Öyle bir anayasa istiyoruz ki;
Her sayfasına eşitlik, özgürlük, adalet, anti-militarizm, kardeşlik düşüncesi hakim olsun.
Sosyal devlet ilkesi eksiksiz bir şekile yer alsın, insanı ve toplumu yok eden neoliberal ilke ve yaklaşımlar yer almasın, sayfalarından sosyal-sınıfsal, yerel demokratik-cumhuriyetçi değerler düşüncesi fışkırırcasına yükselsin!
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Milli Güvenlik Konseyi, askeri mahkemeler, disiplin mahkemeleri, askeri yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi gibi kurumlara yer verilmesin. Darbeye gerekçe hazırlayan 35. Maddeye - İç Hizmet Kanunu'na son verilsin. Böylece askerin anayasa aracılığıyla siyaset üzerinde hukuk alanı geliştirmesi engellenmiş, demokratik hukukun önü açılmış olsun. Milli Savunma Bakanlığı-Asker ilişkisi yeniden düzenlensin, MSB, askerin sivil hükümet içindeki uzantısı olmasın, MGK ise batıdaki paralel kurumlar gibi Askeri Güvenlik Danışma organı olsun.
***
Tabii Hakim ilkesi düzenlensin, Yüksek Askeri Şura, Sıkıyönetim gibi askeri organların kararları yargı denetimi altında olsun. Böylece askeri hukukla sınırlanmış, O'nu dengeleyen belli bir siyasi - bürokratik çerçeve çizilmiş olsun.
***
Askeri yargı- sivil yargı ikiliğine son verilsin. Yargı tek bir çatı altında toplansın. Askeri yargı askerlerin askeri suçlarıyla sınırlansın.Yargı bağımsızlığı sağlansın. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu var olduğu şekliyle ortadan kaldırılsın. İktidardan bağımsız olacak bir şekilde özerk bir bir alan olarak yeniden yapılandırılsın.
***
Yüksek Öğrenim kurumu ortadan kaldırılsın. Özerk ve bilimsel bir alan olarak yeniden yapılandırılsın.
***
Savaş kışkırtıcılığı, işkence ve katliam savunuculuğu gibi insanlık suçları hariç, mutlak ve sınırsız bir ifade özgürlüğü , bilim ve sanat özgürlüğü, vicdani ret, kadın-erkek ilişkisinin eşitsizliğini sınırlama amaçlı pozitif ayrımcılık ilkesinin yer aldığı bir belge olsun.
***
Bu anayasa çalışmasının yapıldığı sabah oturumunda "Bizde eşitliğe dikkat edilir, özgürlüğe pek edilmez" dendi. Kastedilen biçimsel eşitlikti. kanımca ona da pek dikkat edilmiyor. İşte 82 Anayasasının Geçici 15'inci maddesi... Darbeciler ve hempaları darbe döneminde suç teşkil eden icraatlarından dolayı yargıdan muaftı... Eşitliğe dikkat ediliyorsa olmamalıydı. Kanun önünde herkes eşittir...
***
Cumhurbaşkanlığının yetkileri aşırı ölçüde fazlaydı. 82 Aayasası'nda cumhurbaşkanına bu denli fazla yetki verilmesinin nedeni yürütmeye-hükümete karşı devleti cumhurbaşkanlığının temsil edeceği idi. Asker, cumhurbaşkanlığı üzerinden hükümeti kontrol etmek ve belirli bir dengede tutmak istiyordu. Devletin sahibi askerdi çünkü... Gerçi askeri vesasetçilerin bu oyunu genel seçimlerle birlikte bumerang gibi kendilerini vurdu ama parlamentarizmi zayıf tutan zayıflık ise katlanarak sürdü, sürüyor. Yasama, yürütme, yargı ilişkisinde kuvvetler birliği, başlangıçta fiili olarak, geçen zaman içindeyse tek adam rejiminde kurumsallaşmış biçimde, yasama ve yargıyı, yürütme karşısında zayıf tutma pahasına sürdürülüyor.
Böylesi bir iktidar etme biçimine "çoğunlukçu iktidar etme biçimi" deniyor...
***
Yeni bir siyaset etme biçimiyle bunlar aşılmalıdır. Buda yeni bir anayasa ile başlamayı zorunluluk olarak kendini dayatır...
Yeni anayasa üzerinden Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu gibi yasama ve yürütmenin meşruluğunu daraltan ve temsiliyet krizi yaratan antidemokratik yasaların dayanaklarına son verilmesi gereği bunu takip eder...
Özün sözü; ihtiyaca binaen anayasa üzerine yazmak üzere...
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish