AB-Hindistan "tüm zamanların en büyük ticaret anlaşması": Türkiye için stratejik bir fırsat mı?

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Manish Swarup/AP

Değerli Independent Türkçe okuyucuları,

7 Nisan’ı 8 Nisan’a bağlayan gece, ABD ile İran arası 2 haftalık bir ateşkes anlaşmasına varıldığı, barış görüşmelerinin başlayacağı ve şimdilik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağı haberiyle şimdilik herkes rahat bir nefes almış gibi. Türkiye olarak bölgede barış ve istikrarın olmasını en çok isteyen ülkelerden biriyiz, çünkü hem ticaretimizi hem de bölgesel güvenliğimizi bu olaylar etkilemektedir.

Son 5 yılda hem Ortadoğu’da yaşananlar, hem Süveyş Kanalı, hem Kızıl Deniz rotası ile Babülmendep Boğazı, hem de Hürmüz Boğazı’nın kapanması, bölgede çok ciddi alternatif rotalara olan ihtiyacı göz önüne sermiştir. Bu bağlamda, Türkiye’nin farklı alternatif rotaların merkezinde olması da jeostratejik konumunun önemini artırmıştır. Bu bağlamda, bunun en çok farkına varan kurumlardan birisi de Avrupa Birliği (AB) olsa gerek. Çünkü gerek Orta Asya, gerek Hindistan ve başka Asya ülkeleriyle olan ticaret ve lojistik bağlantılarda Türkiye, sadece bir transit rota olmaktan öte, yakın bir üretim ve dağıtım merkezi olarak da ön plana çıkmıştır.

Dolayısıyla, son yaşanan olaylar Türkiye’nin önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Avrupa tedarik zincirleri içine yerleşmiş bir üretim merkezi olarak Türkiye, AB pazarlarına yakınlık, yüksek kaliteli endüstriyel üretim, esnek üretim sistemleri ve gelişmiş lojistik altyapısı sayesinde, AB-Hindistan Ticaret Anlaşması'ndan dahi avantajlar elde edebilir. Türkiye’nin Avrupa kurumlarıyla birçok bakımdan entegre olmuş ekonomisi sayesinde, yeniden şekillenen Avrupa–Asya ve spesifik olarak AB-Hindistan ticaret mimarisinde ideal bir yakın kıyı (near-shore) ortak olarak ön plana çıkmaktadır.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 27 Ocak 2026'da Yeni Delhi'de Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin yanında durup AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması'nı (STA) "tüm zamanların en büyük ticaret anlaşması" (Mother of all trade deals) olarak nitelendirdiğinde, bu ifade sıradan bir siyasi söylemden ibaret değildi. Anlaşma, 21. yüzyılın en iddialı ticaret çerçevelerinden birini temsil etmekte, birlikte küresel GSYİH'nin yaklaşık dörtte birine ve neredeyse iki milyar insana karşılık gelen iki ekonomik devi birbirine bağlamaktadır. Ne var ki, anlaşmanın ekonomik boyutunun ötesinde daha derin bir anlam taşıdığı görülmektedir: küresel ticaretin tek bir merkeze aşırı bağımlılıktan uzaklaşarak çeşitlendirilmiş, çok kutuplu ekonomik ortaklıklara yönelişinin bir yansıması.

Türkiye açısından bu tarihî anlaşma çifte bir ufuk açmaktadır. Bir yanda, Avrupa'nın talebi, Hindistan'ın ölçeği ve Türk sanayisinin çevikliğini buluşturan üçgen entegrasyon için yeni fırsatlar doğmaktadır. Öte yandan, Ankara'nın uzun süredir dile getirdiği temel bir yapısal soru gündeme gelmektedir: AB–Türkiye Gümrük Birliği'ndeki mevcut asimetri. Olumlu veya olumsuz olması, AB–Hindistan anlaşmasının kendisine değil, Avrupa'nın bu köklü anormalliği nihayet ele alıp almayacağına ve her iki tarafın da olası bir kırılma noktasını ortak refah için bir temele dönüştürme fırsatını değerlendirip değerlendirmeyeceğine bağlıdır.


Yeni bir kıvılcımla gün yüzüne çıkan eski yapısal kırılganlık

Ankara'da, İstanbul'da ve Türk iş dünyası kuruluşlarında dile getirilen kaygılar ne abartılıdır ne de yenidir. AB–Türkiye Gümrük Birliği'ni düzenleyen 1/95 sayılı Karar çerçevesinde Türkiye, dış tarifelerini AB'nin Ortak Ticaret Politikası ile uyumlu kılmak zorundadır. Bu durum, AB ile STA imzalayan ülkelere tanınan tercihli erişimin Türkiye tarafından da benimsenmesini kapsamaktadır. Ancak söz konusu ülkelerin Türkiye'ye karşılıklı pazar açma yükümlülüğü bulunmamaktadır.

AB–Hindistan STA bu asimetriyi çarpıcı biçimde gözler önüne sermektedir. Tekstilden ilaçlara, mühendislik ürünlerine uzanan geniş bir yelpazedeki Hint malları, Gümrük Birliği aracılığıyla AB pazarlarına ve dolayısıyla Türkiye'ye tercihli erişim elde edecektir. Türk ihracatçıları ise çeşitli sektörlerde görece yüksek kalmaya devam eden Hindistan tarife engellerini aşmak zorunda kalacaktır.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu yapısal dengesizlik, akademik ve politika literatüründe uzun süredir vurgulanmaktadır. Avrupa Parlamentosu ile İKV (İktisadi Kalkınma Vakfı) gibi politika kuruluşlarının çalışmaları, Türkiye'nin AB ticaret politikasının yükümlülüklerini tam anlamıyla üstlenirken onun kazanımlarından yalnızca kısmen yararlandığını ortaya koymaktadır. Bir zamanlar yönetilebilir düzeyde bir verimsizlik olarak görülen bu durum, hızla dönüşen küresel ticaret ortamında ciddi bir rekabet dezavantajına dönüşme riskini barındırmaktadır.

AB–Hindistan anlaşması bu sorunu yaratmamaktadır; ancak onu görmezden gelmeyi olanaksız kılmaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki Türk yetkililer konuya ölçülü bir güvenle yaklaşmaktadır. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin ekonomik temellerinin ve Avrupa tedarik zincirlerine derin entegrasyonunun ülkeyi kısa vadede olumsuz etkilenmekten koruyacağını kamuoyuyla paylaşmıştır. Bununla birlikte Bakan, Türkiye'nin uzun vadeli rekabet gücünün tam anlamıyla güvence altına alınması için Gümrük Birliği çerçevesinin güncellenmesinin önemine de dikkat çekmiştir.


Rekabet kaygısından stratejik fırsata

Türk sanayisinin -özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi ve makine sektörlerinin- ilk tepkisi kaygı biçiminde tezahür edebilir. Hindistan'ın maliyet rekabeti, üretim ölçeği ve büyüyen teknolojik kapasitesi, Türkiye'nin AB pazarlarındaki geleneksel üstünlüklerini aşındırabilir. Ancak bu bakış açısı denklemi yalnızca tek yönlü okumaktadır.

AB–Hindistan STA, salt ikili bir tarife indirim mekanizması değildir; dayanıklı tedarik zincirleri oluşturma ve jeopolitik kırılganlıkları azaltma yönündeki kapsamlı bir çabanın parçasıdır. Bu bağlamda bazı analistlerin "belirsiz bir dünyada kesinlik koridoru" olarak nitelendirdiği bir zemin oluşturmakta; Türkiye ise bu yükselen koridorun ayrılmaz bir bileşeni olabilecek eşsiz bir konumda bulunmaktadır.

Avrupa değer zincirleri içine derinden yerleşmiş bir üretim merkezi olarak Türkiye, Hindistan'ın güçlü yönlerini tekrarlamak yerine tamamlayan nitelikler sunmaktadır: AB pazarlarına yakınlık, yüksek kaliteli endüstriyel üretim, esnek üretim sistemleri ve gelişmiş lojistik altyapı. Bu özellikler Türkiye'yi, yeniden şekillenen Avrupa–Asya ticaret mimarisinde ideal bir yakın kıyı (near-shore) ortak kılmaktadır.

AB–Hindistan anlaşması sıfır toplamlı bir rekabet olarak çerçevelenmek yerine, Türkiye'nin Avrupa ve Hint değer zincirleri arasında kilit bir köprü rolü üstlendiği üçgen entegrasyon fırsatı olarak değerlendirilebilir.


Gümrük Birliği'ni modernize etmek: Artık stratejik bir tercih değil, zorunluluk

Bu potansiyeli açığa çıkarmanın anahtarı, AB–Türkiye Gümrük Birliği'nin modernize edilmesinde yatmaktadır. 1996'da kurulan mevcut çerçeve, dijital öncesi ve mala dayalı bir ticaret anlayışını yansıtmaktadır. Hizmetler, tarım, kamu alımları ve dijital ticaret gibi çağdaş ticaret anlaşmalarını tanımlayan kritik alanları kapsam dışında bırakmakta; daha da önemlisi Türkiye'yi AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı ticaret anlaşmalarının dışında tutarak AB–Hindistan anlaşmasıyla şimdi daha da belirginleşen asimetriyi sürdürmektedir.

Modernizasyon her iki sorunu da çözebilir. Gümrük Birliği'nin hizmetler ve dijital ticareti kapsayacak biçimde genişletilmesi, Türkiye'nin fintech, lojistik ve profesyonel hizmetler dâhil olmak üzere küresel ticaretin yükselen sektörlerine katılımını mümkün kılacaktır. Türkiye'nin AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA'lara dâhil edilmesi ise mevcut dengesizliği ortadan kaldırarak karşılıklı pazar erişimi sağlayacaktır.

Ekonomik faydalar iyi belgelenmiştir. Avrupa Komisyonu etki değerlendirmeleri ve bağımsız çalışmalar, güncellenmiş bir Gümrük Birliği'nin Türkiye'nin GSYİH'sini yüzde 2–2,5 oranında artırabileceğini ve ikili ticaret akışlarını önemli ölçüde canlandırabileceğini öngörmektedir. AB açısından ise kazanımlar arasında gelişmiş tedarik zinciri dayanıklılığı, artan rekabetçilik ve kilit bir bölgesel ortakla daha derin entegrasyon yer almaktadır. Bu bir taviz değil; Avrupa'nın kendi ekonomik geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır.


Avrupa, Hindistan ve Türkiye için kazan–kazan–kazan senaryosu

AB–Hindistan STA, güncellenmiş bir Gümrük Birliği ile birleştiğinde gerçek anlamda kazan–kazan–kazan sonucu üretme potansiyeline sahiptir.

Avrupa Birliği açısından Türkiye'nin ticaret mimarisine daha etkin biçimde entegre edilmesi, ekonomik hinterlandını genişletecektir. Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişimindeki coğrafi konumu, birden fazla bölgeye açılan stratejik bir kapı sunmaktadır. Limanlar, demiryolu koridorları ve enerji ağları dâhil altyapısı, Avrupa'nın Küresel Güney ile bağlantısını güçlendirmektedir.

Hindistan açısından Türkiye'yi kapsayan bir Avrupa pazarına erişim, ek lojistik ve endüstriyel avantajlar sağlamaktadır. Türkiye hem bir dağıtım merkezi hem de bir üretim ortağı işlevi görerek Hintli firmaların Avrupa tedarik zincirlerine daha derin entegrasyonunu kolaylaştırabilir.

Türkiye açısından ise kazanımlar asimetrileri yönetmenin çok ötesine uzanmaktadır. AB–Hindistan anlaşması, özellikle her iki ülkenin teknolojik kapasitelerini yükseltmek için yatırım yaptığı sektörlerde Hindistan ile sanayi iş birliğini derinleştirmek adına somut fırsatlar sunmaktadır. Otomotiv, tekstil ve ileri imalat alanlarındaki Türk firmalar, Hintli muhataplarıyla ortak girişimler ve tedarik zinciri ortaklıkları kurarak hem Hindistan'ın hızla büyüyen iç pazarına erişim sağlayabilir hem de Avrupa'ya yakınlıklarından yararlanabilir.

Bu yükselen çerçeveye katılım, Türkiye'nin Avrupa ile Avrasya, Afrika ve Orta Doğu'daki yükselen piyasalar arasında köprü ekonomisi rolünü de pekiştirecektir. Uzun vadede Türkiye ile Hindistan arasında kurulacak ikili bir ticaret anlaşması, bu ekonomik bağları resmileştirebilir ve derinleştirebilir; Ankara'yı yeni bir Güney–Güney ve Güney–Kuzey bağlantı ekseni üzerinde konumlandırabilir. Bu rol yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir ağırlık da taşımakta ve çok kutuplu dünyada Türkiye'nin etkisini güçlendirmektedir.


Türkiye'nin çok kutuplu stratejisi—Avrupa'ya dayalı

Türkiye'nin gelişen dış ekonomi politikası, küresel dönüşümlere pragmatik bir uyumu yansıtmaktadır. NATO ve Gümrük Birliği aracılığıyla kurumsal Avrupa bağlarını sürdürürken Ankara, Asya, Afrika ve Körfez ile ilişkilerini derinleştirmiştir. Bu çift yönlü tutum çoğu zaman Avrupa'dan bir kopuş olarak yorumlansa da, gerçekte stratejik bir tamamlayıcılığı ifade etmektedir.

Ekonomik gücün giderek dağıldığı bir dünyada Türkiye'nin birden fazla bölgede etkin olabilme kapasitesi, Avrupa için bir yük değil, bir varlık hâline gelmektedir. Türkiye'nin ticaret, yatırım ve diplomasi yoluyla oluşturduğu Küresel Güney ağları, Avrupa'nın kendi erişim çabalarına katkı sunabilir. AB–Hindistan STA bu dinamiği somutlaştırmaktadır: Avrupa, Hindistan ve diğer yükselen ekonomilerle ilişkilerini derinleştirmeye çalışırken Türkiye bir bağlantı kolaylaştırıcısı olarak işlev görebilir; işlem maliyetlerini düşürür ve kurumsal açıkları kapatır.
 


Sanayi dönüşümü: Maliyet avantajından teknolojik rekabetçiliğe

AB–Hindistan anlaşması Türk sanayisine de net bir mesaj vermektedir: rekabetçilik artık yalnızca maliyet avantajına ya da coğrafi yakınlığa yaslanamaz. Hintli firmalar, hükümet girişimleri ve küresel tedarik zincirlerine entegrasyon destekleriyle teknolojik kapasitelerini hızla yükseltmektedir.

Türkiye konumunu koruyabilmek ve güçlendirebilmek için kendi dönüşümünü hızlandırmalı; ileri imalat, dijitalleşme ve yeşil teknolojilere yatırım yapmalıdır. Bu, otomotiv üretimi, savunma sanayii ve yapay zekâ ile insansız sistemler gibi yükselen teknolojiler alanında Türkiye'nin güç gösterdiği sektörleri kapsamaktadır. Genel hedef, fiyat rekabetine dayalı üretimden uzaklaşarak yenilik odaklı üretime yönelmek, yani değer zincirinde yukarı çıkmak olmalıdır.

Bu bağlamda AB–Hindistan anlaşması, sanayi reformu için bir katalizör işlevi görebilir. Artan rekabet, zorlu olmakla birlikte, verimlilik artışlarını tetikleyebilir ve teknolojik yükseltmeyi teşvik edebilir; yeter ki Türk firmaları bu geçişi destekleyecek piyasalara ve ortaklıklara erişim imkânı bulsun. Modernize edilmiş bir Gümrük Birliği, Hindistan ile derinleştirilmiş ikili ilişkilerle birlikte tam da böyle bir elverişli ortam sağlayacaktır.


Stratejik karar için dar bir pencere

Son diplomatik sinyaller, her iki tarafın da Gümrük Birliği meselesini ele almaya yönelik yenilenen bir irade gösterdiğine işaret etmektedir. AB yetkilileri ile Türk muhatapları arasındaki üst düzey diyaloglar, modernizasyon konusunda ihtiyatlı ama kayda değer bir yeniden yakınlaşma eğilimini ortaya koymuştur.

Ancak harekete geçme penceresi sınırlı olabilir. Küresel ticaret ağları dönüştükçe, reformlardaki gecikmeler mevcut asimetrileri kalıcılaştırma ve Türkiye'yi Avrupa çerçevesinin dışındaki alternatif ortaklıklara yönelme riskiyle karşı karşıya bırakma tehlikesini barındırmaktadır. AB açısından stratejik çıkarımlar açıktır: ticaret mimarisine tam anlamıyla entegre edilmiş bir Türkiye, Avrupa'nın küresel konumunu güçlendirirken; kısmen dışlanmış bir Türkiye, ekonomik, siyasi ve stratejik açıdan uzaklaşabilir.


Sonuç: Asimetriden ortak refaha

AB–Hindistan "tüm zamanların en büyük ticaret anlaşması" yalnızca ikili bir anlaşma değildir; küresel ticaretin geleceğine ilişkin bir yol haritasıdır. Türkiye için ise hem bir meydan okumayı hem de gerçek bir fırsatı temsil etmektedir.

Mevcut asimetri çözümsüz kalmaya devam ederse, anlaşma zaman içinde Türkiye'nin rekabet gücünü aşındırabilir ve yapısal dengesizlikleri derinleştirebilir. Ne var ki, AB–Hindistan anlaşması aynı zamanda olanaklar ufku açmaktadır: rekabet baskısının tetiklediği Türk sanayi reformları, imalat, lojistik ve teknoloji alanlarında Hintli işletmelerle yeni iş birliği kanalları ve uzun vadede Ankara'yı yeni bir Avrasya ekonomik koridorunun merkezine yerleştirecek bir Türkiye–Hindistan ticaret anlaşması perspektifi gerekmektedir.

Gümrük Birliği'nin modernize edilmesi temel ve zorunlu bir adım olmayı sürdürmektedir; ancak bu bir amaç değil, daha büyük bir hedefe ulaşmanın aracıdır. Asıl kazanım, Türkiye'nin yükselen çok kutuplu ticaret düzeninde proaktif bir aktör olarak belirmesidir: Avrupa ile Küresel Güney arasında köprü, Hindistan'ın yükselişine ortak ve 21. yüzyıla hazır bir dönüşüm içindeki sanayi ekonomisi.

Ankara ve Brüksel'in önündeki tercih bu nedenle yalnızca teknik değil, stratejiktir. Gümrük Birliği modernize edilmeli, Hindistan ile köprüler kurulmalı, Türk sanayii küresel rekabetin yeni evresine hazırlanmalı ve olası bir kırılma noktası ortak refahın temeline dönüştürülmelidir.

Tarih, rahat bir anı nadiren bekler. Ne Avrupa, ne de Türkiye beklemeyi göze alabilir.

 

 

Referanslar:

  1. Avrupa Komisyonu (2026). AB ve Hindistan tarihî Serbest Ticaret Anlaşması'nı imzaladı. Basın açıklaması, 27 Ocak 2026. https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_26_184
  2. Hindistan Hükümeti, Ticaret Bakanlığı (2026). Hindistan–AB Ticaret Anlaşması Bilgi Notu. 27 Ocak 2026. https://www.commerce.gov.in/wp-content/uploads/2026/01/Factsheet-on-India-EU-trade-deal-27.1.2026.pdf
  3. Al Jazeera (2026). 'Tüm zamanların en büyük anlaşması': Hindistan-AB ticaret anlaşması 27 trilyon dolarlık pazar nasıl yaratıyor? 28 Ocak 2026. https://www.aljazeera.com/economy/2026/1/27/mother-of-all-deals-how-india-eu-trade-deal-creates-27-trillion-market
  4. CNBC (2026). Hindistan-AB ticaret anlaşması: Tarifelere ne oluyor ve kim kazanıyor? 27 Ocak 2026. https://www.cnbc.com/2026/01/27/india-eu-trade-deal-tariffs-exports.html
  5. Dünya Ekonomik Forumu (2026). Hindistan-AB ticaret paktı neden 'tüm zamanların en büyük anlaşması'? 4 Şubat 2026. https://www.weforum.org/stories/2026/02/india-eu-mother-of-all-trade-deals-what-to-know/
  6. South China Morning Post (2026). ABD tarife baskısı ortamında Hindistan ve AB 'tarih yazdı'. https://www.scmp.com/week-asia/economics/article/3341434/india-eu-make-history-they-seal-trade-pact-amid-us-tariff-pressure
  7. The Guardian (2026). ABD sonrası dünya şekilleniyor – devasa AB-Hindistan ticaret anlaşmasına bakın. https://www.theguardian.com/commentisfree/2026/jan/29/the-post-us-world-is-already-taking-shape-look-at-the-massive-eu-india-trade-deal
  8. Avrupa Parlamentosu Politika Departmanı (2021). AB–Türkiye Gümrük Birliği ve ticaret ilişkileri: Gelecek için seçenekler neler? EXPO_IDA(2021)653640. https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/IDAN/2021/653640/EXPO_IDA(2021)653640_EN.pdf
  9. Dünya Bankası (2020). AB–Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirmesi. https://openknowledge.worldbank.org/handle/10986/34028
  10. Felbermayr, G., Aichele, R., Gröschl, J. ve Heiland, I. (2017). AB–Türkiye Gümrük Birliği'nin Modernizasyonu. Bertelsmann Stiftung / ifo Enstitüsü. https://www.bertelsmann-stiftung.de/en/publications/publication/did/modernizing-the-eu-turkey-customs-union
  11. İKV – İktisadi Kalkınma Vakfı. Gümrük Birliği | Türkiye–AB. https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=38&lng=en
  12. Geopolitico (2026). Hindistan–AB STA, Belirsiz Bir Dünyada Kesinlik Koridoru Yaratacak. https://geopolitico.gr/2026/01/india-eu-fta-will-create-a-corridor-of-certainty-in-an-uncertain-worl

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU