Donanma yok ama tehdit bitmedi: Hürmüz’ün asimetrik gücü

Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

Bir Silah Olarak Coğrafya

Basra Körfezi yaklaşık 990 kilometre uzunluğunda yarı kapalı bir denizdir. Tek çıkışı Hürmüz Boğazı’dır ve en dar noktada tankerlerin kullandığı gidiş-geliş kanalları üç kilometre genişliğindedir. Kuzey ve doğu kıyıları boyunca İran toprağı uzanır. Bu nedenle İran, bu su yolunun hem kıyı sahibi hem de fiilî kapı bekçisidir.

Körfezin ortalama derinliği ise sadece 35 metredir. Bu sığlık, 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın deniz boyutunu anlamak için kritik bir faktördür.

Sığ sular birçok şeyi değiştirir. Büyük denizaltılar için bu neredeyse bir ölüm sahasıdır. Rus yapımı Kilo sınıfı denizaltılar sığ sularda operasyon yapabilse de etkinlikleri ciddi ölçüde azalır. Basra Körfezi’nin büyük bölümü bu platformlar için elverişli değildir. Sonar performansı, Körfezin yüksek tuzluluğu, güçlü akıntıları ve sıcaklık tabakalanmasıyla ciddi ölçüde bozulur. Mayınlar ise sığ dipte kaybolur, akıntıyla sürüklenmez, bulunması güçleşir. Kısacası Basra Körfezi, teknolojik üstünlüğü törpüleyen ve küçük silahları büyük gemilere karşı orantısız biçimde güçlendiren bir coğrafyadır.

İkili Donanma Yapısı ve Operasyonel Bölünme

İran’ın deniz gücü iki ayrı yapıdan oluşur: düzenli ordunun donanması NEDAJA ve Devrim Muhafızları’nın deniz kuvvetleri NEDSA. Bu ikili yapı, bir yandan açık deniz varlığı göstermeyi, diğer yandan Hürmüz gibi dar su yollarında düşük maliyetli bir yıpratma savaşı yürütmeyi amaçlar.

NEDAJA, geleneksel olarak İran’ın açık denizlerdeki bayrak taşıyıcısı olarak görev yapmaktaydı. Envanterinde 1960'lı ve 1970'li yıllardan kalma, modernize edilmiş Batı yapımı fırkateynlerin yanı sıra, yerli üretim "Moudge" sınıfı korvetler ve Rus yapımı "Kilo" sınıfı denizaltılar bulunuyordu. NEDAJA’nın temel görevi, Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nda güç projeksiyonu yapmak ve İran’ın ticari gemilerini korumaktı. NEDSA ise, Basra Körfezi'nin güvenliğinden ve kıyı savunmasından sorumluydu. NEDSA'nın doktrini, yüzlerce hızlı saldırı botu, insansız deniz araçları, kıyı konuşlu gemisavar füzeleri ve deniz mayınları ile "Mozaik Savunma" konseptine dayanıyordu.

28 Şubat 2026’da başlayan ABD–İsrail saldırılarının ilk 100 saatinde 17 İran gemisi batırıldı ya da kullanılamaz hale getirildi. 5 Mart’ta CENTCOM Komutanı bu sayının 30’un üzerine çıktığını açıkladı. 11 Mart itibarıyla Beyaz Saray’ın verdiği rakam 50’nin üzerindeydi.

IRIS Dena fırkateyni, Hindistan'daki tatbikattan dönerken Sri Lanka açıklarında USS Charlotte denizaltısı tarafından torpillendi; 87 denizci hayatını kaybetti. Drone taşıyıcı Shahid Bagheri, limanda demirli haldeyken hizmet dışı bırakıldı. İran'ın açık denizlere uzanma kapasitesini simgeleyen 40.000 tonluk bu devasa platform, hizmete girmesinin üzerinden henüz bir yıl bile geçmeden hizmet dışı kaldı. Üç Kilo sınıfı denizaltı, Bandar Abbas'taki bombalamada bloke edildi; Fateh sınıfı kıyı denizaltısı ağır hasar aldı.

Ghadir sınıfı cep denizaltıları Basra Körfezi’nin sığ sularında harekât için tasarlanmıştır. Savaş öncesinde 20–23 adet operasyonel birim bulunduğu tahmin ediliyordu. Bu küçük platformlar dipte taban yaparak akustik izlerini azaltabiliyor. Kaçının imha edildiğine dair kesin veri yoktur; bazı kaynaklar 17’sinin yok edildiğini, bazıları daha düşük rakamlar olduğunu öne sürüyor. Önemli asimetrik güçlerden biri bu cep denizaltıları. 

Kaybedilen ile Kalan Arasındaki Fark

"İran donanması yok edildi" söylemi tam olarak doğru değil, eksiktir. 

Doğru olan şu: İran'ın konvansiyonel deniz gücü, açık deniz projeksiyonu yapan fırkateynleri, drone taşıyıcıları, büyük denizaltıları ve lojistik platformlarıyla birlikte fiilen saf dışı bırakıldı. İran artık Aden Körfezi'nde, Kızıldeniz'de ya da Hint Okyanusu'nda bayrak taşıyamaz. Bu kapasite kalıcı olarak kayboldu.

Eksik olan şu: İran'ın gerçek stratejik silahı hiçbir zaman bu konvansiyonel filoya dayanmıyordu. Esas tehdit kıyı füze bataryaları, sürü taktikli hızlı botlar, kamikaze insansız araçlar ve mayınlardı. Bunların büyük bölümü hâlâ ayaktadır. NEDSA'nın elinde 150 ila 200 hızlı saldırı botu olduğu tahmin ediliyor; bunlar ana limanlarda değil, kıyıya oyulmuş kayalık tünellerde ve sivil balıkçı barınaklarında gizlidir. Mobil kıyı füze bataryaları boğaz yakınlarındaki dağlık arazide hareketliliğini sürdürüyor. Shahed-136 tipi kamikaze insansız araçlar kamyon kasalarından fırlatılmaya devam ediyor.

Hürmüz: Dünya Ekonomisinin Nefes Borusu

Günlük yaklaşık 13-15 milyon varil ham petrolün geçtiği Hürmüz Boğazı, küresel deniz ticaretinin en kritik dar geçididir. Boğaz boyunca İran kıyısı uzanır; bu, coğrafyanın İran'a ortadan kaldırılması zor bir asimetrik avantaj verdiği anlamına gelir.

10 Mart'ta ABD istihbaratı, İran'ın boğaza mayın döşemeye başladığını doğruladı. CENTCOM aynı gün 16 mayın döşeme gemisini imha ettiğini iddia etti. Trump doğrudan tehditte bulundu; İran’ın durmazsa "daha önce hiç görülmemiş" sonuçlarla yüzleşeceğini söyledi. Ancak rakamlar bağlamı ortaya koyuyor: Amerika'nın imha ettiği 16 gemi, İran'ın kalan mayın döşeme kapasitesinin yüzde 10 ila 20'sine denk geliyor. İstihbarat raporları İran'ın 2.000 ile 6.000 arasında mayın stokuna sahip olduğunu gösteriyor; bu mayınlar basit temaslı düzeneklerden manyetik ve akustik tetiklemeli gelişmiş etki mayınlarına kadar uzanıyor.

Deniz savaşında en pahalı problem mayınlardır. Bir mayın birkaç bin dolar eder; temizlenmesi için gerekli MCM (mayın karşı tedbirleri) gemisi onlarca milyon dolar, harcanan operasyonel zaman ise ölçülemez. Körfezin sığ suları, güçlü akıntıları ve karmaşık dip yapısı tarama operasyonunu özellikle güçleştirir. Tek bir mayın bile keşfedildiğinde ticari trafik durur; sigorta oranları patlar.

Savaş Bitmeden Önce

İran donanması stratejik bir yol ayrımındadır. Konvansiyonel araçları gitmiştir; geriye kalan asimetrik araçlarla büyük bir zafer kazanması mümkün değildir. Ama bu durum İran'ı pasif kılmaz; aksine, kaybedecek bir şeyi olmayan aktörlerin çaresiz ve öngörülemeyen hamleler yapma eğilimine zemin hazırlar.

Tahran'ın önündeki muhtemel seçenekler mayın döşemeyi sürdürmek, kalan hızlı botlarla sürü saldırıları düzenlemek ve kıyı füzeleriyle tanker trafiğini hedef alarak küresel enerji pazarlarında maksimum kaos yaratmaktır. Bu hamleler savaşı kazandırmaz; ama küresel petrol fiyatlarını 150 doların üzerine taşıyarak Batı kamuoyunda savaş yorgunluğu yaratmayı ve ateşkes için baskı oluşturmayı hedefler.

Bir süper güç askeri üstünlüğe sahip olsa bile, yaralı bir aktör coğrafyadan verdiği avantajla hâlâ boğazı tehdit edebiliyor.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU