Geçtiğimiz hafta yayınlanan Romanya'nın 2025–2030 Ulusal Savunma Stratejisi, ülkenin hem bölgesel konumuna hem de güvenlik mimarisine dair iddialı bir yeniden çerçeveleme içeriyor.
Belge, Avrupa'da savaşın geri döndüğü, büyük güç rekabetinin sertleştiği ve hibrit tehditlerin olağan hale geldiği bir dönemde hazırlanmış olmasıyla öne çıkıyor.
Bükreş yönetimi, kendisini artık sadece NATO'nun doğu kanadında bir "cephe ülkesi" olarak değil, Karadeniz güvenliği ve Doğu Avrupa istikrarı açısından belirleyici aktörlerden biri olarak konumlandırmak istiyor.
Stratejinin merkezinde yer alan "bağımsız dayanışma" yaklaşımı, ulusal çıkarların daha kararlı savunulmasını, bununla birlikte NATO ve AB ile tam uyumlu hareket edilmesini ifade ediyor.
Romanya bu kavram üzerinden hem kendi kapasitesini artırmayı hem de müttefikleriyle daha eşgüdümlü bir çizgi izlemeyi hedefliyor.
Kırılganlıklar ve bölgesel gerilim hattı
Belgeye göre uluslararası ortam, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kırılgan dönemlerden birine işaret ediyor.
Bu değerlendirme özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısı ve Kırım'daki askeri yığınaklanmanın bölgeyi dönüştüren etkileri üzerinden yapılıyor.
Moskova'nın Karadeniz'deki A2/AD kapasitesi, Romanya açısından askerî açıdan olduğu kadar; enerji, ticaret yolları ve denizcilik güvenliği bakımından da kalıcı bir risk kaynağı olarak tanımlanıyor.
Hibrit tehditler stratejinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, siyasi manipülasyon girişimleri ve toplumsal kutuplaşma Bükreş'in kırılgan gördüğü alanlar arasında.
Romanya devletinin kendi iç kapasitesine yönelik yaptığı eleştirel değerlendirme de dikkat çekici: kamu yönetimindeki zayıflıklar, kurumsal koordinasyon eksikleri ve yolsuzluk, ulusal güvenliği dolaylı biçimde etkileyen tehditler olarak sınıflandırılıyor.
Karadeniz'in yükselen stratejik ağırlığı
Romanya, yeni dönemde Karadeniz'i kendi güvenlik mimarisinin odak noktası olarak ele alıyor.
Belge, bölgenin istikrarını doğrudan ulusal çıkarlarla ilişkilendirirken üç boyut öne çıkıyor: askeri güvenlik, enerji altyapısının korunması ve bağlantısallığın sürdürülmesi.
Romanya'nın 2027 itibarıyla AB'nin en büyük gaz üreticilerinden biri olmayı hedeflemesi, Karadeniz'deki off-shore projelerini stratejik kırılganlık alanına dönüştürüyor.
Bu nedenle hem NATO hem de bölgedeki müttefiklerle ortaklık, askeri olduğu kadar ekonomik bir gereklilik olarak görülüyor.
Bu noktada Türkiye'nin yeri özel bir öneme sahip. Romanya, Karadeniz'de güvenlik ve istikrarın sağlanması için Türkiye ve Bulgaristan ile iş birliğinin artırılmasını temel politika başlıkları arasında sayıyor.
Belge, yeni Karadeniz güvenlik inisiyatiflerinin özellikle Türkiye ile geliştirilmesi gerektiğini açık biçimde vurguluyor.
Bu çerçevede deniz güvenliği, kritik enerji hatlarının korunması, mayın temizliği, denizaltı altyapısının gözetimi ve serbest seyrüseferin güvence altına alınması ortak öncelikler olarak tanımlanıyor.
Türkiye'den beklentiler
Strateji, Türkiye'yi Karadeniz'deki istikrarın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak ele alıyor.
Romanya'nın Türkiye'ye dönük beklentileri üç ana eksende toplanıyor:
- Karadeniz güvenlik mimarisinde ortak hareket: Romanya, Karadeniz'de deniz güvenliği, keşif-gözetleme kapasitesi, kıyı kontrolü ve seyrüsefer özgürlüğünün korunması gibi konularda Türkiye ile koordinasyonu artırmak istiyor. Türkiye'nin bölgedeki askeri kapasitesi ve donanma varlığı, Romanya'nın kendi sınırlı deniz gücünü dengeleyen bir unsur olarak değerlendiriliyor.
- Enerji altyapısının korunması: Karadeniz'deki enerji projelerinin jeopolitik risklere açık hale gelmesi, Türkiye ile işbirliğini zorunlu kılıyor. Romanya, denizaltı kabloları, gaz hatları ve off-shore platformlarının korunmasında Ankara'yı kritik paydaş olarak görürken, enerji hattı projelerinin çeşitlendirilmesi konusunda da ortak çalışma beklentisi taşıyor.
- Bölgesel diplomasi ve kriz yönetimi: Romanya, Türkiye'nin hem Rusya ile diyaloğunu sürdüren hem de NATO içinde etkin bir aktör olmasını "dengeleyici unsur" olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Ankara'nın Karadeniz'de tansiyonu düşüren girişimlerde aktif rol almasını, savaşın bölgesel etkilerini sınırlayan mekanizmalarda öncülük yapmasını ve Montrö rejiminin istikrarını korumasını stratejik bir kazanç olarak görüyor.
Romanya'nın bu değerlendirmesi, Karadeniz'in geleceğine ilişkin güvenlik mimarisinde Türkiye'nin ağırlığının önümüzdeki yıllarda daha da artacağı beklentisiyle uyumlu.
Moldova ve Ukrayna: Romanya'nın güvenlik çevresi
Belge, Moldova'ya ilişkin vurgusunu hem kültürel hem jeopolitik boyutlarla güçlendiriyor.
Moldova'daki kırılganlıkların Romanya'nın güvenliğini doğrudan etkileyebileceği belirtiliyor.
Bu nedenle enerji arzının çeşitlendirilmesi, kurumların dayanıklılığının artırılması ve AB entegrasyon sürecinin hızlandırılması Romanya için öncelikli.
Ukrayna ise Romanya'nın stratejisinde iki açıdan kritik:
- Rusya'nın askeri genişlemesini sınırlayan tampon bölge işlevi
- Karadeniz'de güç dengesini belirleyen aktör olması.
Romanya, Ukrayna'nın askeri, ekonomik ve siyasi olarak desteklenmesini ulusal çıkarıyla doğrudan bağlantılı görüyor.
Türkiye'nin hem tahıl koridoru hem de esir takası gibi kriz yönetimi dosyalarındaki rolü, Romanya açısından bu bağlamda tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Ekonomik ve teknolojik kapasite: Savunmanın yeni bileşeni
Romanya, savunma sanayisini modernize etmeyi ve teknoloji yoğun sektörlerde kapasite geliştirmeyi uzun vadeli güvenlik politikasının parçası haline getiriyor.
Yapay zekâ, sensör teknolojileri, uzay sistemleri ve askeri üretimde ortak Ar-Ge projeleri belgeye yansıyan öncelikler arasında.
Bu noktada Türkiye ile savunma sanayii alanında gelişen iş birliği seçenekleri, Romanya'nın beklentileri arasında açıkça yer almasa da Karadeniz güvenliği bağlamında "pratik iş birliği" kapısı olarak değerlendiriliyor.
Ortak tatbikatlar, dron ve sahil güvenlik projeleri ile teknik standart uyumu Bükreş'in geleceğe dönük hesaplarında karşılığı olan alanlar arasında.
Bölgesel rol arayışı ve Türkiye'nin konumu
Romanya'nın yeni savunma stratejisi, ülkenin bölgesel rolünü güçlendirme hedefiyle hazırlanmış kapsamlı bir belge niteliğinde.
Bükreş, Karadeniz'in güvenliğini ulusal çıkarının merkezine yerleştirirken, bu coğrafyada hem askeri hem diplomatik açıdan Türkiye'ye özel bir konum biçiyor.
Türkiye'nin güçlü donanması, deniz güvenliği uzmanlığı ve bölgesel diplomasi kanallarındaki etkinliği, Romanya'nın stratejik hesaplarında tamamlayıcı bir rol oynuyor.
Romanya, kendi kapasitesini artırmayı hedefleyen bir strateji izlerken, Karadeniz'de istikrarın ancak Türkiye ve Bulgaristan'la geliştirilen yakın işbirliğiyle sağlanabileceğini kabul ediyor.
Bu yaklaşım, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki güvenlik ve enerji işbirliğinin daha görünür hale gelebileceğine işaret ediyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish