Son zamanlarda Ankara’da yaşanan su kesintileri nedeniyle Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş çok ağır eleştirilerin hedefi oldu.
Aynı şekilde Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) de eleştirilerden nasibini aldı.
Son yıllarda yaşanan kuraklık, Ankara’nın barajlarını besleyen akarsuları ciddi şekilde etkiledi.
Ankara’nın son 50 yılın en ağır kuraklığını yaşadığını bizzat konunun uzmanları söylüyor.
Bu durum barajlardaki su seviyesinin sürekli olarak gerilemesine yol açtı.
Ağustos ve Eylül aylarında yaşanan kesintiler, Kesikköprü Barajından su getiren hatlardaki patlamalardan kaynaklanmıştı.
Aralık ve ocak ayındaki su kesintilerindeki sorunun ise barajlardaki su debisinde meydana gelen yüzde 1-4 arasındaki azalmadan kaynaklandığı açıklandı.
Gerek ABB gerekse ASKİ konuya ilişkin birçok kez ayrıntılı açıklama yaptı ve çalışmaların gidişatına ilişkin bilgiler sürekli olarak kamuoyuyla paylaşıldı.
Gelinen noktada Ankara’daki su kesintisi sorunu çözüldü.
Ancak televizyon kanalları, önünde bidonlar, pet şişeler olan çeşmeleri sürekli bir şekilde ekrana taşıyarak ve programlarda tartışarak konuyu gündeme getiriyor.
Bu görüntüler ve çeşme başında yapılan röportajlarda, vatandaşın tepkisi üzerinden ABB Başkanı Mansur Yavaş’a suçlamalar yöneltiliyor.
Ankara’nın tek bir hanesinde dahi su sorunu olmamalıdır.
Vatandaş en temel hizmetlerden ve ihtiyaçlardan biri olan suya en kolay ve kesintisiz bir şekilde ulaşmalıdır.
Bu konuda hemen herkes hemfikirdir.
Konuyu başka yerlere çekerek, doğru bilgiler yerine bilgi kirliliği yaratarak yapılan siyasi içerikli yorum, değerlendirme ve açıklamalar ne yazık ki bazı gerçeklerin görülmesini engellemektedir.
Polemiklerden uzak durarak, edindiğim bilgileri aktarıp konuyu aydınlatmaya çalışacağım.
Evet bir süredir, özellikle de Ankara’nın bazı bölgelerinde önemli kesintiler yaşandı.
Ama şu anda Ankara’nın her yerine su veriliyor.
Pursaklar, Mamak, Bağlum bölgelerindeki yüksek kotlardaki yerlerde, basınç yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar da büyük oranda çözüldü.
En çok merak edilen konulardan biri de Ankara’ya dağıtımda kayıp-kaçak su oranıdır.
ASKİ’nin verilerine göre halen kayıp-kaçak oranı yüzde 30 civarındadır.
Bu oranı 2028 yılında yüzde 20’nin altına indirecek çalışmalar başlatılmıştır.
Kayıp-kaçak için tamirat çalışmaları en çok Polatlı, Pursaklar, Çubuk, Keçiören, Gölbaşı ve Şereflikoçhisar bölgelerindedir.
Su kaynaklarının belirlenmesi, yönetilmesi ve baraj yapımı konularındaki sorumluluğun kime ait olduğuna ilişkin tartışmalar da kamuoyunda ciddi kafa karışıklığına yol açmaktadır.
Su kaynaklarının yönetimi Devlet Su İşlerine (DSİ) aittir.
Yeni su kaynaklarının bulunması, tahsis edilmesi ve Ankara’ya kazandırılması yasal olarak DSİ’nin sorumluluğundadır.
DSİ vermedikçe, hiçbir kurumun suyu alıp başka yere götürme hakkı ve şansı yoktur.
Bu nedenle ASKİ, DSİ’nin izni olmadan, kendi başına hiçbir yerden su alamaz.
ASKİ, kendisine verilen suyu tüketiciye ulaştırmaktan sorumludur.
Yine önemli bir bilgi, ASKİ baraj yapmaktan sorumlu kurum değildir.
ASKİ, yaşanan kuraklığı ve tüketimde son yıllarda kaydedilen artışı dikkate alarak, Ankara'daki su kaynağının yakın zamanda yetmeyeceğini öngörmüş.
Master plan kapsamında yaptığı değerlendirmede, hiç kuraklık olmasa bile 2029 yılında Ankara’nın su sıkıntısı yaşayacağına dikkati çekmiş.
Bu nedenle de DSİ'den su kaynağı tahsisi istemiş.
ASKİ’nin aktardığı bilgiye göre, DSİ, ‘Su kaynağını sen bul bize getir, biz değerlendirelim’ yanıtını vermiş.
Ankara’nın günlük su ihtiyacı yaklaşık 1 milyon 300 bin metreküp civarındadır.
Bunu karşılamak üzere Kesikköprü Barajından günlük 620 bin metreküp su getirilmektedir.
Ayrıca 435 bin metreküp su Çamlıdere Barajından, 281 bin metreküp su da Kurtboğazı Barajından getirilmektedir.
Ankara’ya, Kesikköprü Barajından getirilen su, 3 hat üzerinden taşınmaktadır.
ASKİ, Kesikköprü Barajından Ankara’ya su getirmek için dördüncü hattı da devreye sokmak üzere harekete geçmiş.
Aldığım bilgiye göre, söz konusu dördüncü hattın ihalesi tamamlanmış ve 12 aylık sürede bitirilerek devreye girmesi için çalışmalar başlamış.
Dördüncü hattın da devreye girmesiyle Kesikköprü Barajından Ankara’ya gelecek günlük su miktarının 1 milyon 200 bin metreküpe çıkması bekleniyor.
Bu durumda söz konusu kaynak, Ankara’nın su ihtiyacını 2040 yılına kadar idare edebilecek.
Yeri gelmişken hatırlatmakta yarar var, kamuoyunda anlatılanın aksine Kesikköprü Barajı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin eski yönetimi tarafından inşa edilmemiştir.
Yani sulama ve enerji amaçlı olarak yapılan Kesikköprü Barajı yeni bir baraj değildir.
Bala ilçesi sınırları içinde, Kızılırmak Nehri üzerinde, 1959 yılında inşasına başlanmış ve 1966 yılında tamamlanmıştır.
Master plana göre, bu barajdan Ankara’ya 2034 yılında içme suyu getirilecekti.
Ancak Ankara’da, 2 binli yılların başında ortaya çıkan sorun nedeniyle ABB’nin eski yönetimi Kesikköprü’den kente su taşıyacak hatların inşasına karar vermiş.
Hatların tamamlanmasının ardından 2008 yılından itibaren kente Kızılırmak suyu verilmeye başlanmıştır.
Yani yapılan baraj değil İsale Hattıdır.
Gerede Tünelinden Çamlıdere Barajına getirilen su da en önemli tartışma konularının başında geliyor.
DSİ, 2050 yılına kadar bu suyu garanti ettiklerini bildirmiş, hatta bunu kendi sitelerinde de yayınlamıştı.
Ayrıca Gerede Tünelinden beklenen su, yıllık 250 milyon ton metreküp olarak açıklanmıştı.
Bu rakama sadece 2023 yılında yaklaşılmış ve Gerede Tünelinden 235 milyon metreküp su akıtılmış.
Gerede’den alınan su miktarı 2020’de yıllık 176 milyon metreküp iken 2025’de dramatik bir şekilde yıllık 72 milyon ton metreküpe düşmüş.
Bunun temel nedeni ise Gerede Tünelini besleyen akarsuların kuraklıktan etkilenmesi.
Öyle ki, 2025 yılında, 27 Mayıs’tan 10 Ekim’e kadar yani yaklaşık 4,5 aylık bir süre boyunca Gerede Tünelinden Çamlıdere Barajına hiç ama hiç su verilememiş.
Mansur Yavaş, “Gerede’den 1 damla su gelmedi” sözlerini, 27 Mayıs-10 Ekim dönemine yönelik söylemiş.
Tüm bu bilgiler ışığında değerlendirirsek, proje devreye sokulurken söylendiği gibi, Gerede Tünelinden akıtılan suyun 2050 yılına kadar Ankara’nın ihtiyacını karşılamasının pek mümkün olmadığı görülüyor.
Bu durumda DSİ’nin, ASKİ’ye yeni su kaynakları tahsis etmesi gerekecek.
Bugünü konuşuyoruz, ama barajlara gelen su miktarı en düşük seviyede seyrederse, Ankara’daki şartlar önümüzdeki yıl daha da zorlaşır.
Konuya ilişkin bazı bilgi ve verileri paylaşmaya devam edeceğim.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish