Savaşların ve istikrarsızlıkların gölgesinde dönüşen yeni-Orta Çağ dünyası

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

İllüstrasyon: Aïda Amer/Axios

Afganistan’dan Amerikan askerinin çekildiği o utanç verici günlerde, C-17 uçaklarının iniş takımlarına tutunup ölümle burun buruna gelen Afganlıların görüntüleri bütün dünyayı şoke etmişti. O an, tarihin akışında derin bir kırılma yaşandığını hissettim.

İşte o günlerde kaleme aldığım yazıda, bu manzaraları “Yeni Ortaçağ’ın en bariz göstergesi” olarak nitelendirdim. Türkiye’de Yeni-Ortaçağcılık’ı (Neomedievalizmi), makaleleri ve kitaplarıyla en sistematik şekilde açıklayan kişi oldum. Amacım, büyük dönüşümün farkına varılmasını sağlamaktı.

Sadece politikayı, ekonomiyi ve genel güç mücadelesini değil, savaşın yeni formatını da anlatmaya çalıştım. Beşinci nesil savaşlar, hibrit savaş, bilişsel savaş ve enformasyon savaşının iç içe geçtiği bu yeni gerçekliği, akademik ve felsefi bir perspektiften sunmaya gayret ettim. Bunlar, bana göre çağımızın en kritik saptamalarıydı.

Afganistan örneğinden sonraya gelelim. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısı başladığında, birçok kişi “Hamas’ın zaferi”nden söz ediyordu. Ben ise birkaç yazı ve konuşmada farklı bir okuma yaptım.

Tarihsel olarak Arap-İsrail savaşlarını, İsrail’in yayılmacı politikasını, özellikle Netanyahu’nun uzun vadeli stratejisini mercek altına aldım. 8 Ekim’den itibaren başlayan sürecin domino etkisiyle Tahran’a kadar uzanacağını, Doğu Akdeniz’in büyük bir rekabet alanına dönüşeceğini öngördüm. Ne yazık ki çoğu analist, güncel olayları dar bir çerçevede yorumlamakla yetindi. Geniş perspektiften bir okuma, akademik derinlik ve felsefi açıklama getiremediler.

Çağımızın en önemli olgularından biri olan bilişsel savaşın, enformasyon savaşının ve hibrit savaşın kapsamını anlamak istemeyenler çoğunluktaydı. Çünkü böyle bir yaklaşım, bireysel ikbal hesaplarıyla çelişiyordu. Oysa olup biten çok açıktı: Dünya, bütün teknolojik yenilikleri ve gelişmeleri, ekonomi dünyasındaki gerilmeyi içine alarak bir “Yeni-Ortaçağ”a geri dönüyordu.

Bütün bunları, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin dönüştürücü etkisi bağlamında açıkladım.

Trump’ın ikinci kez seçilmesini, sebepleriyle ve olası sonuçlarıyla uzun uzadıya ele aldım. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin yarattığı güç mücadelesi, teknolojik yeniliklerin oluşturacağı büyük çalkantı, Yeni-Ortaçağ zihniyetinin yaygınlaşması, popülist, elitist, yoz ve kleptokrat karakterlerin yükselişi, Trump gibi figürlerin hem Amerikan toplumunu hem de küresel düzeni bozacak zemini hazırlaması, İsrail’in yayılmacılığının frenlenememesi, uluslararası hukukun ve birikimlerin hiçe sayılması, çıkarcı bir dünya düzeninin hâkim olması…

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bunlar, asla yabana atılacak tespitler değildi. Üstelik burada hepsinin birleştirilerek okunması gereken bir vakıadan bahsetmekteydim.

28 Şubat’tan itibaren Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla birlikte, birçok kişi şaşkınlık içindeydi. Ben 3 Ocak’ta Hedef İran, 22 Şubat’ta operasyonun şeklinin ne olacağını yazdım. Odaklanınca bunlar görülebilirdi. Çünkü konu esasen İran değildi, daha büyük perspektiften bakmayı gerektirmekteydi. İnsanlar ülke, vatan, ulus ve egemenlik gibi kavramların hâlâ geçerli olduğu bir dünyada yaşadığımızı sanıyorlardı.

Oysa Yeni-Ortaçağ zihniyeti, bu kavramların üzerine nasıl çöreklenmekte olduğunu gösteriyordu. İran’ın yönetim şekli, kültürü, taşıdığı tarihsel miras ve değerler, Yeni-Ortaçağ’ın kullanabileceği en net örneklerdendi. Bunu kaçıranlar çok oldu.

Onurlu Afgan halkı unutuldu mu?

İran halkı onurludur. Fakat İran’da yaşananları sadece “İran halkı” üzerinden okumak yetmez. “Burası İran” veya “burası Afganistan” denirse başka sözler de söylenebilir.

Aynı mantıkla, “burası Amerika”, “burası İsrail” diyenler de çıkar. Asıl yapılması gereken, hepsini birlikte görmektir: Burası dünya, bunlar insan. İşte felsefi yaklaşım budur. Takım tutar gibi tarafgirliklerin yanlışlığını ve basitliğini her fırsatta dile getirdim.

Yayılmacı İsrail’in ve Başbakanı Netanyahu’nun Gazze’den sonra Batı Şeria’yı, Lübnan’ı ve Suriye’yi (özellikle Golan Tepeleri ile Hermon Dağı’nı) hedef alacağı açıktı. Suriye’de, önce 12 yıl süren Esad’ın zorba dönemi, iç savaş unutulmadı; sonra İdlib’ten çıkan ve Şam’ı ele geçiren milis güçlerin yarattığı yeni düzenin, Trump tarafından onaylanması halinde İsrail’e önemli kolaylıklar sağlayacağı öngörülebilirdi.

Neticede Suriye’de yeniden Ortaçağ yaşanmaktaydı, Afganistan gibi. Bölgede, Taliban, El-Kaide, El-Nusra, IŞİD… Şu bahsedilenlere bakın siz.

Nereden geldi dünya buralara?

Politika yok mu kökeninde?

Husilere ne demeli? Lübnan mı?

İsrail, Hizbullah’ı sürekli işaret ederek kendi politik çıkarlarını üretmeye devam edecekti.

İran, İsrail ve ABD ile vekilleriyle karşılık vereceğini, coğrafyada Şii iktidarının olacağını projelendirdi. Ama İsrail ve ABD, bunlardan tersine yönde yararlanmayı bildi. Mossad ve CIA bölgede yeni bir istikrarsızlık alanı oluşturmayı bildi. Derebeylikleri inşa edildi, klanlar parlatıldı, ellerine silah verildi, ceplerine para, akıllarına da sapkın fikirler.

Bütün bunlara birlikte baktığımızda şu sorular ortaya çıkıyor:

Nerede insanlık?

Nerede uluslararası sistem ve kurumlar?

Nerede barış için samimi çaba sarf edenler?

Nerede onurlu politikacılar ve iş insanları?

Bu soruların tatmin edici bir cevabı yok.

Çünkü Yeni-Ortaçağ’ın derebeylikleri kendi kurallarını yazıyor. Kınama mesajları yayınlamak yetmiyor; sonuçta, herkes kendi çıkar hanesine bakıyor.

Dünya, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin imkânlarıyla donanmış halde Ortaçağ zihniyetine geri dönüyor. Teknoloji ilerliyor, fakat insanlık ve ahlak geriliyor. Ekonomi büyüyor ama yeni sorunları ileri sürüyor. Güç, egemenlik ve yayılmacılık, eski çağların kaba kuvvetiyle yeni teknolojilerin sofistike araçlarını birleştirerek yeniden şekilleniyor.

Herkes zalim Netanyahu, sapkın Siyonizm ve Evanjelizm, karakteri tartışmalı Trump gibi konuları ileri sürdükçe dikkat edin diyorum. Bütün bunların ne olduğunu bilmediğimden değil. Nedeni, sizi oyuna getirmeleri, algı operasyonları! Anlamadan söylenen sözler aslında sizi vuruyor: Yeni-Ortaçağ’ın derebeyleri bunun yaygınlaşmasını ve derinleşmesini istiyor.
 


Neler var gündemimizde?

Aklımıza gelen terimleri sıralayalım: Emperyalizm, liberalizm, neoliberalizm, sanal dünya, yapay zeka (AI), Antrophic-Claud, internet, Starlink, sosyal medya, X (Twitter), YouTube, YouTuber, algı yönetimi, enformasyon savaşı, bilişim savaşı, propaganda, sosyal medyadan yürütülen algı yönetimi, sosyal medyadan yapılan diplomasi, kleptokrasi, nepotizm, popülizm, elitizm, otokrasi, aşiretçilik, demagoji, oligarşi, tiranlık, Epistain Davası, CIA, Mossad, Lübnan, petrol, LNG, tanker, küresel ticaret, borsa, altın, coin, uluslararası sistem, uluslararası hukuk, güçlünün hukuku, Birleşmiş Milletler, vatan, vatan savunması, devlet, hükümet, halk, rejim, ideoloji, politika, üçüncü dünya ülkeleri, küresel güney, küreselcilik, BRICS, NATO, AB, çıkarcı politika, teknoloji, hisse senedi, Hürmüz Boğazı, Enavjelizm, Siyonizm, Trump, Hegseth, Savaş Bakanı, bebek katili, terörizm, Netanyahu, Ayetullah, dini lider, Hamas, Gazze, Batı Şeria, Afganistan, El-Kaide, El-Nusra, IŞİD, mezhepçilik, Şiilik, Nusayrilik, Dürzüler, Taliban, Hizbullah, Husiler, sığınak delici bombalar, hayalet uçaklar, kamikaze dronlar, süpersonik füzeler, küme bombalar, sığınak delici bombalar, arabulucular, nükleer toz, uranyum zenginleştirme…

Kazanandan veya kaybedenden bahsetmeyi iş edinenler var.

Bugün bile zafer bekleyenlerin olduğu bir dünya kurgusu var.

Başkalaşan bir yaşam kültürünü ıskalayarak yaşayanlar var.

Yeni Sanayi Devrimi’nin içinde yetişen çocuklar var.

Devrimlerin en büyük dönüştürücü olduğunu bilmeden politika yapan insanlar var…

Ha bir de Yeni-Ortaçağ dediğim husus var.

Hepsini birleştirin, ancak o zaman aklınız karışmaz. Okumanızı yapın!..

Buradan çıkacakları bana söylemeseniz de olur.

Bu gerçekliği görmek, anlamak ve buna göre konum almak zorundayız.

Yeni-Ortaçağ sadece bir teşhis değil, aynı zamanda karşı karşıya olduğumuz büyük bir uyarıdır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU