Bugün size İstanbul'un Kadıköy Ülkesi'ndeki Fikirtepe semtinde gerçekleştirilen sözde kentsel dönüşüm rezaletinden bahsetmek istiyorum.
Türkiye'nin önemli bir kısmı İstanbul'u bilir. İstanbul'u bilenlerin de yine büyük bir kısmı Kadıköy ilçesini bilir. İşte bu Kadıköy ilçesinin hemen merkezinde Fikirtepe diye bir semt var. Daha doğrusu vardı, yani çok eskiden beri bugünkü Marmara Üniversitesi'nin hemen arkasında geniş bir mahalle. Burada 50-60-70 sene evvelden itibaren çarpık kentleşme ile bir gece kondulaşma var.
Bundan 13-15 sene evvel, işte o zamanki yetkililer, ya bu mahalleyi ıslah edelim, bir kentsel dönüşüm projesi hazırlayalım ve burayı dönüştürelim dediler. Fikir güzel, yani ne var bunda diyebilirsiniz ama işte bütün aşklar tatlı başlar misali, ondan sonra da bir müddet sonra karakolda biter o büyük aşklar. Bu da maalesef öyle oldu. Büyük umutlarla, büyük iddialarla işte çok güzel bir şey yapacağız, güzel bir yeni mahalle, şehir ortaya koyacağız denildi ama maalesef bugün gelinen noktayı tarif etmek için rezalet kelimesi de az, felaket kelimesi de az.
Öyle bir şey yapıldı ki Kadıköy'ün genelinde büyük bir kısmında imar 2.07. Ne demek 2.07? Her bir metrekare arsa için 2.07 metrekare inşaat izni var.
Bir başka tanımlamayla 1000 metrekare bir arsaya 2070 metre inşaat izni var. Bunu isterseniz dikine doğru gidiyorsunuz, isterseniz yatay gidiyorsunuz. Bu 2.07 bile tartışılıyor. Yani yüksek bir rakam deniliyor 2.07'ye. Bir mukayese olsun diye bir karşılaştırma olsun diye bir örnek vereyim size. Mesela şu an Diyarbakır'ın çok güzel denilen işte Kayapınar bölgesinin imarında imar hakkı yani kat alanları, kat sayısı 1.25. Kadıköy'ün ise 2.07. Yani bunu biraz daha sizin anlayabileceğiniz bir şekle sokayım; bir arsaya, yani yeteri büyüklükte bir arsaya İstanbul'da 207 daire yapılabiliyorken Diyarbakır'da 125 yapılıyor. Yani boş alanlar, parklar, otoparklar, yeşil alanlar daha fazla. İstanbul'da, Kadıköy'de 207, Diyarbakır'da 125.
Peki ne oldu Fikirtepe'de? Bu 4.14'e çıkarıldı. Yani Diyarbakır'da 125 olan, Kadıköy'ün diğer mahallelerinde 207 olan, Fikirtepe'de 414'de çıkarıldı.
Korkunç bir yükseklik, korkunç bir sıkışıklık, Buna uygun olmayan yollar, buna uygun olmayan altyapı derken bugün bu binaların %85-90'ı da bitti. İşte 35-40 katlı da binalar yapıldı. Halbuki Kadıköy'ün de, Diyarbakır'ın da maksimum kat yüksekliği 15. Yani arsanız ne kadar büyük olursa olsun siz 15 kattan daha yüksek bir bina yapamıyorsunuz. Burada 35-40 katlara kadar çıkıldı. 125, 207, 414'e çıktı. Korkunç bir yoğunluk, iç içelik, bir beton yığını mahalle, bir beton yığını, işte küçük bir ilçe diyebileceğimiz bir alan çıktı ortaya. Benim İstanbul'daki evim de oraya yakın. Yani çocuklarımın şimdi kaldığı, ben biliyorsunuz Diyarbakır'da ikamet ediyorum ama sık sık gidip geliyorum. Ve bu yıl işte 51. sene, 51 yıllık Kadıköylüyüz. Babam ilk dairesini Kadıköy'de Göztepe'de, Fikirtepe'ye yakın, 1975'te almıştı. Yani bu 51 yılı şahidiyiz, şahidiyim ben de yani aile olarak da, şahıs olarak da şimdi bu geldiğimiz noktada işte sürekli oradan geçip gidip geliyoruz. Ve inan edin ailece, yani başta eşim olmak üzere çünkü o çok hassas bu konularda, ağzımıza geleni söylüyoruz. Bu cinayetin faili kim?
İşte bu cinayetin faili, başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Yani o dönemde buraya özel imar verildi. İşte İstanbul Belediyesi'nin geçmiş dönemdeki yöneticileri, ondan sonra CHP'li Kadıköy Belediyesi, yani geçmiş dönemde AK Parti'deydi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sonradan Kadıköy Belediyesi, kime sorarsanız Bu faili apaçık ortada olan cinayet, rezalet, faili meçhul. Kimse üzerine bir suç almıyor. Kadıköy Belediyesi'ne sorarsanız diyor ki büyükşehir yaptı. Büyükşehir'e sorarsanız diyor Çevre ve Şehircilik Bakanlığı resen yani yukarıdan Ankara'dan müdahaleyle bu imarı verdi. Velhasılıkelam rezalet ortada, ceset ortada, yerde ama katil kayıp. Tabi bunların faillerini herkes biliyor.
Peki ne olacak? Nasıl düzeltilecek bu? Düzeltilmesi de mümkün değil. Yani koskoca bir neredeyse şehir kurmuşsunuz. Kasabadan büyük. Kasaba diyoruz daha büyük. Yüzlerce bina. 35-40 katlı bina. Bunları nasıl yıkacaksınız? Nasıl kaldıracaksınız? Nasıl düzenleyeceksiniz? Ve bunlar ne zaman yıkılacak? En az 70-80-100 sene. İşte arkadaşlar kentsel dönüşüm, acil dönüşüm denilir ki kaş yapayım derken göz çıkarılmaması lazım.
Burada, bizde çok genel bir adettir. Devlet suçlanır. Devlet derken belediye, merkezi, yönetim, hükümet, bakanlar, milletvekilleri... Ama burada en büyük suçlulardan birisi de halk. Yani orada oturan gecekondularda oturan halk. Yani eski Türk filmlerinde hep vardı işte bir gözü dönmüş, muhteris, ihtiraslı, şişgöbekli bir müteahhit gelir, gece konduları yıkar, halkın evlerini zapt eder, oraya binalar yakar. Ama bu sefer o gece kondularında oturan halk da öyle bir gözü karalık, öyle bir açlık ve doymazlık içine girdi ki bir daire yerine iki daire, iki daire yerine dört daire istedi. Sözde bu işi çözmek isteyen yöneticiler de 'ya işte vatandaş burada mağdur olmasın' tırnak içinde 'Veya vatandaşa daha fazla yer verilsin, işte müteahhide de hisse kalsın' derken, işte bu rezalet ortaya çıktı.
Bu fazla alınan daireler direkt müteahhide gitmedi, işte bilmeyenler bilsin. Yani bir müteahhit bir yeri %50 ile alıyorsa, 100 daire yapılıyorsa, 50'si toprak sahibine, 50'si müteahhide. Yani ister 100 daire yapılsın, ister 1000 daire yapılsın, müteahhitin koyacağı para aynı: %50'si onun, %50'si toprak sahiplerinin. İşte o toprak sahipleri, o gecekonduda yıllarca oturanla ihtirasla, hırsla, vermeyiz, yıktırmayız, razı olmayız diye diye toplu bir cinayetin de en büyük müsebbiplerinden biri oldular.
İşte bu bütün Türkiye'ye örnek olmalı. Yazık İstanbul'a. Yani aynı rezalet Esenyurt'ta da oldu biliyorsunuz. Orada Necmi Kadıoğlu diye bir belediye başkanı vardı. Öyle rezaletlere imza attılar ki işte Esenyurt orada. Yani rezalet değil, nezahat, nezaket, letafet diyorsanız buyurun gidin bakalım. Buyurun. İşte ortada. Hani Esenyurt da ortada, Kadıköy de ortada. Ne diyeceğiz? Tekrar Allah'a havale edeceğiz. Allah hakkımızı yerde koymasın.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish