Gazze ablukası ve Akdeniz’in onurlu yolcuları!

Ayşe Müzeyyen Taşçı Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: globalsumudflotilla.org

İsrail 2007 yılında, Filistin direnişinin kalbi olarak gördüğü Gazze’yi etrafına kalın duvarlar örerek abluka altına aldı ve dünyadan tecrit etmek istedi. Böylelikle 42 kilometrelik sahil şeridinde yaşamakta olan insanları ölüme terk etmeyi hedefledi.

Gazze halkı kendilerine uygulanan ambargoya rağmen yer altı tünelleri kazarak dünya ile olan ilişkilerini devam ettirmeye çalışırken, İsrail bu kez 27 Aralık 2008’de karadan, havadan, denizden abluka altına aldığı Gazze’ye yönelik -sivil veya askeri bölge ayırt etmeksizin- korkunç bir hava harekâtı başlattı.

Fosfor bombası ve seyreltilmiş uranyum gibi konvansiyonel olmayan silahların da kullanıldığı ve 22 gün boyunca aralıksız olarak sürdürülen işgal saldırılarında 355’i çocuk 1500’ün üzerinde sivil hayatını kaybetti, yaklaşık 7 bin kişi yaralandı.

3 Ocak’ta başlayan saldırılar sonrası 21 Ocak’ta İsrail birlikleri Gazze’den çekilmeye başladığında geride şehit ve yaralıların yanı sıra neredeyse 2 milyon dolarlık bir zarar bıraktı.

Ancak İsrail yine de istediği başarıyı elde edememişti ve bu kez sistemli bir şekilde psikolojik operasyona yönelerek baskılarını artırdı, mevcut ambargoyu daha da ağırlaştırdı. Direnen ve pes etmeyen Gazzelileri yalnızlaştırmak ve ortadan kaldırmak için akıl almaz uygulamalar yürüttü.

Dökme Kurşun Operasyonu’ndan bir yıl sonra Aralık 2009’da insanlığın vicdanı buna sessiz kalmayarak harekete geçti. İngiltere’den yola çıkan Viva Palestina (Filistin’e Yola Çık) konvoyu ile 17 farklı milletten 506 kişi, uygulanan hukuksuz ambargoyu delmek ve dünyanın dikkatini konuya çekmek üzere yola koyuldu.

Londra’dan hareket eden konvoya ülkemizden yüzlerce Filistin gönüllüsü de araçlarıyla dahil oldu. Uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından Ürdün Akabe’den Gazze’ye geçmeye çalışan Filistin gönüllüleri saldırıya uğradı. Günlerce Akabe sahilinde bekleyen ve yolundan dönmeyen aktivistler, nihayetinde yaşanan onca arbedenin ardından araç ve ambulansların önemli bir kısmını Gazze’ye ulaştırabildi.

Fiili olarak 1948’den bu yana devam eden Filistin direnişini kırmaya yönelik olarak İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargoyu delmek üzere 2013 yılında bu kez deniz seferi düzenlendi. Özgürlük Filosu 6 gemiyle beraber yola çıktı.

Gemilere aylar süren çalışmalarla insani yardım malzemeleri yüklendi. Dünyanın pek çok ülkesinden, farklı etnik kimlik ve dine mensup 800 gönüllü Mavi Marmara gemisindeki yerini aldı. Sayısız zorluklar, tehditler ve engellemelere rağmen Akdeniz’e açılan Özgürlük Filosu henüz uluslararası sulardayken İsrail’in saldırısına uğradı.

Tamamen sivillerden oluşan ve insani yardım malzemeleri dışında herhangi bir şey taşımayan gemilere bir sabah seherinde yapılan saldırı esnasında Mavi Marmara’da bulunan 10 Türk gönüllü İsrail tarafından şehit edildi.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. 1948’den bu yana Siyonist İsrail tarafından toprakları işgal edilen, zorla sürgüne gönderilen, katledilen, hapiste işkenceye tabi tutulan Filistin halkının “neyle karşı karşıya olduğu” gözler önüne serilmişti. Mavi Marmara’da yaşananlar tüm dünyaya İsrail’in karanlık yüzünü ifşa etmiş oldu.

O zamandan bugüne İsrail’in hukuksuz ambargosunu delmeye yönelik olarak tam 5 kez deniz seferi düzenlendi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Geçen yıl, 44 ülkeden binlerce gönüllünün destek verdiği Küresel Sumud Filosu da bu amaçla gerçekleştirildi. Bir parçası olmaktan onur duyduğum bu tarihi misyon, İspanya, İtalya, Tunus ve Yunanistan’dan çıkan teknelerle haftalarca Akdeniz’in fırtınalı sularını aşarak Gazze’ye ulaşmak için mücadele etti.

Beklenen oldu ve İsrail uluslararası hukuku hiçe sayarak yine uluslararası sularda filoya saldırı düzenledi. Büyük teknelere yapılan müdahale esnasında yoluna devam eden çok sayıda tekne Gazze sahiline kadar ulaştı ancak ne yazık ki karaya inemeden terörist İsrail aktivistleri tutuklayarak İsrail hapishanelerine götürdü.

Filistin direnişinin en önemli motivasyonu olan “kararlılık ve direniş” anlamına gelen Sumud, tüm dünyada itibarını kaybetmiş olan İsrail için büyük bir darbe oldu. Nihayetinde İsrail, Gazze’de ateşkes yapmak zorunda kaldı.

İsrail’in Gazze’de uygulamakta olduğu işgal ve soykırım politikası, ambargo üzerinden tüm caniliğiyle devam ediyor. Kaybettiği uluslararası itibar, siyasi ve askeri kayıplara rağmen Siyonizm’i “arz-ı mevud” hedefine yönelik yürüttüğü uygulamalarla tüm dünyayı tehdit ederek zulmüne devam ettiği müddetçe, vicdan sahiplerinin mücadelesi de devam edecektir.

Nitekim Sumud, 6 ay sonra bu kez çok daha fazla gemiye ve çok daha güçlü bir şekilde Gazze ambargosunu delecek kuvvette bir filonun hazırlıklarına başladı.

Özgürlük Filosu ve Sumud’un birleşerek yüzlerce gemi ve binlerce aktivistle Akdeniz’in sularında Gazze’ye doğru sefere çıkarması için hazırlıklar yapıldı.

İstanbul’da düzenlenen basın açıklaması ile filoyu ilan eden Türkiye Delegasyonu, ülkemizde faaliyet yürüten pek çok güçlü STK’nın desteğini alarak hazırlıklarını başlattığını ilan etti.

Başta İHH ve Mavi Marmara Filistin Platformu olmak üzere çok sayıda saygın STK tarafından oluşturulan filo yönetimi, yol haritasını basın aracılığıyla her kesimden vicdan sahibini katkı sağlamaya davet ederken “Vira Bismillah” dedi.

12 Nisan’da Barselona’dan yola çıkan filo, 23 Nisan’da Sicilya Adası’na ulaştı. Siracusa ve Augusta’dan çok sayıda tekne ile filoya dahil olan aktivistler Yunanistan’a doğru hareket etti. Girit’te yenileriyle buluşacak olan filonun büyüyerek yoluna devam eden tekneleri, çok sayıda ülkeden “onurlu ve vicdan sahibi” yolcularıyla Akdeniz’de haftalarca yol alarak Gazze soykırımına karşı seyrine devam etti.

İsrail bu kez Yunanistan sularında “Özgürlük Filosu”na saldırarak 11 gemiye el koydu, yaklaşık 62 aktivisti kaçırarak darp etti. 1 Mayıs akşamı özel bir uçakla Yunanistan’dan alınan aktivistler ülkemize getirilirken coşkuyla karşılandı.

Ancak Brezilyalı aktivist Thiego Avila ve Sait Anukeshef hukuksuz bir şekilde alıkonularak darp edildi. Edinilen bilgiye göre bu darp, her iki esirin zaman zaman bilinç kaybı yaşamasına sebep oldu. İsrail tüm bu canavarlığıyla Samidunları durdurabileceğini zannetse de sayısız tekne ve aktivist ise hâlihazırda Akdeniz’deki onurlu yolculuğuna devam ediyor.

Gece saatlerinde görüştüğüm sevgili dostum Hak-İş Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin, “İyi misiniz, güvende misiniz?” soruma karşılık olarak “Güvende miyiz bilmiyorum ancak kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz” diyerek mevcut durumu ifade etti.

Tüm dualarımız Sumud’un ve Samidunların sağ salim Gazze’ye ulaşması için.

Sumud; kararlı ve sebat eden cesur insanların ta kendisidir.

Samidunuz ve pek tabii kararlıyız, Gazze ambargosunun delinmesi, Filistin’in özgürlüğüne kavuşması için sebat edeceğiz.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU