Netanyahu'yu ölüm makinesi olarak bilirdik, ama o aynı zamanda bir yalan makinesiymiş.
Birleşmiş Milletler Genel Kurul kürsüsünde ayaküstü o kadar çok yalan söyledi ki, buna İsrailliler bile şaşırmıştır.
Medya, Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında söylediklerini, İran'la ilgili anlattıklarını, Katar'a eleştirilerini, New York Belediye Başkanı Mamdani'ye ilişkin yorumlarını, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a şöyle bir dokundurup geçmesini, Trump'a övgüler sıralamasını ayrıntılı bir şekilde yazdı.
Bu nedenle o konulara hiç girmeden, Netanyahu'nun üstünde pek fazla durulmayan yalanlarını aktarmaya çalışacağım.
Gazze başlığını açarken "İsrail'i soykırımla suçlamak yüzyılın en büyük yalanıdır" dedi.
İsrail'in 75 bin Gazzeliyi katletmesini haklı nedenlere dayandırmaya çalıştı.
Meğer Netanyahu Gazzelileri öldürmek istememiş, aksine korumak için elinden geleni yapmış.
Bunu nasıl yaptığını da şöyle anlatıyor:
Sivilleri savaş alanlarını terk etmeleri konusunda uyaran milyonlarca kısa mesaj gönderdik. Milyonlarca telefon görüşmesi yaptık. Milyonlarca broşür attık.
Yani, siviller kendilerine yapılan bu iyiliği anlamayıp Gazze'yi terk etmeyince onları öldürmek zorunda kalmışlar.
Böylesine bir yalanı, kimsenin inanmayacağını bile bile söyledi.
Netanyahu, yüzü kızarmadan sormaya devam etti:
Hangi soykırım rejimi düşmanın nüfusuna 1 milyon çocuk felci aşısı yapıyor?
Yalana bak, duyan da sanır ki Gazzelilere çocuk felci aşısını İsrail yapmış.
Konuyla kıyısından köşesinden ilgilenen herkes bilir ki Gazzeli çocuklara çocuk felci aşısını Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF ve uluslararası yardım kuruluşları sağlamıştır.
Bu kuruluşlar sadece çocuk felci aşısını değil, daha birçok aşıyı sağlamış, düzenli olarak sağlık taramalarını yapmıştır.
İsrail devleti ise söz konusu kuruluşlara bazen izin vermiş, kimi zaman da zorluk çıkarmıştır.
Netanyahu konuşmasında aynı utanmazlıkla şöyle soruyor:
Hangi soykırım rejimi iki milyon ton gıdanın Gazze'ye dağıtılmasını sağlıyor? Bu her insan için bir ton gıda demektir.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Gazze'nin nasıl kuşatıldığını, İsrail'in izni olmadan tek bir ekmeğin bile Gazzelilere ulaşamadığını bilmeyen sanır ki Netanyahu sivillere gıda yardımı dağıtıyor.
Söz konusu gıda yardımının, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası yardım kuruluşlarından geldiğini, İsrail'in insafına kaldığını, Refah Sınır Kapısı'nın açılmasına izin verdiği zamanlarda Gazze'ye girdiğini, konuyu takip eden herkes bilmektedir.
İran savaşıyla ilgili bölümde ise "İran'ın şehirlerimize, sivillerimize yağdırdığı bin devasa balistik füzeye cesur halkımız direndi" derken de palavra nasıl sıkılır, onu kanıtlıyordu.
ABD-İsrail ikilisinin İran'a saldırmadığını bilmeyenler de sanır ki İranlılar canları ne zaman sıkılsa İsrail'e füze atmışlar.
O zaman adama sorarlar:
İran'dan füzenin yola çıktığını duyduğu an sığınaklara koşan, günlerce yer altında saklanan İsrailliler mi cesurdu?
Tam bir yalan makinesi olan Netanyahu, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini bile hiç utanmadan savundu.
Batı Şeria'da, Filistinlilerin köylerinin, kasabalarının aralarında yapılacak onlarca yeni yerleşime onay verdiğinden, özellikle de Doğu Kudüs'teki E1 adlı Yahudi yerleşiminin genişletilmesinden, İsrail askerlerinin desteğini alan yerleşimcilerin Filistinlilerin evlerini basmasından, zeytin ağaçlarını kepçeler, dozerler yardımıyla sökmelerinden hiç bahsetmedi.
Bunun yerine yerleşimcileri namuslu, huzurlu, çalışkan insanlar olarak tarif etti.
Filistinlilerin de yıllardır bu namuslu yerleşimcileri öldürdüğünü savundu. Yerleşimciler arasında bulunan ve olay çıkaran küçük bir grubun abartıldığını şöyle ifade etti:
Sayıları yaklaşık 150 olan, taş atan, zeytin ağaçlarını kesen, ara sıra ateş yakan bir avuç suçlu çocuktur.
Özetle, "Yerleşimci şiddeti bir avuç çocuk suçlunun işidir" dedi ve dünyanın aklıyla resmen alay etti.
Netanyahu, konuşmasının önemli bir bölümünü ayırdığı ağabeyi Yoni Netanyahu konusunda da ciddi yalanlar söyledi.
İsrail ordusundaki paraşütçü birliklerde görevli bir subay olan Yoni'yi öyle büyük bir kahraman gibi anlattı ki 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda, o zaman Ürdün sınırları içinde kalan Batı Şeria'yı İsrail birlikleri ele geçirirken ağabeyinin birliğinin bazı köylerde yaptığı katliamlardan tek kelimeyle bahsetmedi.
Yoni'nin birliğinin, zorla Ürdün'e sürülen 300 bin Filistinlinin arasında gitmemek için direnenleri evlerinde nasıl yaktığını anlatmadı.
Ağabeyi Yoni'nin, 1976'da Filistin Kurtuluş Örgütü üyeleri tarafından kaçırılarak Uganda'nın eski başkenti Entebbe'ye indirilen uçakta bulunan 107 Yahudi yolcuyu kurtarma operasyonunda ölen tek asker olduğunu hatırlattı.
Gurur duyduğunu söylediği ağabeyi Yoni'nin heykelini 1 Ağustos'ta Entebbe'ye diken Uganda yönetimine teşekkür etti.
Peki bu heykelin dikilmesini sağlaması için Uganda Genelkurmay Başkanı'na 1 milyon dolar rüşvet verdiğini neden söylemedi?
Netanyahu, aynı zamanda Uganda Devlet Başkanı'nın oğlu olan bu Genelkurmay Başkanı'na, Türkiye'ye hakaretler yağdırması ve tehdit etmesi için ne kadar para verdiğini de söylemedi?
"Yahudi karşıtı yalanların süper yayıcısı haline gelen son ülke Türkiye'dir" diyen Netanyahu'nun nasıl bir yalan makinesi olduğunu BM kürsüsünden bir kez daha izledik.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish