Küba dosyası (3): Gökyüzünün muhafızları ve elektronik harbin siber savaşçıları

Umut Berhan Şen Independent Türkçe için yazdı

Küba dosyasının bu bölümünde, adanın çelik kalkanı olarak nitelendirebileceğimiz Hava ve Hava Savunma Kuvvetleri yapısını 21. yüzyılın hibrit savaş gerçekliği üzerinden cerrahi bir neşterle masaya yatıralım istiyorum. 

İlk olarak şunu bilmemiz gerekir ki, Küba için hava savunması sadece düşman uçaklarını düşürmek değil, bir devletin egemenlik sahasını erişilemez bir kale haline getirme iradesidir. Küba hava sahası bugün beşinci nesil jetlerin ve görünmez insansız hava araçlarının cirit attığı bir coğrafyada aslında bir teknolojik direnç laboratuvarı işlevi görmektedir.

Havana’nın gökyüzü muhafızları, Sovyet döneminden kalma analog sistemleri dijital çağın gereklerine göre modifiye ederek, imkânsızlıklar içinde bir savunma mimarisi inşa etmiştir.

Küba hava savunma doktrininin en kritik yapı taşı katmanlı savunma ve mutlak mobilizasyon prensibidir. Envanterde bulunan Pechora ve Dvina füze sistemleri batılı askeri analistlerin gözünde eski nesil olarak kodlansa da, Küba mühendisliğinin dış desteklerle gerçekleştirdiği dijital dönüşüm, bu sistemleri ölümcül birer pusucuya dönüştürmüştür.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Özellikle Pechora sistemlerinin tank şasileri üzerine monte edilerek tamamen mobil hâle getirilmesi, Küba’nın vur-kaç kabiliyetini zirveye taşımıştır. Bu füze rampaları artık sabit mevzilere bağlı kalmadan ormanlık alanların derinliklerinde gizlenebilmekte ve hedefi saptadığı anda füzeyi ateşleyip dakikalar içinde koordinat değiştirebilmektedir. Muhtemel bir hava operasyonunda bu hareketli rampalar düşman pilotları için tam bir hayalet avcısı rolü üstlenebilecektir.

Ancak füzeler sadece işin vuruş kısmıdır. Küba’nın asıl dehası bu füzeleri yönlendiren radar ağlarındaki elektronik kamuflaj ve pasif izleme yeteneklerinde gizlidir. Eski nesil Sovyet radarları bugün yarı iletken teknolojisiyle modernize edilmiş ve dijital sinyal işleme yetenekleriyle donatılmıştır. Küba yönetimi, aktif radar yayınlarının düşman füzeleri tarafından kolayca tespit edileceğini bildiği için pasif elektronik izleme sistemlerine devasa yatırım yapmıştır.

Bu sistemler, düşman uçaklarının yaydığı radyo ve televizyon sinyallerini veya cep telefonu kulelerinden yansıyan dalgaları analiz ederek, uçağın konumunu kendisi hiçbir sinyal yaymadan tespit edebilmektedir. Bu durum, en gelişmiş uçakların dahi Küba gökyüzünde tamamen görünmez kalamayacağı anlamına gelmektedir.

Hava kuvvetlerinin uçuş unsurlarına baktığımızda sayıca az ama operasyonel sürekliliği yüksek bir yapı karşımıza çıkıyor. Küba elindeki sınırlı sayıdaki MIG-29 uçaklarını birer hava önleme gücü olarak değil, alçak irtifa saldırılarına karşı birer acil müdahale timi olarak saklamaktadır. MIG-21 ve MIG-23 uçakları ise modernize edilmiş aviyonik sistemleri sayesinde adanın kıyı şeridini koruma görevini sürdürmektedir. Hava kuvvetlerinin asıl vurucu gücü ise gece görüş sistemleri ve termal kameralarla donatılarak olası bir çıkarma harekâtında düşman kıyı başlarını ateş altına alacak şekilde konfigüre edilmiş saldırı helikopterleridir. Küba pilotları, yakıt kısıtlılığına rağmen simülatör teknolojileri ve yüksek riskli eğitimlerle dünyanın en çevik hava unsurlarından biri olma vasfını korumaktadır.

Küba’nın uçaksavar topçusu konfigürasyonu ise adanın her tepesini ve her stratejik binasını bir ateş noktası hâline getiren devasa bir ağdır. Bu toplar sadece uçaklar için değil, aynı zamanda modern savaşın gerçeği olan insansız hava aracı sürülerine karşı da modernize edilmiştir. Küba yönetimi, ucuz kamikaze dronlara karşı optik nişangahlı ve manuel yedeklemeli uçaksavar toplarını birer anti-dron kalkanı olarak konumlandırmıştır.

Elektronik karıştırmaya karşı bağışıklığı olan bu manuel sistemler, yüksek teknolojiye sahip düşmanın en büyük zaafı olan aşırı dijitalleşmeyi kendi lehine çevirebilme kabiliyetine sahiptir. Nihayetinde, bir füze sistemini dijital yollarla engelleyebilirsiniz; ancak bir askerin tetiğine bastığı yüksek kalibreli bir topu siber yollarla susturamazsınız.

Askeri konfigürasyonun en gizli ve en stratejik bölgesi ise elektronik harp ve sinyal istihbaratı birimleridir. Tarihi öneme sahip dinleme tesislerinin ötesinde Küba’nın adanın geneline yaydığı küçük ölçekli istasyonlar, Karayipler’deki tüm elektromanyetik trafiği süzmektedir. Bu yetenek sadece savunma amaçlı değildir; aynı zamanda küresel müttefiklere sağlanan bir istihbarat takası ürünüdür.

Küba, düşman haberleşme ağlarını bozabilecek ve küresel konumlandırma sistemi sinyallerini şaşırtarak, füzeleri hedefinden saptırabilecek elektronik harp modülleri üzerinde titizlikle çalışmaktadır. Bu durum, Küba’nın teknolojik sabotaj ile savunma arasındaki ince çizgide yürüttüğü sessiz bir savaştır.

Savunma yapısının son halkası ise siber savunma birimidir. Son yıllarda yaşanan toplumsal olayların dijital boyutu, Küba ordusunu sanal dünyayı da bir cephe olarak görmeye itmiştir. Adanın internet çıkışları ve kritik altyapı tesislerinin kontrol sistemleri tamamen yerli yazılımlar ve kapalı ağ protokolleriyle korunmaktadır. Düşmanın siber saldırıyla Küba’nın elektrik şebekesini veya su sistemlerini felç etme girişimi, izolasyonist savunma mantığıyla geliştirilen bu siber duvarlara çarpmaktadır.

Dolayısıyla gayet bariz ki, Küba bir müze devlet değil, aksine imkânsızlıklar mühendisliğinin zirvesidir. Küba ordusu, eski bir tankı dijital bir avcıya ve eski bir füzeyi en yeni uçakların korkulu rüyasına dönüştürebilen bir iradedir. Bu askeri konfigürasyon, günümüz dünyasında Küba’nın sadece hayatta kalmasını sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda bölgesel bir aktör olarak ciddiye alınmasını zorunlu kılıyor.

Havana’nın gökyüzü muhafızları, sadece son füzeleri ve son mermileri bitene kadar değil, düşmanın buraya girmenin maliyetinin elde edilecek zaferden çok daha büyük olduğunu anlayana kadar görev başında kalacaklardır. Bu stratejik caydırıcılık, Küba devlet aklının on yıllardır ilmek ilmek işlediği o direnç estetiğinin temeli olsa gerek.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU