6 Mayıs unutulmayacak!

Celalettin Can Independent Türkçe için yazdı

Deniz Gezmiş ve arkadaşları mahkemede / Fotoğraf: X - @denizgezmisvkf

Onlarınki bir duruştu, siyasal ataklık ve siyasal cesaretti, gökyüzünü "fethe çıkma" iradesiydi.

Halk için devrimcilikti!

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Türkiye halkı Denizleri, Mahirleri, İbrahimleri çok sevdi. Parlak, özü sözü bir, sahici bir grup genç insan, hayatlarını ortaya koyarak yola çıkmışlardı. Tek amaçları, halkın kurtuluşu, özgürlüğü ve refahıydı.

Yiğitlerdi. "Yenilmez", "yıkılmaz" devlete başkaldırmışlar, darağacına, Kızıldere'ye, işkenceye korkusuzca yürümüş, gerçek bir dava insanı olmanın etkileyici timsalleri olmuşlardı.

Yaşanmışlıklar kaybolmuyor. Halkın belleğinin derinliklerinde birikerek nesilden nesile akıyor, aynı özde başkaldırışların öncülerinde suret buluyor. Halk, onlarda, adeta Pir Sultan'ın, Şeyh Bedreddin'in suretini görmüştü.

İlkler, ilk devrimciler unutulmuyor. Bu halk tarihte nice arkadaşlıklar ve can bedeli fedakârlıklar görmüştü. Böylesine doğru ve etkileyici sözler eden, ettiği sözü yere düşürmeyen, Kürt halkına ve halklara karşı duyarlı ve bunu duruşuyla, ahlakıyla, yaşamıyla kanıtlamış güzel insanları ise çoktandır görmemişti.

Zaman eşitliğin, özgürlüğün zamanıydı. İnsanlığın bu yüce idealleri sosyalizm ve devrimcilikte ifadesini buluyordu. Dünya hareket halindeydi. Her gün sömürünün ve baskının başka bir kalesi düşüyordu. Batı metropollerinde ise 68 kuşağının sesi yükseliyordu.

Türkiye de dünyanın bir parçasıydı. Sokaklar "kahrolsun emperyalizm" sloganları ile inliyordu. İşçiler sendikalarda, köylüler kooperatiflerde, gençler Dev-Genç'te mücadele ediyordu. "Doğuda milli zulme son" mitingleri boy göstermişti. 15-16 Haziran direnişi ile yüz binlerle sokağa çıkan işçi hareketi, genç sosyalist hareketle birleşme sürecine giriyordu. Türkiye gibi her şeyin devletle başlayıp devletle bittiği bir coğrafyada bunlar çok önemli, çok "tehlikeli" gelişmelerdi.

İşte 71 devrimcileri, bu tarihî/toplumsal koşulların ürünü bir kuşağın, 68 kuşağının en gözü pek ve yetenekli devrimci öncüleri olarak öne çıkmışlardı. Dedim ya, "çok tehlikeli gelişmelerdi" bunlar. Nitekim daha 1969 yılında Amerikan başkonsolosu dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'den "bu devrimci gençlerin yok edilmesinin olurunu" alacaktı. Bunu Amerikancı Genelkurmay Başkanı Tağmaç'ın "ekonomik gelişmeyi aşan sosyal gelişmenin önünün kesilmesi" buyruğu ve 12 Mart darbesi takip edecekti.

12 Mart darbesine ve sömürü düzenine karşı ‘71 devrimcilerinin direnişi tarihte az görülür kahramanlıkta olacaktı. Deniz'leri "ipten almak" için Mahir'ler vuruşa vuruşa Kızıldere'ye gidecek, Deniz'ler ipe giderken "Türk ve Kürt halklarının ortak mücadelesi ve kardeşliğini" miras olarak bırakacak, İbrahim'ler işkencede "ser verip sır vermeyecek" Sinan'lar Nurhak'ta katledilecekti. Türkiye devrimci hareketi onların şahsında ilk öncülerini kaybedecekti, ama halkın benliğinde ve bilincinde bir daha asla silinmeyecek derin izler bırakacaklardı.

Tohum tarlaya atılmıştı. 1970'li yıllarda çok daha aşağıdan gelen Kürt ve Türk halklarının çocukları bu izleri takip ederek nöbeti devralacaktı. Sosyal ve sınıfsal çelişkiler politik arenada anti faşist biçim alırken, buna paralel milyonlarca insan harekete geçecekti.

12 Eylül'de, onların batıdaki "küçük kardeşlerinin" darbelenmesiyle devrimci/demokratik süreç aşağı çekilirken, Kürdistanlı kardeşleri, özellikle ‘80 darbesinden sonra 71'den kalan nöbeti devralacaktı.


Onların devrimciliği, gençliğiyle, dinamizmiyle, ataklığıyla, ülkeye ve halka sahip çıkışıyla gelişmeye ve yeniliğe en açık devrimcilikti. Oligarşik düzene ve kapitalist sisteme başkaldırıydı. Bıraktıkları miras, gençliğin sosyalist idealler ve toplumsal özgürlük uğruna başkaldırı ruhuydu.

Sağındaki ve solundaki güçlere karşı duruştu. Ardılı kuşaklara verdikleri siyasal ataklık ve siyasal cesaretti. Gökyüzünü "fethe çıkma" iradesiydi. Halk için devrimcilikti.

"Beyaz atlarına binip giden" o insan harikası "genç kalan" devrimciler, aradan 43 yıl geçse de bizi etkiliyorlar hâlâ.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU