AİHM içtihatlarında rahatsız edici düşüncelerin korunması ve internet özgürlüğü

Hasan Köse Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

İfade özgürlüğünün demokratik toplum içindeki yeri ve sınırları konusunda en kapsamlı içtihat, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından geliştirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10'uncu maddesi, yalnızca düşünce açıklama hakkını değil, aynı zamanda bilgi ve fikir alma ve verme özgürlüğünü de güvence altına almaktadır.

Ancak bu hükmün gerçek anlamı, Mahkeme’nin yarım yüzyılı aşan kararlarında şekillenmiştir. Günümüzde Avrupa insan hakları hukukunda ifade özgürlüğünün kapsamı büyük ölçüde AİHM içtihatlarıyla belirlenmektedir.

Mahkeme’nin ifade özgürlüğü alanındaki temel yaklaşımı, Handyside/Birleşik Krallık kararıyla ortaya konulmuştur. Başvurunun konusu, gençlere yönelik bir kitabın ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle toplatılmasıydı. Ancak Mahkeme, somut uyuşmazlığın ötesine geçen tarihî bir ilke geliştirmiştir.

Karara göre ifade özgürlüğü yalnızca toplumun olumlu karşıladığı veya kayıtsız kaldığı düşünceler için değil; aynı zamanda devleti veya toplumun herhangi bir kesimini rahatsız eden, şoke eden ve sarsan düşünceler için de geçerlidir. Mahkeme bu ilkeyi demokratik toplumun zorunlu unsurları olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik kavramlarıyla temellendirmiştir.¹

Bu kararın önemi yalnızca ifade özgürlüğünün kapsamını genişletmesinden kaynaklanmamaktadır. Karar aynı zamanda demokratik hukuk devletinin düşünceye yaklaşımını da tanımlamaktadır. Demokratik devlet, düşüncelerin doğruluğunu belirleyen bir hakem değildir.

Devletin görevi düşünceler arasında seçim yapmak değil, farklı düşüncelerin serbestçe dolaşabileceği kamusal alanı korumaktır. Çünkü hangi düşüncenin doğru veya yanlış olduğuna devletin karar vermeye başlaması, kaçınılmaz biçimde resmî ideolojinin oluşmasına yol açmaktadır.

Mahkeme bu yaklaşımı daha sonraki yıllarda geliştirmeye devam etmiştir. Lingens/Avusturya kararında siyasal eleştirinin ifade özgürlüğü içindeki özel konumunu vurgulamıştır. Karara konu olayda bir gazeteci, Avusturya Başbakanı’nı sert biçimde eleştirdiği için cezalandırılmıştı.

Mahkeme ise siyasetçilerin sıradan bireylere göre daha geniş bir eleştiri alanına katlanmak zorunda olduklarını belirtmiştir. Demokratik toplumlarda siyasal iktidarın eleştirilmesi bir tehdit değil, sistemin sağlıklı işlemesinin şartıdır.²

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Castells/İspanya kararı da aynı çizgiyi güçlendirmiştir. İspanyol Senatosu üyesi olan bir siyasetçi, hükümeti sert biçimde eleştirdiği için mahkûm edilmişti. AİHM ise muhalefetin demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirtmiş ve siyasal eleştiriye yönelik cezalandırmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir. Mahkeme’ye göre iktidarın korunması değil, eleştiriye açık tutulması demokrasinin gereğidir.³

Sunday Times/Birleşik Krallık kararında ise mahkeme, kamusal tartışma hakkını merkeze yerleştirmiştir. Toplumu ilgilendiren meselelerin özgürce tartışılabilmesi demokratik toplumun ön şartlarından biridir. Devletin görevi kamusal tartışmayı daraltmak değil, bu tartışmanın hukuk içinde sürdürülebilmesini sağlamaktır.⁴

Bu kararların ortak özelliği son derece açıktır. Mahkeme ifade özgürlüğünü yalnızca bireyin hakkı olarak değil, demokratik sistemin kurumsal temeli olarak görmektedir. Bu nedenle devletin müdahale alanını oldukça dar yorumlamaktadır. Bir düşüncenin rahatsız edici bulunması, sert olması veya kamuoyunda tepki doğurması tek başına müdahale gerekçesi oluşturmamaktadır.

İnternet çağının başlamasıyla birlikte Mahkeme aynı ilkeleri dijital iletişim alanına da uygulamıştır. Böylece ifade özgürlüğü yalnızca düşüncelerin içeriğini değil, bu düşüncelerin dolaşıma girdiği iletişim araçlarını da kapsayacak şekilde yorumlanmaya başlanmıştır.

Bu dönüşümün en önemli örneklerinden biri Ahmet Yıldırım/Türkiye kararıdır. Başvurucuya ait olmayan bir internet sitesinde yer alan belirli içerikler nedeniyle Google Sites altyapısında bulunan bütün alan adlarına erişim engellenmiş, bunun sonucunda başvurucunun kendi sitesi de erişime kapatılmıştır.

Mahkeme burada son derece önemli bir ilke ortaya koymuştur. Sorunlu görülen belirli bir içerik nedeniyle bütün bir iletişim alanının kapatılması demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır. Müdahale hedeflenen amaçla sınırlı kalmalı ve yalnızca gerekli olan alanı etkilemelidir.⁵

Ahmet Yıldırım kararı, somut olay bakımından özel önem taşımaktadır. Çünkü burada da hukuki tartışma belirli içeriklerden hareketle çok daha geniş bir iletişim alanına müdahale edilmesi sorunu etrafında şekillenmektedir. Mahkeme açık biçimde belirtmiştir ki belirli içeriklerin varlığı, o içeriklerle ilgisi bulunmayan bütün iletişim kanallarının ortadan kaldırılmasını haklı kılamaz.

Benzer yaklaşım Cengiz ve Diğerleri/Türkiye kararında da görülmektedir. Türkiye genelinde YouTube platformuna erişimin engellenmesi üzerine verilen bu kararda Mahkeme, YouTube’un yalnızca bir internet sitesi olmadığını, aynı zamanda bilgiye erişim ve düşünce açıklama özgürlüğünün önemli araçlarından biri hâline geldiğini belirtmiştir. Belirli videolar nedeniyle milyonlarca kullanıcının erişim hakkının ortadan kaldırılması demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmamaktadır.⁶

Bu kararın somut olay bakımından önemi büyüktür. Çünkü sosyal medya hesapları günümüzde YouTube kararında belirtilen işlevlerin tamamını yerine getirmektedir. Sosyal medya hesapları yalnızca paylaşım yapılan alanlar değil; aynı zamanda bireyin dijital hafızası, iletişim ağı, yayın platformu ve kamusal görünürlüğünün temel aracıdır. Bu nedenle bütün hesabın ortadan kaldırılması, belirli içeriklerin kaldırılmasından çok daha ağır sonuçlar doğurmaktadır.

Wikimedia Foundation/Türkiye kararında ise Mahkeme bilgiye erişim hakkını ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmiştir. Wikipedia’ya yönelik erişim engelinin incelendiği bu davada mahkeme, demokratik toplumun yalnızca düşünce açıklama özgürlüğüne değil, farklı bilgi kaynaklarına erişim imkânına da dayanması gerektiğini belirtmiştir. Bilgi dolaşımının sınırlandırılması yalnızca bireysel hakları değil, toplumun tamamını etkileyen sonuçlar doğurmaktadır.⁷

Bu kararların birlikte incelenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin internet özgürlüğüne ilişkin genel yaklaşımını açık biçimde ortaya koymaktadır. Mahkeme’nin geliştirdiği temel ilke şudur: Devlet belirli içeriklere müdahale edebilir; ancak bu müdahale mümkün olan en dar kapsamda kalmalıdır. Müdahale içerikten çıkarak iletişim aracının tamamına yöneldiğinde, demokratik toplum düzeni bakımından ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Bu noktada inceleme konusu kararların doğurduğu sonuç yeniden değerlendirilmelidir. Eğer hukuken sakıncalı olduğu ileri sürülen belirli videolar, belirli gönderiler veya belirli açıklamalar mevcutsa müdahalenin konusu bunlar olmalıdır. Buna karşılık bireyin Facebook, Instagram, X, YouTube ve diğer platformlardaki hesaplarının bütünüyle erişime kapatılması, AİHM’in Ahmet Yıldırım, Cengiz ve Wikimedia kararlarında eleştirilen geniş kapsamlı müdahale mantığıyla önemli ölçüde benzerlik göstermektedir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları birlikte değerlendirildiğinde demokratik toplum düzeninin ölçüsü, toplumun hoşuna giden düşüncelerin korunması değil; rahatsız edici, sarsıcı ve eleştirel düşüncelerin de ifade edilebilmesine imkân tanınmasıdır. Aynı şekilde internet özgürlüğünün korunması da yalnızca belirli içeriklerin değil, bu içeriklerin dolaşıma girdiği iletişim alanlarının korunmasını gerektirmektedir.

Bu nedenle belirli içeriklerden hareketle bütün sosyal medya hesaplarının erişime kapatılması, Avrupa insan hakları hukukunun yerleşik ilkeleri ışığında ciddi biçimde tartışılması gereken bir müdahale niteliği taşımaktadır.

 

Devam edecek…

 

Dipnotlar:

1. AİHM, Handyside v. United Kingdom, Başvuru No: 5493/72, 07.12.1976, s. 49.
2. AİHM, Lingens v. Austria, Başvuru No: 9815/82, 08.07.1986, s. 41.
3. AİHM, Castells v. Spain, Başvuru No: 11798/85, 23.04.1992, s. 42.
4. AİHM, The Sunday Times v. United Kingdom (No. 1), Başvuru No: 6538/74, 26.04.1979, s. 65.
5. AİHM, Ahmet Yıldırım v. Türkiye, Başvuru No: 3111/10, 18.12.2012, s. 64.
6. AİHM, Cengiz ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru No: 48226/10 ve 14027/11, 01.12.2015, s. 67.
7. AİHM, Wikimedia Foundation Inc. v. Türkiye, Başvuru No: 25479/19, 15.06.2021, s. 67.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU