İran jeopolitiği ve bu bakışla savaşın nedenselliği

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

İran savaşı bugünün konusu değil, tarihsel derinliği var. Bu makalede tarihsel çizgi ve jeopolitik gerçekler ele alınacak. Neden bu savaş oluyor konusu, teolojik meseleler gündeme getirilmeden, analiz edilecektir.

 

A. Arap Denizi, Hürmüz Boğazı ve Pers Körfezi’nin Tarihsel Önemi

Arap Denizi, Hürmüz Boğazı ve Pers Körfezi, coğrafi olarak birbirine bağlı bir sistem oluşturur. Bu bölge, antik çağlardan modern petrol çağına kadar küresel ticaretin, imparatorlukların yükseliş-düşüşünün ve güç mücadelelerinin en kritik noktalarından biri olmuştur. Tarihsel olarak “dar geçit” (chokepoint) özelliği, burayı her dönemde kontrol edenin küresel ticareti ve zenginliği domine etmesini sağlamıştır.

Antik Dönem (MÖ 2. binyıl – MS 7. yüzyıl): Baharat, Tütsü ve İpek Yolunun Körfez Kapısı

Pers Körfezi ve Hürmüz Boğazı, İpek Yolu’nun deniz uzantısı ve Tütsü Yolu  ile doğrudan bağlantılıydı. Güney Arabistan (Yemen, Umman, Hadramut); frankincense (akgünlük, lüban), myrrh (mür), baharat ve değerli taşlar; Gerrha (bugünkü Suudi Arabistan doğusu) limanı üzerinden Körfez’e, oradan Mezopotamya, İran ve Akdeniz’e taşınıyordu. Hürmüz Boğazı’nın girişi, bu malların Hint Okyanusu’ndan (Arap Denizi üzerinden) Körfez’e geçişini kontrol ediyordu, antik dönemde tüccarlar için “dar kapı”ydı.

Pers İmparatorluğu (Ahamenişler), Seleukoslar, Partlar ve Sasani İmparatorluğu dönemlerinde burası imparatorlukların ekonomik omurgasıydı. Sasani donanması, boğazı koruyarak Hint Okyanusu ticaretini denetliyordu.

Arap Denizi ise, Hindistan’dan (Malabar kıyıları) baharat (karabiber, tarçın, karanfil) taşıyan gemilerin ana rotasıydı; buradan Körfez’e giren mallar Mezopotamya ve Roma dünyasına ulaşıyordu.

1. Orta Çağ ve Erken Modern Dönem (10.–17. yüzyıl): Ormus Krallığı ve Portekiz Hakimiyeti

10.–17. yüzyıllarda Ormus (Hormuz) Krallığı (bugünkü Hürmüz Adası ve çevresi), boğazın tam kontrolünü elinde tuttu; “dünyanın en zengin limanı” olarak anıldı. Çeşitli toplumlarda tüccarlar burada toplanır; ipek, baharat, inci, at, köle ve tütsü ticareti yapılırdı.

1507’de Portekizliler Hürmüz’ü ele geçirdi (Afonso de Albuquerque), Hint Okyanusu’nu (Arap Denizi) ve Körfez girişini domine ettiler. Bu, Avrupa’nın Asya ticaretine doğrudan erişiminin ilk adımıydı. Portekizliler 1515’te kaleyi güçlendirdi; Osmanlılar ile çatıştılar (1552 Osmanlı seferi başarısız oldu). 1622’de Safevi İranı ve İngiliz yardımıyla Portekizliler kovuldu, İran yeniden boğazı kontrol etti. Bu olay, Avrupa-Asya ticaretinde dönüm noktasıydı.

2. Modern Dönem (19. yüzyıl – 20. yüzyıl): Petrol Çağının Başlangıcı

19. yüzyılda Britanya İmparatorluğu, Körfez’de hakimiyet kurdu (Trucial States, Umman, Bahreyn vb.); Hürmüz Boğazı’nı “İngiliz Gölü” yaptı. Trucial States (Ateşkes Devletleri veya Trucial Umman), 1820-1971 yılları arasında Basra Körfezi'nde Büyük Britanya ile koruyucu antlaşmalar imzalayan yedi kabile şeyhliğinden (Abu Dabi, Dubai, Şarika, Acman, Ummü'l-Kayveyn, Füceyre ve Resü'l-Hayme) oluşan bir İngiliz himayesi yapısıydı. Bu devletler, 1971'de bağımsızlıklarını kazanarak Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) kurmuşlardır.

20. yüzyıl başlarında İran, Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt’te petrol keşfedildi, dolayısıyla boğazın önemi katlanarak arttı. II. Dünya Savaşı sonrasında, Körfez petrolü küresel ekonominin yakıtı oldu; Hürmüz, “dünyanın en önemli petrol darboğazı” haline geldi. 1980’ler Tanker Savaşı (İran-Irak Savaşı) oldu. Her iki taraf da tankerleri hedef aldı; ABD donanması Kuveyt tankerlerini korudu (Operation Earnest Will); boğazda mayınlar, saldırılar yaşandı.

3. Güncel Tarihsel Bağlam (2000’ler – 2026)

2019 tanker saldırıları, 2020’ler gerilimleri ve özellikle 2026’daki ABD-İsrail-İran savaşı; sonra boğaz trafiğinin ciddi şekilde sekteye uğraması, tarihin en büyük petrol arz şoklarından birini yarattı (1973 ambargosundan 3 kat büyük olduğu belirtiliyor).

Tarih tekerrür ediyor: Antik tütsü/baharat yollarının yerini petrol aldı; dar geçit aynı kaldı, tehdit eden güç aynı coğrafyada (İran tarafı).

A table with text on it

AI-generated content may be incorrect.

Şekil-1: Tarihsel Özet Tablo (Ana Dönemler ve Kontrolcüler)

Hürmüz Boğazı ve çevresi (Pers Körfezi, Arap Denizi girişi), binlerce yıldır aynı jeopolitik mantıkla işler: “Dar geçidi kim tutarsa, küresel ticareti ve zenginliği tutar.” Tütsü ve baharattan petrole geçiş, sadece malzeme değişti; coğrafi gerçek ve güç mücadelesi aynı kaldı. 2026’daki kriz, bu tarihsel döngünün en şiddetli modern tezahürüdür.

 

B. İran Jeopolitiği

İran’ın jeopolitik önemi, büyük ölçüde coğrafi konumu ve kontrol ettiği stratejik geçiş noktalarından kaynaklanır. Özellikle Hürmüz Boğazı, İran’ın güney kıyılarında yer alır ve Pers Körfezi’ni, Umman Körfezi ve açık okyanusa bağlayan tek deniz yoludur. Bu Boğaz, İran’ın güneyinde (kuzey kıyısı) ve Umman’ın kuzeyinde (güney kıyısı) bulunur; en dar yerinde yaklaşık 33-39 km genişliğindedir. Bu konum, İran’a asimetrik güç sağlar: Boğazı tehdit etme veya kısmen engelleme kapasitesi, küresel enerji piyasalarını etkileyebilecek bir kaldıraçtır.

İran’ın jeopolitik konumu, coğrafi yapısı, askeri kapasitesi ve sosyolojik dokusu, 2026 itibarıyla çok katmanlı bir kriz ortamında değerlendirilmelidir. Ülke, Mart 2026’da devam eden ABD-İsrail askeri operasyonları (Operation Epic Fury / Midnight Hammer gibi isimlerle anılan hava-deniz-kara bileşik harekâtları) nedeniyle tarihinin en ağır konvansiyonel askeri baskısı altındadır. Bu bağlamda analizi üç ana eksende yapalım:

1. Coğrafi / Jeopolitik Boyut (Değişmez Gerçeklikler, Güncel Kriz)

İran, yaklaşık 1.65 milyon km² yüzölçümüyle Orta Doğu’nun en büyük ülkelerinden biridir ve jeopolitik olarak “iç hilal / kenar kuşak” (Spykman) ile “kalpgâh” (Mackinder) arasındaki kritik geçiş bölgesindedir.

Avantaj sağlayan coğrafya:

  • Kuzeyde Elburz Dağları ve güneyde Zagros Dağları doğal kale görevi görür; işgal ordularını yavaşlatır, asimetrik savunmayı kolaylaştırır.
  • Hürmüz Boğazı’nın kuzey kıyısını tamamen kontrol eder; küresel petrolün %20’si buradan geçer (2025-2026 verileri hâlâ yaklaşık 20 milyon varil/gün).
  • Hazar Denizi’ne kıyısı; Rusya ve Türkmenistan ile enerji/lojistik bağlantısı.
  • 7 ülkeyle kara sınırı (Irak, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Türkmenistan, Afganistan, Pakistan); çok yönlü vekil/gerilla kapasitesi yaratır.

Zayıf noktalar:

  • Dağlık arazi nüfusun %60-70’ini batı ve kuzeybatı şeridinde yoğunlaştırır; merkezi otoriteye bağımlılık artar.
  • Güney kıyıları (Basra Körfezi); hava-deniz üstünlüğü olmayan bir ülke için savunması zor açık cephedir. Bugün (başka nedenler de var ancak jeopolitik açıdan) bunun için İran iç cepheyi ayakta tutacak politikalara bağlı kalmaktadır.
  • 2026’da ABD/İsrail hava üstünlüğü var, bu nedenle dağlar tam koruma sağlamıyor; hassas güdümlü mühimmat ve sızma operasyonları ile komuta merkezleri, füze bataryaları, nükleer tesisler (Fordow, Natanz kalıntıları vb.) vurulabiliyor.

2026’da jeopolitik gerçeklik:

İran’ın “stratejik derinliği” (Irak, Suriye, Lübnan, Yemen vekilleri) ihtiyacı vardır. Vekiller zayıflatılmıştır, en azından 2020 tarihi gibi güşlü değildir. Hürmüz Boğazı’nı tehdit etme kapasitesi hâlâ var, ancak donanma gücünü kaybetti. Neye kaldı? Asimetrik savunma güçlerine ve yöntemlerine. 

2. Askeri Boyut (2026 Küresel Ateş Gücü Endeksi ve Saha Gerçekleri)

Savaş başlamadan yapılan değerlendirmeye bakalım. Global Firepower 2026 sıralamasında İran 16. sırada. Ancak bu sıralama barış zamanı envanterine dayanır; aktif savaşta durum çok farklıdır.

A table with text and numbers

AI-generated content may be incorrect.

Şekil-2: Savaş Öncesi Savunma Kapasitesi

İran’ın konvansiyonel ordusu taktiksel olarak yenilmiş durumda. Kalan güç asimetrik harp (gerilla, mayın, kısa menzil füzeler, siber, vekil kalıntıları) ve milli direniş anlatımı üzerine kurulu. Uzun süreli işgal durumunda Irak’taki gibi maliyetli bir yıpratma savaşı mümkün.

3. Sosyolojik Boyut (Toplumsal Yapı ve Rejim Dayanıklılığı)

İran toplumu çok katmanlı ve çelişkili bir yapıdadır:

  • Etnik yapı; yaklaşık %50-55 Fars, %25 Azeri-Türk, %7-10 Kürt, %6-8 Arap, %2-3 Beluc, Lur, vs. 
  • Genç nüfus (%60’ı 35 yaş altı); ekonomik kriz, işsizlik, sosyal kısıtlamalar nedeniyle rejime karşı en büyük potansiyel muhalefet havuzu. 2022-2023 protestoları ve 2025-2026 iç çalkantıları bunu gösterdi.
  • Rejim tabanı:
    • IRGC (Devrim Muhafızları) ve Besic; dini-ideolojik sadakat hâlâ güçlü.
    • Dini liderlik ve geleneksel kesim; “dış düşmana karşı birlik” inancına dayalı.
    • Orta sınıf ve şehirli gençlikte rejime karşı tutum gelişmekte. 

2026 sosyolojik tablo:

  • Savaşın ilk haftalarında “milli birlik” artışı gözlendi.
  • Ağır altyapı tahribatı, elektrik/su kesintileri, yakıt kıtlığı ve sivil kayıplar; uzun vadede rejim karşıtı öfkeyi patlatabilir.
  • Rejim, “dış güçlerin işgali” söylemiyle ayakta kalmaya çalışıyor; ancak elit parçalanması (komuta kademesi suikastları) ve ekonomik çöküş bunu zorlaştırıyor. Savaş esnasında durum farklı, belki savaş sonrası ortaya çıkabilecek bazı değişim hamleleri olabilir.

4.  2026 İran’ı Ne Durumda?

  • Coğrafi avantaj hâlâ var, ama modern hassas silahlar karşısında erozyona uğradı.
  • Askeri güç konvansiyonel olarak büyük ölçüde kırıldı, geriye asimetrik direniş ve caydırıcılık kaybı kaldı.
  • Sosyolojik doku rejimi hem ayakta tutan hem de uzun vadede bir tehdit olabilir. Bugün dış saldırı milliyetçiliği tetiklese de, iç çöküş dinamikleri (ekonomik yıkım, genç nüfus öfkesi, etnik fay hatları) rejim değişikliği potansiyelini gündemde tutuyor. Söylediğim gibi, savaş esnasında vatandaş bir hain durumuna düşmemek adına farklı tavır sergiler.

İran 2026’da jeopolitik açıdan hâlâ kritik bir düğüm noktası, ancak savaşın ilk 2 haftası duruma göre, askeri olarak ağır hasarlı, sosyolojik olarak yıpratmalara maruz bir ülke konumundadır. Savaşın seyri artık büyük ölçüde iç dayanıklılık, vekil kalıntıları ve bölgesel yayılma riski (Körfez’e sıçrama) üzerine kuruludur.

5. Hürmüz Boğazı’nın Jeopolitik Önemi

Hürmüz Boğazı, dünyanın en kritik enerji darboğazlarından biridir. Günlük petrol akışı ve küresel payı son verilere göre şöyle:

  • 2024-2025 döneminde günlük ortalama 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü (ham petrol, kondensat, rafine ürünler) geçiyor.
  • Bu miktar, küresel petrol tüketiminin yaklaşık %20’sine denk geliyor.
  • Deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık %25-27’si buradan geçiyor (2025 Q1 verisi: %26.6).
  • LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) akışının da önemli bir kısmı (%20 civarı) buradan geçer; özellikle Katar’ın LNG ihracatı kritik.
  • Akışın %80-90’ı Asya’ya (Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore) yöneliktir.

Boğazın kapanması veya ciddi şekilde rahatsız edilmesi durumunda alternatif rotalar (Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı yaklaşık 5 mb/d, BAE’nin Fujairah boru hattı yaklaşık 1.5 mb/d) yetersiz kalır. Bu da küresel petrol arzında büyük kesinti, fiyatlarda sert yükseliş (potansiyel 100+ dolar/varil) ve enerji güvenliği krizi yaratır.

6. Pers Körfezi (Körfez Bölgesi) Genel Jeopolitik ve Ekonomik Önemi

Pers Körfezi, dünyanın en zengin hidrokarbon rezervlerine ev sahipliği yapar:

  • Bölge ülkeleri (Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, BAE, Katar, Bahreyn, Umman), küresel kanıtlanmış petrol rezervlerinin %40-50’sine yakınını barındırır.
  • Günlük üretimde Körfez’in payı (özellikle OPEC Körfez çekirdeği) 2025 itibarıyla küresel üretimin yaklaşık %25-31’ini oluşturur (Orta Doğu geneli yaklaşık %29).
  • Petrol ihracatının büyük kısmı Hürmüz Boğazı’ndan çıkar; bu da bölgeyi küresel enerji akışının ana kaynağı yapar.
  • LNG’de Katar’ın payı dünya lideridir; küresel LNG ticaretinin önemli bölümü buradan akar.
  • Bölge, aynı zamanda Çin’in enerji ithalatının en büyük kaynağıdır (Çin’in petrol ithalatının yaklaşık %40-50’si buradan).

Bu durum, Körfez’i sadece enerji değil, aynı zamanda jeopolitik rekabetin merkezi haline getirir. Şöyle: 

  • ABD-İran gerilimi, 
  • Suudi-İran rekabeti, 
  • İsrail-İran çatışması ve 
  • Büyük güçlerin (ABD, Çin, Rusya) nüfuz mücadelesi burada yoğunlaşır.

7. İran’ın Bu Bölgedeki Özel Konumu ve Sayısal Verilerle Önemi

  • İran, Hürmüz Boğazı’nın kuzey kıyısını kontrol eder; Boğaz’ın en dar ve stratejik kısmına hakimdir.
  • İran’ın kendi petrol üretimi 2025’te yaklaşık 3.1 milyon varil/gün; ihracatı (çoğunlukla Çin’e) yaklaşık 1.5-2 milyon varil/gün civarındadır ve neredeyse tamamı Hürmüz’den geçer.
  • İran’ın boğazı “kapatma” tehdidi, tarihsel olarak (2019 tanker saldırıları, 2020-2025 gerilimleri) etkili bir caydırıcı olmuştur.
  • Bölgesel bağlamda İran’ın “arka bahçesi” (arka alanı); Irak, (nispeten) Suriye, Lübnan (Hizbullah), Yemen (Husi) üzerinden vekil güçlerle (Direniş Ekseni) oluşturduğu etki alanı, Körfez’deki rakiplerini (Suudi Arabistan, BAE) güneyden kuşatır niteliktedir.

Özet Tablo (2024-2025 Verilerine Dayalı Yaklaşık Oranlar)

A screenshot of a table

AI-generated content may be incorrect.

Şekil-3: Enerji

Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı ve Pers Körfezi, küresel ekonominin “nabzı” niteliğindedir. İran’ın bu bölgedeki konumu, doğrudan enerji güvenliğini etkileme potansiyeliyle onu dünyanın en kritik jeopolitik aktörlerinden biri yapar. Herhangi bir ciddi kriz (boğazın kısmi/kısmi kapanması), başta Asya olmak üzere tüm dünyayı etkiler ve petrol fiyatlarında şok dalgası yaratır. Bu durum, İran’ın “jeopolitik sigortası” olarak görülebilir. 

 

C. ABD ve İsrail Neden Saldırdı?

Teopolitik konulara değinmeden bir analiz yapalım. Konumuz jeopolitik bakış.

ABD ve İsrail'in 2026 Şubat sonu itibarıyla İran'a karşı başlattığı geniş çaplı askerî harekât (ABD - Operation Epic Fury; İsrail - Operation Roaring Lion), jeopolitikle, tarihle, stratejik gerçeklerle ve 2025-2026 döneminin spesifik dinamikleriyle açıklanabilir. Bu savaş, tarihsel olarak Hürmüz Boğazı ve Pers Körfezi'nin "dar geçit" mantığının modern versiyonu olarak görülebilir: Kim bu bölgeyi kontrol eder veya tehdit ederse, küresel enerji akışını ve dolayısıyla dünya ekonomisini domine eder.

Aşağıda, neden bu kadar istekli olduklarını tarihsel-stratejik bağlamda, somut tetikleyicilerle birlikte açıklıyorum.

1. Nükleer Tehdit: "Mola Zamanı" Sıfırlandı ve Yeniden İnşa Riski

  • İran'ın nükleer programı, 2015 JCPOA anlaşmasının çöküşünden sonra hızla ilerledi. 2025 Haziran'daki Operation Midnight Hammer (ABD-İsrail ortak operasyonu) Natanz, Fordow ve Isfahan gibi tesisleri vurdu; Trump "nükleer tesisler tamamen yok edildi" dedi.
  • Ancak 2025 sonu-2026 başı görüşmelerinde İran, uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmedi; hatta %60 zenginleştirilmiş uranyum stoğunun 460 kg'a ulaştığı iddia edildi (silah-seviyesine 7-10 günde ulaşılabilir seviyede).
  • ABD-İsrail istihbaratı, İran'ın nükleer silah eşiğine (mola zamanı) çok yaklaştığını değerlendirdi. Müzakereler başarısız olunca (İran sıfır zenginleştirme teklifini reddetti), "diplomasi bitti, askeri çözüm kaldı" mantığı devreye girdi.
  • Tarihsel paralellik: 1981'de İsrail'in Osirak (Irak) reaktörünü vurması gibi, İsrail için İran nükleer programı varoluşsal tehdit. Netanyahu yıllardır bunu "en büyük tehlike" olarak gördü.

2. Balistik Füze ve Vekil Güçlerin Zayıflatılması: "Direniş Ekseni" Çöküşü

  • İran'ın balistik füze stoğu (dünyanın en büyüklerinden) ve üretim kapasitesi (ayda 100+ füze) İsrail'i ve Körfez'deki ABD üslerini tehdit ediyordu. Uzun menzilli füzelerin (potansiyel ABD'ye ulaşacak seviyeye gelme iddiası) yayılması korkusu vardı. Eğer bu füzelerin başlığı nükleer olduğu taktirde bölge ülkeleri, AB çıkarları ve esasen İsrail en büyük risk alacaklardandı. İran’ın bu imkana ulaşması için bir ay kadar zaman kaldığı değerlendirildi.
  • 2023-2025 arası İsrail, Hamas'ı, Hizbullah'ı ve Suriye'deki İran etkisini büyük ölçüde yıprattı. Esad rejiminin düşüşüyle İran'ın "stratejik derinliği" (Irak-Suriye-Lübnan hattı) çöktü.
  • 2026 başındaki İran iç protestoları (ekonomik kriz ve altyapı çöküşü) rejimi zayıflattı diye değerlendirildi. ABD-İsrail, "şimdi vurursak rejim çöker, vekiller tamamen dağılır" hesapladı. Belki de halk sokaktayken bu operasyon başlatılsaydı sonuç başka olurdu, ancak bugün önce Ali Hamaney’in vurulması ve sonra halkın sokağa çıkacağının beklenmesi yanlış bir plan olabilir.
  • Tarihsel paralellik: Soğuk Savaş'ta ABD'nin Sovyet vekillerini (Afganistan, Nikaragua) yıpratması gibi; burada da İran'ın "terör ihracı" kapasitesini kırmak hedeflendi.

3. Stratejik Pencere (Fırsat Penceresi): İran'ın En Zayıf Anı

  • 2025 Haziran savaşı ve 2026 başı iç kriz; İran ordusu, hava savunması, füze stokları ve vekilleri tarihsel olarak en düşük seviyedeydi.
  • Trump'ın ikinci dönemi (2025-…), Netanyahu'nun iç siyasi baskısı (2026 seçimleri öncesi "zafer" ihtiyacı); bu ikili için "en uygun zaman" olarak değerlendirildi.
  • Müzakereler sırasında İran'ın taviz vermemesi (ileri santrifüj ısrarı), Trump'ı "anlaşma olmazsa askeri seçenek"e yöneltti. Operasyon, İsrail'in planladığı saldırıyı ABD'nin "önleyici" şekilde genişletmesiyle başladı. Hatta Trump şunu söyledi: “Biz zenginleştirilmiş malzemeyi size verelim, sivil maksatlı çalışmalarınızı yapın.” Bu kabul edilmedi.

4. Jeopolitik ve Ekonomik Kaldıraç: Hürmüz ve Küresel Enerji

  • Tarih boyunca (Portekiz'den Britanya'ya, Sasani'den günümüze) Hürmüz'ü tehdit eden güç, küresel ticareti rehin alır. İran'ın Boğaz’ı kapatma tehdidi, ABD için "kırmızı çizgi" idi. (Bunun üzerine Hark Adası vuruldu.)
  • Bir bakışla da ABD tarafından bu operasyon, İran donanmasını yok etmek, füze bataryalarını imha etmek ve Boğaz trafiğini güvence altına almak amacıyla yapıldı. Trump, "dünyanın enerji akışını koruyoruz" anlatımını kullandı. (Şimdi de buradan faydalanan ülkeleri yanına çağırdı: Eğer tankerinizin buradan geçmesini istiyorsanız siz de bizimle olun!)
  • Uzun vadede: Çin'in İran petrolüne bağımlılığı (%80+ İran ihracatının Çin'e gitmesi) kırılırsa, Pekin'in küresel etkisi azalır. ABD, "Çin'e karşı enerji silahı" olarak da gördü.
  • Tedarik zincirleri ve yarı iletkenlerin imali ve ticareti konuları da Trump’ın gündeminde olan konulardandır. Enerji ve buna dayalı endüstriler için Trump süreçleri kontrol etmek istemektedir.

5. Özet Tablo: Ana Motivasyonlar ve Tarihsel Bağlantılar

A table with text on it

AI-generated content may be incorrect.

Şekil-4: Motivasyon

 

D. Sonuç

ABD ve İsrail kendini, savaşa "istekli" değil, "zorunlu ve fırsatçı" davrandı olarak görüyor. “Önleyici savaş” mantığı buna dayandırılıyor. Kendilerine göre diplomasi başarısız olunca, İran'ın zayıf anını (tarihsel dar geçit kontrolü, nükleer eşik ve vekil çöküşü) değerlendirerek "şimdi veya hiç" mantığıyla harekete geçtiler. 

Bu, binlerce yıllık Hürmüz problematiğinin 21. yüzyıl versiyonu: Dar geçidi tehdit eden rejimi ortadan kaldırmak, küresel enerji güvenliğini ve büyük güç dengesini yeniden şekillendirmek. 

Operasyonun seyri (rejim çöküşü mü, uzun yıpratma mı) hâlâ belirsiz, ama motivasyonlar tam da bu tarihsel-stratejik hesaba dayanıyor.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU