Stratejik kibir: Düşmanı küçümseyen savaşın kaçınılmaz bedeli

Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

"Ordu kumandanı mağrur olursa, şüphesiz düşmandan dayak yer." 

Yusuf Has Hacip bu sözü, Kutadgu Bilig'de tam bin yıl önce yazmış. (Kutadgu Bilig 2296.beyit) aynı eserin takip eden beyitinde ise “Mağrur adam ihmalkârlık eder; ihmalkâr adam ya bozulur yahut vakitsiz ölür.” 

Milattan önce 5. yüzyılda Sun Tzu da aynı hakikati farklı bir dille formüle etmiş: "Düşmanı bilmeyip kendinizi bilirseniz, kazanacağınız her zafere karşın yenilgiyle de tanışırsınız." 

İki farklı çağın iki bilgesi aynı uyarıyı yapıyorsa, bu tesadüf değildir; savaşın değişmeyen bir kuralıdır. İsrail/ABD'nin 28 Şubat 2026'da İran'a başlattığı savaş, bu yasayı bir kez daha teyit etti: Stratejik kibir stratejik körlüğe yol açtı, muhasım küçümsendi ve evdeki hesap çarşıya uymadı.

"Kâğıttan Kaplan" Yanılgısı

28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail, eş zamanlı operasyonlarla İran'ı hedef aldı. Hedefler netti: nükleer kapasite, füze altyapısı ve rejim liderliği. Sonradan anladığımız Trump yönetiminin zihnindeki senaryo ise daha da netti. Haziran 2025'teki "On İki Gün Savaşı"nda B-2 Spirit bombardıman uçaklarının İran nükleer tesislerini GBU-57 bunker buster bombalarıyla tahrip etmesi ve İran'ın misilleme kapasitesinin sınırlı kalması, Washington'da kalıcı bir yanılsama yaratmıştı: İran "kâğıttan kaplan"dı ve topyekûn bir darbe karşısında rejim çökecekti.

Bu yaklaşımın adı Pentagon'daki bazı çevrelerce "Venezuela Modeli" olarak anılıyordu. Üst düzey liderliği tasfiye ederken devlet aygıtının geri kalanını koruyarak kontrol edilebilir bir geçiş süreci yaratacaklardı. Sızdırılan Ulusal İstihbarat Konseyi raporlarına göre istihbarat topluluğu, İran'ın siyasi yapısının tek bir lidere bağlı olmayan, yetki devri yapabilen kurumsal bir ağ üzerine kurulu olduğunu yıllardır vurguluyordu. Bu uyarılar politika yapıcılar tarafından görmezden gelindi.

Mozaik Savunma: Baş Kesilince Kuyruk Yönetiyor

Ayetullah Hamaney ve Devrim Muhafızlarının çekirdek kadrosu öldürüldüğünde Trump "İran'ın ordusunun bittiğini" ilan etti. Gerçeklik bambaşkaydı. İran, daha önceden hazırladığı stratejiyi devreye soktu; emir-komuta yetkisini yerel ve alt düzey birimlere devretti. Merkezi karargâhlar tahrip edilmiş olsa da sahadaki birimler bağımsız hareket edebildi. Beklenen "teslimiyet" hiç gelmedi. Bunun yerine, hayatta kalan Devrim Muhafızları unsurları ideolojik olarak daha da sertleşti ve savaşı varoluşsal bir mücadeleye dönüştürdü.

İlk 24 saat içinde İran, Körfez'deki ABD üslerine ve İsrail topraklarına yüzlerce balistik füze ve kamikaze drone fırlattı. Pentagon başlangıçta İran'ın füze kapasitesinin %90 oranında ortadan kaldırıldığını açıklamıştı. Sahadaki tablo bu rakamların gerçek olmadığını gösterdi. Özellikle kamikaze drone sürülerinin hava savunma sistemlerini doyurma etkisi, askeri planlamacıları hazırlıksız yakaladı. Kuveyt'teki bir harekât merkezine düzenlenen doğrudan saldırıda Amerikan askeri kayıplar yaşandı; "zayiatsız zafer" beklentisi ilk günden çöktü.

Körfez Yanıyor, Küresel Ekonomi Sarsılıyor

Harekatın en öngörülemeyen boyutu ekonomik yıkım oldu. İran, Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapattı. Dünya petrol ticaretinin dörtte birini taşıyan bu dar geçidin bloke edilmesi, Brent fiyatlarını birkaç günde 70 dolardan 110 doların üzerine taşıdı, şimdi 200 dolarlar konuşuluyor. Katar'ın drone saldırıları nedeniyle LNG üretimini askıya alması, Avrupa ve Asya enerji piyasalarında %35 ile %54 arasında fiyat artışlarına neden oldu.

BAE üzerine fırlatılan füze ve İHA'ların büyük çoğunluğu önlendi; ancak önlenemeyen isabetler ticari uçuşların durdurulmasına yol açtı. Dubai, Doha ve Abu Dabi'nin devre dışı kalması, Avrasya hava kargo hatlarını felç etti. Asya kaynaklı otomotiv parçaları Avrupa'ya ulaşamaz hale geldi. Hindistan'ın Orta Doğu'ya ihraç ettiği yüz binlerce ton pirinç limanlarda mahsur kaldı. Trump'ın "America Önce" söylemi bu noktada bizzat kendisini köşeye sıkıştırdı; yükselen yakıt fiyatları ABD içindeki enflasyonu tetikleyerek iç siyasi desteği hızla aşındırmaya başladı.

Kongre İsyan Ediyor, Müttefikler Şikâyetçi

ABD içinde de siyasi kriz derinleşti. Trump yönetimi Kongre'ye önceden haber vermeden ve Savaş Yetkileri Yasası'nı hiçe sayarak harekât başlatmıştı. Demokrat senatörler bu savaşı "halkın istemediği yasadışı bir savaş" olarak nitelendirirken, bazı Cumhuriyetçiler de net bir çıkış stratejisi olmadığını eleştirdi. Savunma Bakanı Hegseth'in kara birlikleri ihtimalini tamamen dışlamaması Vietnam ve Irak savaşlarının kabusunu topluma hatırlattı. 

Körfez müttefikleri ise ayrı bir cephede şikâyetlerini dile getirdi. Birçoğu ABD'nin harekâtı başlatmadan kendilerine haber vermediğini ve topraklarının misilleme hedefi haline gelmesine rağmen karar süreçlerinin dışında tutulduğunu belirtti. Bu durum, "kolektif güvenlik" taahhütlerinin güvenilirliğini ciddi biçimde sarstı.

"Ertesi Gün" Boşluğu

Harekatın en derin stratejik açığı, zaferden sonrasına dair planın yokluğu. Sızdırılan İstihbarat Topluluğu raporları, Beyaz Saray'ın merkezi otoritenin çökmesi durumunda ortaya çıkacak güç boşluğunu nasıl yöneteceğine dair somut bir "ertesi gün" senaryosuna sahip olmadığını ortaya koydu. 90 milyon nüfuslu, derin kurumsal kökleri olan bir ülkede yönetimin çökmesi demokrasi baharı değil, parçalanmış bir iç savaş getirir. Nükleer altyapının kontrolsüz grupların eline geçme riski, Kürt ve Beluç bölgelerindeki ayrılıkçı hareketlerin ivme kazanması ve Hizbullah ile Husiler gibi "Direniş Ekseni" unsurlarının daha öngörülemez hale gelmesi bu boşluğun somut sonuçlarıdır. Anlaşılan bunların hiçbiri hesaba katılmamıştı.

Sonuç: Kibir, Stratejik Silahtan Tehlikelidir

Operation Epic Fury'nin gösterdiği şudur: Muhasımı küçümsemek, en güçlü silahı da köreltir. Sun Tzu haklıydı, Yusuf Has Hacip haklıydı. ABD, İran'ı fiziksel olarak vurdu; ancak İran'ın kurumsal direncini, savunma kapasitesini ve ekonomik silahlarını doğru okumadı. Askerî harekât bir çıkış stratejisi olmadan başlatıldığında, zafer ilanları yükselen petrol fiyatları ve artan zayiat rakamları arasında anlamsızlaşır. Mağrur kumandan dayağını yer; mesele bu kadar basittir ve bu kadar kadimdir.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU