Amed mi, Diyarbekir mi?

Altan Tan Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: MA

Amedspor Diyarbakır'ın en meşhur takımı, zira bildiğiniz gibi Süper Lig'e çıktı.

16 yıl sonra gelen bu Süper Lig'e çıkma serüveni tabii ki herkesi çok büyük oranda heyecanlandırdı.

"E ne var bunda? Zaten bütün şehirler öyledir. Erzurumspor da çıktı; onlar da heyecanlandı, onlar da sevindi" diyebilirsiniz.

Ama iş Diyarbakır olunca, hele bir de Amedspor olunca kazın ayağı hiç de öyle değil.

Bir şehrin takımı, işte adı üzerinde bir şehrin takımıdır.

Ama onun da ötesinde, eğer çevresindeki yakın illerde böyle birinciliğe çıkmış başka takım yok ise aynı zamanda bütün komşu illerin ve bölgenin de takımıdır.

Dünyanın hemen hemen her yerinde böyledir ve bir müddet sonra da bu takımın şahsında bölgesel bir kimlik oluşur.

İşte Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün "Kürdistan'ın bir takımı Amedspor birinci lige çıktı" sözünden sonra da iş daha da zıvanadan çıktı.

Önüne gelen Kürt, Kürdistan, Kürtlük, bölge, bölücülük üzerinden bir polemiğe girdi ve iş öyle bir noktaya geldi ki, "Bir deli bir kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz" örneğinde olduğu gibi dallandı budaklandı.

Tabii buranın, bu mevzunun çok yönleri var.

Ben bugün daha çok, yani işin sonunda "Amed", "Amid", "Diyarbekir", "Diyarbakır" kelimeleri ve bu kelimeler üzerinden oluşturulan algılar üzerine gelmek istiyorum.

Yani bu konuşmamın sonunda varacağım nokta o.
 


Öncelikle Amedspor’a bir Diyarbekir takımı olarak başarılar diliyorum.

Müfrit bir Diyarbakırspor taraftarı olarak, 1968’de kurulan Diyarbakırspor’un daha 10 yaşında bir taraftarı olarak o günden bugüne kadar tabii ki şehrimin bütün takımları aynı zamanda benim de takımım.

Birincisi, gelelim bu bölgesel algıya:

"Kürt", "Kürdistan", bölge üzerinde bir algı doğru mu?

Arkadaşlar bunda kızacak, darılacak bir şey yok.

Dünyadan örnekler verelim:

Mesela Barcelona, yani bugün dünyanın en meşhur futbol takımlarından birisi, 1899’da kurulmuş ve bugün Barcelona bütün Katalan bölgesinin İspanya’da ve dünyada bilinen temsilcisi.

Aynı şekilde Bask bölgesinde Bilbao takımı, Athletic Bilbao. O da 1898’de kurulmuş.

İtalya’da 1897’de kurulmuş olan Torino yani Torino’nun takımı Juventus. O da bütün dünyada meşhur.

Manchester United, Glasgow… Bunları arttırabiliriz.

"Yahu niye hep Batı'ya gidiyorsun?" derseniz; biraz da bu taraftan örnek verelim:

Mesela Tebriz’in meşhur Tractor takımı Azerbaycan Türklerinin neredeyse bütün bir bölgesinin milli takımı gibi.

Bir sezonda bundan yıllar evvel yıllık ortalama seyirci kapasitesi 57 bine çıkmış.

Bu kadar büyük bir temsili var.

Bu Suriye’de de var; Halep ve Şam arasındaki rekabetler söz konusu.

Bundan bir etnik bölücülük, bir etnik ayrımcılık çıkarmak çok yanlış.

Aynı şekilde Trabzon da bugün neredeyse bütün bir Karadeniz’in takımıdır.


Burada hem bunu bu yöne doğru götürenleri ben eleştiriyorum, hem de bu algı üzerinden buna karşı bir Kürt, Kürdistan, bölge düşmanlığı geliştiren, maçlarda sloganlar atan fanatikleri, faşistleri kınıyorum.

Bunda bir şey yok. Ancak burada tabii bir kesimi eleştirirken ben bizim Kürtlere de biraz bir şeyler söylemek istiyorum.

Arkadaşlar bütün dünyada isimler çok önemlidir.

İsimler bir müddet sonra semboller haline gelir, bir müddet sonra da temsil olur ve asimilasyon isteyen, asimilasyon yapan bütün faşistler dünyanın her yerinde önce isimlerle oynar.

Mesela bin küsur yıllık "Diyarbekir" ismi, 1937 Kasım ayında Mustafa Kemal’in Diyarbakır ziyaretinde ne olduysa bir anda "Diyarbakır" oldu.

Yine aynı şekilde "El Aziz" -biliyorsunuz E Aziz’in esas yerleşim yeri Harput… Sultan Aziz zamanında Harput Dağı’nın üzerinde aşağıda mezrada bir şehir, bir kışla yapılması düşünülüyor ve o yapılan yere El Aziz, "Mamuratül Aziz" yani "Aziz’in inşa ettiği yer" anlamında El Aziz deniliyor.

O da önce "El Azık" oldu -zaten benim gariban Elazığlı hemşerilerim K harfini hiç söyleyemezler. K’leri hep G yapanlar… Yani kakkoş, kardeş…-; sonra "Elazığ" oldu.

Böyle abuk sabuk işler oldu.

Şimdi gelelim bu Amid, Amed, Diyarbekir, Diyarbakır isimlerine.

Her ne hikmetse bizim Kürt ulusalcılığı da Diyarbekir kelimesinden alerji duyuyor.

Niye?

İşte efendim "Diyar-ı Bekir", Bekir bin Vail, bir Arap aşiretinin reisi… Tarihte burası o Arapların diyarı anlamında "Diyar-ı Bekir" denilmiş. Biz bunu unutturalım.

Peki ne koyalım yerine?

Mustafa Kemal’in koyduğu Diyarbakır da olmaz.

Bula bula Amed’i buldular.

Amed’in de aslını da yanlış söylüyorlar.

Hatta daha da geriye gidersek Süryanice "Amid".

Yani Kürtçeyle, Kürtlerle direkt bir alakası yok.

Şimdi kısaca önce bu Amed ve Diyarbekir mevzusunu anlatıp size devam edeceğim.

Diyarbekir çok kısa bir anlatımla bütün bir bölgenin adı.

Eğer bir bölge takımından bahsedeceksek, bir temsilen bahsedeceksek Diyarbekir ismi bölgenin adı "Amed", doğrusu "Amid", kökü ise "Omid" olan, bu ise Diyarbakır Suriçi’nin, yani şu anki Diyarbakır Kaleiçi’nin tarihteki adıdır.


Bu konuda çok kısa bir iki şey daha söyleyeyim.

İlk olarak "Amid" ismine, "Amida" ismine MÖ.1300 yıllarında Asur Kralı Adad-Nirari’nin kitabelerinde rastlıyoruz.

Ve o günden bugüne şehirde hiçbir zaman, -bakın bunun altını çiziyorum, bütün cahiller şimdi feryat figan edecekler, etsinler… Bir şey biliyorsa gelip anlatsınlar- MÖ 1300 yılından bugüne kadar Amid yani Diyarbakır Suriçi, Kaleiçi hiçbir zaman kültür, müzik, sanat ve edebiyat anlamında bir Kürt şehri olmadı.

İslami dönemde de böyleydi.

O dönemde Bizans idaresinde Ermeni ve Süryani ağırlıklıydı.

"Yahu nereye gidiyorsun, 1400 sene geriye niye gidiyorsun? Gel yakına…" derseniz, Osmanlıların eline geçtiği 1518 senesindeki tahrir defterlerine göre Diyarbakır şehir merkezinin toplam nüfusu şöyle:

  • 1220 hane Müslim. (Burada Kürt, Türk, Arap tasnifi yok; sadece "Müslim" diye belirtilmiş)
  • Gayrimüslim yani Ermeni, Süryani, Yahudi… 1093.

Yani şehrin yüzde 52,5’i Müslüman, yüzde 47,5’i gayrimüslim.


1540’taki defterlerde bu tam tersine dönüyor.

O yüzde 47,5’a yüzde 52,5 dengesi neredeyse yüzde 65 gayrimüslim, yüzde 35 Müslim’e geliyor.

O da bölgedeki gayrimüslimlerin sanat, kültür, güvenlik ve ticaret nedeniyle şehir merkezine yerleşmesiyle ilgili.

"Yahu geç onu da gel yakına…"


1869 Osmanlı nüfus sayımına göre yine Diyarbakır şehir içinin nüfusu 22 bin küsur.

Bunun yüzde 53,5’i yani yüzde 54’ü gayrimüslim, kalan yüzde 46’sı Müslüman.

Tarih boyunca dediğim gibi Diyarbakır eğer bir Kürt kimliğinden temsili ortaya koyarsanız Suriçi hiçbir zaman, tekrar söylüyorum, kültür, sanat, müzik, edebiyat anlamında bir Kürt şehri olmadı.

Cizre bir Kürt şehridir.

Silvan, Meyafarqin bir Kürt şehridir.

"Bazit" Doğubayazıt bir Kürt şehridir.

Folkloruyla, tarihiyle, edebiyatıyla, Ahmedê Xanî’siyle, Mem û Zîn’iyle, Qewis Agası’yla, Hasan Cizrevî’siyle, Mela Cizîrî’siyle… sayabiliriz.

Bunu bilmeden "Med", "Amed" -ki tekrar söylüyorum bu da muharref, yani bozulmuş şeklidir, aslı bütün belgelerde "Amid"tir.

Çok daha gerisi Asurlar ve Süryaniler döneminde ise "Omid"tir.

İşte "Amed" dersen Kürtlüğü temsil ediyor, Diyarbakır dersen "tukaka".


Gelelim Diyarbekir’e.

Diyarbekir ne?

Diyarbekir de bazılarının zannettiği gibi İslami dönemin bir ismi değil.

İslam’dan evvel Arap aşiretleri Urfa’ya, Harran’a, Nusaybin Ovası’na, Cezire düzlüklerine, Musul tarafına geliyorlar.

Şammarlar, Taylar, Tağlibiler, Şeybaniler…

Biraz tarih okuyun.

Bakın, Meydan Larousse’a bakın, Britannica’ya bakın, İslam Ansiklopedisi'ne bakın.

O dönemde bütün tarihçiler bölgeyi üçe ayırmışlar:

Musul tarafına "Diyar-ı Rabia" demişler.

Nusaybin’den başlayarak, Cizre’den başlayarak Diyarbekir merkez olmak üzere bugünkü Batman ve Mardin’e de "Diyar-ı Bekir" demişler.

Rakka ve Urfa tarafına da "Diyar-ı Mudar" demişler.

1400 sene evvelki vakayinamelerde bile bunlar var.

İşte hikâyenin aslı bu.

Yani Amid, Omid, Diyarbekir'in Suriçi; Diyarbekir ise çok daha geniş bir bölgenin adı.

300–400 sene öncesinden başlamak üzere Diyarbekir şehir merkezine Amid de, yaygın olarak Diyarbekir denilmeye başlanmış.

Yani hâlâ işte Kurmancîde de, Zazakîde de, Arapçada da "Ben Diyarbekir'e gidiyorum" deniyor.

Hatta devletler biraz takılır; onlar "Ciyarbakır" derler.

Ceylan söylerler.

İşin özeti bu.


Şimdi eğer bir kimlik oluşturmak istiyorsanız, bir bölgesel algı oluşturmak istiyorsanız yanlış yapmayın.

Kürt olmayan bir şeyi Kürt olarak bölgesel olarak sunmayın.

Mesela Diyarbekir bölgesi tarihin her döneminde en az yüzde 70 Kürt’tür.

Bugün ise bu oran, Diyarbekir'in kapladığı Batman, Mardin, Nusaybin, Cizre gibi bir bölgeyi alırsak yüzde 80–85’tir.

Eğer bir bölgesel temsil istiyorsanız Diyarbekir ile Amed'i niye çarpıştırıyorsunuz?

Ben Amed'de Melikahmet semtinde büyüdüm.

Ziya Gökalp Mahallesi, Kırk Direk Sokak No: 1

Melikahmet’i bilmeyen, Balıkçılarbaşı’nı bilmeyen, Diyarbakır’ı bilmeyen Amed'in içini bilmeyen, ailelerini tanımayan fetva veriyor. Ahkâm kesiyor.

En son geçen ay Suriye’de Rojava’da Kamışlı şehrinde doğmuş bir yeğenim, Almanya’da büyümüş… İstanbul’a geldiğinde Diyarbakır dediği vakit kızıyor ona:

"Niye Diyarbekir diyorsun? Amed söyle."

Gel bu çocuğa anlat; Amed ne, Diyarbekir ne?

Tekrar söylüyorum: Eğer bir Kürtlükten bahsediyorsanız Diyarbakır Suriçi’nde yok.

Bakın müziğine bakın, edebiyatına bakın, tarihine bakın, kültürüne bakın.

1970’lere kadar Amed'in pazar dili, sokak dili Azeri Türklerinin lehçesiydi: "gelah, gidah, yapıyam, kırıyam, sorıyam…"

Yani bu lehçeleri bilmeyen insanlar kendi kendine kimlik üretmeye çalışıyor.

Bir de Diyarbekir ile Amed’i niye çarpıştırıyorsunuz?

Aynı şekilde, bizim Allah kurtarsın, en kısa zamanda çoluğuna çocuğuna kavuşsun sevgili arkadaşım Doktor Selçuk Mızraklı, seçilir seçilmez yaptığı ilk işlerden birisi, benim evimin önündeki 639’da, Hazreti Ömer döneminde Diyarbakır’ı fetheden İslam ordularının kumandanı İyaz bin Ganem caddenin ismini değiştirmek oldu.

Kardeşim, Alaaddin benim de bulunduğum bir sohbette dedi ki:

Doktor sana tuzak kuruyorlar.

Bak, bu şehrin 1400 yıllık bir İslam kimliği var.

Bu İyaz bin Ganem ismiyle niye oynuyorsun?


Tabii hemen aynı dönemde bu sefer bizim daha sonra kayyum ne yaptı biliyor musunuz?

Mahallemizin adı Kıtılbîr ya da Kıtılbır… büyük ihtimalle Süryanice bir kelimeydi çünkü Süryanilerin ve Ermenilerin yerleşim yeriydi… onu da değiştirdi, Fetih Mahallesi yaptı.

Kayyun bir kimliği değiştirdi.

Bizim başkan başka bir kimliği değiştirdi.

Oynamayın.

Kimliklerle oynamayın.

Tarihle oynamayın.

Yanlış yapmayın.

Doğru algılar üzerinden gidin.

"Efendim Diyarbekir İslam şehri midir, Kürt şehri midir?"

Yahu arkadaş, bu şehir… birincisi etnik olarak çoğunluk diyorsanız, eğer bütün Diyarbakır’ı kastediyorsanız vilayet olarak bugün yüzde 85–90.

Tarihsel olarak 100 yıl öncesine kadar en az yüzde 70 Kürt, aynı zamanda Ermenilerin, Süryanilerin, Keldanilerin hatta Yahudilerin de şehri.

1518 nüfus sayımında 28 hane Yahudi var.

1927 nüfus sayımında bile Diyarbekir'de 200’ün üzerinde Yahudi ve küçük bir sinagog var.

Bu şehirde kim yaşıyorsa bu şehir hepimizin.

Ama çoğunluk olarak mesela Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı yerlere Kürdistan diyorlar.

Türklerin çok olduğu yere Türkistan, Kazakların fazla olduğu yere Kazakistan, Bulgarların çok olduğu yere Bulgaristan…

Ama burası sadece onların değil.

Onun için Amedspor’a bu çıktığı yolda çok büyük başarılar.

Tabii ki bölgesel bir temsil olacak.

Ama bu temsilde Amed’le Diyarbekir'i çarpıştırmayın.

Bölgesel bir temsil ise adının Diyarbekirspor olması lazım, değiştirilmesi lazım.

Ki bir Diyarbekirspor da var.

Kaldı ki Amedspor’un ilk ismi "Melikahmet Turanspor".

Yani benim büyüdüğüm mahalledeki takım.

İsimleri, kimlikleri doğru düzgün yerine koyalım.

Kimseyi kimseye vuruşturmayalım.
 

Bir başka hadise: şu an Amedspor’un ilk 11’inde bir tane bölgeden futbolcu var.

10 tanesi Diyarbekirli değil.

Ha diyeceksiniz ki "Fransız milli takımında da şu kadarı Fransız değil"… ama bunların hepsini yerli yerine oturtalım.


Diyarbekir isminden rahatsızlık duyanlara bir hatırlatmada daha bulunayım.

Bugün Türkiye'nin en milliyetçi, hatta "en dar milliyetçi" bölgelerinden birisi Karadeniz'de Trabzon'dur.

İç Anadolu'da ise muhafazakâr kimliğiyle Konya'dır.

Milliyetçi, muhafazakâr, ulusalcı kimliğiyle Bursa'dır.

Hiçbir Trabzonlu, aslı Rumca, Yunanca olan Trabzon isminin Trapezunt olarak değiştirilmesi diye bir fikirde değil.

Konya, Konia isminin değiştirilmesinden rahatsız değil.

Bursa, Bursa isminin değiştirilmesinden rahatsız değil.

Siz de rahatsız olmayın.
 

Amedspor başarısıyla onur duyduk.

Bu seneki maçlar çok hareketli geçecek.

Hele ben 1968’de Diyarbakırspor kurulduğunda 10 yaşındaydım. O yaşımda Elazığ ve Urfa gibi yakın deplasmanlara bile gidiyordum.

Futbolla pek arası olmasa da benim hatırım için, rahmetli babam bazen bizzat götürüyordu.

Bazen de dostlarımıza, akrabalarımıza, hemşerilerimize beni teslim ediyordu.

"Altanı da beraber götürün getirin" diyordu.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU