Mütekabiliyet ilkesi bağlamında Türkiye’nin ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği ile eğitim–bilim–teknoloji ve tarım politikaları alanındaki antlaşmaları: “Kapalı sömürge” rejimi olarak asimetrik egemenlik analizi

Hasan Köse, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

ÖZET

Bu makale, Türkiye Cumhuriyeti’nin Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği ile eğitim, bilim, teknoloji ve tarım politikaları alanlarında imzaladığı ikili ve çok taraflı antlaşmaları mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın temel iddiası, Türkiye’nin bu üç aktör dışındaki ülkelerle yaptığı antlaşmalarda mütekabiliyetin normatif, kurumsal ve fiilî düzeylerde büyük ölçüde korunduğu; buna karşılık ABD, Birleşik Krallık ve AB ile kurulan antlaşma rejiminin yapısal olarak asimetrik olduğu ve Türkiye’nin egemenlik kapasitesini dolaylı biçimde zayıflattığıdır. Makale, bu asimetrinin klasik sömürgecilikten farklı olarak zorla değil, burs programları, bilim fonları, standart ihracı ve tarımsal teknoloji bağımlılığı üzerinden işleyen bir “kapalı sömürge” (informal/consent-based colonialism) mekanizması ürettiğini ileri sürmektedir. ABD ve Birleşik Krallık’ın benzer eğitim-kültür rejimlerini başka ülkelerde de uyguladığı gösterilmekte; unequal treaties kavramı modern bağlamda yeniden tartışılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Mütekabiliyet, Egemenlik, Kapalı Sömürge, Unequal Treaties, Fulbright, British Council, CAP, Gıda Egemenliği

GİRİŞ

Uluslararası antlaşmaların meşruiyeti yalnızca devletlerin rızasına değil, bu rızanın karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesine ne ölçüde dayandığına da bağlıdır. Mütekabiliyet, klasik uluslararası hukuk öğretisinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin dengeli biçimde düzenlenmesi anlamına gelir.¹ Ancak modern uluslararası ilişkilerde, özellikle eğitim, bilim, teknoloji ve tarım gibi uzun vadeli yapısal alanlarda, mütekabiliyetin salt metinsel simetri üzerinden değerlendirilmesi yetersizdir. Bu alanlar devletlerin kadro yetiştirme kapasitesini, epistemik bağımsızlığını, araştırma gündemini ve stratejik üretim zincirlerini belirler.

Modern dünyada egemenlik çoğu zaman askeri işgal yoluyla değil, kapasite üretim mekanizmalarının dışa bağımlı hale gelmesi yoluyla aşınmaktadır. Susan Strange’in vurguladığı üzere devletin formel yetkileri yerinde kalabilir; fakat güç, bilgi ve finansman ağları üzerinden dağılır.² Bu durum, “kapalı sömürge” ya da “informal empire” olarak tanımlanabilecek yeni bir tahakküm biçimini doğurur: devlet biçimsel olarak egemen görünür, ancak hangi normlarla, hangi bilgi rejimiyle hareket edeceğini artık kendisi belirleyemez.³

Bu makale, Türkiye’nin özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında ABD, Birleşik Krallık ve AB ile imzaladığı eğitim, bilim, teknoloji ve tarım antlaşmalarının uzun vadeli etkilerini mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde incelemekte ve bu antlaşmaların bir bölümünün modern unequal treaties örneği teşkil ettiğini ileri sürmektedir.⁴

I. MÜTEKABİLİYET İLKESİNİN HUKUKİ VE TEORİK ÇERÇEVESİ

Mütekabiliyet (reciprocity), uluslararası hukukun en köklü ilkelerindendir. Malcolm Shaw, mütekabiliyetin devletler arasında hak ve yükümlülük dengesi kuran temel mekanizmalardan biri olduğunu vurgular.⁵ Ancak güç asimetrilerinin belirgin olduğu ilişkilerde mütekabiliyet, yalnızca metinlerde değil, sonuçlarda da aranmalıdır.

Bu bağlamda mütekabiliyet üç düzeyde ele alınmalıdır:

  • Normatif mütekabiliyet: Antlaşma metinlerindeki simetri
  • Kurumsal mütekabiliyet: Ortak komisyonlarda eşit temsil ve karar kapasitesi
  • Fiilî mütekabiliyet: Antlaşmanın uzun vadeli epistemik, teknolojik ve siyasal etkileri

Türkiye’nin birçok anlaşmasında ilk iki düzey görünürde sağlanırken, üçüncü düzeyde belirgin bir yapısal asimetri ortaya çıkmaktadır. Bu durum, uluslararası hukuk literatüründe “eşit olmayan antlaşmalar” (unequal treaties) tartışmasını modern biçimde yeniden gündeme getirmektedir.⁶

II. “KAPALI SÖMÜRGE” MEKANİZMASI: ZORLAMADAN RIZAYA DAYALI TAHAKKÜM

Klasik sömürgecilik askeri işgal ve doğrudan yönetim biçiminde tezahür ediyordu. Modern dönemde ise tahakküm çoğu zaman eğitim, kültür ve bilgi üzerinden kurulan rızaya dayalı mekanizmalarla işlemektedir. Edward Said’in gösterdiği gibi bilgi üretimi, yalnızca akademik bir faaliyet değil, aynı zamanda siyasal bir güç alanıdır.⁷

“Kapalı sömürge” rejimi özellikle dört aygıtla işler:

  • Kadro devşirme: Burs programlarıyla elit dolaşımı
  • Norm ve standart ihracı: Eğitim kalite ölçütlerinin dışarıdan belirlenmesi
  • Fonlama yoluyla gündem belirleme: Araştırma sorularının fon veren tarafından tayini
  • Teknoloji ve tarım bağımlılığı: Üretim zincirinin dışa eklemlenmesi

Bu mekanizmalar, görünürde işbirliği üretirken fiiliyatta egemenliği aşındıran kalıcı bir bağımlılık yapısı kurar.⁸

III. TÜRKİYE–ABD ANTLAŞMALARI: FULBRIGHT VE EPİSTEMİK ASİMETRİ

Türkiye–ABD ilişkilerinde en dikkat çekici mekanizmalardan biri Fulbright programıdır. Fulbright yapısı, hukuken karşılıklı değişim programı olarak görünse de fiilî olarak ABD’nin küresel yumuşak güç stratejisinin bir parçasıdır. Joseph Nye, soft power’ın askeri zorlamadan ziyade kültür, değerler ve kurumlar yoluyla nüfuz kurduğunu belirtir.⁹

Fulbright modeli Türkiye’ye özgü değildir. ABD benzer komisyonları Mısır gibi ülkelerde de kurmuş; programın bölgesel yayılımı özellikle Orta Doğu ve Güney Asya’da belirginleşmiştir.¹⁰ Bu durum, burs sisteminin basit bir akademik değişim değil, uzun vadeli elit dolaşımı ve epistemik yönlendirme mekanizması olduğunu göstermektedir.

Bu tür programlarda akademik normlar, değerlendirme ölçütleri ve meşruiyet kriterleri büyük ölçüde ABD yükseköğretim paradigması tarafından şekillenir. Bunun tersine Türkiye’nin benzer ölçekte bir kadro devşirme kapasitesi oluşturması yapısal olarak mümkün değildir. Böylece mütekabiliyet görünümü altında tek yönlü epistemik aktarım ortaya çıkar.

IV. BİLİM VE TEKNOLOJİ İŞBİRLİKLERİ: FON VERENİN GÜNDEM BELİRLEME GÜCÜ

Türkiye ile ABD arasındaki bilimsel araştırma işbirliklerinde temel sorun fonlama asimetrisidir. Ha-Joon Chang, kalkınma süreçlerinde teknoloji transferinin çoğu zaman bağımlılık ilişkisi ürettiğini ve gelişmekte olan ülkelerin merdivenin alt basamaklarında tutulduğunu vurgular.¹¹

Araştırma fonlarını sağlayan taraf, araştırma gündemini ve çıktı beklentilerini de belirler. Mariana Mazzucato’nun gösterdiği üzere yenilik ekonomilerinde değer zincirinin kontrolü yalnızca üretimde değil, araştırma ve fikrî mülkiyet rejiminde yoğunlaşır.¹² Bu nedenle bilimsel işbirliği antlaşmaları, mütekabiliyet açısından yalnızca hakların eşitliğiyle değil, teknoloji zincirinin hangi tarafta tamamlandığıyla ölçülmelidir.

V. TÜRKİYE–BİRLEŞİK KRALLIK: BRITISH COUNCIL VE STANDART İHRACI

Birleşik Krallık’ın eğitim ve kültür politikalarında British Council merkezi bir role sahiptir. UK Parlamentosu kayıtlarında British Council açık biçimde Birleşik Krallık’ın “soft power lever”ı olarak tanımlanmaktadır.¹³ Dolayısıyla bu kurum yalnızca kültürel değişim değil, norm ihracı aygıtıdır.

British Council modeli özellikle eski sömürge coğrafyalarında epistemik bağımlılık üretmiş; eğitim sistemlerini İngiliz standartlarına bağlamıştır. Türkiye örneğinde ise doğrudan sömürge biçimi almamakla birlikte, kalite güvence sistemleri ve akademik normların ithali üzerinden benzer bir asimetri yaratmaktadır.

VI. AVRUPA BİRLİĞİ VE TARIM POLİTİKALARI: CAP VE GIDA EGEMENLİĞİ

Tarım politikaları, gıda güvenliği ve ulusal egemenlik açısından stratejik bir alandır. AB Ortak Tarım Politikası (CAP), Avrupa tarımının hedeflerini belirleyen kapsamlı bir rejimdir.¹⁴ CAP’nin uyum baskısı, Türkiye gibi ülkelerin tarım politikalarında dışsal normlara eklemlenme riski doğurur.

Jennifer Clapp’in gıda egemenliği literatüründe vurguladığı gibi modern tarım yalnızca üretim değil, veri, biyoteknoloji ve küresel tedarik zincirleri üzerinden kontrol edilir.¹⁵ Bu nedenle tarımda teknoloji bağımlılığı da “kapalı sömürge” mekanizmasının bir uzantısıdır.

VII. UNEQUAL TREATIES VE EGEMENLİĞİN FONKSİYONEL AŞINMASI

Uluslararası hukukta unequal treaties kavramı klasik olarak zorla imzalatılan antlaşmaları ifade etse de modern dönemde eşitsizlik çoğu zaman fiilî etkilerde ortaya çıkar. Shaw, eşitlik ilkesinin yalnızca biçimsel değil, sonuçsal boyutunun da tartışılması gerektiğini belirtir.¹⁶ Anghie ise modern uluslararası hukukun evrensel normlar kisvesi altında eşitsizliği yeniden üretebildiğini göstermektedir.¹⁷

Türkiye’nin eğitim, bilim ve tarım alanındaki bazı antlaşmaları bu bağlamda modern unequal treaties örneği olarak değerlendirilebilir: metinlerde eşitlik korunurken sonuçta asimetrik bir bağımlılık üretilmektedir.

SONUÇ

Bu makale, Türkiye’nin ABD, Birleşik Krallık ve AB ile eğitim–bilim–teknoloji–tarım alanlarında kurduğu antlaşma rejimini mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde değerlendirmiştir. Türkiye’nin birçok ülkeyle yaptığı anlaşmalarda karşılıklılık korunurken, bu üç aktörle kurulan rejimde yapısal asimetri belirginleşmektedir.

Bu asimetri klasik sömürgecilikten farklı olarak “kapalı sömürge” biçiminde işlemektedir: burs programlarıyla kadro devşirme, standart ihracı, fonlama yoluyla gündem belirleme ve tarımsal teknoloji bağımlılığı üzerinden egemenlik kapasitesi aşınmaktadır.

Bu nedenle Türkiye’nin stratejik antlaşmalar için egemenlik-etki analizi geliştirmesi, TBMM denetimini güçlendirmesi ve yerli bilim–teknoloji zincirini fikrî mülkiyet temelli koruması zorunludur.

DİPNOTLAR

  • Ian Brownlie, Principles of Public International Law (Oxford: Oxford University Press, 2008), ss. 287–295.
  • Susan Strange, The Retreat of the State (Cambridge: Cambridge University Press, 1996), ss. 44–70.
  • Stephen D. Krasner, Sovereignty: Organized Hypocrisy (Princeton: Princeton University Press, 1999), ss. 3–25.
  • Antony Anghie, Imperialism, Sovereignty and the Making of International Law (Cambridge: Cambridge University Press, 2005), ss. 32–68.
  • Malcolm N. Shaw, International Law (Cambridge: Cambridge University Press, 2017), ss. 257–262.
  • Shaw, International Law, ss. 930–945.
  • Edward W. Said, Orientalism (New York: Pantheon, 1978), ss. 1–25.
  • Pierre Bourdieu, Homo Academicus (Stanford: Stanford University Press, 1988), ss. 45–72.
  • Joseph S. Nye, Soft Power (New York: PublicAffairs, 2004), ss. 5–40.
  • Fulbright Commission Egypt, “About Us – Established in 1949,” erişim: 2026.
  • Ha-Joon Chang, Kicking Away the Ladder (London: Anthem Press, 2002), ss. 1–30.
  • Mariana Mazzucato, The Value of Everything (London: Penguin, 2018), ss. 110–145.
  • UK Parliament Hansard, “British Council: Tailored Review,” 12 March 2019.
  • European Commission, “Key Policy Objectives of the CAP 2023–27,” erişim: 2026.
  • Jennifer Clapp, Food (Cambridge: Polity Press, 2016), ss. 55–88.
  • Shaw, International Law, ss. 930–945.
  • Anghie, Imperialism, Sovereignty…, ss. 32–68.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU