Ünlüler ve uyuşturucu operasyonları

Altan Tan Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA (Arşiv)

Son bir yıldır ardı ardına uyuşturucu operasyonlarına şahit oluyoruz. Neredeyse her sabah “Şu kadar ünlü gözaltına alındı, birkaç gün sonra şu kadarı tutuklandı” şeklinde haberler izliyoruz.

Ne var bunda, diyebilirsiniz. İşte devletimiz, hükümetimiz, güvenlik güçlerimiz, narkotik şubesi görev başında ve uyuşturucuyla ölümüne bir mücadele içinde. İnşallah öyledir. Keşke gerçekten öyle olsaydı diyordum, ama bunu bir temenni cümlesine çevirmek durumunda kaldım: İnşallah öyledir.
 


Peki, neden böyle konuşuyorum? Şu anda iki büyük sorun var:

Birincisi, o kadar çok sayıda oyuncu, manken, artist, futbolcu, televizyon sunucusu ve medyada görünür etkili isim gözaltına alınıyor ki toplumda şöyle bir kanaat oluştu: “Arkadaş, bildiğiniz, tanıdığınız, sevdiğiniz ya da takip ettiğiniz herkes uyuşturucu kullanıyor.” Tabii ki herkes suçlanamaz; ancak böyle bir algı var ve bu da toplumda ciddi bir çürümenin ve yozlaşmanın açık bir belirtisi.

İkincisi, tamam, bu kadar insan yakalandı ve uyuşturucuyla ciddi bir mücadele ediliyor. Peki, bunun arkasındaki kişiler nerede? İstanbul’da yaşayanlar, özellikle uzun yıllardır Taksim civarı, Beyoğlu veya Dolapdere’de yaşayanlar bilir: Bu ilaçlar, haplar ve uyuşturucu maddelerin satıldığı yerler belli. “Torbacı” denilen kişiler bunları temin ediyor. Ama inanır mısınız, ciddi bir torbacı operasyonuna bile neredeyse hiç rastlayamıyoruz.

Bir anda, diyelim ki sokaklarda 50, 100 ya da 200 torbacı yakalandı. Ama maalesef bu da gerçekleşmiyor. Tabii ki bu iş, sadece kullanan ünlüler veya onlara uyuşturucuyu temin eden torbacılarla sınırlı değil. İşin asıl arkasında, dünyanın hemen her ülkesinde faaliyet gösteren, kendi ülkesinde de varlığı bilinen uyuşturucu kartelleri bulunuyor.

Allah rahmet etsin, Mahir Kaynak sık sık şunu tekrar ederdi: Dünyada istihbarat örgütlerinin kontrolü dışında hareket eden silahlı örgütler neredeyse yoktur; uyuşturucu kartelleri de buna dahildir. Neden mi? Çünkü bu tür terör örgütleri veya silahlı örgütler, silahlarını temin ettikleri, para akışını sağladıkları ve destek aldıkları derin bir mekanizmaya bağlıdır. Bunu tek başlarına yürütmeleri mümkün değildir.

İşte burada Afganistan’dan Kolombiya’ya, Nikaragua’dan Sri Lanka’ya, hatta Sri Lanka’daki Ceylan’a kadar istihbarat örgütleri devreye girer. Uyuşturucu işi de benzer bir şekilde işler. İstanbul’da bu durum oldukça yaygın ve sık sık kullanılan bir tabirdir; öyle ki iş, ortaokul kapılarına kadar dayanmış durumda. Üniversitelerde uyuşturucu kullanma oranı hakkında da inanması güç rakamlar veriliyor. Bazı üniversitelerde yüzde ellilere varan oranlardan bahsediliyor.

Peki, bu çarkı döndüren ana mekanizma ne? İşte esas mesele budur.

Yani tarlaya gelen su kanalını kapattınız. Peki, baraj nerede? Yani o suyun geldiği yer nerede? Ana kanallar nerede? Oraları kesebiliyor musunuz? Bir şey yapabiliyor musunuz? İşte asıl sorun bu ve dediğim gibi, uyuşturucu bütün dünyada büyük bir sıkıntı.

Polisin, askerin ve güvenlik güçlerinin en güçlü olduğu Almanya’da bile bu sorun ciddi şekilde devam ediyor. Hollanda gibi bazı ülkelerde ise devlet kontrolünde sistemli bir göz yummak ve temin etme mekanizmaları bile var. Peki, Türkiye’de durum ne? Türkiye, tarihi, kültürü, dini inançları ve gelenekleriyle güçlü bir toplum.

“İşte Hollanda böyle yaptı, hadi biz de öyle yapalım” ya da “New York’taki vali şunlara izin verdi, hadi biz de İstanbul’u öyle idare edelim” yaklaşımı mümkün değil ve doğru da değil.

Bu nedenle bizler—benim gibi düşünenler—her gün gözaltına alınan ünlülerin ötesinde, en azından torbacıların ve aslında o kartellerin ortaya çıkarılmasını bekliyoruz. Mal nereden geliyor? Eğer mal gelmezse torbacı ne yapabilir? Torbacı temin etmezse, ünlü nasıl kullanabilir? Burada bir çark, bir düzen var. Ve dediğim gibi, bu tüm dünyanın sorunu.

Bu nedenle İçişleri Bakanı’ndan da beklentimiz büyük. Ki elimizde hafız-ı Kur’an bir İçişleri Bakanı, iyi bir eğitim almış bir yetkili var. Bekleriz ki, bu inancını, kişiliğini, kültürünü, bilgisini ve birikimini mesleğine yansıtsın. Yani yasa dışı, ahlaksız ve toplumu zehirleyen unsurlara müdahale etsin. Bu sadece uyuşturucu ile sınırlı değil; yasa dışı bahisler ve dönen kara para düzeni gibi konulara da müdahale edebilsin.

Aksi takdirde, önümüze konulacak birkaç gösteri amaçlı operasyon, sadece bir şov niteliğinden öteye geçmeyecek.

Öyle kara para trafikleri duyuyoruz ki… Hem iş hayatının içindeyiz, hem de sağımız solumuzda, akrabalarımız, dostlarımız, komşularımız, hemşerilerimiz… Bir sürü insanın bir sürü farklı iş yaptığını görüyoruz. Dudaklarımız uçukluyor: Bu kadar büyük paralar nereden geliyor, nereye gidiyor, nasıl dönüyor? Sermaye piyasasında neler oluyor? Toplumun aklının ermediği, bilmediğimiz para cambazlıklarıyla karşılaşıyoruz.

Örneğin, birkaç gün önce, müslihet başkanlığı da yapmış, AK Parti’de milletvekilliği de görev almış büyük bir iş insanı, sermaye piyasasındaki olaylarla ilgili olarak gözaltına alındı ve sonrasında tutuklandı. Bu tür olaylarda ciddi yönelimler bekliyoruz.

Tekrar tekrar vurguluyorum: Bahis, kumar, sermaye piyasasındaki büyük manipülasyonlar, halkın soyulması ve tabii ki daha önce de belirttiğim uyuşturucu… Eğer bu konularda ciddi operasyonlar yapılmazsa, ne toplum kendini arındırabilir ve temizleyebilir, ne de bu kirli çarkın etkilediği siyaset kendi içinde temize çıkabilir.

Evet, yeni İçişleri Bakanı’nın önünde çözülmeyi bekleyen devasa sorunlar var.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU