Vance'tan hodri meydan: Washington'da derin ipler kopuyor mu?

Umut Berhan Şen Independent Türkçe için yazdı

Yürütmeye çalıştığım anlaşmayı sabote etmek için finanse edilen gerçek anlamda bir yabancı etki kampanyası var. Benim cevabım şu oldu: 'Cehenneme kadar yolunuz var.' Amerikan halkı için yapmam gerekeni yapacağım. Ben öncelikle Amerikalıları temsil ediyorum ve bu görevi de böyle yürütmeye çalışıyorum. Eğer insanlar Epstein belgelerini kötü yönettiğimizi söylüyorsa, suçluyuz. Özellikle iletişim konusunda ciddi hatalar yaptık. Mossad ya da CIA ya da başka bir derin devlet yapılanması; Amerika’da, İsrail’de ya da başka bir ülkede olabilir.


ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bu ifadeleri geçen gün katıldığı bir podcast programında, İran ile yürüttüğü diplomatik temasları hedef alan dış müdahalelere ve kamuoyunda tartışılan Epstein dosyalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken kullandı.

Washington’ın grileşen gökyüzünün altında, imparatorluğun merkez üssünde artık hiçbir şey eskisi gibi gizli kalmıyor. JD Vance’in son çıkışı, sadece bir diplomatik rest değil; aksine uzun süredir içeriden çürüyen o büyük makinenin dişlilerinin birbirine girdiği o meşhur kırılma anıdır.

Bir başkan yardımcısının, İsrail içindeki bir grubun ABD’nin kendi ulusal çıkarlarını korumak adına attığı adımları sabote etmek için devasa bütçelerle bir yabancı etki kampanyası yürüttüğünü itiraf etmesi, aslında yıllardır fısıltı gazetelerinde dönen o ağır gerçeğin ilk kez resmi bir kürsüden yankılanmasıdır.
 

JD Vance’in Washington’daki güç dengelerine yönelik sert çıkışı, ABD siyasetindeki yeni çatlakların işareti mi? / Ekran alıntısı: YouTube-Theo Von
JD Vance’in Washington’daki güç dengelerine yönelik sert çıkışı, ABD siyasetindeki yeni çatlakların işareti mi? / Ekran alıntısı: YouTube-Theo Von

 

"Cehenneme kadar yolunuz var" cümlesi, sadece bir öfke patlaması değil; aynı zamanda Washington’daki o kadim, karanlık statükonun yüzüne çarpılan bir tokattır.

Düşünsenize, bir devletin en üst kademesindeki isim, kendi istihbarat servislerinin, kendi müttefiklerinin ve hatta kendi bürokrasisinin Amerikan halkının iradesinden çok daha farklı bir gündemi takip ettiğini; yani aslında ülkesinin kendi içinde bir rehine olduğunu haykırıyor.

Bu, sıradan bir siyasi kavga değil; bu, perdenin arkasındaki o kirli ellerin artık gün ışığına çıkmaya başladığı bir hesaplaşmanın başlangıcı.

Epstein meselesi, bu tablonun içinde sadece bir detay gibi görünse de aslında sistemin nasıl bir şantaj düzeni üzerine inşa edildiğinin en somut kanıtı.

Mossad’ın, CIA’in, yerel derin devlet yapılanmalarının birleştiği o tekinsiz kavşakta, bir insanın özel hayatı üzerinden koca devletlerin nasıl dize getirildiği veya nasıl birbirine bağlandığı gerçeği, artık saklanamayacak kadar büyük bir enkaz hâline geldi.

Vance’in bu açıklamaları, sistemin içindeki o "görünmez" aktörlere verilen çok net bir ültimatom:

Sizi görüyoruz, oyununuzu biliyoruz ve artık sizin o eski yöntemlerinize göre oynamayacağız.


Ancak tarihin tozlu sayfalarına baktığımızda, bu tür bir meydan okumanın hiçbir zaman bedelsiz kalmadığını görürüz.

Sistem, kendisine karşı duran bir figürü ya tamamen kendi saflarına dâhil etmek için öğütür ya da onu en zayıf anında oyun dışı bırakmak için pusuda bekler.

Şimdi Washington’daki o devasa koridorlarda aslında sadece bir politika değişikliği tartışılmıyor; orada, imparatorluğun rotasını kimin belirleyeceğine dair derin ve karanlık bir güç savaşı yaşanıyor.

Vance, "Önce Amerikalılar" derken, aslında yıllardır kendi topraklarında yabancı bir elin kontrolünde yaşamaya alışmış olan o devasa mekanizmanın fişini çekmekten bahsediyor.

Bu hamle, sadece bir dış politika tercihi değil; aynı zamanda içerideki o "derin" yapıya karşı başlatılan bir var olma savaşıdır.

Tabii, Washington’daki bu çatlağın ne kadar büyüyeceğini ve bu çatlağın arasından sızan gerçeklerin, o meşhur "derin devlet" efsanesini mi yoksa bu meydan okumayı mı ezeceğini yakında hep beraber göreceğiz.

Unutmayın, oyunun kuralı artık değişti; kimin daha güçlü olduğu değil, kimin gerçekleri perdeden çekip alacağı ve o sahte tiyatroyu ateşe vereceği, tarihin yeni sayfasını yazacak.

Vance, elindeki meşaleyle o karanlık tünele girdi ve şimdi sadece kendi kaderini değil, aslında koca bir imparatorluğun geleceğini o ateşin dumanına emanet etti.

Bakalım bu duman, kimin maskesini düşürecek?

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU