Antik Tarihçi Plutarkhos'a göre Büyük İskender, Pers İmparatoru Darius'u Gaugamela savaşında yendikten sonra konaklamak için güneye ilerlemiş, o gün adı Arafa olan bugün Kerkük dediğimiz şehirde ordusuyla beraber konaklamıştır. Şehirde bulunduğu sırada hiç sönmeyen Babagurgur ateşini hayranlıkla izlediğini gören şehir halkı ona büyük bir ateş gösterisi hazırlamıştır.
Tarihçilerin aktardığına göre petrolü sokaklara dikkatlice döken şehir halkı bu sıvıyı ateşe verince bir anda her yeri ateş sarmış, İskender petrolün bu gücüne hayran kalmıştır. O gün şehri Büyük İskender’e sevdiren petrol bugün şehir halkı için sadece acı ve gözyaşı getiren kapkara bir kandan ibaret.
Irak’ın Kudüsü olarak anılan ve Irak’taki çözümsüzlüğün simgesi olan Kerkük, nisan ayı itibariyle yeni bir döneme girdi. 102 yıl sonra kadim Kerkük şehrini Türk bir vali yönetecek. Böylesine tarihi gelişme elbette yeni denklemler ve yeni gelişmelere sahne olacaktır.
Bugün kurulmaya çalışılan yeni denklemi anlamak için geçmişte yaşanan demografik mühendisliklere bakmak gerekiyor. Yıllar boyunca sosyal dokusu değiştirilmeye çalışılan Kerkük hiç şüphesiz Irak’ın en tartışmalı şehri.
Saddam devrinde Araplaştırma, ABD işgalinden sonra Kürtleştirme politikalarına maruz kalan şehirde bu duruma en güzel örnek şehrin en büyük hastanesinin ismi verilebilir. Benim de hayata gözlerimi açtığım "Saddam" hastanesinin ismi ABD işgalinden sonra Kürtçe özgürlük anlamına gelen "Azadi" olarak değiştirilmişti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
144 maddelik Irak Anayasasında dahi Kerkük’ün durumu özel olarak tartışılmıştır. 140'ncı maddeye göre Saddam’ın Araplaştırma politikasının etkisi azaltılmaya çalışılacak ve en geç 31 Aralık 2007’de referandum yapılarak Kerküklülere Kuzey Irak Bölgesel Yönetimine mi yoksa Irak Merkezi Hükümetine mi bağlanılmak istendiği sorulacaktı. Bu referandum hiçbir zaman gerçekleşmeyecek, şehirde tansiyonu düşürmeyi hedefleyen bu maddenin kendisi de başlı başına bir soruna dönüşecekti.
140'ncı maddenin bir çözüm getirmemesi ve bir türlü istenen istikrarın sağlanamaması sahada güç gösterilerini beraberinde getirdi. 2017 yılı Kerkük için önemli kırılma yıllarından biriydi. 2003 yılından beridir Kerkük’te güçlerini bulunduran ve hemen tüm idari organların tek hakimi olan KYB-KDP ittifakı 2017 yılında yönetimi bırakmak zorunda kaldı. Bu zorunluluğun sebebi Kuzey yönetiminin, Irak’tan bağımsızlığı kazanmak için referandum düzenlemesi ve bu referanduma Kerkük’ü de dahil etmesi olmuştu.
Referandumdan birkaç hafta sonra Irak ordusu Kerkük’e girmiş ve dönemin Irak Başbakanı İbadi Kürt vali Necmettin Kerim’i görevden alarak "Vekaleten" Sünni Arap Rakan Cuburi’yi Kerkük Valisi olarak atamıştı. Vekaleten atama sonucu gelen Cuburi 2024 yılına kadar görev yapmış, aynı yıl Türkmenlerin ve KDP’nin protesto ettiği seçimleri KYB’nin adayı Rebvar Taha kazanmıştır.
Kerkük idari yapısındaki bu değişim şehrin sembollerine de yansımış, Kerkük-Erbil otoyolunun Kerkük girişinde bulunan "Meçhul Peşmerge" anıtı Irak ordusu tarafından biraz değiştirilerek "Meçhul Asker" heykeline dönüştürülmüştü.
Hastane isimlerinden heykel isimlerine kadar Kerkük’te yaşamın her alanında hissedilen bu güç mücadelesi Nisan ayı itibariyle yeni bir döneme girdi. 102 yıl sonra Türkmen vali Kerkük’ü yönetecek. Her ne kadar dönüşümlü valilik sistemi uygulanacağı ve seçilen valinin 7 ay sonra istifa edeceği söylense de bu bir yazılı hukuk kuralı değil. Belki de tarafların anlaşması halinde daha uzun süreler görev yapan Türkmen vali görebiliriz.
Kerkük’te yaşanan söz konusu değişimi 28 Şubat’ta başlayan savaşın yansımalarından biri olarak görmek mümkün. Nitekim tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip KYB-İran ittifakının zedelendiği görülüyor. Gerek İran tarafından Süleymaniye’ye yapılan saldırılar gerek İran’ın bölgede gücünün zayıflaması Bafel Talabani’yi yeni ittifak arayışına itmiş olabilir. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye karşı sert söylemleri tercih eden Bafel Talabani için belki de en iyi müttefik seçeneği artık komşu Türkiye.
KYP’nin Ankara ile yakınlaşması Talabaniler’in Barzaniler karşısında da güçlenmesi anlamına geleceğini eklemek gerekir. Vali seçiminden hemen önce Türkmenlerin adayı Mehmet Seman Ağa’nın Bafel Talabani’yi ziyaretinin ardından KYB’nin Türkmen adaya destek verdiğini belirtmek lazım. Bafel-Seman görüşmesinin olduğu günlerde Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan Sünni Arapların temsilcisi Takaddum partisi lideri Muhammed Halbusi ile görüşmesi de önemli bir not olarak karşımıza çıkıyor.
Kerkük’te yaşanan önemli değişim, yaşanan siyasi krizlerin gölgesinde unutulan altyapı sorunu için de bir umut olabilir. 2 milyon kişinin yaşadığı Kerkük dünyadaki tüm petrol rezervlerinin tek başına yaklaşık yüzde 0,7’sine sahip.
Ancak Kerkük şehrinin halkı 24 saat elektrikten mahrum. Bunun başlıca sebeplerinden biri hiç şüphesiz Irak’ın İran politikası. Kendi elektriğini üretmek yerine İran’dan elektrik almayı tercih eden Irak yönetimi son gelişmelerle beraber politikalarını değiştirmek zorunda kalacağa benziyor.
Elektrik üretmek için yatırımlar yapmakla beraber elektrik ihtiyacını İran yerine Türkiye’den satın alarak karşılamak çözümlerden biri. Nitekim bu vali seçimiyle beraber hem KYB’nin hem de Irak merkezi yönetiminin Türkiye’yi önceleyen politikalar izlemesini bekleyebiliriz.
Ankara’da eğitim almış, Türkiye ile iyi ilişkilere sahip Mehmet Seman Ağa’nın elektrik sorununu Türkiye ile beraber çözmesi Kerkük yönetiminin daha uzun süreler Türkmen yönetimine sahne olmasını sağlayabilir.
Büyük İskender’in 2300 yıl önce Arafa topraklarında izlediği ateş bugün kadim şehrin kalbinde yanmaya devam ediyor. Dünyayı aydınlatan ve imparatorlukların iştahını kabartan bu muazzam enerji kendi doğduğu toprakları paylaşılamayan ganimet kavgasına ve bitmek bilmeyen gözyaşına mahkum etti.
Şehrin girişinden itibaren hissedilen petrol kokusu, hiç sönmeyen Babagurgur ateşi, çayhanelerinde satılan Lumibasra çayıyla Kerkük’ün artık daha güzel günler görmesinin zamanı geldi. Şimdi 102 yıl sonra yönetimi devralan Türkmen idaresinin omzundaki tarihi sorumluluk, Babagurgur ateşinin artık başka coğrafyaları ısıtmak için değil nihayet kendi halkının karanlık gecelerini ve geleceğini aydınlatmak için kullanılmasını sağlamaktır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish