Türkiye ve İsrail arasında jeopolitik rekabetin yeni cephesi: Somaliland

Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Afrika Boynuzu'ndaki küçük ama stratejik önemi büyük Somaliland bölgesi, son günlerde küresel güç mücadelesinin yeni odağı haline geldi. İki gün önce, “2025’te Somali: Türkiye’nin Afrika’daki Yükselen Yıldızı” başlıklı bir yazı yazmıştım. Aynı gün, hem de İsrail Somaliland'ı bağımsız bir devlet olarak tanıyan ilk BM üyesi ülke oldu. İsrail'in bu hamlesi, bölgedeki hassas dengeleri sarsmakla kalmadı, Türkiye'nin on yıllık Afrika politikasına da doğrudan meydan okudu. Bu gelişme, Somaliland meselesinin artık sadece yerel bir sorun olmaktan çıkıp uluslararası rekabetin bir parçası haline geldiğini gösteriyor.

Türkiye'nin Somali Yatırımı ve Somaliland Dilemması

Türkiye'nin Somali ile kurduğu stratejik ortaklığın boyutlarını, iki gün önceki yazımda ele almıştım. 2011'den bugüne 1 milyar doları aşan yardımlar, Turksom askeri eğitim üssünde on binlerce askerin eğitimi, enerji keşifleri için 32 bin kilometrekarelik alanda süren çalışmalar ve 2025'te imzalanan 10 yıllık deniz güvenliği anlaşması. Bu çok boyutlu ortaklık, Türkiye'yi Somali'nin en önemli stratejik partneri haline getirdi.

Türkiye'nin politikasının temel direği açık: Somali'nin toprak bütünlüğüne koşulsuz destek. Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Somaliland'ı tanıma hamlesini "Somali'nin iç işlerine açık bir müdahale" olarak kınadı. Bu tutum, on yılı aşkın emeğin harcandığı devlet inşa sürecini koruma amacıyla şekilleniyor.

İlginç olan, Ankara'nın Somaliland'la tamamen köprüleri atmamış olması. 2014'te Hargeisa'da açılan Türkiye Başkonsolosluğu, pragmatik bir ilişkiyi sürdürüyor. 2013'ten beri yürütülen "Ankara Süreci" ise Somali Federal Hükümeti ile Somaliland yönetimi arasında arabuluculuk yapıyor. Aralık 2025'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Somali-Etiyopya görüşmeleri, Türkiye'nin diplomatik ağırlığını ortaya koydu.

ABD'nin Stratejik Çekingenliği

Amerika Birleşik Devletleri, Somaliland konusunda uzun süredir sürdürdüğü “Tek Somali” politikasını korudu ve İsrail’in tanıma kararını takip etmedi. Hatta ABD Başkanı Donald Trump, New York Post gazetesine verdiği röportajda doğrudan sorulduğunda Somaliland'ı tanımaya karşı olduğunu belirtti.

Washington’un yaklaşımı, açık destek ya da açık karşıtlık yerine bilinçli bir mesafe üzerine kurulu.

ABD açısından Afrika Boynuzu öncelikle; terörle mücadele, deniz ticaret yollarının güvenliği ve büyük güç rekabeti bağlamında değerlendirilen bir güvenlik sahası. Bu nedenle Somaliland, potansiyel stratejik değerine rağmen, diplomatik statü değişikliğiyle riske edilecek bir dosya olarak görülüyor.

Nitekim AFRICOM düzeyindeki temaslar ve Kongre’de zaman zaman dile getirilen tanıma çağrıları, kurumsal politikaya dönüşmedi. ABD yönetimi; Somaliland’ın tanınmasının Somali içinde yeni çatışmaları tetikleyebileceği, Türkiye ve Mısır gibi ortaklarını yabancılaştırabileceği ve Afrika’da ayrılıkçı hareketler için emsal oluşturabileceği kanaatinde.

Bu tablo, İsrail’in adımını daha da belirginleştirdi: Somaliland’ı tanıyan İsrail olurken, Washington bilinçli biçimde kenarda kalmayı tercih etmiştir.

İsrail'in Somaliland Hamlesi ve Türkiye Rekabeti

ABD’nin bilinçli olarak kenarda kaldığı bir tabloda, İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararı, bölgesel rekabetin yeni bir boyutunu açtı. Bu adım, Türkiye'nin Somali'deki nüfuzuna doğrudan bir meydan okuma olarak yorumlanıyor. İsrail aynı zamanda Gazze stabilizasyon sürecinde Türkiye'yi dışladı, Suriye'de Türkiye'nin adımlarına karşı Dürzileri silahlandırdı ve F-35 alımlarını engellemeye çalıştı.

Netanyahu hükümeti, Yunanistan ve Kıbrıs'la üçlü iş birliğini artırarak Türkiye'yi izole etme stratejisi izliyor. Bu politikalar, Türkiye'nin Mayıs 2024'te İsrail'le ticareti durdurması ve Gazze'ye yönelik sert eleştirilerine yanıt niteliğinde. İsrail-Türkiye rekabeti, Soğuk Savaş dönemindeki stratejik ortaklıktan günümüzde jeopolitik rakipliğe evrildi.

Bölgesel Aktörler ve Değişen Dengeler

Somaliland meselesinde sadece bu üç aktör değil, bölgesel güçler de hesaba katılmalı. Etiyopya'nın denize erişim arayışı, Somaliland'la Ocak 2024'te imzaladığı deniz üssü mutabakatıyla somutlaştı. Denize çıkış olmayan Etiyopya için Kızıldeniz'e çıkış, ekonomik hayatta kalma meselesi. Mısır, Nil Nehri üzerindeki Etiyopya'nın Rönesans Barajı meselesinde yaşadığı gerilim nedeniyle Somali'yi destekliyor. Mısır-Türkiye yakınlaşması, Somaliland konusunda ortak bir cephe oluşturdu.

Çin ise "Tek Somali" tezini kuvvetle savunuyor. Beijing, Afrika'da mevcut sınırların korunması prensibini destekleyerek ayrılıkçı hareketlere karşı duruyor. Çin'in bu tutumu, Somaliland'ın Tayvan ile geliştirdiği ilişkilere karşı bir tepki olarak da yorumlanıyor.

Gelecek Senaryoları ve Riskler

Kısa vadede Somaliland'ın statüsü konusunda dramatik bir değişiklik beklenmese de İsrail'in tanıma kararı diğer ülkeler için bir emsal oluşturabilir. Birleşik Krallık ve bazı Avrupa ülkelerinde Somaliland'ı tanıma konusunda artan baskılar, Afrika Birliği'nin tutumunu test edebilir.

Orta vadede en büyük risk, Somali-Somaliland arasında çatışmaların yeniden alevlenmesi. Somaliland'a artan uluslararası ilgi, Mogadişu'nun askeri müdahale seçeneğini gündeme getirebilir. Bu durumda Türkiye'nin Somali güvenlik güçlerine verdiği desteğin karşısında, Somaliland'a potansiyel Batılı yardım çarpışabilir.

Türkiye İçin Stratejik Zorunluluklar

Türkiye'nin Somaliland krizi karşısında birden fazla cephede mücadele etmesi gerekiyor. Diplomatik alanda Afrika Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı üzerinden Somali'nin toprak bütünlüğüne destek sağlaması şart. Ekonomik boyutta Türk yatırımlarının korunması ve artırılması kritik. Mogadişu Limanı ve havalimanının stratejik önemi, Türkiye'nin bölgedeki kalıcılığının garantisi.

Ancak Ankara'nın Somaliland'la tamamen köprüleri yakmaması da önemli. "Ankara Süreci" gibi arabuluculuk mekanizmalarını canlı tutarak, gelecekte olası bir siyasi çözümde masada olmayı garantilemeli. İsrail faktörü ise Türkiye için ayrı bir zorluk. Somaliland'dan Suriye'ye, Gazze'den Doğu Akdeniz'e uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye-İsrail rekabeti yoğunlaşıyor.

Sonuç: Babü'l-Mendeb'de Büyük Oyun

Somaliland meselesi, artık yerel bir özerklik sorununun çok ötesine geçti. Kızıldeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayan kritik arterde Türkiye'nin yerleşik nüfuzu, ABD'nin stratejik tereddütleri ve İsrail'in yeni hamleleri çarpışıyor. Bu üçlü rekabetin geleceği, sadece Somaliland'ın değil, tüm Afrika Boynuzu'nun istikrarını etkileyecek.

Türkiye on yıllık yatırımlarını korumakta kararlı, ABD küresel dengeler arasında sıkışmış durumda, İsrail ise bölgesel hegemonyasını genişletmek için fırsatları değerlendiriyor. Somali halkının kaderinin dış güçlerin rekabetiyle belirlenmemesi için uluslararası toplumun sorumlu davranması gerekiyor. Bu karmaşık denklemde Somaliland, küçük coğrafyası ile büyük güçlerin satranç tahtasındaki kritik bir kare olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki aylar, Afrika Boynuzu'nun geleceğini şekillendirecek kritik gelişmelere gebe.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU