ABD-İsrail kirli ittifakının 28 Şubat’ta başlattığı İran savaşında yeni bir aşamaya geçilecek gibi gözüküyor.
Pentagon, kara harekâtı için bölgeye özel müdahale birlikleri getirdi.
Şimdiye kadar intikal eden Amerikan asker sayısının İran gibi bir ülkeye kara harekâtı yapmaya yetmeyeceği biliniyor.
Bu yüzden ABD ordusunun farklı ülkelerdeki birliklerinden askerler de bölgeye taşınıyor.
Söz konusu kara harekâtı için havadan ve denizden indirme operasyonları düzenleneceğine ilişkin yorumlar var.
Askeri uzmanlar ayrıca, kara harekatlarındaki zaiyat oranları hakkında da bilgiler paylaşıyor.
ABD’nin karşısında İran ordusu olduğu düşünüldüğünde, zaiyatın yüzde 5 ila 10 arasında değişeceği söyleniyor.
Askeri uzman değilim, ama yerli yabancı kaynaklardan yaptığım okumalar ve konuşmalardan edindiğim izlenim, zaiyatın daha yüksekolabileceği yönünde.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Ayrıca ABD ordusunun cephe gerisi için yaptığı hazırlıklara, özellikle de sağlık hizmetleri organizasyonu incelediğinde, ortaya tahmin edilenden daha büyük zaiyat oranları çıkıyor.
Bunu CENTCOM yani Amerikan Merkez Komutanlığının Almanya’da yaptığı geniş çaplı hazırlıklardan sızan bilgilerden öğreniyoruz.
İran'a karşı savaşta resmî açıklamaya göre bugüne kadar 13 Amerikan askeri hayatını kaybetti.
Oysa gerçek sayı çok yüksek.
Bunu nereden anlıyoruz?
Almanya'da 3 büyük ABD askeri hastanesi var.
Bu hastaneler tıka basa dolu.
Savaşın başından beri Körfez Arap ülkelerinden, Almanya'daki bu 3 hastaneye uçaklarla yaralılar taşınıyor.
İran, Körfez'deki ABD üslerini sürekli olarak hedef alıyor ve vuruyor.
Almanya'daki ABD askeri hastanelerine ağır yaralı olarak getirilen ve buralarda ölen çok sayıda asker var.
Sadece Amerikan Başkanı ve Başkomutanı Donald Trump değil Savaş Bakanlığı da ölü sayılarının açıklanmasına yasak getirdi.
Şimdilik yaralıların sayısı duyuruluyor.
Bu yüzden ölü sayısı 13'de takıldı kaldı.
İşte bu yüzden, "Almanya'daki 3 ABD askeri hastanesi tıka basa dolu" cümlesi çok şey anlatıyor.
Sadece bu değil Amerikan ordusunun hazırlıkları da önemli ipuçları veriyor.
Hazırlığı yapılan kara operasyonlarında ölü ve yaralı sayısının çok olacağı düşünüldüğü için Almanya’daki önde gelen ABD üssü Ramstein’a büyük bir sahra hastanesi kuruldu.
ABD’nin İran’a yapacağı kara harekâtında öncelikle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) topraklarını kullanacağı artık bir sır değil.
İsrail bölgedeki en samimi dostu BAE’nin, Hürmüz Boğazına yakın bölgesinden, İran’ın Hürmüz’deki adalarına helikopterler ve deniz araçlarıyla çıkartma yapılma ihtimali büyük.
Sadece adaların değil Hürmüz Boğazı'na hâkim İran kıyılarının da işgal edilmesine mutlak gözüyle bakan askeri uzmanlar var.
ABD, Hürmüz Boğazının kontrolünü ele geçirerek, İran’ın en önemli kozunu almak isteyecektir.
Tamam ABD’nin devasa bir askeri gücü var, ama İran da olası Hürmüz operasyonunu durup izleyecek değil herhalde.
Herkesin konuştuğu bu harekâtı, İran hazırlıksız yakalanmayacak.
Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından sıklıkla şu sözleri duyduk:
Uzun yıllardır Amerikan askerleriyle karada karşılaşmayı bekliyorduk. Bunun için çok iyi hazırlandık. Onların gözlerine bakmayacağız. Hepsini yok edeceğiz.”
Bu sözleri önemli görenler olabileceği gibi psikolojik üstünlük sağlamanın bir yoludur diyenler de çıkacaktır.
Ama ABD Deniz Piyadeleri ve Özel Kuvvetlerinin karşısına Devrim Muhafızları Ordusu'nun çok seçkin birliklerinin çıkacağı unutulmasın.
Devrim Muhafızları Ordusunun, özellikle bu savaş öngörülerekhazırlanmış 4 ayrı birliği var.
ABD, kara savaşının kendi askerleri açısından çok çetin geçeceğini, önemli kayıplar vereceğini biliyor.
Hürmüz adalarını ve daha kuzeydeki İran’ın petrol ihracatının en önemli terminali olan Harg Adasını ele geçirmek, ABD’nin tek hedefi olmayacak gibi gözüküyor.
Yaklaşık 2,5 ay önce Suriye’den Irak’a, oradan da PKK ve PJAK güçleriyle İran’a geçirilen IŞİD’liler, savaşın toz duman ortamında unutuldu.
Bu konuyu geçtiğimiz 12 Ocak’ta ayrıntılarıyla yazmıştım.
Dolayısıyla ABD’nin, IŞİD-PKK-PEJAK kartını, vekil güç olarak Amerikan askerleriyle İran’ın kuzey bölgelerinde sahaya sürdüğünü görürsek, kimse şaşırmasın.
İran ise en etkili vekil güçlerinden Husileri yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başladı.
Husilerin lideri El Husi, tam da ABD’nin kara harekatının ciddi bir şekilde konuşulduğu gün, “İran’ın ihtiyaç duyması halinde derhal müdahale etmeye hazırız” açıklaması, savaşın daha da büyüyüp, yayılacağını gösteriyor.
Nitekim bu açıklamadan 1 gün sonra Husilerin İsrail’e füze saldırısı başlatması, ABD ve İsrail’in dikkatlerini verecekleri, güçlerini bölmek zorunda kalacakları bir noktanın daha ortaya çıkması bakımından önemlidir.
Savaşın birinci gününden itibaren tüm televizyon programlarındaki konuşmalarımda ve yayınladığım yazılarımda, “Husiler hemen devreye girmeyecek. İran, Husileri savaşın uzaması halinde sonraki evrelerde devreye sokacak” yorumunu paylaşmıştım.
Savaşın 1. ayını geride bırakırken Husiler savaşın yeni aktörü oldu.
Yazının başlığına dönerek yazıyı bitirelim.
Hatırlayalım İran, savaşın başlarında, geri adım atmayacağını,çatışmaları uzatacağını, bu nedenle petrolün varil fiyatının 200 dolara ulaşacağını duyurmuştu.
Bunun gerçekleşeceği anlaşılıyor.
Çünkü Amerikan medyası, Trump yönetiminin, petrol fiyatının 200 dolara yükselmesinin ABD ekonomisi için anlama geleceğini anlamak içinçalışma yürüttüğünü bildirdi.
Ama bir de gübre fiyatlarında devasa artış var.
Bunun anlamını da verilerle paylaşacağız.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish