1789 Fransız Devrimi'nden bu yana sol-sağ ayrımı, modern siyasetin temel eksenini oluşturmuştur. Sol; eşitlik, ilerleme, değişim ve devrimci/reformist eğilimleri, sağ ise düzen, gelenek, hiyerarşi ve istikrarı temsil etmiştir. Bu ayrım, 19. yüzyıl Sanayi Devrimi, 20. yüzyıl Dünya Savaşları ve Soğuk Savaş döneminde ideolojik bir mücadeleye dönüşmüş; komünizm, sosyalizm ve liberal demokrasi arasındaki rekabet, hem iç siyaseti hem de uluslararası ilişkileri şekillendirmiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde sağ-sol ekseni kısmen bulanıklaşsa da, 2010'lardan itibaren popülizm, kimlik siyaseti ve hibrit tehditlerin yükselişiyle yeniden keskinleşmiştir. Ben buna yeni sanayi devrimini de ekliyorum. Çünkü bunun getirdiği yenilikler; sosyal, politik, ekonomik, askerî, velhasıl hayatın her alanını değiştirmektedir.
Her sanayi devrimi, bu ayrımı yeniden şekillendirmiştir. Birinci ve İkinci Sanayi Devrimleri sınıf mücadelesini, Üçüncü Sanayi Devrimi (dijital devrim) kimlik ve küreselleşme tartışmalarını ön plana çıkarmıştır. Bugün ise Dördüncü Sanayi Devrimi; yapay zekâ, biyoteknoloji, otomasyon ve veri ekonomisiyle karakterize edilen yapısıyla bu bölünmeleri daha da karmaşık hâle getirmektedir. Teknolojik dönüşüm, eşitsizlikleri derinleştirirken hem solun "sosyal adalet ve düzenleme" taleplerini hem de sağın "geleneksel değerler ve ulusal egemenlik" vurgusunu güçlendirmektedir.
ABD'de Stephen Miller ve Marco Rubio gibi yetkililerin "sol", "aşırı sol", "sosyalizm" ve "komünizm" kavramlarını yoğun şekilde kullanması, bu tarihsel eksenin yeni bir stratejik yeniden tanımlanmasının parçasıdır. Miller'ın "solcu kıskançlık, nefret ve medeniyet düşmanlığı" retoriği ile Rubio'nun "uluslarötesi aşırı-sol terörün yeniden yükselişi" vurgusu, iç tehdit ile dış rakip (özellikle Çin) arasındaki bağlantıyı bilinçli bir şekilde kurmaktadır.
Mevcut ABD tehdit algısı ve fiilî durum
Trump yönetimi, "Ulusal Güvenlik Başkanlık Kararı – National Security Presidential Memorandum-7 (NSPM-7)" ve Dışişleri Bakanlığı'nın vize kısıtlama politikasıyla aşırı-sol ağları (Antifa Ost/Hammerbande, FAI/FRI, Armed Proletarian Justice vb. aşağıda ayrıntısı verilecektir) "siyasi şiddeti araçsallaştıran organize yapılar" olarak tanımlamaktadır. Miller, "tüm hükümet gücünü Antifa ve sol terör ağlarını kökünden söküp atmak" çağrısı yaparken, Rubio uluslararası iş birliği talep etmektedir. Bu çerçeve, Dördüncü Sanayi Devrimi'nin getirdiği teknolojik dönüşümün (AI, veri ve otomasyon) yarattığı eşitsizlik ve radikalleşme potansiyelini de içermektedir.
Rubio, uluslararası iş birliği (60+ ülke zirvesi) çağrısında bulunmaktadır. Bu politika, iç güvenlik ile büyük güç rekabetini hibrit bir çerçevede birleştirmektedir.
Antifa, FAI/FRI ve benzeri grupların açıklaması
ABD'nin aşırı-sol terör politikasında merkezî rol oynayan başlıca gruplar şunlardır. Bunlar, Kasım 2025'te Dışişleri Bakanlığı tarafından Dış Terörist Organizasyonlar (Foreign Terrorist Organization - FTO) ve Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist (Specially Designated Global Terrorist - SDGT) olarak tasnif edilmiştir:
1. Antifa Ost (Hammerbande / Antifa East)
- Köken ve yapı: Almanya merkezli militan bir Antifa grubudur. "Hammerbande" (Çekiç Çetesi) olarak da bilinir.
- Eylemler: 2018-2023 arasında "faşist" veya sağ görüşlü olarak gördüğü kişi ve kurumlara yönelik çok sayıda şiddet eylemi gerçekleştirmiştir. 2023'te Budapeşte'de (Macaristan) bir dizi saldırı düzenlediği iddia edilmiştir. Macaristan, bu grubu 2025'te ulusal terör listesine almıştır.
- Özellikleri: Merkezî olmayan (dağınık) hücre yapısına sahiptir. Şiddet içeren doğrudan eylem taktiği kullanır. Anti-faşist ideolojiyi gerekçe göstererek siyasi muhalifleri hedef alır.
2. Enformal Anarşist Federasyonu – Informal Anarchist Federation (FAI) / Uluslararası devrimci cephe – International Revolutionary Front (FRI)
- Köken ve yapı: İtalya merkezli uluslararası anarşist militan ağdır. 2003'ten beri aktiftir; Avrupa, Latin Amerika ve Asya'da bağlantıları bulunmaktadır.
- Eylemler: Mahkemeler, kapitalist kurumlar ve devlet hedeflerine karşı bombalı tehditler, mektup bombaları ve patlayıcı saldırılar düzenlemiştir. "Devrimci silahlı mücadele" ve "Kale Avrupa'ya" (Fortress Europe) karşı mücadele söylemini benimsemektedir.
- Özellikleri: Uluslararası devrimci cephe anlayışıyla hareket etmektedir. Hücre tabanlı, lidersiz direniş (leaderless resistance) yapısına sahiptir. Propaganda, tehdit ve şiddet eylemlerini bir arada kullanmaktadır.
3. Silahlı proleter adaleti – Armed Proletarian Justice (APJ)
- Köken: Yunanistan merkezli anarşist/anti-kapitalist gruptur.
- Eylemler: Yunan hükümetine ait hedeflere (özellikle polis karakollarına) yönelik el yapımı patlayıcı (EYP) saldırıları düzenlemiştir. Aralık 2023'te Atina'da isyancı polis karargâhı yakınında bomba yerleştirdiği iddia edilmiştir.
- Özellikleri: Anti-kapitalist ve devlet karşıtı şiddet eylemlerini benimsemektedir.
4. Devrimci sınıf öz savunması – Revolutionary Class Self-Defense
- Köken: Yunanistan merkezli anarşist gruptur.
- Eylemler: Kapitalist yapılara ve devlet baskısına karşı eylemler ile Filistin dayanışması gibi konuları gerekçe göstermektedir.
- Özellikleri: Sınıf mücadelesi ve anti-emperyalist söylem üzerinden şiddet içeren öz savunma taktiğini savunmaktadır.
Genel değerlendirme
Bu gruplar, ideolojik olarak anarşist, anti-kapitalist, anti-faşist ve Marksist-Leninist unsurları bir araya getirmektedir. Ortak özellikleri şunlardır:
- Şiddet kullanımı: Bombalama, suikast, kundaklama, polis ve devlet hedeflerine yönelik saldırılar.
- Uluslararası ağ: Avrupa'dan ABD'ye ve Latin Amerika'ya uzanan seyahat, eğitim kampları, şifreli iletişim ve ortak propaganda faaliyetleri.
- Hedefler: Batı liberal demokrasisini, kapitalizmi ve "faşist" olarak gördükleri yapıları yıkmak.
ABD, bu grupları "siyasi hedeflere ulaşmak için bombalama, suikast ve terör taktikleri kullanan organize ağlar" olarak tanımlamakta ve müttefik ülkelerden finansmanın takibi, seyahat kısıtlamaları ve istihbarat paylaşımı talep etmektedir. Rubio'nun ifadelerinde vurguladığı gibi, bu şiddet dalgası "medeniyete karşı duyulan nefret" ile motive edilmekte ve on yıllardır görülmemiş seviyelere ulaşmaktadır.
Bu gruplar tamamen merkezî bir komuta altında değil, hücre tabanlı ve merkezî olmayan bir yapıda faaliyet göstermektedir. Bu durum da onlarla mücadeleyi zorlaştırmaktadır.
Dikkatimi çeken konu, Yunanistan merkezli terör organizasyonlarıdır. Bu durum her ne kadar ABD açısından tanımlanmış olsa da, esasen bölge açısından da, konumu itibarıyla değerlendirilmesi gereken bir çıban başı olarak görülebilir. Aynı yapıda olmasa bile, farklı örgütlenmeler ve angajmanlar üzerinden bölgede etkili olma potansiyeli taşıyabilir.
ABD'nin aşırı-sol terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği talepleri: Stratejik ve diplomatik çerçeve
ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun açıklamalarından ne anlaşılmaktadır? Bu analiz, resmî devlet açıklamalarına, Bakan Rubio'nun kamuoyu önündeki beyanlarına ve ilgili istihbarat raporlarına dayanmaktadır.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun öncülüğündeki Trump yönetimi, 2026 yılında yürürlüğe koyduğu vize kısıtlama politikası ve ilgili karşı-terörizm girişimleriyle aşırı solcu terör ve bağlantılı ağları ulusal güvenlik açısından öncelikli bir tehdit olarak konumlandırmaktadır. Bu yaklaşım, NSPM-7 kapsamında şekillenmekte olup söz konusu ağların finansman, lojistik destek, üye kazanımı ve operasyonel koordinasyon unsurlarını hedef almaktadır.
Rubio, medyadaki açıklamalarında bu tehdidi somut örneklerle ortaya koymaktadır. Göçmenlik görevlilerine yönelik toplu saldırılar, keskin nişancı eylemleri, patlayıcı kullanımları, silahlı pusular ve "transgender bir saldırganın Katolik ilköğretim öğrencilerine dua sırasında ateş açması" gibi olayları zikreden Rubio, "bu şiddetin medeniyetin kendisine duyulan nefretten kaynaklandığını" vurgulamaktadır. Ayrıca, "sağlık sektörü yöneticisinin soğukkanlılıkla sokak ortasında infazı, bir başkan adayına yönelik birden fazla suikast girişimi ve muhafazakâr aktivist Charlie Kirk'ün öldürülmesi" gibi vakaları "özgün ve benzersiz bir kötülük" olarak nitelendirmektedir.
Rubio'nun verilerine göre, "ABD'de solcu terör saldırıları ve planlarının payı on yıllardır görülmemiş seviyelere yükselmiş; Almanya'da aşırı-sol şiddet son 1 yılda %40'tan fazla artmıştır. Yunanistan'da radikal şiddetin %80'inden fazlası aşırı-sol ve anarşist aktörlerden kaynaklanmaktadır. Bunlar soyut istatistikler değil; Amerikalıların yaşadığı somut gerçeklerdir."
Somut adımlar arasında kabaca şunlar var:
- Kasım 2025'te Antifa Ost, FAI/FRI ve Yunanistan merkezli grupların FTO (Foreign Terrorist Organization) olarak tasnif edilmesi.
- Adalet İçin Ödül Programı (Rewards for Justice - RFJ) kapsamında aşırı-sol finansmanına ilişkin bilgi sağlayanlara 10 milyon dolar ödül verilmesi. (ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülen RFJ, uluslararası terörizm, yabancı kaynaklı siber saldırılar ve yasa dışı finansal faaliyetleri engellemek amacıyla bilgi sağlayanlara para ödülü sunan resmî bir güvenlik programıdır.)
- Adalet Bakanlığı / Federal Soruşturma Bürosu / Gelir İdaresi (DOJ/FBI/IRS) koordinasyonuyla Singham tipi kara para ağlarının soruşturulması.
İş birliği talep edilen başlıca aktörler ve coğrafyalar hangileri?
1. Avrupa devletleri (birincil odak)
Almanya, İtalya ve Yunanistan; Antifa Ost (Hammerbande), Informal Anarchist Federation/International Revolutionary Front (FAI/FRI) ve Armed Proletarian Justice gibi FTO olarak belirlenen grupların ana üsleri olarak öne çıkmaktadır. Rubio'nun öncülüğünde düzenlenen bakanlar düzeyindeki zirveler (Temmuz 2026 Washington toplantısı), Avrupa'dan 60'tan fazla ülkenin katılımıyla transatlantik koordinasyonu güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
2. Anglosfer ve Kuzey Amerika ortakları
Kanada ve Avustralya ile istihbarat paylaşımı ve bölgesel ağların izlenmesi ön plandadır.
3. Latin Amerika ve diğer bölgeler
FAI/FRI'nin Güney Amerika bağlantıları nedeniyle Brezilya, Arjantin gibi ülkelerle iş birliği aranmakta; Singapur, Hindistan ve seçili Asya devletleri de bu sürece davet edilmiştir.
Mekanizmalar ve araçlar
ABD, vize kısıtlamaları [INA Section 212(a)(3)(C)], Dış Terörist Organizasyon (FTO) tasnifleri, Adalet İçin Ödül Programı (RFJ) ve ortak kolluk kuvveti çalışmaları aracılığıyla küresel ağları parçalamayı hedeflemektedir. Rubio, bu çabaları "Batı medeniyetinin temelini zayıflatmaya yönelik organize şiddet kampanyalarına karşı" bir savunma olarak çerçevelemekte ve müttefikleri, "eski tehdidin güçlü ulusötesi bağlantılarla yeniden ortaya çıkışı" karşısında ortak harekete davet etmektedir.
Bazı müttefiklerde tehdidin ciddiyeti konusunda görüş ayrılıkları bulunsa da, genel strateji hibrit tehditler çağında aşırı-sol şiddetin artan riskini kabul eden bütüncül bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Rubio'nun ifadeleri, bu politikayı salt bir iç güvenlik önlemi olmanın ötesine taşıyarak medeni toplumun ortak savunması olarak konumlandırmaktadır.
ABD (Trump yönetimi), aşırı-sol terörle mücadelede özellikle şu ülkelerden ve aktörlerden iş birliği istiyor (2026 itibarıyla):
1. Avrupa ülkeleri (öncelikli)
- Almanya: Aşırı-sol şiddetteki artış nedeniyle en kritik ortak olarak görülmektedir. Antifa Ost (Hammerbande) gibi gruplar burada faaliyet göstermektedir. Ortak çalışmalar ve istihbarat paylaşımı yürütülmektedir.
- İtalya ve Yunanistan: FAI/FRI ve Armed Proletarian Justice gibi belirlenmiş (designated) grupların faaliyet gösterdiği ülkelerdir. Avrupa'daki en aktif militan ağlar burada bulunmaktadır.
- Macaristan: Antifa'yı erken dönemde terör listesine alan ülkedir ve ABD tarafından örnek bir model olarak gösterilmektedir.
- Diğer Avrupa ülkeleri: Fransa, İngiltere, İspanya, Polonya vb. ülkelerin de dâhil olduğu, 60'tan fazla ülkenin davet edildiği bakanlar düzeyindeki toplantılarla (Temmuz 2026 Washington Zirvesi) geniş çaplı Avrupa katılımı hedeflenmektedir.
2. Diğer bölgeler
- Kanada ve Avustralya: Beş Göz (Five Eyes) istihbarat ortaklarıdır. Aşırı-sol ağların Kuzey Amerika geçişlerinde kritik öneme sahiptir.
- Latin Amerika: Brezilya, Arjantin, Kolombiya vb. büyük ülkelerle FAI/FRI'nin Güney Amerika bağlantıları ve Küba rejimiyle ilişkileri nedeniyle iş birliği aranmaktadır.
- Asya: Singapur ve Hindistan gibi ülkeler davet edilmiştir. Amaç, Çin etkisine karşı aşırı-sol finansmanını kesmektir.
3. Kurumsal ve teknik iş birliği
- NATO: Hibrit tehditler bağlamında (NATO 3.0 tartışmaları).
- INTERPOL ve Europol: Operasyonel koordinasyon.
- Finansal istihbarat: FATF, Hazine ve müttefik ülkelerin mali istihbarat birimleri (finansman takibi için).
- Kolluk kuvveti çalıştayları: Mayıs 2026'da Lahey'de, Temmuz 2026'da ise Washington'da düzenlenen toplantılarla kolluk kuvvetlerinin eğitimi ve ağ haritalama faaliyetleri yürütülmektedir.
Genel strateji
- NSPM-7 kapsamında uluslararası ağlar (finansman, seyahat, üye kazanımı ve personel temini) hedef alınmaktadır.
- Amaç; vize kısıtlamaları, FTO tasnifleri, RFJ ödülleri (aşırı-sol finansmanına ilişkin 10 milyon dolar ödül) ve ortak soruşturmalar yoluyla "uluslarötesi aşırı-sol terörizm"i bozmak ve etkisiz hâle getirmektir.
Bazı Avrupa müttefikleri tehdidi yeterince ciddiye almadığı için tam uyum sağlanamamıştır. ABD, özellikle Avrupa'daki istihbarat ve kolluk birimleriyle somut operasyonel iş birliği geliştirmeye çalışmaktadır.
Çin komünizmi ile irtibat ve stratejik bağlantı
Çin Komünist Partisi (ÇKP), hâlen resmî olarak komünist bir rejimdir ve United Front Work Department aracılığıyla küresel etki operasyonları yürütmektedir. En somut bağlantı, Neville Roy Singham ağıdır. Şanghay'da yaşayan ABD'li milyoner Singham'ın, ÇKP'ye yakın propaganda yapılarıyla ilişkili olduğu ve yaklaşık 278 milyon doları (bazı raporlarda daha fazla) People's Forum, CodePink ve Party for Socialism and Liberation gibi aşırı-sol gruplara aktardığı DOJ soruşturmalarıyla belgelenmiştir. Bu gruplar hem ABD içindeki protestolarda hem de anti-ABD ve anti-İsrail eylemlerinde rol almaktadır.
Bu durum, ABD’nin iç aşırı-sol tehdidini dış komünist nüfuz ile ilişkilendirmesine olanak tanımaktadır. Miller ve Rubio’nun “komünizm” vurgusu, tarihsel ideolojiyi güncel devlet aktörü Çin’le birleştirerek tek bir anlatı oluşturur: İçerideki “medeniyet düşmanı” sol şiddet ile dışarıdaki Çin’in hibrit operasyonları (finansman, propaganda, radikalleşme) aynı tehdit zincirinin parçalarıdır.
Savaşsız değişim olmaz inancı ve küresel çatışma potansiyeli
Tarihsel olarak hiçbir büyük dönüşüm (sanayi devrimleri dâhil) çatışmasız gerçekleşmemiştir. Dördüncü Sanayi Devrimi'nin yarattığı teknolojik ve ekonomik kırılmalar, mevcut sol-sağ bölünmelerini derinleştirmekte ve hibrit çatışma biçimlerine (terör, bilgi savaşı, ekonomik sabotaj) zemin hazırlamaktadır. ABD'nin aşırı-sol terörünü "medeniyete karşı tehdit" olarak çerçevelemesi, bu çatışmayı "iç-dış birleşik bir anlatı" hâline getirmektedir.
Bu yaklaşım:
- İçeride kutuplaşmayı artırırken,
- Dışarıda (Avrupa, Latin Amerika ve Asya'da) müttefikleri hizalamaya çalışırken,
- Çin gibi rakiplere karşı küresel bir "medeniyet savunması" anlatısı oluşturmaktadır.
Ülke bazlı yaklaşımlar, bölünmeler ve küresel etkiler
- Avrupa: Almanya ve İtalya gibi ülkelerde aşırı-sol şiddetteki artış nedeniyle kısmi uyum bulunmaktadır. Ancak bazı Batı Avrupa ülkeleri tehdidi abartılı bulmaktadır.
- Latin Amerika: FAI/FRI bağlantıları ve Küba ile ilişkiler nedeniyle daha fazla dikkat çekmektedir.
- Asya: Singapur ve Hindistan gibi ülkeler davet edilmiş; Çin nüfuzuna karşı ortak bir cephe oluşturma arayışı öne çıkmıştır.
- Diğer stratejik aktörler: Hibrit tehditler (göç, enerji ve bilgi savaşı) bağlamında benzer dinamikler izlenmektedir. Sol-sağ kutuplaşması zaten hassas bir alan olarak değerlendirilmektedir.
Bu söylem, "Soğuk Savaş dönemi komünist tehlike retoriğinin" hibrit savaş koşullarına uyarlanmış hâlidir. Ancak aşırı genelleyici olması hâlinde ifade özgürlüğü alanını daraltma, müttefiklerde güven erozyonuna yol açma ve radikal unsurların "varoluşsal mücadele" anlatısına yönelmesi riskini de taşımaktadır.
Politik ve stratejik boyut ile gelecek perspektifi
Politik boyut: Söylem, iç tabanı mobilize etmek ve muhalefeti "terör sempatizanı" konumuna itmek amacıyla kullanılmaktadır. Miller'ın geniş "solcu nefret" tanımı, terörist eylemleri tüm sol düşünceye genelleyerek siyasi bir silah hâline getirebilir.
Stratejik boyut: ABD, büyük güç rekabetinde (Çin'e karşı) iç cepheyi güçlendirme ve müttefikleri hizalama aracı olarak bu çerçeveyi benimsemiştir. Dördüncü Sanayi Devrimi'nin teknolojik üstünlüğü (AI, yarı iletkenler ve veri) ile birleştiğinde bu yaklaşım, bir "medeniyet çatışması"na evrilme potansiyeli taşımaktadır. Bu durum, hibrit savaş doktriniyle de uyumludur. Finansal etki, propaganda ve ideolojik nüfuz, tek bir "medeniyet savunması" şemsiyesi altında toplanmaktadır. Gelecekte bu çerçevenin enerji altyapısı, yapay zekâ (AI), veri merkezleri ve göç politikaları gibi alanlara da genişletilmesi mümkündür.
Sonuç
Konunun; tarihsel arka planı, örgütler, Miller ve Rubio'nun söylemleri, Çin bağlantısı ve küresel etkileri birlikte değerlendirildiğinde, ABD'nin iç aşırı-sol tehdidini "Çin komünizmiyle ideolojik ve operasyonel bağ" kurarak tek bir stratejik anlatıya dönüştürdüğü görülmektedir. Bu yaklaşım, 1789'dan bu yana süregelen sol-sağ eksenini Dördüncü Sanayi Devrimi koşullarına uyarlayan ve "savaşsız değişim olmaz" anlayışı üzerinden çatışma potansiyelini artıran yeni bir tanımlamaya işaret etmektedir.
Bundan böyle "hibrit komünist nüfuz, iç-dış tehdit entegrasyonu ve Dördüncü Sanayi Devrimi dönemi kutuplaşması" başlığı altında yeni bir tartışma alanı açılmıştır. Bu alan; tarihsel ideolojiyi, güncel devlet aktörlerini, ülke bazlı örgütlenmeleri, bölünmeleri ve bunların stratejik sonuçlarını kapsayan bütüncül bir perspektif gerektirmektedir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish