Ukrana savaşı, 4 yılı aşkın süredir yalnızca cephede değil, Rusya'nın ekonomik ve toplumsal dokusunda da hissediliyor. Savaşın ilk döneminde Moskova'nın sahip olduğu inisiyatif, bugün aynı açıklıkla görülemiyor. Bunun nedeni, Rus ordusunun tamamen durması değil. Asıl mesele, elde edilen askerî kazanımların, ödenen bedelle karşılaştırıldığında giderek daha sürdürülemez hâle gelmesi.
Temmuz 2026'da yayımlanan CSIS raporu, bu tabloyu sayısal verilerle ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Rusya, Şubat 2022 ile Haziran 2026 arasında yaklaşık 1,4 milyon zayiat verdi. Bunun 400 bin ile 450 bin arasında olduğu tahmin edilen bölümü, hayatını kaybeden askerlerden oluşuyor.
Bu rakamlar tek başına savaşın gidişatını açıklamıyor. Asıl dikkat çekici olan, bu ağır kayıpların sahadaki ilerlemeye aynı ölçüde dönüşmemesi.
Peki neden?
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Modern savaşlar çoğu zaman ele geçirilen şehirlerle değerlendirilir. Oysa Ukrayna cephesinde belirleyici unsur artık kilometreler değil, metreler hâline geldi. CSIS'in hesaplamalarına göre Rus birlikleri, bazı ana taarruz eksenlerinde günde ortalama yalnızca 50 ile 90 metre arasında ilerleyebiliyor. Rapor, bu hızın, Birinci Dünya Savaşı'nın en kanlı muharebeleri arasında gösterilen Somme Cephesi'ne yakın olduğunu vurguluyor.
Bu durum, savaşın karakterinin değiştiğini gösteriyor.
2022 yılında Rus ordusu, mekanize birliklerle yüzlerce kilometrelik manevralar yapabiliyordu. Bugün ise yoğun mayın hatları, siper sistemleri, elektronik harp ve özellikle insansız hava araçları, geniş çaplı taarruzları son derece maliyetli hâle getiriyor. Cephe hattının iki tarafında oluşan yaklaşık 20 ila 40 kilometrelik "ölüm kuşağı", büyük birliklerin hareket kabiliyetini ciddi biçimde sınırlandırıyor. Raporda, Rus kayıplarının önemli bölümünün doğrudan drone saldırılarından kaynaklandığı belirtiliyor.
Burada tarih ilginç bir karşılaştırma sunuyor.
Birinci Dünya Savaşı, sanayi devriminin ateş gücüyle klasik taarruz doktrinlerinin çarpıştığı dönemdi. Makineli tüfekler ve topçu ateşi, saldıran tarafı durdurmuştu. Bugün benzer etkiyi düşük maliyetli insansız hava araçları oluşturuyor. On binlerce dolarlık zırhlı araçlar, birkaç bin dolarlık FPV droneları tarafından etkisiz hâle getirilebiliyor. Teknolojik üstünlük artık daha pahalı platformlardan çok, daha yaygın ve daha akıllı sistemlerle ilişkilendiriliyor.
Ukrayna'nın son dönemde geliştirdiği strateji de bu dönüşümün önemli örneklerinden biri.
Savaş, ilk yıllarında büyük ölçüde cephe hattına sıkışmıştı. Ancak 2025 sonundan itibaren Ukrayna, Rusya'nın iç bölgelerine yönelik uzun menzilli saldırılarını belirgin biçimde artırdı. Petrol rafinerileri, mühimmat depoları, demiryolları, hava üsleri ve savunma sanayi tesisleri düzenli olarak hedef alınmaya başladı. CSIS, 20 binden fazla saldırı olayını analiz ederek bu operasyonların artık sistematik bir hava savunma harekâtına dönüştüğünü ifade ediyor.
Raporun dikkat çektiği yeniliklerden biri de yapay zekâ destekli kamikaze dronelar. Yaklaşık 6 bin dolar maliyetindeki bazı sistemler, hedefi uçuş sırasında bağımsız olarak tanıyabiliyor ve elektronik karıştırmaya rağmen görevini sürdürebiliyor. Bu gelişme, savaş teknolojisinin yeni yönünü gösteriyor. Hava üstünlüğü artık yalnızca savaş uçaklarıyla ölçülmüyor.
Rusya tamamen etkisiz kalmış değil.
Moskova hâlâ geniş bir insan kaynağına sahip. Savunma sanayisi yüksek tempoda üretim yapmayı sürdürüyor. Balistik füze ve drone saldırıları, Ukrayna şehirleri üzerinde ciddi baskı oluşturmaya devam ediyor. Özellikle hava savunma mühimmatı konusundaki eksiklikler, Kiev açısından önemli bir sorun olmayı sürdürüyor. Rapor da Rusya'nın savaş kapasitesini tamamen kaybetmediğinin altını çiziyor.
Ancak savaş ekonomisinin de sınırları bulunuyor.
CSIS değerlendirmesine göre, 2026 yılı itibarıyla Rus ordusunun aylık personel kaybı, yeni asker kazanımını aşmaya başlamış olabilir. Aynı dönemde yükselen enflasyon, vergi artışları ve ekonomik yavaşlama, iç kamuoyundaki maliyet algısını artırıyor. Rapor ayrıca, Rusya'nın 2026 baharında ilk kez net toprak kaybı yaşadığını ve Nisan ile Mayıs aylarında yaklaşık 400 kilometrekarelik alanı kaybettiğini belirtiyor.
Bu gelişmeler savaşın sonucunu belirliyor mu?
Henüz değil.
Askerî tarihte yıpratma savaşları, çoğu zaman taraflardan birinin tamamen çökmesiyle sona ermez. Ateşkesler, siyasi uzlaşmalar ve uzun süreli donmuş çatışmalar daha sık görülen sonuçlardır. CSIS de mevcut askerî denge içinde kesin bir askerî zafer ihtimalinden çok, artan maliyetlerin tarafları bir müzakere sürecine zorlayabileceği değerlendirmesini yapıyor.
Bana göre raporun en önemli katkısı, savaşın artık yalnızca cephe haritaları üzerinden okunamayacağını göstermesi. Toprak kazanımları elbette önemlidir. Ancak modern savaşlarda belirleyici unsur, o toprağın hangi maliyetle elde edildiğidir. Rusya bugün hâlâ saldıran taraf konumunda bulunuyor. Fakat saldırı kapasitesi ile bunun ekonomik ve insani maliyeti arasındaki denge giderek bozuluyor.
Bu nedenle Ukrayna savaşı artık klasik anlamda bir ilerleme savaşı olmaktan çıkmış görünüyor. Yerini, teknolojiyle desteklenen uzun süreli bir yıpratma mücadelesine bırakıyor. Bu mücadelede kazanan taraf, en hızlı ilerleyen değil, en uzun süre dayanabilen taraf olabilir. Bu gerçek, savaşın 5. yılında hem Moskova hem de Kiev için giderek daha belirleyici hâle geliyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish