Hani şarkıda geçer; Geçen yıllar ömürden, bunca hasret gönülden...
Ömrümüzden bir yıl daha geçti. Ölüme bir yıl daha yaklaştık.
Ya hasretlik?
Ahmet Arif'in toprağın altından “Hasretinden prangalar eskittim"deyişini
duyar gibiyim.
***
İnsanlığın yüce ideallerine hasretlik duymanın neresindeyiz?
Ya insanın insanla eşitlendiği, insanın insanca yaşayabileceği, özgür insan,
özgür ve adaletli toplum hasretinin neresindeyiz?
***
Hatırlıyorum da yıllar önce yeni bir yıla girerken yazı kurulundaki
arkadaşlarla Tükenmez dergisinin bir sayısının kapağına konacak ana
temanın ne olması gerektiğini, dolayısıyla bizi hangi sorunların beklediğini
konuşurken, neler ortaya çıkmamıştı ki; savaş, faşizm, ırkçılık/milliyetçilik,
hukuksuzluklar, kayyum, kadın ve trans cinayetleri, KHK'lar, vahşi kapitalist sömürü,
işsizlik, pahalılık, yolsuzluk, yoksulluk ve yoksunluk vb. kavramların toplamını hangi
kavramda soyutlayıp ana tema olarak dergi kapağına taşıyacaktık?
***
Bir kadın arkadaşımız, hafızam bana oyun
oynamıyorsa Nimet Tanrıkulu derginin isminden hareketle bütün bu
kavramlara karşı 'Umut Tükenmez' önerisini ortaya atınca hep beraber
‘tamam bu' demiştik...
Gerisi kolaydı...
Aklımıza hemen mitolojideki Pandora'nın Kutusu geldi.
Efsaneye göre, kutu açılınca bütün kötülükler dünyaya saçılıyor, geriye
kutuda sadece umut kalıyor...
***
Düşünüyorum da yıllar ve yıllar içinde gerçekten kötülüğün her türü bu
güzel ülkemizin verimli topraklarına adeta bir virüs gibi yayılmış. Üzülerek ifade
etmeliyim ki kutuda geriye sadece umut kalmış, yaşamak içinde umut aşkıyla direnmek kalmış...
***
Bilinen bir meseldir... Kaplumbağa bu... yapayalnız yollara düşmüş. Gelen gidenler sormuşlar; 'Nereye
gidiyorsun?' diye. 'Kabe'ye demiş. 'Gidemezsin, çok uzak' demişler.
Kaplumbağada 'olsun, gidemesem bile ben de bu yolda ölürüm.' demiş.
***
Sahtelikten uzak, sahiden umutlu olmak başka bir şey...
İnsanlaşma sürecinin birikimleri umutla oluşuyor. Umutla ilerlemek,
biriktiriyor, biriktirmek kötücül tutum ve davranışlarda çatlaklar yaratıyor, çatlaklardan ışık sızıyor, ışık büyüdükçe Ortaçağ kalıntısı zihniyet dünyasının karanlıkları göz
kamaştırıcı aydınlıklar karşısında çaresiz kalıyor... İnsanı insan yapan insanlık değerleri kazanıyor...
Umudun gücü böyle bir şey...
Sözün özü:
Yoksul Anadolu köylüsünün, "Unumuz tükensin, umudumuz tükenmesin"
sözü en çaresiz zamanlarda yaşama tutunma zorunluluğunun gereğine
işaret eden koruyucu bir yaşam tecrübesidir...
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish