Yunanistan'ın "Aşil Kalkanı": Dağınık coğrafya, mitolojik süsleme ve stratejik gerçeklik

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

Yunanistan, İsrail'den almayı planladığı yeni hava savunma sistemleriyle ülke genelinde çok katmanlı bir savunma ağı kurmayı hedefliyor. Ancak uzmanlara göre ülkenin dağınık coğrafi yapısı, böyle bir kalkanın etkinliğini sınırlayan en önemli unsur / Fotoğraf: VanderWolf Images (Cees van der Wolf) 

Yunanistan’ın hava savunma meselesi, ülkenin coğrafi ve yapısal gerçekleri ile iddiaları arasındaki uçurumu net biçimde ortaya koyuyor. Ana kara parçalı, adalar bölgesi dağınık, deniz ve hava üsleri birbirinden kopuk. Girit’teki Suda Üssü Akdeniz’in ortasında kritik bir savunma noktası; Trakya’daki Dedeağaç Limanı ve askerî bölgesi stratejik bir mevki; F-35’lerin konuşlanacağı Andravida, Atina çevresi ve Larissa’nın lojistik-hava erişim avantajı… Hepsi ayrı ayrı önemli. Ancak bu dağınık yapı, tek bir “hava savunma kalkanı” altında birleştirilmeye çalışıldığında hem teknik hem de mali açıdan boyunu aşan bir yük hâline geliyor. Dışarıdan alınacak silah paketleriyle bu boşluğu kapatmak mümkün değil.
 

Yunanistan'ın satın almayı planladığı pakette, İsrail'in David's Sling hava savunma sistemi de yer alıyor. Sistem, orta ve uzun menzilli füze tehditlerine karşı geliştirildi / Fotoğraf: Israel Ministry of Defense
Yunanistan'ın satın almayı planladığı pakette, İsrail'in David's Sling hava savunma sistemi de yer alıyor. Sistem, orta ve uzun menzilli füze tehditlerine karşı geliştirildi / Fotoğraf: Israel Ministry of Defense

 

Son günlerdeki gelişmeler, 3–3,5 milyar avroluk İsrail anlaşmasını ve buna “Aşil Kalkanı” (Achilles’ Shield) adının verilmesini gündeme getirdi. Yunan tarafı bu tür isimleri seviyor. Oysa mitolojide Aşil, elinde kalkan taşıyan bir savaşçı olarak değil, topuğundan okla vurulan kahraman olarak bilinir. Kalkan nerede? Vuruldu!.. Bari doğru bir betimleme yapsalardı. İsim seçimi bile, projenin gerçek kapasitesiyle ne kadar uyumsuz olduğunu gösteriyor. Paket, Rafael’in David’s Sling ve SPYDER sistemleri ile IAI’nin Barak MX sistemini içeriyor; yani sınırlı sayıda füze ve drone savar katmanı. Bu, bütünleşik bir ulusal kalkan oluşturmaz.
 

İsrail üretimi SPYDER sistemi, uçak, helikopter, İHA ve seyir füzelerine karşı kısa ve orta menzilli hava savunması sağlamak amacıyla tasarlandı / Fotoğraf: Rafael Advanced Defense Systems
İsrail üretimi SPYDER sistemi, uçak, helikopter, İHA ve seyir füzelerine karşı kısa ve orta menzilli hava savunması sağlamak amacıyla tasarlandı / Fotoğraf: Rafael Advanced Defense Systems

 

Bu anlaşma, Yunanistan ile İsrail arasındaki daha geniş Doğu Akdeniz ortaklığından bağımsız düşünülemez. İki ülke, Güney Kıbrıs’ı da içine alan bir uzantı içinde savunma faaliyetlerinden enerji sahalarına kadar ortak hareket ediyor. İsrail, kendi açılımını güçlendirmek adına Güney Kıbrıs ve enerji alanlarını dikkate alarak Avrupa Birliği’nin uzantısı konumundaki Yunanistan üzerinden bir köprü kurmak istiyor. Bu, ticaret ve enerji köprüsü olarak açıklanabilir bir stratejidir. Ancak görünen o ki İsrail, Yunanistan’ın “kanına giren”, mitolojik süslemelerle ve “yeni tip silah sistemlerinin zorunluluğu” retoriğiyle aklını karıştıran bir pazarlama yaklaşımı izliyor. Büyük sözlerle küçük işler yaparak Yunanistan’ı kendi etki alanına daha sıkı bağlamak istiyor gibi duruyor. Politikacılar “bu gerekli, çok iyi olacak, ülkeyi savunacağız” diyebilir; ama atılan taşla ürküten kurbağa arasındaki gerçek bağlantıyı hesaplamak gerekir.
 

Israel Aerospace Industries (IAI) tarafından geliştirilen Barak MX, farklı menzillerdeki füze önleme kabiliyetiyle çok katmanlı hava savunma mimarisinin unsurlarından biri olarak öne çıkıyor / Fotoğraf: IAI
Israel Aerospace Industries (IAI) tarafından geliştirilen Barak MX, farklı menzillerdeki füze önleme kabiliyetiyle çok katmanlı hava savunma mimarisinin unsurlarından biri olarak öne çıkıyor / Fotoğraf: IAI 

 

İran-İsrail-Amerika savaşı ve Ukrayna-Rusya savaşı bize net ipuçları verdi: Süpersonik füzeler dâhil yoğun füze saldırıları, çok daha yoğun drone dalgaları. Bunların etkisizleştirilmesi yalnızca kinetik önlemlerle yetinmiyor; elektronik harp, siber bağlantılar, uydu sistemlerinden yer radarlarına kadar entegre, aynı dilde konuşan bir aile prensibi gerektiriyor. Anti-drone ve anti-füze sistemleri sürekli geliştirilen alanlar. Yunanistan’ın dağınık yapısı, bu tür yoğun ve çok katmanlı tehditler karşısında tek bir şemsiye altında korunmayı neredeyse imkânsız kılıyor.

Yunanistan’a tehdit kim?

Sovyetler döneminde NATO kapsamında meşru bir hava savunma ihtiyacı vardı. Bugün Avrupa Birliği ve NATO çerçevesinde, Fransa ve Amerika’nın uygun şartlarda sağladığı Rafale, Patriot ve F-35 gibi sistemlerle temel bir koruma sağlanabilir. Ekstra ve pahalı bir “kalkan” projesine gerek yok. Asıl mesele, Yunanistan’ın kendi iddialarından kaynaklanan iç dinamik. 12 mil karasuları hedefi gibi adımlar atılıyor, Türkiye “tehdit” olarak gösteriliyor. Türkiye ise Ege’yi barış denizi yapalım diyor. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs üzerinden oynanan oyunlara değinmeye gerek yok; silah endüstrisinin bu tür ülkeleri kullanması da yeni değil.
 

Yunanistan'ın ana karası ile yüzlerce adaya yayılan coğrafi yapısı, ülke çapında bütünleşik bir hava savunma ağı kurulmasını teknik ve ekonomik açıdan zorlaştırıyor / Görsel: United Nations (UN)
Yunanistan'ın ana karası ile yüzlerce adaya yayılan coğrafi yapısı, ülke çapında bütünleşik bir hava savunma ağı kurulmasını teknik ve ekonomik açıdan zorlaştırıyor / Görsel: United Nations (UN)

 

Yunanistan’ın sorunu yalnızca hava savunma değil. Ülke; kara, deniz, hava, uzay ve siber alanda kontrol kapasitesinden yoksun. Yerli silah sanayii neredeyse yok. Sistem kurmak, silah üretmek, geliştirmek ve bunu küresel kabulle birleştirmek, Yunanistan’ın kapasitesini aşıyor. İsrail paketindeki sistemler sınırlı bir katkı sunabilir. Gerçek anlamda bütünleşik bir kalkan için 80-90 milyar avroluk bir yatırım gerekir. Avrupa Birliği, kendisi için şu an bu ölçekte bir harcamaya hiç niyetli değil. Yunan politikacıların halkı oyalama amacıyla ara sıra bu tür iddiaları gerçekmiş gibi sunmaları yeni bir durum da değil.

Sonuç olarak: 3–3,5 milyar avroluk paket, dağınık coğrafyayı ve yapısal zafiyetleri kapatmaz. Yunanistan’ın asıl handikabı, boyundan büyük iddialarla kendi tehdit algısını büyütmesi ve bunu silah alımlarıyla maskelemeye çalışmasıdır. Mitolojik isimler ve pazarlama retoriği gerçeği değiştirmiyor: Aşil’in topuğu, kalkanla örtülmez!

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU