İran, "Neden Türkiye yerine Umman'ı tercih etti?" sorusuna farklı bir yanıt

Gürbüz Evren, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

ABD ile İran görüşecek mi yoksa görüşmeyecek mi?

ABD ile İran görüşecekse, bu nerede ve ne zaman olacak?

Bunlar son günlerin en çok tartışılan 2 sorusu oldular.

Hemen hatırlatalım, İran ve Amerikan heyetlerinin İstanbul’da bir araya geleceğini ilk açıklayan İranlı yetkililer olmuştu.

Türkiye’den bu konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmemişti.

Görüşmenin yerinin değiştiğini yine İranlı yetkililerden öğrendik.

İran’ın neden Türkiye’yi değil de Umman’ı tercih ettiğine ilişkin birçok yorum yapıldı, yazı kaleme alındı.

Bu yazıda yine farklı bir pencere açacağım ve Umman tercihine buradan bakılmasını sağlamaya gayret edeceğim.

Öncelikle belirtmekte yarar var, Umman öyle söylendiği gibi düşük profilli bir ülke değil.

En azından İran için değil.

Şimdi İran’ın, ABD ile yapılacak görüşmeler için Türkiye yerine Umman’ı seçmesini eleştirenlere, bu tercihe şaşıranlara bazı gerçekleri hatırlatalım.

Umman, İran ile hiçbir zaman düşmanlık ilişkisi olmamış tek Arap ülkesidir.

Yine Umman, İran’ın başka ülkelerle sorun yaşadığı her dönemde arabulucu ya da görüşmelere ev sahibi olmuştur.

Bu durumu birkaç örnek vererek somutlaştıralım.

  1. 1988’deki İran-Irak Savaşında, Umman arabulucu rolünü oynamış, barış anlaşmasının imzalanmasına öncülük etmiştir.
  2. 1991’deki İran-Mısır krizinin çözümü için görüşmeler Umman’da yapılmıştır.
  3. 2007’deki İran-İngiltere krizinde arabulucu olan ve görüşmelere ev sahipliği yapan yine Umman’dır.
  4. 2014’deki ABD Dışişleri Bakanı John Keryy ile İran Dışişleri Bakanı Zarif arasındaki nükleer görüşmeler Umman’da gerçekleşmiştir.
  5. 2024 ve 2025’deki İsrail-İran gerginlikleri ve çatışmalarında, İran ile ABD arasındaki gizli görüşmeler Umman’da yapılmıştır.
  6. Ve yıl 2026, İran son anda karar değiştirerek, ABD ile görüşmeler için yine Umman’ı adres gösterdi.

Liste bununla sınırlı değil, daha birçok gizli görüşme var.

Umman’ın, Körfez’deki tüm Arap ülkelerinin aksine İran ile hep iyi ilişkiler içinde olduğunu bir kez daha hatırlatıp, bu durumun önemli bir nedenini daha paylaşalım.

Umman, deniz yoluyla taşınan dünya petrolünün yüzde 30’unun, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 20’sinden fazlasının ve günlük 20 milyon varil petrolün geçtiği Hürmüz Boğazını İran ile birlikte kontrol ediyor.

En dar yeri 39 km olan Hürmüz Boğazındaki karasuların bir tarafı Umman’ın diğer tarafı ise İran’ındır.

Yani İran’ın, Umman ile stratejik ve jeopolitik bir kader ortaklığı vardır.

Önemli bir olasılığın altını çizerek devam edelim.

Tahran ile Washington görüşmeye, tarih ve yere karar vermiş olsalar bile, randevudan hemen önce ABD’nin İran’a saldırmayacağının garantisi var mı?

Bunun olmadığını biliyoruz.

Hatırlayalım, Haziran 2025’deki 12 Gün Savaşından hemen önce Trump, İran ile görüşeceklerini açıklamıştı, ama ertesi gün ABD’nin saldırısı başlamıştı.

İş artık öyle bir noktaya geldi ki ne ABD’nin İran’a ne de İran’ın ABD’ye güveni var.

ABD’nin İran’a saldırma olasılığının yüksek olduğunu hemen herkes söylüyor.

Ama ABD’nin asıl beklentisi, İran halkının kendi içinde bölünmesi, kutuplaşması, böylelikle de ülkedeki karmaşa ve kaos ortamının büyüyerek rejimi tehdit eder noktaya ulaşmasıdır.

İran’da Muhafazakârlar, Reformistler, Ilımlılar ve Milliyetçiler olmak üzere 4 ana akım var.

Bu 4 kesim arasındaki parçalanmanın ulusal uyumu etkileyeceğini, zaman içinde de bitireceğini söylemek abartı olmaz.

Söz konusu 4 ana akımdan bağımsız olarak, İran toplumunun tamamına yakınının derinden hissettiği ekonomik sıkıntılar, kitlesel gösterileri yeniden başlatma riskini barındırıyor.

Soru şu: “İran’daki rejim, halk ABD’nin ve Batının ağır yaptırımları altında ezilirken, ekonomi çok kötü bir haldeyken, İranlılara daha iyi yaşam ve geçim koşullarını ne zaman ve nasıl sağlayacak?”

Evet İran çok uzun yıllardır Batılıların ekonomik ablukası ve yaptırımları altında yaşıyor.

Bugüne kadar getirilen yaptırımlar İran’ı çökertmedi, ama mevcut durum eskiye göre farklı bir hal aldı.

Para birimi Tümen’in dolar karşısındaki devasa değer kaybına, ekonominin çok daha kötü bir duruma düşmesine neden olan gelişme Fransa, Almanya ve İngiltere’nin aldığı karardı.

Buna göre söz konusu 3 ülke, 28 Eylül 2025 tarihinde, 2015’deki Birleşmiş Milletler yaptırımlarını yeniden devreye sokmuştu.

Böylelikle, Rusya’nın, Ukrayna Savaşında en kötü olduğu dönemde, bu ülkeye dron, İHA ve SİHA sağlayarak, durumun Moskova lehine çevrilmesine yardım eden İran’dan intikam aldılar.

Kısacası sadece derin toplumsal bölünmeler değil, yolsuzluklar, ekonomik zorluklar ve işsizlik halk arasındaki huzursuzluğun önde gelen kaynakları olmayı sürdürüyor.

İranlılar, hızla yükselen enflasyon ve fiyat artışlarına artık dayanamıyor.

ABD’nin, İran’a olası saldırısının bölgeye etkileri konuşulurken, birçok ülkenin aldığı tavır üzerinden ciddi düşmanlıkların doğduğunu ya da var olanların büyüdüğünü de söyleyelim.

Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri ve İngiltere, İran'ı vurması durumunda ABD'ye lojistik destek vereceklerini duyurmuştu.

İran, söz konusu ülkeler arasında en çok Birleşik Arap Emirlikleri’ne yoğunlaştı.

Birleşik Arap Emirlikleri için "Sinsi, iki yüzlü, arkadan hançerleyen ve bukalemun kılıklı bir ülkedir" tanımı yapılır.

İran, ABD'ye destek vermesi durumunda "Birleşik Arap Emirlikleri'ni asla affetmeyeceğini, çok şiddetli vuracağını, darmadağın edeceğini" bildirdi.

Bunun üzerine Birleşik Arap Emirlikleri, "Vallahi billahi ABD'ye destek olmayacağız. Topraklarımızı, karasularımızı, hava sahamızı ABD’ye kullandırmayacağız. İran bizi yanlış anlamış" açıklamasını yapmak zorunda kaldı.

Uzmanların, “Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye'nin de sinsi düşmanı değil mi?" sorusunu da sıklıkla gündeme getirdiklerini anımsatarak bitirelim.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU