Türkiye ve Rusya, sabit müttefiklerin olmadığı tehlikeli dünyadan istifade ediyor

Eskiden beri süregelen ittifaklar yerini ham çıkarlara dayalı parçalanmış ve geçici ortaklıklara bıraktı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, TürkAkım Doğalgaz Boru Hattı Projesi'nin Ocak 2020'deki açılış töreninde (Reuters)

NATO müttefikleri Türkiye'yle Amerika Birleşik Devletleri'nin ilişkilerinde yolun sonuna gelinmiş gibi görünüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin lideri olarak geçirdiği 18 yılda Washington ile Ankara arasındaki bağların hiç bu kadar kötü olmadığını söyledi. Geçen ay New York'ta gerçekleşen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısında, Biden'la görüşme ayarlayamamasının ardından "Şu andaki gidişat pek hayra alamet değil" dedi.

Amerika Birleşik Devletleri'yle münasebetlerimizde geldiğimiz nokta iyi değil.

Erdoğan birkaç gün sonra ticaret, nükleer enerji anlaşmaları, uzay araştırmaları, silah satışları ve Türkiye'nin Washington'ı öfkelendirerek yaptırım uygulamasına neden olan Rus yapımı S-400 savunma sistemlerinden daha fazlasını alması da dahil çeşitli konuları konuşmak için Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaklaşık üç saatlik bir toplantıya katılmak üzere Rusya'nın tatil kenti Soçi'deydi. Yaşananlar Türkiye'nin Rus yörüngesine giderek daha çok kaydığı izlenimi uyandırıyordu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ama o kadar çabuk değil. Zira Erdoğan, Putin'le yakınlaşırken bile Türkiye, Ukrayna güçlerinin Rus destekli ayrılıkçı güçlere karşı kullanması için gıptayla bakılan Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarını (İHA) Ukrayna topraklarında üretmek üzerine Kiev'le çığır açan bir anlaşmanın son rötuşlarını yapıyordu. Bu, Kremlin'e yönelik Batı'nın bile cesaret edemediği bir provokasyondu ve Ankara'nın (Suriye, Libya ve Kafkasya'da Rus destekli kuvvetlere karşı son derece etkili olduğu kanıtlanmış) İHA'larından 24 adedini, AB ve NATO'nun itirazlarına rağmen Polonya'ya satmayı kabul etmesinin ardından yaşanıyordu.

Manevra yapmanın bir mantığı var. Putin-Erdoğan zirvesi sırasında Soçi'de bulunan Türk analist Yusuf Erim "Rusya'yla ilişkiler ABD'nin dürüst kalmasını sağlıyor" dedi.

Ukrayna'yla ilişkiler de Rusya'nın dürüst kalmasını sağlıyor.

Fakat daha geniş çaplı bir dinamik de işliyor. Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler çalışanlar arasında, son yıllarda sürekli, eskiden beri süregelen doğu-batı ya da kuzey-güney ittifaklarının yerini ham çıkarlara dayalı parçalı ve geçici ortaklıklara bıraktığı çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıkması konuşuluyor. Ülkelerin değişmez müttefiklerinin veya düşmanlarının olmadığı bu tehlikeli dünyaya Türkiye, Rusya ve Batı'yı birbirine bağlayan ve birbirinden ayıran bağlardan daha iyi bir örnek olamaz belki de.

Yeni dünya kargaşasında değerler şüphesiz rol oynuyor. Türkiye, AB'nin Türklerin bloğun parçası olmasına müsaade etmeyi reddetmesi, Washington'ın Kürt isyancılara desteği ve Türkiye'ye uygun şartlarda uçaksavar silahları satmaya yanaşmaması da dahil birçok nedenden ötürü kendisini ABD ve Batı Avrupa'nın ihanetine uğramış olarak görüyor.

Türkiye, yüzyıllar boyunca Rus emperyalizminin bir başka kurbanı olmuş Ukrayna'yı desteklerken Çin'in içinde bulunduğu, yükselen Avrasya güç bloğuna katılmak için Rusya'yı kısmen kucaklıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika üzerinde yüzyıllar süren hakimiyeti, Erdoğan'ın ilgisini bu bölgelerde nüfuz sahibi olmaya çekebilir.

Fakat daha engin değerlere veya bağlılıklara tabii olmadan ulusal çıkarların peşinde koşmak, Türkiye'nin manevralarını daha iyi açıklıyor. Ukrayna, Türkiye'nin gelişmekte olan İHA endüstrisine avantaj sağlayabilecek harika jet motorları üretiyor. Rusya, Ankara'ya güney kanadında kendisini koruması için gerektiğine inandığı uçaksavar silahları sağlıyor.

29 Eylül'de Erdoğan'la Putin arasında geçen görüşmede neler yaşandığını çok az kişi biliyor. Erdoğan diplomatik protokolü umursamayarak, bu tarz zirveleri çevreleyen nezaket kuralları olmaksızın Putin'le görüştü. Görüşmede çok az sayıda dışişleri yetkilisi bulundu ve toplantıda neler konuşulduğuna dair de çok az bilgi var. Büyük ölçüde iki lider arasında baş başa geçen özel bir görüşmeydi. Liderlerin, Türkiye'nin yavaş yavaş Rusya'nın Sputnik V aşısını benimsemesi de dahil bir dizi konuyu tartıştığı bildirildi. İki liderin birlikte gülümsediği fotoğrafların yer aldığı tweet'te Erdoğan "Mevkidaşım Putin ile verimli bir görüşme gerçekleştirerek Soçi’den ayrıldık" dedi.

Fakat neşeli görüntüye rağmen sarsıcı olan şey, Türkiye ve Rusya'nın birçok açıdan dünyada başka hiçbir iki ülkenin olmadığı kadar jeopolitik bir çatışmanın içinde sıkışıp kalmasıdır. Putin, Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde engebeli tarım arazilerini ve küçük kasabaları, Türkiye sınırlarına doğru yeni bir sığınmacı akını tetikleme riski taşıyan hava saldırılarıyla vurarak Türkiye için bir kabus yaratıyor. Türkiye ise geçen yıl Azerbaycan'la savaşlarında Rusya tarafından silahlandırılıp eğitilmiş Ermeni kuvvetlerini yenmede önemli rol oynadı. Türkiye'nin aleni askeri müdahalesi, Moskova'nın Libya'ya yönelik planlarını bozdu.

Bir de Ukrayna var. Erdoğan, düzenli aralıklarla Rusya'nın Kırım'ı ilhakı aleyhinde konuşan ve Kırım'daki Müslüman Tatarlara mali ve siyasi destek veren tek dünya lideri. Ukrayna'da Baykar İHA fabrikası kurmanın yanı sıra Türkiye, Kiev'e 24 adet İHA sattı. Ukrayna'nın doğusunda silahlı İHA konuşlandırmak, Kremlin'in desteklediği milis benzeri kuvvetleri ve arkalarındaki kukla yönetimi mahvedebilir. İstanbul'dan Karadeniz bölgesi uzmanı Yörük Işık "Bu ezber bozan bir şey" diyor.

İlk defa Ukrayna yönetiminin doğuda zaferler kazandığını görüyoruz.

Türkiye, Ukrayna'ya ayrıca, Putin'in ilhak ettiği ayrılıkçı Kırım bölgesi de dahil Karadeniz'de devriye gezen Kilo sınıfı Rus denizaltıları gibi denizaltıları yok etmek için kullanılan Ada sınıfı iki adet korvet satıyor. Işık "Ukraynalılar kimseden almadıkları desteği Türkiye'den alıyor" dedi.

Türkiye, Kırım krizine fiziki olarak dahil olan tek NATO ülkesi.

Nihayetinde Türkiye, Batı'dan ya da Doğu'dan müttefikler edinecek. Basitçe söylemek gerekirse, Türkiye kendi çıkarlarını gözetiyor ve böylelikle de asırlık ittifaklarla sıkıştırılmayı reddeden pek çok diğer ülke gibi davranıyor. Bunlar arasında kendi deyimiyle durumsal çıkarlara dayanan "çok vektörlü" dış politikasıyla övünen bir Rusya, devamlı soyutlama taraftarı bir ABD, Brexit sonrası Britanya ve görünüşe göre NATO'dan bıkmış ve Avrupa için alternatif bir güvenlik yapısı bulmak isteyen bir Fransa var. Çok kutuplu çağ, kendi başına hareket etmek demek.



Borzou Daragahi'nin makalesinin tasarımdan kaynaklanan nedenlerle kısalttığımız başlığının tamamı şöyledir: Türkiye ve Rusya, ülkelerin değişmez müttefiklerinin veya düşmanlarının olmadığı tehlikeli bir dünyadan istifade ediyor

https://www.independent.co.uk/independentpremium/voices

Independent Türkçe için çeviren: İrem Oral

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU