Geçtiğimiz 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İran savaşının ilk haftasında kaleme aldığım yazıda, asıl çatışmanın Hürmüz Boğazı üzerinden devam edeceğine dikkat çekmiştim.
ABD-İsrail saldırısının, İran'ın nükleer silahtan çok daha etkili bir silah keşfetmesine yol açtığını, bunun da Hürmüz Boğazı olduğunu belirtmiştim.
Katıldığım tüm televizyon programlarında da bu görüşümü dile getirmiştim.
O günlerde tespitlerime mesafeli duranlar, bugün savaşın Hürmüz Boğazı üzerinden sürdüğünü söylüyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Son günlerde İran, boğazdan geçen bazı gemileri hedef alıyor, ABD ise yeni saldırılar düzenleyerek karşılık veriyor.
Trump'ın, "Mutabakat benim için bitmiştir" açıklamasından bu yana ABD hemen her gün saldırıyor, İran da Körfez Arap ülkelerindeki ve Ürdün'deki Amerikan hedeflerini vuruyor.
Trump, "Çok sert vuracağım, bitireceğim" dedikçe İran'dan "Şiddetli karşılıklar vereceğiz" yanıtı geliyor.
İran, süreç içinde Hürmüz'ü ABD'ye rest çektiği bir alan hâline getirdi.
Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın statüsünü yeniden belirlemeye ve geçişleri ücretli hâle getirmeye yönelik adımlar atmaya başladı.
Geçiş yapan tankerlerden petrol varili başına 1 dolarlık ücret almayı planladığını duyurdu.
İşte o zaman Trump, "İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alamaz. Buna asla izin vermeyiz" diyerek sert bir çıkış yaptı.
Ancak aynı Trump, 13 Temmuz'da kendisini Hürmüz Boğazı'nın koruyucu meleği ilan ederek, "Hürmüz Boğazı'nda yeniden abluka uygulayacağız. Gemilerden güvenli geçiş için ücret alacağız" diyerek herkesi şaşkınlığa uğrattı.
Trump, ertesi gün ise tuhaf bir açıklamayla, "Geçiş ücreti almayacağız, ama karşılığında Körfez ülkeleri ABD'ye yatırım yapacak" dedi.
ABD, 11 bin km uzaktan gelip "Hürmüz Boğazı'ndan ücret alacağım" dediğinde kimseden ses çıkmadı, ama İran kendi kıyısındaki boğazdan ücret alacağını söylediğinde kıyamet koptu.
Trump'ın bu tavrı karşısında geri adım atmayacağını bir kez daha gösteren İran, "Hürmüz Boğazı Yönetimi" yasa tasarısı üzerinde çalışmalara başladı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, "Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nin Güvenliği ve Sürdürülebilir Gelişimi İçin Stratejik Eylem" tasarısının İran Parlamentosu'na resmen sunulduğunu açıkladı.
Azizi, "Özellikle Hürmüz Boğazı'nın yönetimi konusunda kırmızı çizgilerimizi savunmakta kararlıyız. Bu ilk adım; sonraki önlemler de yakında gelecek" dedi.
Trump'ın Hürmüz'ün koruyucu meleği rolüne soyunmasına İran'dan gelen tepkiler bununla sınırlı değil.
Devrim Muhafızları Komutanlığı, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın geleceğinin belirlenmesinde hiçbir rolü olmadığını ve müdahale etmesine da izin verilmeyeceğini duyurdu.
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de İran'ın boğazın sonsuza dek koruyucusu olacağını hatırlattı.
İşin özü, İran ve ABD masayı devirmeden düşük yoğunluklu Hürmüz savaşını sürdürecek gibi görünüyor.
Dünya kamuoyu bir kez daha Hürmüz krizine yoğunlaşmışken, İsrail de komşu ülkelerden toprak alma girişimlerine devam ediyor.
Dikkatini yeniden Suriye'ye yönelten İsrail, bu ülkede koruma altına aldığı Dürziler üzerinden yeni bir adım daha attı.
Suriye'deki Dürzilerin dinî lideri Hikmet el-Hicri'yi konuşturdu.
El-Hicri, Süveyda vilayetinin İsrail'e entegre edilmesini istedi.
Hikmet el-Hicri, Süveyda vilayetinin Suriye'den tamamen ayrılıp İsrail ile bütünleşerek korunabileceğini söyledi.
Dürzilerin yaşadığı Golan Bölgesi, 1967 savaşında İsrail tarafından işgal edilmişti.
İsrail, yaklaşık 32 Dürzi köyünün bulunduğu Golan'ı 1981'de ilhak etmiş, ABD Başkanı Trump da bu kararı 2 yıl önce tanımıştı.
İsrail şimdi de Dürzilerin dinî liderini öne sürerek Suriye'deki Süveyda bölgesini ele geçirme planını yürürlüğe koydu.
Amerikalı Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İsrail'in ilhak ettiği Golan Tepeleri bölgesini ziyaret eden önemli isimlerden biriydi.
Netanyahu'nun ABD Kongresi'ndeki en sağlam müttefiklerinden biri olan Graham hayatını kaybetti.
Trump'la Ankara'daki NATO Zirvesi'ne gelen Graham, ne tuhaftır ki, "F-35 uçakları Türkiye'ye verilebilir" türünden sözler ettikten 2 gün sonra, hem de aort damarı yırtılması nedeniyle öldü.
Ne garip bir tesadüf değil mi?
Trump'ın "Sırdaşım", Netanyahu'nun "En büyük dostum", Zelenski'nin ise "Özgürlüğün savunucusu" dediği Amerikalı Senatör Lindsey Graham, sadece İran'ın değil; Rusya, Çin, Küba ve Türkiye'nin de düşmanıydı.
Graham için en ilginç başsağlığı mesajı İran devlet televizyonunda canlı yayınlandı.
Sunucu şöyle dedi:
Savaş kışkırtıcısı ve İran karşıtı ABD Senatörü Lindsey Graham'ın cehenneme gitmesinden dolayı büyük İran milletinin gözü aydın olsun diyor, tebrik ediyorum.
Bu arada İngiltere, İran'ın tepkisini çeken bir adım attı.
İngiltere, Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nu ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımladı.
İngiltere İçişleri Bakanı Şabana Mahmud, yeni yasayla İran Devrim Muhafızları'na desteğin yasaklanacağının sinyalini verdi.
Mahmud, 13 Temmuz'da yaptığı açıklamada, "İran Devrim Muhafızları'na destek vermenin; olumlu görüş bildirmekten yardım etmeye kadar tüm eylemlerin, 14 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek bir suç olacağını" bildirdi.
İngiltere'nin bu kararında, İran'ın saldırıları nedeniyle başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerindeki İngiliz sermayesinin bölgeden kaçmak zorunda kalmasının rol oynadığı biliniyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish