Kızıldere Katliamı Mahir Çayan, Kemalizm ve milli mesele

Celalettin Can Independent Türkçe için yazdı

30 Mart 1972 Kızıldere Katliamının 54. yıldönümünde ideolojik bir kirliliği temizliğe katkısı olması düşüncesiyle kapsayıcı bir  bakış açısıyla Mahir Çayan’ın Kemalizm’e yaklaşımını ele alalım. 


Kemalist devlet ve ideoloji

Kapitalist küreselleşme aşamasında da temelde iki ideoloji vardır; “Yapılacak tek şey ya burjuva ya da sosyalist ideoloji arasında seçim yapmaktır. Başka bir yol yoktur” derken Lenin, son tahlilde bir gerçeği ifade ediyordu.

Kemalizm, 1920’li, özellikle 1923’lü yıllarda gerçekleşen İzmir İktisat Kongresi’nden itibaren devlet üzerinden oluşturulmaya çalışılan Türk burjuvazisinin ama daha çokta ittihatçı bakiyesi devlet bürokrasisinin ideolojisi olarak tezahür etti.

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarında cisimleşen Türk burjuva önderliği, yukarıdan aşağıya devleti kurarken, aşağıda da devlet desteğiyle Türk burjuva sınıfı ve kapitalist üretim ilişkilerini kurmayı önüne koymuştu.

Arzulanan burjuva manada “muasır medeniyet” seviyesine ulaşmak için pozitivist bir  perspektifle batı kapitalizminin, hukuk, laiklik, Latin harfi, giyim kuşam gibi üst yapısal öğeleri alınacak; özel teşebbüs erbabına dayalı ekonomik sistem bunun altına yerleştirilecekti. 

 Buradan bakıldığında Kemalizm, Tanzimat’la başlayan, Genç Osmanlıcılık ve Jön Türkçülük/ittihatçılık evriminden geçen, 1920’li yılların uluslararası ilişkileri ve dengeleri içerisinde hareket sahası bulurken, aynı süreçte realize olan batıcı, modernleşmeci bir eğilimin “Misak-ı Milli”de kabuk bulması ve devletleşmesi idi.

Burjuva Kemalist önderliğin, modern Türk ulusu ve kapitalist pazar ilişkileri yaratma politikasının bir sonucu olarak, Osmanlı bakiyesi ulusal/etnik halk toplulukların payına tenkil düşecekti.

Başta Kürt ulusal değerleri olmak üzere, farklı ulusal/etnik yapılar üzerinde, "Türk merkezi değerler sistemi" çinde bir kalıba dökme ameliyesi yoğunlaşacaktı.

Osmanlı egemenlik sistemi altında yüzyıllarca horlanan Türk halk toplulukları uluslaşma-modernleşme sürecine sokulacak ve çubuk aşırı ölçüde Türk milliyetçiliğinden yana bükülecekti.

İç ve dış konularda ortaya çıkan zorluklar her defasında Türklüğe ve Türk milliyetçiliğine güçlü vurgular eşliğinde ele alınarak aşma tercih edilecekti.

Batıdan esen milliyetçi-ırkçı rüzgâr da bu politikalara uygun bir dış konjonktür sunuyordu.

Devletçilik, milliyetçilik, laiklik, inkılapçılık, halkçılık, cumhuriyetçilik biçiminde kavramsallaştırılan burjuva Kemalist ideoloji “tek şef, tek ulus, tek ideoloji” üçlemesi üzerinden Türk devlet sisteminin ideolojisi olacaktı.


Mahir Çayan ve Kemalizm

Türkleşme sürecine sokulan Osmanlı bakiyesi topluma, "Türk modernleşmesi" esprisi içinde yeni bir yaşam kültürü, yeni bir psikolojik/moral zihniyet, yeni bir düşünce ve davranış biçimi verme gibi bir tür "toplumsal mühendislik" deneyimiyle Kemalist iktidar dönemi yaşanmıştı.

Mahir Çayan Kemalizm’i bu görüş açısından ele almadı.Kemalizm’i siyasal ittifaklar açısından değerlendirdi ve işgal karşıtı Birinci Meclis dönemini öne aldı.

Buradan hareketle "Kürt, Türk, Çerkes ve diğer halkların ve inançların emperyalist açık işgale karşı kurtuluş savaşının küçük burjuva radikalizmine" tekabül eden liderliği olarak değerlendirdi Kemalizm’i…

Kemalist liderlik, Osmanlı İmparatorluk siyasetinden kopuşu ve bir Türk ulus-devlet inşa etmeyi hedefliyordu.  

Bu bağlamda Türkleştirilmek istenen halklara yeni bir zihniyet kazandırmak, onları yeni bir düşünce ve davranış kalıbına dökmeyi hedefliyordu.

Daha açık bir ifadeyle, Mustafa Kemal Atatürk'ün Modern Türk ulusal devleti ideali idi bu!

Birinci meclisin acil görevi ise kurtuluş savaşını yürütmek ve buna tekabül eden ittifaklar siyaseti olarak belirlenmişti.


Mahir Çayan Kemalist miydi?

Mahir Çayan’ın ihtiyacı da Oligarşik devlete ve emperyalizme karşı kurtuluş savaşı yürütebilmek için siyasal ittifaklar olduğundan, “buradan bir şey çıkar mı?” düşüncesiyle Kemalizm’i ittifaklar açısından ele almayı tasarlayacaktı.

Bu açıdan Kemalizm’e yaklaşımı tamamen politikti.

Mahir Çayan en belirgin Kemalizm tahlilini 1972 ‘de firar sonrasında, 9 Mart darbe planlaması nedeniyle yüzlerce ilerici subayın arandığı ve parça parça tutuklandığı operasyon koşullarında Kesintisiz Devrim  2-3 broşüründe kaleme almıştır.

 “Buradan bir şey çıkar mı?” düşüncesinin temelinde de 9 Mart darbe planlamasına adı karışan ve tasfiye olanlar başta olmak üzere, ilerici subayların kazanılması ihtimalinin mümkün olup olmadığı ile ilgilidir.  

Politik bir tutumun anlamını anlayamama yüzeyselliği, solun kimi kesimlerini ve  liderlerini subjektif bir zorlama ile Mahir Çayan’dan, “Kemalist Mahir Çayan”(!) imal etmeye kadar götürmüştür.


Mahir Çayan ve milli mesele

Mahir Çayan’a göre, "milli meseleyi her zaman ve her şart altında misak-ı milli sınırları içinde ele almak yanlış ve anti sosyalist bir görüştür"…

"Kürt emekçi sınıfların çıkarıyla bağdaşan tek çözüm yolu ayrılma hakkının kullanmasıdır’ görüşü de yanlış bir görüştür"…

"Bu iki yanlış görüşlerin sahipleri her iki tarafın yani ezen ve ezilen ulusların küçük burjuva milliyetçi unsurlarıdır"...

Böylece Mahir Çayan “birliği" veya "ayrılığı" mutlaklaştıran bu çevreler ve kişiliklerle kalın bir çizgiyle sınır çekiyor.

"Mahir Çayan, Ulusların kaderlerini tayin hakkını" esas alıyor...

 Buna göre "ezilen ulusun ayrılma, özerklik, federasyon vs. çözüm yollarının hangi şartlar altında ve ne zaman geçerli olabileceğini açıkça koyacağını" söylüyor...

 En önemlisi Mahir Çayan ‘birliği’ veya ayrılığı Türkiye içi Kürt ve Türk hareketlerin birliği veya ayrılığı olarak ele almıyor, Misak-ı millinin sınırları içinde değil onu aşan bir perspektiften ele alıyor.

 

 

Mahir Çayan, Türkiye solunun birlik veya ayrılığa yönelik siyasi  kabullerini  aşan bir yeni bir bakış açısından milli meseleye yaklaşıyor, "Biz bu meseleyi ayrı bir yazıda etraflı bir şekilde ortaya koyacağız,  Bu kısa mektubun amacı bu olmadığı için bu meseleye burada girmiyoruz" diyor ama maalesef çalışmasını tamamlamaya koşullar elvermiyor...

Eleştiricilerinin, hatta ardıllarının, Mahir Çayan’ı ne kadar anladıklarının ve bu ne kadar devamı olduklarının ve olabileceklerinin pratik tutum ve davranışlarıyla beraber kararını tarihe havale edelim…

78'liler Hareketi

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.​​​​​​​

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU