Ne garip bir çelişki, tapu zenginlerini tapusuzlar savunuyor

Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Bölgemizde petrol savaşı var, Türkiye'de ise tapu savaşı.

Bu savaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ait olduğunu iddia ettiği tapuları açıklamasıyla başladı.

Bakan Gürlek, Özgür Bey'in iddialarını yalanladı ve dava açtı.

Özgür Bey de iddialarının arkasında durmaya devam etti.

CHP’liler Özgür Özel’e inandı, AK Partililer ise Bakan Akın Gürlek’e.

Olay büyüdü ve iktidara yakın medya kuruluşları da Özgür Özel ve CHP'nin üst düzey yöneticilerine ait olduğunu öne sürdükleri tapuları yayımladılar.

Bu kez de CHP’liler bu iddialara karşı çıktı, AK Partililer ise sonuna kadar savundu.

Bunları sorgulamak, açıklamak yasal mı değil mi tartışmalarının yarattığı toz duman bir ortamda tapu kayıtları havalarda uçuştu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Her iki taraf da birbirini tapu zengini olmakla suçluyor.

İktidar ile muhalefet arasındaki tapu savaşına dışarıdan canhıraş katılanlar ise "tapusuzlar" yani seçmenler, halk.

Herkes tuttuğu partiye göre pozisyon alıyor.

Karşılıklı olarak, "Sizinkilerin tapusu çok, bizimkilerin yok" suçlamaları, savunmaları, tartışmaları yapılıyor.

Tapu savaşını izleyen ve tartışmaları yapanların yani halkın durumunu sorgulamak ise kimsenin aklına gelmiyor.

Bu kesimin ya hiç tapusu yok ya da en fazla 1 tapusu var.

Kısacası halkın, seçmenin büyük bir bölümü tapusuz.

İddialar doğruysa, iktidar ve muhalefetteki birçok siyasi tapu zenginiymiş.

Ama onlara oy verenlerin tapu fakiri olması ise ülke gerçeğinin ta kendisi.

Tapu zengini siyasilerin büyük bölümü gelecek seçimlerde yine aday olacaklar.

Tapusuzlar ise sandığa gidip yine onları seçecekler.

Tapu zengini siyasiler yeni dönemde belki yeni tapular edinecekler.

Tapu fakiri halk ise tapusuz kalmaya devam edecek.

Ama tuttuğu partideki tapu zengini siyasileri savunmak için göğsünü siper etmeyi sürdürecek.

Kısacası zengin siyasinin tapuları, züğürt tapusuz seçmenlerin çenesini yormaya devam edecek.

Çenesi yorulanlara iki laf edelim.

Siyasilerin tapusu çok, ama sizin tapunuz yok.

Öyleyse tapu savaşında taraf olmak size ne kazandırıyor?

Partiliniz de olsa başkasının tapularını savunmak size mi kaldı?

Bırakın onlar tartışsın, akla kara ortaya çıksın.

Siz de ona göre değerlendirmenizi yapar, kararınızı verirsiniz

Bu savaş bir gün sona erecek.

Siyasiler yine tapulu olacak, ama siz yine tapusuz kalacaksınız.

"Benim tapulum iyidir, senin tapulun kötüdür" tartışmasında gösterdiğin çaba nedeniyle tuttuğun taraftan bir tapu da sana veren asla olmayacak.

Aslında tapusuzlar, bu tapu savaşını iyi bir fırsata çevirebilirler.

Her tapusuz seçmen, oy verdiği partideki siyasilere tapularını sormalı.

Böylelikle parti etiketi nedeniyle çok güvendiği, gözü kapalı şekilde peşinden gittiği siyasilere ilişkin gerçekleri de öğrenmiş olur.

Türkiye’de bu mümkün mü?

Ne yazık ki pek mümkün değil gibi gözüküyor.

Çünkü çok sert siyasi kamplaşmaların hüküm sürdüğü ülkemizde, seçmenin kendi partisini sorgulaması, karşı tarafın işine yarayacak bir tavır olarak görülür.

Her konuda olduğu gibi, “Şimdi zamanı değil” uyarısıyla karşılaşır.

Bu nedenle de çoğunluk, takım tutar gibi tuttuğu partinin zarar görmesini istemez. 

Ve yine bu nedenle de tapusuzlar birbirleriyle gereksiz bir şekilde özellikle de sosyal medya üzerinden didişir, tartışır, kavga ederler.

Kısacası tapusuzlar, zamanlarını ve enerjilerini kendi tapulularını, tapu zenginlerini korumak uğruna heba ederler.

Tapu savaşlarının aktörlerinde, partisi ne olursa olsun dikkat çeken ortak bir özellik var.

O da üstlerindeki arazi, daire, dükkân vb. ne varsa yakınlarına, çalışanlarına devretmeleridir.

Hem de bunu bir tehlike hissettiklerinde yaparlar.

Mesela tapusuz partililer, bu devir işlemlerinin zamanı ve nedenleri sorgulayabilirler.

Buraya kadar yazdıklarımdan tüm siyasileri tapu zengini olarak tanımladığım sonucu çıkarılmasın.

İktidar, muhalefet ayrımı yapmadan söylüyorum, öyle milletvekilleri tanıyorum ki, gelecek seçimlerde aday gösterilmez ve yeniden seçilemezse, geçim sıkıntısı içine düşecek durumdalar.

Aynı durumda olan çok sayıda belediye başkanı da tanıyorum.

Bu yazıyı okuyanların bir kısmı, tapu savaşında iktidarın yanında durup muhalefete vurmadığım için ya da muhalefetin yanında yer alıp iktidara eleştiriler yöneltmediğim için bana köpürecektir.

Benim yerim belli.

Her iki tarafı ve diğer tüm tarafları sorgularım.

Ezberlerin dışına çıkarak, yeni pencereler açmaya çalışırım.

İktidarın ya da muhalefetin gazetecisi, yazarı olmak bir tercih meselesidir.

Kimsenin tercihi beni ilgilendirmez.

Benim tercihim objektif olmaktır.

Ama objektif olmak ne yazık ki Türkiye’de geçer akçe değildir.

Çünkü halkın büyük çoğunluğu, ne kadar haklı olursa olsun duymak istediklerini yazmayan, söylemeyen gazetecileri, yazarları sevmez.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU