Mısır'ın istihbarat başkanı 7 Ekim saldırıları öncesi Netanyahu'yu uyarmak için İsrail'e gelmiş

Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı

Mısır İstihbarat Başkanı Kemal Abbas ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. Abbas’ın, 7 Ekim saldırısından 11 gün önce İsrail’e gelerek Hamas’ın hazırlıkları konusunda uyardığı öne sürülüyor / Fotoğraf: GPO (Arşiv)

Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki saldırısıyla ilgili İsrail Başbakanı Netanyahu'ya yöneltilen eleştiriler giderek ağır suçlamalara dönüşüyor.

Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Bin Zayed'in, bizzat Binyamin Netanyahu'yu arayarak "Hamas'ın İsrail'e karşı bazı önemli hazırlıklar içinde olduğunu" bildirdiği iddia edilmişti.

Şimdi de Netanyahu'nun, 1 Ekim'de İsrail istihbarat kuruluşlarıyla yaptığı toplantıda, Bin Zayed'in uyarısını gündeme getirmediği öne sürüldü.

İsrail istihbarat örgütlerinin başkanlarının ise edindikleri bazı bilgiler nedeniyle Hamas liderlerine operasyon yapılmasını önerdiği, Netanyahu'nun buna karşı çıktığı belirtildi.

Konuya ilişkin olarak peş peşe yayımlanan haberlerin ardından Netanyahu bu iddiaları reddetti, özellikle de Bin Zayed ile görüşmeyi yalanladı.

Netanyahu, Bin Zayed'den de söz konusu görüşmeyi kamuoyu önünde yalanlamasını istedi.

Ancak gerek Amerikan gerekse İsrail medyasında yayımlanan raporlar ve bilgiler, Netanyahu'nun o sırada Suudi Arabistan ile sürdürülen normalleşme görüşmelerine zarar verebileceği nedeniyle konunun üstüne gitmediğini ve Hamas'a yönelik operasyonları reddettiğini ortaya koydu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Özellikle İsrail medyasının birçok kuruluşu, Netanyahu'nun BAE Başkanı Bin Zayed ile telefonda 45 dakika görüştüğünü kanıtlayan bilgiler yayımladı.

İsrailli bazı kaynaklar ise Bin Zayed'in Netanyahu'yu aradığını, ama uyarısının bir saldırıyı içermediğini, "Hamas bir şeyler planlıyor" dediğini öne sürdü.

Buna göre Bin Zayed, Hamas'ın liderlerinden Yahya Sinvar'ın çok ses getirecek bir adım atmaya hazırlandığını Filistin Yönetimi'nden önemli bir yöneticiden öğreniyor.

Bu bilgiye ulaşan İsrail istihbarat örgütü Şin Bet'in başkanı, Netanyahu'yu arayarak acil toplantı yapılmasını öneriyor.

Söz konusu toplantı ise hemen değil, yaklaşık 3 gün sonra yapılıyor ve herhangi bir sonuca varılamıyor.

7 Ekim saldırısından kısa süre önce bir diğer uyarı da Mısır İstihbarat Başkanı Kemal Abbas'tan geliyor.

Abbas, İsrailli yetkililerle Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'nda görüşüyor ve Hamas'ın bir hazırlık içerisinde olduğu bilgisini paylaşıyor.

İddia şu ki, Mısır İstihbarat Başkanı Abbas, saldırıdan 10 gün önce bizzat Netanyahu ile de görüşüyor ve Hamas'ın ciddi hazırlıklar yaptığını söylüyor.

İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Hanegbi ise bu iddiaları gecikmeli bir şekilde yalanladı.

Hanegbi, Kemal Abbas'ın Ben Gurion Havalimanı'na gelmediğini, ayrıca Netanyahu'yu da aramadığını savundu.

Amerikan medyası ise Mısır İstihbarat Servisi Başkanı Abbas'ın uçağının 26 Eylül'de Ben Gurion Havalimanı'na indiğini ve burada 1 saatten fazla kaldığını kanıtlayan radar kayıtları olduğunu bildirdi.

İsrail'de muhalefet liderleri ve medyası, seçimlere az bir süre kala Netanyahu'nun 7 Ekim saldırısına ilişkin bilgilere önceden sahip olmasına rağmen bunu engellemediğini artık daha yoğun bir şekilde dile getiriyor.

Netanyahu ise giderek daha çok köşeye sıkışıyor.

Partisi Likud ve kendisi için işler kötüye gittikçe Netanyahu daha da saldırganlaşıyor ve oy oranını artırmak için ihtiyaç duyduğu aşırı dinci partilerin ve onların desteklediği fanatik yerleşimcilerin saldırılarına göz yumuyor.

İsrail devletinin kuruluşunun öncesinde başlayan Yahudi yerleşimci terörü günümüze kadar aralıksız devam etmiştir.

Aslında yerleşimciler, İsrail devletinin 1948'deki kuruluşundan önce askeri çeteler hâlinde örgütlenmişlerdi.

1947 ile 1949 yılları arasında yaklaşık 800 bin Filistinliyi topraklarından sürmüş ve yine yaklaşık 13 binini de öldürmüşlerdi.

Ayrıca topraklarından ayrılmamak için direnen Filistinlilere karşı biyolojik bir savaş da yürüttüler.

Öyle ki Filistinlilerin köylerindeki su kaynaklarını ve kuyularını tifo ve dizanteri mikroplarıyla zehirlediler.

Ben Gurion liderliğinde yapılan bu eylem aslında bir savaş suçuydu.

Bu ve benzeri eylemleri yaparken de dinî bazı gerekçelerin arkasına sığındılar ve çoklukla da İncil'deki ayetleri örnek gösterdiler.

Örneğin Filistinlilerin kuyularını zehirleme eylemlerine "Ekmeğini at operasyonu" adını vermiş, bunu da İncil'de bir ayete dayandırmışlardı.

Ben Gurion, olası tepkilerin önünü almak için Yahudi yerleşimcilere "Yaptığımız her şey mübahtır, çünkü Tanrı bize Filistin'i vadetti" diyordu.

Günümüzde de yerleşimciler, Filistinlilerin kuyularını zehirliyorlar, ama bu kez hastalık mikroplarıyla değil, insan dışkılarını atarak yapıyorlar.

Bu arada, uluslararası kamuoyundaki İsrail'e yönelik tepki, birçok ülkenin İsrailli turistlere kapıları kapatmasına yol açtı.

İsrail'e tepkili ülkelerden olan Tayland'da "İsraillileri istemiyoruz" kampanyası başlatıldı.

Taylandlılar, kibirli olmakla, ülkenin geleneklerine saygısızlık etmekle, restoranlardan, kafelerden hesap ödemeden ayrılmakla, kaldıkları pansiyonlara, hotellerе zarar vermekle suçlanan İsrailli turistlerin Tayland'a girmesinin yasaklanmasını talep ediyor.

Hint Okyanusu'ndaki tatil cenneti Mauritius Cumhuriyeti de İsrailli turistlere kapıları kapattı.

İsrail'den gelen ve turist kafilelerini taşıyan uçakların Mauritius'a inişine izin verilmedi.

Bu kararın, Netanyahu'nun BM'deki konuşmasını protesto etmek için Mauritius delegasyonunun Genel Kurul salonunu terk etmesinden sonra gelmesi dikkati çekti.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU