Trump’ın Stratejisi: ABD’nin Ortadoğu Planı, Küresel Hakimiyet Hamlesi ve BRICS Karşısındaki Sert Duruş
Donald Trump’ın ikinci dönemi, “America First” ilkesini en keskin biçimde Ortadoğu’ya ve küresel arenaya uygulayarak tarihi bir dönüşüm başlattı. Bu strateji, klasik “sonsuz savaşlar”dan uzak, maliyet-etkin, seçici müdahalelerle dolu bir yol izliyor: İran’ı diz çöktürme, İsrail’i bölgesel süper güç konumuna yükseltme, Körfez ülkelerini entegre etme, Çin’in enerji hatlarını dolaylı yoldan kesme ve BRICS’in de-dolarizasyon çabalarına karşı agresif ekonomik caydırıcılık. Trump’ın eylemlerini “kaos planı” olarak tanımlamaya devam ediyorum; “strateji yok” eleştirilerine katılmıyorum, üstelik “toplam hakimiyet” hedefini vurguluyorum. Sorun 2008’de başladı, Covid-19 tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdi ve Trump o zamandan beri Çin’i stratejik-hibrit yöntemlerle çevreleme kararını verdi.
2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi ve 2026 Ulusal Savunma Stratejisi belgeleriyle somutlaşan bu yaklaşım, Ortadoğu’yu “eski öncelik” olmaktan çıkarıp “istikrarlı ortaklık” ve “seçici liderlik” alanına dönüştürüyor. Trump’ın sloganı şöyle: Barış, güçle gelir, ama gerekirse ezici güçle ve doların hakimiyetini korumak için her türlü araç devrede.
Trump’tan İran’a yönelik en son işitilen sözler bu savaşın ötesini gösterir tarzda. İran ile hiçbir anlaşma olmayacak; tek seçenek kayıtsız şartsız teslimiyet! Ardından, büyük ve kabul edilebilir bir liderle İran’ı yıkımın eşiğinden geri getirip, ekonomik olarak her zamankinden daha büyük, daha iyi ve daha güçlü hale getireceğiz. İran’ın büyük bir geleceği olacak: Make Iran Great Again (MIGA!).
İran’a Karşı Kararlı ve Ezici Baskı: Operation Epic Fury ve Roaring Lion
Trump’ın en çarpıcı hamlesi, İran rejimine yönelik hibrit ve doğrudan askeri operasyonlar. Haziran 2025’te başlayan “Operation Midnight Hammer” ile nükleer program büyük ölçüde tahrip edilmiş, ancak rejim pes etmeyince Şubat 2026’da bu döneme damgasını vuran adım atıldı: Operation Epic Fury (ABD) ve eş zamanlı Operation Roaring Lion(İsrail) ile 1700’den fazla hedef vuruldu. Nükleer tesisler (Fordow dahil), balistik füze üsleri, IRGC karargâhları, deniz kuvvetleri ve üst düzey liderlik (Ayetullah Ali Hamaney’nin ölümü dahil) hedef alındı. Bu, 72 saatte gerçekleşen tarihin en yoğun ABD-İsrail ortak operasyonu oldu.
Aslen ABD’nin bu savaşı ne zaman başladı? Fiili başlangıç 3 Ocak 2020 Kasım Süleymani suikastı (“önleyici darbe”); aşamalı baskı vekil temizleme (Hizbullah, Husiler), nükleer sekte ve liderlik boşluğuyla devam etti. 7 Ekim 2023 sonrası İran hinterlandı Tahran’a sıkıştı. Amaç rejim değişikliği değil; rejimi itaate zorlamak ve halkın iç dönüşümünü tetiklemek (Venezuela/Maduro modeli). Sonuç: Nükleer ve füze kapasitesi büyük ölçüde yok edildi, vekil ağlar zayıflatıldı, Hürmüz Boğazı kontrolü ABD lehine kaydı. Bu, “maksimum baskı 2.0”ın zirvesi: Diplomasi başarısız olunca güç devreye girdi, ama kalıcı işgal yok, sadece kalıcı caydırıcılık.
“Cephesiz savaş” ve “5. nesil savaş” karakteri hâkim: Klasik cephe yok; bombardıman uçakları, seyir füzeleri, denizaltılar, siber-uzay, yapay zeka ve vekil unsurlarla her alandan etki. İran’ın karşılıkları sınırlı menzilli füzelerle kalıyor. İlk baskı 24-48 saat, geliştirme safhası 48-96 saat ve sonrası yıllar sürebilir. Nasıl? Sinyaller şöyle: Hürmüz tanker refakati, PJAK gibi vekillerle iç kaos, örtülü hareketler. Bitiş klasik zafer değil; sürekli baskı ve kazanım süreci; rejim diz çöktürme, halkın kendi dönüşümü.
Gazze ve Suriye: Yeniden Yapılandırma ve Barış Planları
İlgisi ne? ABD’nin İsrail’e çıkış vermedi. Hamas’tan yola çıkıldı, Lübnan ve asıl Suriye denklemi…
Gazze’de Trump’ın 20 maddelik kapsamlı barış planı devrede: Ateşkes, insani yardım artışı, rehinelerin iadesi, Hamas’ın silahsızlandırılması ve yeniden inşa. Safha 2’de National Committee for the Administration of Gaza (NCAG) ve Board of Peacekuruldu; BM Güvenlik Konseyi kararıyla desteklendi. İmzalar atıldı. “Riviera” vizyonuyla turizm-teknoloji merkezi hedefleniyor, “gönüllü relokasyon” tartışmaları sürüyor.
Suriye’de yaptırımlar kaldırıldı, geçiş hükümetiyle normalleşme başladı. İsrail’in sınır güvenliği sağlandı, hava koridorları açıldı. Bu adımlar, İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesiyle entegre: Körfez ülkeleriyle ekonomik-güvenlik bağları güçlendirildi.
İbrahim Anlaşmaları’nın Genişlemesi: Bölgesel Barış ve Entegrasyon
İlgisi ne? İran’daki hedeflerine ulaşılınca ABD, küresel emellerine ve asıl planlarına dönecek, ama bu coğrafyada istediği İbrahim Anlaşmaları’nı genişleterek bırakacak.
Trump’ın birinci dönem mirası İbrahim Anlaşmaları, ikinci dönemde üste taşınıyor. 2025’te Körfez turuyla savunma, teknoloji ve yapay zeka anlaşmaları imzalandı; 2026’da Suriye, Lübnan ve potansiyel Suudi Arabistan katılımı gündemde. Bu, İran’ın vekil ağlarını izole eden, İsrail’i “Super Sparta” haline getiren bir mimari. Trump’ın mesajı: Ortadoğu ülkeleri İbrahim Anlaşmaları’na katılsın, İsrail’i korusun, barış böyle gelecek!
Küresel Bağlam: Çin Çevrelemesi, Enerji Hakimiyeti ve BRICS Karşısındaki Sert Duruş
İran savaşı, Ortadoğu planı ve bütün bunların ilerleyeceği yerde asıl çözüm bekleyen konu küresel strateji.
Ortadoğu hamlesi, Çin’e karşı büyük oyunun parçası. İran operasyonu Pekin’in Hürmüz enerji hatlarını ve vekil bağlantılarını kesiyor; nadir toprak elementleri (REE) bağımlılığı azalıyor. Basra Körfezi ve Hürmüz kontrolüyle ABD toplam enerji hakimiyetini pekiştiriyor. Dolar rezerv statüsü korunurken Bitcoin stratejik rezervi ve stablecoin genişlemesi entegre ediliyor; 2008 krizi ve Covid-19 dersleriyle şekillenen finansal dönüşüm.
Trump’ın stratejisi burada kritik: BRICS’in genişlemesi ve de-dolarizasyon çabalarına karşı agresif tavır. BRICS+, 11 tam üye (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan, BAE, Endonezya) ile küresel Güney’in sesi haline geldi.
BRICS+ grubuna ve ileri sürülen hem düşmanlaşma, savaş ve el koyma hem de yakınlaşma ve ortaklık politikalarına bakım, Trump ne yaptığını planlamış görünüyor.
Trump, BRICS’i “doları zayıflatma” girişimi olarak görüyor ve defalarca 100% tarifeler, hatta ek cezalar tehdidinde bulundu. “BRICS doları yok etmek için kuruldu” diyerek sıfır tolerans gösterdi. Bu tehditler, özellikle Körfez üyelerini (Suudi Arabistan, BAE) ABD pazarına erişim korkusuyla dengede tutuyor; İran Körfez’e saldırırken onları korumak gerekiyor; BRICS’i düşünüyorlar mı? BRICS+ grubuna baskı, Çin’e baskı demek; İran Çin’in yedek enerji kaynağı, Rusya kritik ama savaşta. Trump ve Putin birbirlerini sever; dolar altın desteğiyle kontrollü yeniden şekilleniyor.
Trump’ın yaklaşımı: Bölgeden kontrollü çekilme (pivot), müttefiklere yük paylaşımıyla hakimiyet sürdürme, böylelikle BRICS’in yükselişine karşı ekonomik duvar örerek.
Cephesiz Savaşın Zaferi: Hibrit ve 5. Nesil Yaklaşım
Bu süreç klasik cephe yok: Hibrit yöntemler hâkim; konvansiyonel, siber, enformasyon, vekâlet, ekonomik, psikolojik harp entegre. “Suya yol vermek” gibi dokunuşlarla domino etkisi yaratılıyor. Amaç fiziksel yenmek değil; algıları manipüle etmek, karar mekanizmalarını felç etmek, toplumu içten bölmek. Polemolojik bakış zorunlu: Savaş bütündür, sadece kinetik değil.
Sonuç: Trump Doktrini ve Yeni Ortadoğu – BRICS’e Karşı Küresel Dengelenme
Trump’ın stratejisi izolasyonist değil; seçici, maliyet-etkin ve uzun vadeli. İran’ı zayıflatma, İsrail’i güçlendirme, Körfez’i entegre etme, Çin’i çevreleme ve BRICS’in de-dolarizasyon hamlelerini ekonomik yaptırımlarla frenleme ile “yeni Ortadoğu düzeni” kuruluyor.
Riskler var: Rejim çıkışı, iç kaos, vekil tepkiler, BRICS direnci. Ama kazanımlar ağır basıyor: Enerji kontrolü, müttefik yük paylaşımı, dolar hakimiyeti ve küresel güç dengesinde üstünlük.
Realizm gereği dengeli yaklaşım şart; çünkü suyun akış yönü değişti ve Trump yeni yolları, doların üstünlüğünü koruyarak çiziyor. Barış gücüyle, ama gerekirse Epic Fury ve tarifelerle. Trump’ın bir stratejisi var! Kaotik olduğu nedenle çok kişinin hem aklımı karıştırıyor hem de tepkisini alıyor. Tepkinin en büyüğü ise ABD içindeki Demokratlardan geliyor.
Herkes İran’a odaklandı, bu makale size olayın geniş boyutlu akışını sundu. 2008’de başladı küresel meseleler. İran meselesi ise 2020’de. Aylar önce kimsenin cesaret edemediğini ben söyledim, Hedef İran dedim. Bu makale bugünkü (2026) operasyonu savaşın içine yerleştirdi. Ama önemlisi savaşın ötesinde duruyor: Çin. Bu makale Çin ile ilgili stratejinin gerekçelerini ve yol haritasını ileri sürdü, yine cesaretle.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish