından geçmesi, oradan kuzeydeki yerel ağlara tutunması ya da FLA’nın kendi temas kanallarından yararlanması en olası senaryolar arasında görünüyor.

Cezayir meselesine de burada girmek gerekiyor. Bamako, 2024 yılı ocak ayında 2015 Cezayir Barış Anlaşması’nı tek taraflı olarak feshetti. Bu anlaşma yıllarca Kuzey Mali dosyasında Cezayir’i arabulucu konumunda tutmuştu. İptalden sonra Bamako ile Cezayir arasındaki güven zayıfladı. Sınır, hava sahası, Kidal ve eski silahlı gruplar üzerinden çıkan bütün tartışmalar yeniden ısındı.

Cezayir’in FLA’ya açık ve resmi biçimde destek verdiğini söylemek de acelecilik olur. Böyle bir iddia için sağlam kanıt gerekir. Fakat Cezayir’in eski arabuluculuk mirası, kuzeydeki aktörlerle temas geçmişi ve sınırdaki geçişkenlik Bamako’nun kuşkularını besliyor. Bu kuşkular da sahayı daha da karmaşık hale getiriyor.

Fransız Medya Dili Neden Rahatsız Ediyor?

Fransız medyası Mali savaşına dışarıdan bakıyor gibi görünse de aslında bu hikâyenin eski aktörlerinden birinin diliyle konuşuyor. Fransa yıllarca Mali’de askeri operasyon yürüttü. Serval ve Barkhane dönemleri hâlâ halkın hafızasında.

Bu nedenle Fransız medyasının tarafsızlık iddiası tek başına yeterli değil. Çünkü Mali’de Fransa adı sadece diplomasi ya da güvenlik geçmişini çağırmıyor. Başarısız operasyonları, yerel öfkeyi, güven kaybını ve egemenlik tartışmasını da hatırlatıyor.

Mali sürekli “cunta” diye anlatılınca devlet görünmez hâle geliyor. FLA sürekli “Tuareg” diye anlatılınca ayrılıkçı silahlı çizgi etnik kimliğin içine gömülüyor. JNIM sürekli “cihatçı” diye anlatılınca terörün gündelik hayatta ürettiği korku bazen siyasal bir sloganın arkasına saklanıyor. Bu kelimelerin her biri tek başına yanlış olmayabilir. Hepsi bir araya gelince ortaya çıkan tablo ise gerçeği değil belirli bir bakış açısını yansıtıyor.

Bamako’nun hataları elbette var. Güvenlik zaafı ortada. Kidal’ın yeniden el değiştirmesi ağır bir darbe. JNIM’in yolları ve başkentin çevresindeki bazı yolları baskılaması halkı doğrudan etkiliyor. Ancak bütün bunlar, Fransız medyasının Mali’yi yukarıdan bakan bir dille okumasını haklı çıkarmaz. Mali halkının acısı, eski sömürge merkezinin “bakın yine yönetemiyorlar” duygusuna malzeme yapılmamalı.

Le Monde, JNIM’in Bamako’yu boğma stratejisini anlatırken yollar, yakıt ve psikolojik baskı boyutuna da yer verdi. Bu kısım önemli. Zira Mali’de savaş artık sadece üs ve şehir kontrolüyle açıklanamaz. Bir terör örgütü başkenti almadan da başkenti yorabilir. Yakıtı keser, yolları korku alanına çevirir, söylentiyi büyütür, fiyatları oynatır ve vatandaşın devlete güvenini zedeleyerek aşındırır.

FLA da kuzeyde tam olarak bunu yapmak istiyor. Kidal, Ber, Léré, Tessit ya da Intahaka gibi yerler askeri anlam kadar sembolik anlam da taşıyor. Her yeni kontrol iddiası Bamako’ya “kuzeyde kalıcı değilsin” mesajı veriyor.

Bamako bundan sonra yalnızca silahla cevap veremez. Halkın hayatını ayakta tutan yol, pazar, elektrik, yakıt ve yerel idare ağlarını da koruması gerekir. Fas’ın Sahel’e dönük tutumuna da bu noktada bakmak gerekiyor. Rabat, Atlantik açılımı ve ekonomik bağlantı fikriyle Sahel ülkelerine güvenlik merkezli dar bakışın ötesinde bir kalkınma yolu öneriyor. Bu, bölgenin uzun vadeli istikrarı için dikkate değer bir yaklaşım.

Bamako’nun aynı zamanda kendi dilini kurması gerekiyor. Çünkü bugün Mali’de savaşın bir cephesi arazide, diğer cephesi haber başlıklarında açılmış durumda.

Kısa vadede en güçlü ihtimal, Bamako’nun düşmesinden ziyade kuzeyde ve merkezde uzun, yorucu ve pahalı bir yıpratma dönemine zorlanmasıdır. Mali sahada tutunabilir. Ama kendi hikâyesini başkalarının kelimelerine bıraktığı sürece, savaşın görünmeyen kısmında her gün biraz daha kayıp yaşayacaktır.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU