Son yıllarda Afrika, küresel güç rekabetinin giderek yoğunlaştığı bir jeopolitik alan haline geldi. Çin’in büyük altyapı yatırımları, Batılı ülkelerin kalkınma programları ve Türkiye gibi orta büyüklükteki güçlerin artan diplomatik varlığı kıtayı uluslararası politikanın merkezlerinden biri haline getiriyor. Bu rekabet ortamında kıtada adından pek söz edilmeyen Hindistan da daha düşük profilli fakat giderek daha stratejik bir yaklaşım geliştiriyor.
Hindistan’ın Afrika politikası, Çin’in büyük ölçekli finans ve altyapı projelerine dayanan modeli, Türkiye veya Rusya’nın daha görünür güvenlik ve siyasi etkisine dayalı modeli ile karşılaştırıldığında daha düşük profilli ama sürdürülebilir bir zemine oturuyor. Yeni Delhi, Afrika politikasını büyük ölçekli jeopolitik hamlelerden ziyade uzun vadeli ortaklıklar, kapasite geliştirme ve Güney-Güney işbirliği söylemi üzerine inşa ediyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Hindistan–Afrika ilişkilerinin temelleri
Hindistan ile 3 milyon Hintli’nin yaşadığı Afrika arasındaki ilişkilerinin kökleri sömürgecilik karşıtı mücadele dönemine kadar uzanıyor. Soğuk Savaş yıllarında Doğu-Batı blokları dışından üçüncü bir yol olarak 1955’te başlayan Bağlantısızlar Hareketi çerçevesinde gelişen siyasi dayanışma, bugün de Hindistan’ın Afrika politikasının önemli ideolojik dayanaklarından birini oluşturuyor.
Yeni Delhi yönetimi, Afrika ülkeleriyle ilişkilerini genellikle “eşit ortaklık” ve “üçüncü dünya” kavramının daha güncel ve politik olarak daha nötr bir versiyonu olarak da görülen “küresel güney dayanışması” kavramları üzerinden tanımlıyor.
Son on yılda Hindistan, Afrika’daki diplomatik varlığını da önemli ölçüde genişletti. Hindistan’ın 2016’da Afrika’da 29 büyükelçiliği varken, bugün itibariyle konsolosluklar dahil toplam diplomatik temsil sayısı 52’ye ulaşmış durumda.
Birçok yeni büyükelçiliğin açılması, Hindistan’ın kıtaya yönelik ilgisinin geçici bir ekonomik fırsattan ziyade daha uzun vadeli bir stratejik yönelim olduğuna işaret ediyor. Afrika, Hindistan açısından büyüyen ekonomisi için hem yeni pazarlar hem de uluslararası kurumlarda siyasi destek sağlayabileceği önemli bir ortak olarak görülüyor.
Hindistan’ın Afrika Birliği’nin G20’ye kalıcı üye olmasını desteklemesi de Afrika’nın küresel yönetişimde daha fazla temsil edilmesi açısından dikkat çekici bir girişim.
Ekonomik ilişkiler ve kalkınma işbirliği
Hindistan–Afrika ekonomik ilişkileri son yıllarda kayda değer bir büyüme gösterdi. Taraflar arasındaki toplam ticaret hacmi 2016 yılında 56,5 milyar dolarken, 2025’ten bu rakam 100 milyar doları geçti. Hindistan’ın 2030 yılında Afrika’yla toplam ticaret hedefi ise 200 milyar dolar. Enerji, tarım, ilaç, bilgi teknolojileri ve altyapı projeleri ekonomik işbirliğinin temel alanlarını oluşturuyor.
Hindistan’ın Afrika’daki kalkınma modeli büyük ölçüde kredi hatları ve teknik işbirliği projelerine dayanıyor. Yeni Delhi yönetimi, çok sayıda Afrika ülkesine altyapı, enerji ve sanayi projeleri için finansman sağlıyor. Bu yaklaşım genellikle Çin’in büyük ölçekli kredi ve altyapı yatırımlarına kıyasla daha küçük ölçekli olsa da, yerel kapasiteyi geliştirmeye yönelik projeler içermesi nedeniyle birçok Afrika ülkesi tarafından olumlu karşılanmakta.
Özellikle sağlık sektörü, Hindistan’ın Afrika’daki etkisinin en belirgin olduğu alanlardan biri. Hindistan, dünyanın en büyük jenerik ilaç üreticilerinden biri olarak Afrika’da uygun fiyatlı ilaçların neredeyse yüzde 50’sini tek başına tedarik ediyor.
Örneğin, Afrika’da kullanılan HIV/AIDS gibi antiretroviral (ARV) ilaçların %80’inden fazlası Hindistanlı jenerik üreticiler tarafından tedarik edililiyor. Bu durum, Hindistan’a hem ekonomik hem de siyasi açıdan önemli bir avantaj sağlıyor.
Dijital diplomasi ve teknoloji işbirliği
Hindistan’ın Afrika politikasında son yıllarda öne çıkan bir diğer unsur ise dijital altyapı ve teknoloji işbirliği. Dijital ödeme sistemleri, uzaktan eğitim platformları ve e-devlet uygulamaları gibi alanlarda geliştirilen projeler, Hindistan’ın kıtadaki görünürlüğünü artırıyor.
Bu yaklaşımla Hindistan, Afrika’da klasik altyapı yatırımlarından farklı olarak kurumsal ve teknolojik kapasite geliştirmeye dayalı bir etki modeli oluşturmayı hedefliyor. Dijital altyapı projeleri sayesinde Hindistan, Afrika ülkeleriyle daha uzun vadeli ekonomik ve kurumsal bağlar kurmayı hedefliyor.
Güvenlik ve Hint Okyanusu boyutu
Hindistan’ın Afrika stratejisinin diğer önemli bir boyutu da güvenlik. Afrika’nın doğu kıyıları ve Hint Okyanusu havzası Hindistan’ın güvenlik stratejisinde önemli bir yer tutuyor.
Hindistan, kendisini “Hint Okyanusu'nun net güvenlik sağlayıcısı” olarak konumlandırıyor. Bu çerçevede Afrika'nın doğu kıyıları ve ada devletleriyle olan deniz güvenliği iş birliğini stratejik bir öncelik olarak görüyor. Yeni Delhi'nin bu yaklaşımı, Başbakan Modi tarafından 2015’te Mauritius ziyaretinde ilan edilen SAGAR (Bölgedeki Herkes İçin Güvenlik ve Büyüme) doktrini çerçevesinde şekilleniyor.
Hindistan, Somali açıklarında korsanlıkla mücadele operasyonlarına katılmakta ve Madagaskar, Mozambik, Kenya ve Tanzanya gibi Doğu Afrika ülkeleriyle deniz güvenliği alanında işbirliği ve ortak askeri tatbikatlar yürütüyor.
Bununla birlikte Hindistan’ın güvenlik yaklaşımı genellikle askeri üsler veya doğrudan askeri müdahaleler yerine eğitim, kapasite geliştirme ve deniz güvenliği işbirliği üzerinden şekilleniyor. Bu durum, Hindistan’ın Afrika’daki askeri varlığının daha sınırlı ve düşük profilli kalmasına neden oluyor.
Büyük güç rekabeti ve Hindistan’ın sınırları
Afrika’da son 10 yılda artan büyük güç rekabeti, Hindistan için hem fırsatlar hem de sınırlamalar ortaya çıkarıyor. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (KYG) kapsamında gerçekleştirdiği dev altyapı yatırımları ve diğer yatırımları Afrika’da çok güçlü bir ekonomik etki oluşturmuş durumda. Buna karşılık Hindistan’ın finansal kapasitesi, Çin ile kıyaslandığında oldukça sınırlı kalıyor.
Ayrıca Hindistan’ın Afrika politikasının dağınık ve yeterince kurumsallaşmamış olduğu yönünde bazı eleştirilerle de karşılaşılıyor. Bunun bir neticesi olarak Yeni Delhi yönetimi, Afrika ile ilişkilerini geliştirme konusunda siyasi irade göstermesine rağmen, bazı projelerin uygulama aşamasında yavaş ilerlediği ve bürokratik gecikmeler yaşandığı yönünde haberler yer alıyor. Kaçınılmaz olarak bu durum, Hindistan’ın potansiyel etkisini Afrika’da tam anlamıyla kullanmasının önünde engel teşkil ediyor.
Bununla birlikte Afrika ülkeleri açısından Çin, Batı ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra farklı ortaklarla dengeli ilişkiler kurma stratejisi giderek daha önemli hale geliyor. Bu bağlamda Hindistan, Çin ve Batılı aktörler arasında alternatif ve tamamlayıcı bir ortak olarak görüldüğünü söyleyebiliriz.
Sonuç
2010’dan itibaren Afrika, büyük güç rekabetinin önemli sahalarından biri haline geldi. Hindistan, Afrika politikasında yüksek profilli jeopolitik hamlelerden ziyade uzun vadeli işbirliği ve kapasite geliştirme üzerine kurulu bir stratejiyi tercih ediyor. Ekonomik işbirliği, sağlık sektörü, dijital altyapı projeleri ve diplomatik dayanışma bu politikanın temel unsurlarını oluşturmakta. Böylece Afrika’daki büyük güç rekabetinde kendine farklı bir alan açmaya çalışıyor.
Her ne kadar Hindistan’ın Afrika’daki etkisi Çin gibi aktörlerle kıyaslandığında daha sınırlı olsa da, daha dengeli ve düşük profilli yaklaşımı birçok Afrika ülkesi için cazip bir seçenek sunuyor. Önümüzdeki yıllarda Afrika’nın küresel siyasetteki önemi arttıkça Hindistan’ın kıtadaki rolünün de büyümesi muhtemeldir. Ancak bu potansiyelin gerçekleşmesi, Yeni Delhi’nin Afrika politikasını daha kurumsal ve daha tutarlı bir stratejiye dönüştürmesiyle doğrudan ilişkili.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish