İran savaşının “uzun savaş”a dönüşmesi, sonuçlar ve beklentiler

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters 

ABD ve İsrail ile Irak savaşını, Ukrayna-Rusya savaşı ile kıyaslayarak ve senaryoyu birkaç yıl uzatarak değerlendiriyorum. İran’ın tünellerdeki üretim/depolama kapasitesiyle sınırlı drone/füze saldırıları, altı aylık tükeniş ve devamında yıllara uzayan bir çatışma varsayımı üzerinden bir değerlendirme yapıyorum. Durumu rakamsal verilerle destekliyorum; her şey güncel analizlere dayalıdır.


1. Askeri kapasite ve savaşın ilk evresi: Direnç “asil” görünüyor, ama stoklar hızla eriyor

İran savaşı: İran senaryosunda tüneller ilk aylarda üretim ve dağıtımı koruyor. Savaş öncesi balistik füze stoğu yaklaşık 2.500-3.000 adet (orta menzilli yaklaşık 2.000), aylık üretim 50-100 füze civarında. Drone üretimi daha hızlı olsa da lojistik ve fırlatıcı/taşıyıcılar sınırlı. Yoğun çatışmada birkaç haftada yüzlerce füze ile binlerce drone harcanıyor; stoklar yüzde 30-70 eriyor. Altı ayda tünellerdeki yedek hatlar, yakıt ve l fırlatıcı/taşıyıcılar büyük ölçüde tükeniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı: Ukrayna-Rusya kıyaslaması burada çok net: Rusya 2022’den beri (beşinci yıla giren savaşta) sürekli füze ve drone saldırısı yapıyor. Eylül 2022-Kasım 2024 arası 11.466 füze attı; 2025-2026’da aylık binlerce drone (örneğin Şubat 2026’da tek gecede 1.000+ drone). Toplamda 83.000’den faza drone ve füze kullanıldı. Ukrayna direniyor, hava savunmasıyla yüzde 80’inin üstünü düşürüyor ama saldırıların hacmi ve sıklığı enerji altyapısını sürekli vuruyor. 

Benzerlik: Her iki tarafta da “direniş” sloganı ilk 1-3 ayda halkı motive ediyor; İran’da “vatan savunması”, Ukrayna’da “istila karşısında direnç”. Şehit cenazeleri, bayraklar ve devlet medyası “haklıyız, dayanacağız” diyor. Bu duygu asil ve takdire şayan; İran halkı gibi Ukrayna halkı da ilk etapta birleşme refleksi gösteriyor.


2. 6 ay sonra gerçeklik vuruyor: Altyapı ve ekonomi çöküşü

İran savaşı: 6 ayda İran’da fabrikalar, depolar, santraller, yollar, limanlar ve enerji tesisleri hasar görür. Zaten kırılgan ekonomi (2025’te GSYİH -yüzde 0.6 ila -2.8 daralma projeksiyonu) savaşla yüzde 5-10+ daralır. Enflasyon yüzde 40-52’den yüzde 60+’ya çıkar. Temel gıda fiyatları 2-8 kat artmıştı; şimdi kıtlık derinleşir. Yoksulluk resmi yüzde 30 (26 milyon kişi) iken asgari ücret yaklaşık 110-150 USD, yoksulluk sınırı 400-500 milyon riyal. Elektrik kesintileri (zaten 8 saate varan) ve yakıt kıtlığı milyonlarca kişiyi vurur. Tarihsel kıyas: 1980-88 İran-Irak Savaşı’nda ortalama İranlı yılda yaklaşık 3.150 USD reel gelir kaybı yaşadı.

Ukrayna-Rusya savaşı: Ukrayna’da 6 ay değil, 4 yıl sonrası ne oldu? 2022’de GSYİH yüzde 29-45 daraldı. Sonra kısmi toparlanma (2023 yüzde 5.5, 2024 yüzde 2.9, 2025 yüzde 1.8) ama enerji saldırıları yüzünden 2025’te büyüme yavaşladı. Doğrudan hasar 195 milyar USD (2025 sonu), on yıllık rekonstrüksiyon ihtiyacı 588 milyar USD (2025 GSYİH’sının 3 katı). Enerji sektörü 91 milyar USD, ulaşım 96 milyar USD, konut 90 milyar USD hasar gördü. 2025 siviller için en ölümcül yıldı: 2.500+ ölü, 12.000+ yaralı (2024’e göre yüzde 26-31 artış). Kışın elektrik günde birkaç saat, ısınma ve su kesintileri milyonları etkiledi. İşsizlik yüzde 11 civarı, medyan gelir düştü, yoksulluk ve yerinden edilme arttı.

Benzerlik: Her iki durumda da füze/drone savaşları altyapıyı (enerji santralleri, yollar, limanlar) hedef alıyor, sonra günlük hayat felç oluyor. Saldıran taraf (Rusya) stokları yeniliyor (Kuzey Kore, İran yardımıyla), savunan taraf (Ukrayna) gibi İran da tünellerle kısa süre direniyor ama uzun vadede tükeniyor. Halk ilk aylarda “vatanı koruyoruz” gururu yaşıyor; ama Maslow’un ihtiyaç hiyerarşisi devreye giriyor: Karnı doymayan, elektriksiz, çocuğuna ilaç bulamayan insan “Bu bedel ne kadar sürdürülebilir?” diye soruyor.


3. Savaş birkaç yıl sürerse (Ukrayna gibi 4-5 yıl): İran halkı üzerindeki uzun vadeli maliyet

Ukrayna örneği tam bir laboratuvar: Dört yıl sonra “direniş” hâlâ var ama halkın büyük kısmı savaş yorgunluğu, ekonomik çöküş ve geleceksizlik yaşıyor. Sivil kayıplar arttı, enerji krizi kışları cehenneme çevirdi, GSYİH savaş öncesi seviyelerin çok altında kaldı. Milyonlarca mülteci, işsizlik, borç ve psikolojik çöküntü birikti.

İran’da aynı senaryo birkaç yıl devam ederse:

  • Tünellerdeki kapasite tamamen sıfırlanır; füze/dronesaldırıları sürdürülemez hale gelir (Ukrayna’da Rusya’nın aksine İran’ın üretim altyapısı da vurulur).
  • Ekonomi yüzde 10+ daralır, enflasyon kronikleşir, yoksulluk yüzde 50’lere yaklaşır. Petrol ihracatı düşer, yaptırımlar sertleşir.
  • Altyapı enkazı: Santraller, rafineriler, yollar ve su sistemleri yıllarca onarılamaz. Elektrik, gıda ve ilaç kıtlığı “yeni normal” olur.
  • İnsan maliyeti: Sivillerde kayıplar artar, göç başlar, gençler işsiz ve umutsuz kalır. 2022 Maşa Amini protestolarının hafızası tetiklenir.

6 ay sonra İranlı bir anne/baba/genç kendine şu soruları sorar (Ukrayna’da da aynı sorular soruluyor):

  • “Market fiyatları neden 2-3 kat arttı? Ekmek, ilaç, benzin neden yok?”
  • “Elektrik günde 8-12 saat kesiliyor, çocuğum hasta oluyor;devlet bizi korudu mu yoksa tüketti mi?”
  • "Füze stoğu bitti, daha fazla genç neden ölsün? Hedefimize ulaştık mı?”
  • "Komşularımız, müttefiklerimiz neden yetersiz kaldı? Bu savaş gerçekten ‘halk adına’ mıydı?”

4. Uzun süreli savaşın dünyaya etkisi ve İran halkı ile dünyanın kesişimi

Uzun süreli bir savaşın (Ukrayna-Rusya örneğinde olduğu gibi birkaç yıl süren) dünyaya etkisi ise küresel enerji denklemini derinden sarsar: 

  • Rusya-Ukrayna çatışmasında Avrupa, Rus gazını ABD LNG’si ile değiştirerek enerji maliyetlerini artırdı ve OECD enerji fiyatları yüzde 9 yükseldi (Güney Avrupa’da yüzde 22); 
  • NATO ülkeleri enerji güvenliği için mücadele ederken, Rusya enerji gelirlerini Asya’ya indirimli satışla sürdürdü ve AB ithalatı yüzde 90 düştü. 

Benzer şekilde, İran’ın tünel ve füze savaşının birkaç yıl uzaması durumunda;

  • Hürmüz Boğazı üzerinden geçen dünya petrolünün yüzde 20’si (günlük yaklaşık 20 milyon varil) ve LNG’nin yüzde 20’si kesintiye uğrar; 
  • Petrol fiyatları 100-120 USD/varile fırlayarak Avrupa’da gaz fiyatlarını ikiye katlar (hatta yüzde 50-63 artış), küresel enflasyonu tetikler, Asya ekonomilerini (özellikle Çin) vurur ve 2026’daki gibi enerji şokuyla dünya GDP büyümesini yüzde 0.2-2.9 puan aşağı çeker;
  • Rusya gibi aktörler yüksek fiyatlardan fayda görürken, Avrupa zaten Ukrayna’dan kalan düşük gaz stoklarıyla (2026 başında yüzde 30’un altında) kışları zor geçirir ve NATO’nun enerji bağımlılığı artar. 

Bu küresel enerji krizi, İran halkının altyapı enkazı, yoksulluk ve günlük acılarını doğrudan dünya ile kesiştirir: 

  • Halkın elektrik, yakıt ve gıda kıtlığı yaşarken, 
  • Aynı savaşın yarattığı küresel petrol şoku Avrupa’nın kışlarını zorlaştırır, 
  • Gıda ve enflasyon dalgalarıyla milyarlarca insanı etkiler ve 
  • İran milleti hem yerel hem küresel bir maliyetin parçası haline gelir.

5. “Halk adına savaşı sürdürüyoruz” diyenler ne diyecek?

İlk 6 ayda ve hatta birkaç yılda “kahramanca direndik, düşmanı caydırdık” söylemi devam eder. Ukrayna’da Zelenski ve ekibi gibi; İran yönetimi de “manevi zafer” ve “tarihi direniş” der, ekonomik toparlanma vaat eder. Alternatif: Suçlamayı “dış mihraklar ve iç hainler”e atar, baskıyı artırır.

Ama Ukrayna’da gördüğümüz gibi; altyapı enkazı ve günlük acı karşısında bu söylem erir. Halk “Yeter” demeye başlar. Propaganda güçlüdür ama açlık, karanlık ve umutsuzluk daha güçlüdür.


Sonuç

Vatan savunması asil bir duygudur; İran milletinin (Ukrayna halkı gibi) direnci takdire şayandır. Ama savaşın gerçek maliyeti tünellerdeki füzelerle değil, halkın karnı, elektriği, umudu ve geleceğiyle ölçülür ve bu maliyet sadece İran’la sınırlı kalmaz, Avrupa’dan Asya’ya küresel enerji krizine, enflasyona ve ekonomik dalgalara dönüşür. 

Ukrayna’nın dört yılı aşan tecrübesinin ve İran senaryosunun Hürmüz etkisi bunu kanıtlıyor: İlk gurur yerini “uzun vadeli acı”ya bırakıyor. 6 ayda başlayan tükeniş, birkaç yılda tam bir “toplumsal sorgulama”ya döner. 

Savaş ne kadar “asil” görünürse görünsün, asıl kaybeden uzun süreli acıyı çeken halklardır. Bu dinamik her ülkede, her “uzun savaş”ta aynı işler. 

Bu durumda; büyük güç Rusya’ya karşı Ukrayna ve başat güç ABD’ye karşı İran daha da direnecek gibi görünüyor. Dünyanın gerisinde insanları neler bekliyor? Burada retorik, söylem, sübjektif değerler olmuyor, doğrudan yaşam şartları üzerinden bir kıyas yapılıyor. Düşünün Covid-19 pandemisini, insanlar, beklentiler, para, değerler, dünya vb. neydi ne oldu?

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU