Kaotik bir coğrafyada istikrar adası: Türkiye

Umur Tugay Yücel Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters 

21'inci yüzyılın en çalkantılı jeopolitik ortamlarından birinin tam ortasında yer almasına rağmen dikkat çekici biçimde bir istikrar arayışı ve bu istikrarı koruma çabası içinde olan ülkelerden biri Türkiye’dir. 

Küresel ölçekte bakıldığında aynı anda birden fazla savaşın ve gerilim hattının aktif olduğu nadir dönemlerden biri yaşanmaktadır. 

Avrupa’da Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş devam ederken Ortadoğu’da İsrail ile Filistin ekseninde tırmanan gerilimler ve buna paralel olarak İran ile İsrail arasındaki doğrudan ya da dolaylı çatışmalar bölgesel sistemi oldukça kırılgan hale getirmiştir.

Bu tabloya ABD’nin İran’ı vurması, Amerika’nın küresel güç rekabetindeki rolü ve Batı dünyasının bu krizlere müdahil oluşu da eklendiğinde Türkiye’nin çevresi adeta bir “çatışma kuşağı”na dönüşmüştür.


Diplomasi masasında yükselen güç: Arabulucu Türkiye

Böylesine karmaşık ve riskli bir coğrafyada bulunan Türkiye’nin izlediği politika klasik anlamda bir taraf seçme yaklaşımından ziyade denge kurma ve çok yönlü ilişkiler geliştirme üzerine inşa edilmiştir. Türkiye bir yandan NATO üyesi olarak Batı güvenlik sisteminin parçası olmaya devam ederken diğer yandan Rusya ile ekonomik, enerji ve diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Aynı şekilde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunurken Rusya ile doğrudan iletişim kanallarını açık tutabilmesi Türkiye’yi uluslararası sistemde nadir görülen bir ara pozisyona yerleştirmektedir. Bu durum Türkiye’ye bir denge aktörü olmakla birlikte krizlerde arabuluculuk yapabilme kapasitesi de kazandırmıştır. Nitekim son yıllarda İstanbul’un uluslararası müzakereler için bir merkez haline gelmesi tesadüf değildir. Esir takası görüşmelerinden diplomatik temaslara kadar birçok kritik süreçte Türkiye’nin ev sahipliği yapması bu rolün somut bir göstergesidir.

Türkiye’nin istikrarını anlamak için yalnızca dış politikadaki denge arayışına bakmak yeterli değildir. Aynı zamanda ülkenin güvenlik üretme kapasitesine de odaklanmak gerekir. Türkiye’nin çevresine bakıldığında devlet yapısının zayıfladığı ya da tamamen çöktüğü örnekler dikkat çekmektedir.

Suriye’de uzun yıllardır süren iç savaş Irak’ta merkezi otoritenin kırılganlığı ve zaman zaman Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar Türkiye’nin sınır komşularının önemli bir bölümünün istikrarsızlık içinde olduğunu göstermektedir. Bu durum Türkiye açısından hem doğrudan güvenlik tehdidi hem de sürekli bir risk üretimi anlamına gelmektedir.

Buna rağmen Ankara’nın kendi iç güvenliğini büyük ölçüde kontrol altında tutabilmesi tesadüfi bir durum değildir. Bu başarı büyük ölçüde güvenlik anlayışındaki dönüşümle ilgilidir. Türkiye terörle mücadelede pasif savunma yaklaşımından çıkarak tehdidi kaynağında bertaraf etmeyi hedefleyen proaktif bir strateji benimsemiştir.

Suriye ve Irak’ta gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlar bu yaklaşımın en somut örnekleri arasında yer almaktadır. Bu sayede terör örgütlerinin Türkiye içindeki hareket alanı daraltılmış ve Türkiye’nin sınır güvenliği daha ileri hatlarda sağlanmaya başlanmıştır.


Kriz yöneten ülke: Bölgesel güçten küresel aktöre

Aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik alanındaki kurumsal ve teknolojik kapasitesi de önemli ölçüde gelişmiştir. Savunma sanayiindeki yerli üretim artışı ile birlikte istihbarat kabiliyetlerinin güçlenmesi ve güvenlik kurumlarının koordinasyonunun artması terörle mücadelede etkinliği artıran unsurlar olmuştur.

Bu gelişmeler iç güvenliği sağlamakla beraber Ankara’yı aynı zamanda bölgesel güvenlik üretiminde aktif bir aktör haline getirmiştir. Türkiye artık sadece kendi sınırlarını koruyan bir ülke olmanın ötesinde çevresindeki krizlerin yönetilmesinde rol oynayan bir güç olarak öne çıkmaktadır.
 


Sert güç ile yumuşak gücün stratejik uyumu

Türkiye’nin dikkat çeken bir diğer özelliği ise askeri güç ile diplomatik araçları birlikte ve dengeli bir şekilde kullanabilmesidir. Sert güç unsurları yani askeri operasyonlar ve caydırıcılık kapasitesi Türkiye’nin güvenlik politikasının önemli bir parçasını oluştururken; diplomasi, arabuluculuk ve insani yardım faaliyetleri de bu politikanın tamamlayıcı unsurlarıdır.

Bu hibrit yaklaşım sayesinde Türkiye yalnızca sahada değil masada da etkili olabilen bir aktör haline gelmiştir. Rusya-Ukrayna savaşında tahıl koridoru anlaşması gibi girişimlerde oynadığı rol bu çok boyutlu stratejinin başarılı örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Bununla birlikte Türkiye’nin “istikrar adası” olarak tanımlanması tamamen sorunsuz bir tabloya işaret etmez. Aksine bu istikrarın sürekli olarak yönetilmesi gereken dinamik bir süreç olduğu unutulmamalıdır.

Başta ekonomik dalgalanmalar olmak üzere göç baskısı ve bölgesel krizlerin Türkiye’ye sıçrama ihtimali gibi faktörler bu istikrarın kırılgan yönlerini oluşturmaktadır. Özellikle milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapılması hem sosyal hem de ekonomik açıdan uzun vadeli etkiler doğurabilecek bir konudur. Bu nedenle Türkiye’nin istikrarı, mutlak ve değişmez bir durumdan ziyade aktif politikalarla sürdürülen bir denge hali olarak tanımlanmalıdır.


Kaosun ortasında denge ve uyum

Genel olarak Türkiye etrafı savaşlar, başarısız devletler ve terör tehditleriyle çevrili bir coğrafyada kendi güvenliğini ve istikrarını korumayı başaran nadir ülkelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu başarı tek bir faktöre bağlı değildir. 

Tam tersi çok yönlü dış politika, proaktif güvenlik stratejisi ve güçlü kurumsal kapasitenin birleşimine dayanmaktadır. Ancak bu durum kalıcı ve garanti edilmiş bir kazanım değildir. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde de bu istikrarı sürdürebilmesi değişen küresel dengelere ne ölçüde uyum sağlayabileceğine ve mevcut denge politikasını ne kadar etkin yönetebileceğine bağlı olacaktır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU