Algoritmaların iştahı, teknoloji devleri tarımın algoritmalarıyla oynuyor, uzmanlar uyardı

Mine Ataman Independent Türkçe için yazdı

Görsel: ChatGPT / Independent Türkçe 

Uluslararası Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Uzmanlar Paneli IPES Food’un “teknoloji firmaları ve yapay zekâ destekli tarım araçları gıda sistemleriyle oynuyor” açıklaması sektörde şok etkisi yarattı. 

Tarımın teknoloji ihtiyacı teknoloji devlerinin iştahını kabartınca pek çoğu tarıma yönelik teknoloji geliştiren şirketler kurdu veya girişimleri destekledi. 

Teknoloji devlerinin tarıma girişlerine yönelik ulvi gerekçelerin arkasında korkutucu riskler olabilir mi?


Teknoloji devlerinin algoritmaları tarlayı geçirdi

Gıda güvenliği uzmanlarına göre, “Google, Microsoft, Amazon, IBM, Alibaba gibi şirketler yapay zekâ ve algoritmalarla çiftçilerin ne üreteceğini dünyanın ne yiyeceğini yönlendirme kapasitesine sahip.”  IPES-Food’un raporuna göre “teknoloji şirketlerininalgoritmaları küresel tarım gıda sistemlerini manipüle ediyor.” Çığır açan rapor son yıllarda küçüklerin çeşitli nedenlerden ötürü havlu atıp tarımdan çıkması nedeniyle büyüklerin daha da güçlenmesi ardından tarım gıda ekosisteminin paydaşlarını düşünmeye itiyor. Devlerin elindeki algoritmalar sadece tarlayı değil, tedarik zincirini, iştahları da yönetiyor. 


Teknoloji devlerinin iştahları ayarlama enstitüsü iş başında 

Tarım ekonomistlerine göre, teknoloji devleri yapay zekâ yoluyla gıda üretimini yeniden şekillendiriyor bu durum çiftçi borçlarını, bağımlılıklarını ve iklim risklerini artırıyor. Tarımda daha etkili, tabandan gelen yenilikler ise göz ardı ediliyor. Sadece çiftçinin değil tüketicilerin de satın alma alışkanlıkları, tat belleği reklamlar, sosyal medya mesajları, televizyon programları, yaşam şekilleriyle haritalanıyor. Tüm dünya Uzakdoğu görsel şöleniyle ramen gibi yemeklerle tanıştırılıyor. Yediklerimiz kendi iştahımızdan çok sosyal medya algoritmalarının iştahıyla belirleniyor. Amazon’da 2025’de en çok su, su şişesi satıldı. Milyarlarca insanın suya erişemediği bir dünyada satın aldıklarımız alamayanların kaderini belirliyor. 


Tarımda siber güvenlik riski

Veriye dayalı tarım sadece ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik açısından da yeni bağımlılıklar yaratıyor. European Union Agency for Cybersecurity tarafından yayımlanan Cybersecurity in Smart Farming raporuna göre, “IoT tabanlı tarım sistemleri hacklenebilir, sensör verileri manipüle edilebilir ve sulama gibi kritik altyapılar dış müdahaleye açık hale gelebilir.” Bu durum yalnızca teknik bir risk değil, doğrudan üretim kararlarının sabote edilebilmesi anlamına geliyor. 


Teknoloji tek tip üretimi artırıyor

Rapora göre, hızlı dijitalleşme çiftçileri güçlendirmek, iklim bozulmalarıyla mücadele etmek bir yana çiftçi borçlarını artırıyor, küçük çiftçilerin kırılganlığını yükseltiyor, tarım kayıplarını hızlandırıyor, tek tip üretimi yaygınlaştırıyor. 


Tarımda dijital sömürgecilik

Teknoloji yoğun tarım ekolojik zararı derinleştiriyor, gıda üretimi üzerindeki kurumsal kontrol riskini artırarak tarımda teknoloji üretenlerin tekelleşmesine neden oluyor. Tıpkı gübreyi, tohumu, bitki koruma ilaçlarını elinde bulunduranların tarıma hükmetmesi gibi yeni bir tekel alanı yaratılıyor. Mobil aplikasyonlarla bağlanan çiftçiler gübre, tohum bayileri yerine dijital çiftlik patronlarına bağlanıyor. 


Tarımın yeni toprağı veri 

Coğrafi avantajlar, toprak, su, güneşlenme gibi doğal rezervlerin üzerindeki kontrol teknoloji devlerinin eline geçerek yeni bir tarım sömürgeciliği yaratılıyor. ETC Group’un “Food Barons” raporunda tarım, veri ve biyoteknolojinin birleşerek yeni bir “kurumsal gıda rejimi” oluşturduğunu ortaya koyuyor. Tarımda kontrol artık topraktadeğil, veri üzerinden kuruluyor. Ve bu dönüşüm, dijital tarımın veri kolonizasyonuüzerinden yeni bir bağımlılık ilişkisi yaratıyor. Toprağın mülkiyeti yerel kalırken veri sahipliği üzerinden yeni bir mülkiyet hakkı gelişiyor.


Algoritmalar tarlaya girerse

Analize göre, tohumlardan kimyasal girdilere ve makinelere kadar endüstriyel tarım, büyük teknoloji şirketleri ve büyük tarım şirketleri arasındaki ittifaklar aracılığıyla geliştirilen veri odaklı “hassas” araçlar etrafında yeniden yapılandırılıyor. Bu sermaye yoğun modeller, yüksek başlangıç maliyetleri nedeniyle çiftçiler için finansal riski artırıyor ve küçük üreticileri sistemin dışına itiyor.

Raporun yazarlarından Pat Mooney’e göre, “teknoloji ve tarım devleri çeşitliliği artırmak yerine daraltıyor. Kısaltılması gereken tedarik zincirlerini uzatıyor, çiftçiler arasında paylaşılması gereken bilgiler gizleniyor.”


Tarım artık kritik altyapı

World Economic Forum ise “connected farms” uyarısıyla, birbirine bağlı tarım sistemlerinin kırılgan sistemler olduğunu vurguluyor ve tarımın artık kritik altyapı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Akıllı tarım sistemleri, gıda üretimini ilk kez küresel siber tehditlere açık hale getiriyor.


Teknolojik tarım gıda enflasyonunu artırabilir 

Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Bu veri yoğun sistemler büyük miktarda enerji, mineral ve su tüketiyor. Tarımı tek tip ürün yetiştiriciliğine kilitliyor ve iklim şoklarına karşı kırılganlığı artırıyor. Veri yoğun tarım, örtü altı tarım büyük yatırım gerekliliği nedeniyle gıda fiyatlarında tekelleşme riskini de doğurabilir. Yüzbinlerce çiftçi yerine binlerce büyük çiftçi gıda güvenliği, gıda enflasyonu için yönetilmesi çok daha zor bir sürece işaret ediyor.


Teknoloji şirketleri tarımı ele mi geçiriyor?

Büyük teknoloji şirketlerinin mahsuller ve girdilerle ilgili kararları yönlendirmek için kullandığı yapay zekâ ve bulut tabanlı sistemler giderek sınırlı şeffaflık ve hesap verebilirlik ile tescilli algoritmalar tarafından yönlendiriliyor. Bu durum çiftçileri bilgi ve karar alma özerkliğinden mahrum bırakıyor. Şirketler kar amaçlı bilgi toplarken çiftçileri kendi çiftlikleri üzerindeki kontrolden mahrum bırakabiliyor. Raporun yazarlarından Lim Li Ching’e göre, “teknoloji şirketlerinin tarımı sessizce ele geçirmesine tanıklık ediyoruz. Teknoloji devleri inovasyon adı altında tarım ve biyolojik miras üzerindeki kontrollerini algoritmalarla pekiştiriyor, çiftçileri dışlıyor.”


Tarımda geleneksel çiftçi inovasyonu dışlanıyor 

Uzmanlara göre, iklim krizinin ve jeopolitik belirsizliklerin arttığı bir dönemde, tarımsal inovasyonun yönü kritik hale gelmiş durumda. Bu nedenle IPES-Food, kamu politikalarının adil ve sorumlu inovasyonu destekleyecek şekilde güçlendirilmesini, fonların tabandan gelen sürdürülebilir girişimlere yönlendirilmesini, büyük teknoloji ve tarım şirketlerinin etkisinin sınırlandırılmasını ve inovasyon söyleminin yeniden tanımlanmasını öneriyor.


Tarımda dengeler bozuluyor

Gıda sistemi yönetimi üzerindeki kurumsal etki artık istisna değil, norm haline gelmiş durumda. 2021 BM Gıda Sistemleri Zirvesi, çokuluslu tarım-gıda şirketlerinin karar alma süreçlerini nasıl etkilediğini açıkça ortaya koydu. Kamu-özel ortaklıkları ve çok paydaşlı platformlar, şirketlere ayrıcalıklı bir konum sağlarken, kamu yönetimi giderek özel sektör finansmanına bağımlı hale geliyor.

Perde arkasında şirketler, lobi faaliyetleri, ticaret anlaşmaları, araştırma finansmanı ve siyasi bağışlar yoluyla etkilerini daha da pekiştiriyor. Onları sınırlamaya yönelik girişimler çoğu zaman yetersiz kalıyor.


Tarımdaki Inovasyon kimin için

Velhasıl, dijital tarımın verim artışı, su, gübre optimizasyonu, iklim uyum araçları gibi yararları tarım için paha biçilemez fırsatlar olsa da kimin kontrolünde olduğu, kimin işine yaradığı kısmı tartışmaya açık. IPES Food’un raporunun yazarlarından NettieWiebe’ye göre, “dünyaya yapay zekâ ve robotlar tarafından yönetilen bir tarım vizyonu satılıyor. Çiftçilerin saha üzerindeki kontrolü elinden alınıyor. Tarım Silikon Vadisi’nin tekeline giriyor.” Bu anlamda gıda istemlerini şekillendiren güç dengelerinin, inovasyonun gıda güvenliğinin geleceğini nasıl etkileyeceğini yeniden düşünmek zorundayız.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU