Dünya yasta

Tüm acı toplumsal bölünmeler, aile sevinçleri ve travmaları, iyi ve kötü zamanlar boyunca Kraliçe birlik ve sürekliliğin sembolü oldu

Kraliçe, annesi ve müteveffa kocası gibi, son derece yüksek yaşlarına kadar nispeten çok sağlıklıydı (AFP)

Kraliçe II. Elizabeth, 96 yaşında öldü. Oğlu Galler Prensi Charles, Kral oldu.

Haber 8 Eylül'de geldi: "Londra Köprüsü Yıkıldı." Westminster ve Whitehall'da yankılanan ve enerji kriziyle ilgili tartışma sırasında Avam Kamarası'na da sızan mesaj dünyanın sonu olmamasına rağmen yeterince kötüydü. Son çok uzakta değildi ve onunla birlikte, birkaç on yıl önce yetkilileri saltanatın yaklaşan sonu konusunda uyarmak için kararlaştırılan şifreli mesaj da. Kraliyet ailesi Balmoral'a doğru ilerlerken, bu son derece üzücü haberin doğru olduğunu biliyorduk.

Yine de Kraliçe son ana kadar hüküm sürdü; sağlığı kötüye gidiyor olmalıydı ki, Boris Johnson'ın istifasını kabul edebilecek ve Liz Truss'a kendi adına bir hükümet kurmaya davet edebilecek durumda olduğundan emin oldu. Ayrıca, 1952'de Winston Churchill ve diğer tüm başbakanlarıyla yaptığı gibi, yeni Britanyalı liderle de ülkenin durumunu görüştü.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Churchill'in istifa edip 1955'te Downing Street 10 numarada (Başbakanlık konutu ve ofisi) Kraliçe için bir akşam yemeği düzenlediğinde, ona kadeh kaldırmayı teklif etmesi ve orada bulunanlara, 1898'de Omdurman Savaşı'nda teğmenken büyük büyük büyükannesi Kraliçe Victoria'nın hayatına da kadeh kaldırdığını hatırlattığını düşünmek çok çarpıcı. Bu arada Churchill 1874'te, Kraliçe'nin son başbakanı Truss ise 1975'te doğdu. II. Elizabeth'in hayatı, hatırı sayılır bir zaman dilimini kapsıyor.

Bu nedenle beklenmedik bir durum olmamasına rağmen Kraliçe'nin annesi ve müteveffa kocası gibi son derece yüksek yaşlara kadar nispeten çok sağlıklı olduğu düşünüldüğünde yine de bir şok etkisi yarattı.

Belirsiz bir şekilde tanımlanan "hareket etmeyle ilgili sorunlar" ve artan kırılganlığından dolayı 16 Temmuz'dan beri halkın karşısına çıkmasa da mantıksız bir şekilde onun sonsuza kadar aramızda olmasını bekliyorduk. Faniliğe dair imalar vardı ama bunların üzerinde durmadık. Ne de olsa Kovid'i atlatmıştı, onlarca yıl boyunca çeşitli küçük rahatsızlıklardan bahsetmiyorum bile; ölümsüz değilse bile yok edilemez görünüyordu.

Sloganı her zaman "İnanılmak için görülmeliyim" oldu ve Britanya tarihinde ya da belki de dünya çapında hiçbir hükümdar bu kadar çok seyahat etmemiş, bu kadar çok filme alınmamış ve fotoğraflanmamıştır. Pullarda, banknotlarda, posta kutularında ve polislerin kasklarında E II R kodu, televizyonda ve büyük devlet etkinliklerinde; onun varlığı her yerdeydi. Onun 2021 Noel yayınının son yayını olduğunu düşünmek oldukça zor.

Terörizm, birliğe yönelik siyasi tehditler, aile sevinçleri ve travmaları, iyi ve kötü zamanlar gibi tüm acı toplumsal bölünmeler sırasında Kraliçe birlik ve sürekliliğin sembolü oldu. Son zamanlarda Zoom görüşmelerinde ya da Truss'ı Balmoral'da ağırlarken çekilen fotoğraf gibi karelerde bile nadiren görülüyordu. Fiziksel kabiliyetinin sınırlarını zorlayarak görevine olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. Ancak sahneden çekilmesine rağmen, onun orada, yerinde olduğunu ve hâlâ devam ettiğini bilmek yeterince rahatlatıcıydı. Ona hâlâ "inanılıyordu".
 

Kraliçe II. Elizabeth - Liz Truss.jpg
Kraliçe Elizabeth, 6 Eylül'de İskoçya'daki Balmoral Kalesi'nde Liz Truss'u ağırladı (Reuters)


II. Elizabeth, nadiren gaf yapan ve Birleşik Krallık ve İngiliz Milletler Topluluğu'ndaki (bilge ya da değil) tüm başbakanlarının tavsiyelerine titizlikle uyan anayasal bir hükümdar örneğiydi. Yurtiçinde ve yurtdışında ülkenin bir temsilcisi olarak ve onlarca yıllık hizmeti boyunca kazandığı saygınlıkla, ülke için yeri doldurulamaz bir değerdi.

O sadece baş diplomat, eşsiz bir uluslararası değer ve devlet başkanı değil, aynı zamanda gayri resmi olarak "ülkenin başı" idi. İşte kayıp duygusu buradan kaynaklanıyor. Elbette bu çok saçma, çünkü çok az kişi Kraliçe'yle tanıştı ve daha da azının onu tanıdığı söylenebilir ama bir şekilde, birçok kişi onunla neredeyse manevi veya kişisel bir bağlantı hissederken, aslında o bir yabancıydı. Sosyal hayattaki herkes bu tür bir etki yaratamaz ve hele bunu 70 yıl boyunca sürdüremez.

O, ülkenin bir sembolüydü ve son zamanlarda ülkenin "büyükannesiydi" ve belli ki çok seviliyordu. Azılı cumhuriyetçiler bile onun kamu hizmeti sicilini, özel ve genel ahlakını takdir ediyor. Etrafında ters giden ne olursa olsun, o hiç bozulmazdı. Her zaman ülkenin değerlerini ve dahası Hıristiyanlığın hoşgörü ve anlayış değerlerini somutlaştırmaya çalıştı. O bunu başardı. Sözleri ve eylemleriyle, çok kültürlü bir ulus ve İngiliz Milletler Topluluğu için epey incelikli bir şekilde davasını ortaya koydu.

İşte 2004 Noel mesajından sadece bir örnek; şimdi olduğu gibi o zaman da göç konusunda endişeliydi. Yeni Ahit'teki iyi Samiriyeli hikayesinden yola çıkarak şunları söyledi:

Irkı, inancı ya da rengi ne olursa olsun herkes bizim komşumuzdur. Bir insana sahip çıkma ihtiyacı, herhangi bir kültürel veya dini farklılıktan çok daha önemlidir.

Kesinlikle yapılması gereken daha çok şey ve üstesinden gelinmesi gereken pek çok zorluk var. Ayrımcılık hâlâ devam ediyor. Bazıları kendi inançlarının tehdit altında olduğunu düşünüyor. Bazıları tanımadıkları kültürlerden dolayı mutsuz. Hepsine, başkalarına ulaşarak kazanılacak çok şey olduğu; çeşitliliğin bir tehdit değil, aslında bir güç olduğu konusunda güvence verilmesi gerekiyor.

Gözyaşları akabilir. Yas tutanlardan, evet, ama aynı zamanda geleceğe dair endişeyle dolu olanlardan da. Anayasal ve siyasi açıdan, büyük bir değişiklik olmaması gerektiği için bu durum gerekçelendirilemez. Oğluna "geçiş", sorunsuz ve otomatik oldu.

Tıpkı babasının 56 yaşında nispeten erken ölmesinin ardından ulusun genç Kraliçe'ye alışması gibi biz de yeni Kral'a alışacağız. Sağlığı kötüydü ve ülke, bizi savaştan çıkaran VI. George için derin bir yas dönemine girmişti. Kral Charles ve Kral'ın Eşi Camilla'nın da aynı sadakati göstermesi gerek ama II. Elizabeth ve Prens Philip'in izinden gitmek her zaman zor olacaktı.

Bu "bir an"; haberi duyduğunuzda nerede olduğunuzu her zaman hatırlayacaksınız. Bu bir duraklama, durum değerlendirmesi yapma ve ülkenin çok sevdiği, çok saygı ve gurur duyduğu tanıdık bir figür olmadan geleceği düşünme zamanı. O gülümsemeyi özleyeceğiz. Bir
şekilde, ülke kendini eksilmiş hissediyor.



* İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: İpek Uyar

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU