Süper Lig'den Derek Chauvin kararına: Halkın gücü geri döndü

Hükümetin karbon salımını azaltmaya yönelik daha iddialı hedefler ilan etmesinde bile kamuoyundaki değişimin nüfuzu hissedildi

Halkın gücü: "Öfkeli taraftarların memnuniyetsizliklerini ifade etmesi sonrası Avrupa Süper Ligi planları perişan bir hal aldı" (AFP)

Halkın gücü geri döndü. 22 Nisan haftasının en büyük olaylarından üçü, halk protestosunun gücünü çok açık biçimde gösterdi.

Stamford Bridge ile Elland Road'da toplanan ve öfkelerini çevrimiçi ortamda da dışavuran kızgın taraftarların memnuniyetsizliklerini dile getirmesi sonrası Avrupa Süper Ligi planları perişan bir hal aldı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Manchester United'ın eşbaşkanı Joel Glazer ve Liverpool'un sahibi John W. Henry gibi isimler, fiyaskodaki rolleri sebebiyle utanç verici özürler yayımladığında, taraftarlar seslerinin duyulduğunu biliyordu. Bu milyarderler iyi bir sebep olmadan özür dilemez. Bunu halk başardı.

The Sun'ın 21 Nisan'da dediği gibi:

Bu, halkın iradesinin yüksek ve net biçimde ifadesi.

Öte yandan Atlantik'in diğer kıyısında bir yıldan kısa süre önce George Floyd'un katledilmesiyle başlayan küresel öfke, polis memuru Derek Chauvin'in suçlu bulunduğu kararla rahatlama yaşadı. Düzinelerce ülkede, binlerce şehirde, milyonlarca insan Siyahilerin Hayatı Önemlidir gösterilerine katılarak bunu muhtemelen Amerikan tarihinin en büyük hareketi haline getirdi.

Jüri 21 Nisan'daki duruşmanın sonunda konuştu. Yargı süreci takip edildi. Ama halkın sesine kulak verildi.

Hükümetin karbon salımını azaltmaya yönelik daha iddialı hedefler ilan etmesinde bile kamuoyundaki değişimin nüfuzu hissedildi. Bir kız öğrencinin tek başına yaptığı protestoyla başlayan şey dikkate alınması gereken küresel bir güç halini aldı. Şimdi, Greta Thunberg veya (yetkilileri 9 yaşındaki kızı Ella'nın zehirli hava sebebiyle öldüğüne ikna etmek için yıllarca mücadele veren) Rosamund Adoo-Kissi-Debrah konuşuyor ve müesses nizam dinliyor.

Bu üç olayın hepsinde çarpıcı olan şey, halihazırda iktidarda olan siyasilerin, kendilerini bu konumlara getiren halkın iradesini kabul etmede gösterdiği şevktir. Demokraside olması gereken de budur.

Boris Johnson ve Johnson'ın Kültür Bakanı Oliver Dowden, Avrupa Süper Ligi'ni yıldırım hızıyla kınadı. Halk tarafından seçilmeyen kraliyet mensupları bile (Prens William) harekete geçti. Elitler, bu öfkeli taraftarların liderliğini takip etmiş olmasaydı, milyarder patronlar bu kadar hızlı diz çökmeyebilirdi.

Benzer biçimde, Chauvin kararı sonrası ABD Başkanı Joe Biden, Floyd ailesini bizzat arayarak onlara "Hepimiz çok rahatladık" dedi.
 


Elbette, eski başkan Donald Trump'ın Siyahilerin Hayatı Önemlidir gösterilerindeki duruşunu örnek alan Fox News sunucusu Tucker Carlson'ın 21 Nisan'daki kararın halka "şiddetin işe yaradığını" öğrettiğini söylemesi gibi pek çok muhalif ses de var.

Bazı gösterilerin şiddete dönüştüğü doğru ancak analizler büyük çoğunluğun barışçıl olduğunu ortaya koyuyor.

Fakat protesto gücü, tartışmanın kuvveti ve sayıların salt ağırlığı galip geldi. İnsanlar artık kendilerini etkisiz hissetmiyor ve onlara güç kazandıran şeylerden biri de sosyal medya oldu. Twitter, Facebook ve benzerlerinin zehirli doğası çok tartışıldı, yine de bu platformların iyi yönde nasıl bir güç olabileceğine işaret etmeye değer.

Taraftarlar Stamford Bridge'te sesini yükseltirken, çok daha fazlası bu öfkeyi çevrimiçi ortamda güçlendirdi. BLM (Siyahilerin Hayatı Önemlidir) etiketi Floyd'un Minneapolis'teki ölümüne duyulan öfkeyi dünyanın dört bir yanına taşıdı. Thunberg de sesini duyurmak için (ya da aslında Trump'ı perişan etmek için) Twitter'da 280 karakterin hepsine ihtiyaç duymuyor.

Dolayısıyla, sosyal medyanın yeni bir gösterici nesline yardım ve yataklık ettiği göz önüne alındığında, teknoloji devlerinin güçlendirdikleri insanlarla nasıl iletişimsizlik içinde olduğunu görmek şaşırtıcı. Siyasiler halkın nabzını tuttuğunu göstermekte hevesliyken, büyük teknoloji şirketleri artan biçimde halktan uzak duruyor görünüyor.

İçişleri Bakanı Priti Patel, Facebook'u uçtan uca şifreleme uygulayarak platformdaki çocuk istismarı sorununa göz yummak ve yetkililerin koruma çabalarını sekteye uğratmakla suçladı.

İngiltere'nin çocukların korunmasından sorumlu eski üst düzey temsilcisi, çocuk kullanıcıların kişisel bilgilerini yasadışı biçimde topladığı iddiasıyla TikTok'u dava ediyor.

Elon Musk'ın Tesla'sı, Çin'deki memnuniyetsiz bir müşterisinin protestosuna verdiği cevapta küstahlıkla suçlanması üzerine özür dilemek zorunda kaldı. Musk kendisini vizyon sahibi biri olarak görüyor ama bazı müşterileri ve hatta hissedarları, giderek daha da şüpheci bir hal alıyor.

Musk, başarılı olduğu sürece insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü umursamıyor. Aynı cazibe ekolünden gelen Twitter'ın patronu Jack Dorsey (bir keresinde favori Twitter kullanıcısının Musk olduğunu söylemişti) "kötü görünmeyi" umursamadığını söylüyor. Ancak bu kişilerin, kullanıcıların kendileri hakkında ne düşündüğünden endişe duyması gerekiyor. Sonuçta, futbol patronlarının 22 Nisan haftasında birbiri ardına maliyetin büyüklüğünün farkına varmasında olduğu üzere, müşteri her zaman haklıdır.

Cathy Newman hafta içi TSİ 19.00'da Channel 4 haberlerini sunuyor



Cathy Newman'ın makalesinin tasarımdan kaynaklanan nedenlerle kısalttığımız başlığının tamamı şöyledir: Halkın gücü geri döndü: Süper Lig'den Derek Chauvin kararına, siyasetçiler halkı dinliyor

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU