Savaş ne noktada? Trump ne söylüyor? Petrol fiyatları ne olacak? Hürmüz’de hukuk ne? Buna benzer birçok soru var tartışılan. Sizin cevabınız ne?
Bence gelin bir beyin fırtınası yapalım, bu daha iyi olacak.
İRAN SAVAŞI DURUMUNUN YARATTIĞI KÜRESEL ENERJİ VE EKONOMİ SORUNU
Bugün ABD ve İsrail ile İran arasında 3ncü haftaya giren ve daha da uzama potansiyeli olan savaş devam ediyor. Savaşın içine bir de enerji ve ekonomik meseleler girdi ki bu oldukça önemli bir gelişme. Daha önce tarihi perspektiften de baktım, Hürmüz ve Basra bölgesi, görünür olarak 14. yüzyıldan beri çeşitli savaşlara ev sahipliği yapmış. Ama en son yaşanan bu İran Savaşı oldukça etkili ve etkisi yıllarca hissedilebilecek sonuçlar doğurabilir. Ben de acaba ileriye dönük ne düşünülebilir diye düşündüm. İlk aklıma gelen boğazların rejimleriyle ilgili bir bakış açısını ortaya koymak istedim. Bu arada görmekteyim ki çok fazla spekülasyon var. Belki bu spekülasyonlara dur demek için de bir fırsat yaratılabilir.
İlk bakışta, Hürmüz meselesi üzerine hangi konuları bilmek gerekiyor?
- “Askeri” ifade ile “politik-askeri” ifadenin ne olduğunu,
- “Konvansiyonel savaş” ile “asimetrik savaşı”,
- “Ekonomik savaş” ile “Hibrit savaş” arasındaki ilişkiyi,
- Sigorta mükellefiyetini,
- Uluslararası anlaşmaları bilmek gerekir.
Güncele bakalım, Trump ne diyor? “İran’ı vurduk, mayın gemisi yok. İran’dan petrol alan ülkeler Hürmüz için yardım edin.” Peki neyin tartışması yapılıyor? “Trump çelişki içinde mi her zamanki gibi komedi mi?” Savaş bu, şaka olur mu?
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı
Olay şu:
Trump “müttefikim” dediği ülkelerden “politik” destek istiyor ki “ekonomik savaş” ile ilgili, “tankerlerinizi koruyun, çünkü onlar kendi devletlerinizin güvencesiyle sigortalı, sigorta şirketlerini ikna edecek hamlenizi yapın, sigortacılara biz teminat versek de onlar sizin hukukunuza bağlılar.”
Mesela “Japonya, G.Kore vb. ülkeler, tankerinizi korumak için kendi politik-askeri imkanlarınızı Hürmüz’e getirin, sigortanıza ilişkin adım atın, hava ve deniz kontrolü bizim konumuz, yardım bu konuda değil, sahada asimetrik tehdit ve genel olarak bir savaş var, şimdi bize gelin, geçişleri koordine edin, İran da bunu görsün ki ayağını denk alsın, yardımınız politik ve ekonomik olsun, eğer bir tanker zarar görürse kurtarma faaliyetleri için de destek sağlayın…”
“İran gemilerini vurduk ama tehdit var, bu başka, ABD zaten savaşıyor, asimetrik unsurlarla da başa çıkacak.” Bu arada siz de durmayın, beklemeyin, dünya ve ülkeniz (ki %95 petrol ihtiyacınız buradan) için ekonomik politik yaklaşımınız olsun.
Savaşı ve içindeki meseleleri çözmeyi başaramayanlar, hatta konulara rasyonel bakamayanlar, neden çok fazla konuşuyor? Bu denli spekülasyon neden, kime yarar? Durumu anlamak mı istiyorsunuz, karıştırmak mı? Politika, zaten seçim yapmaktır, sonra iddialara/savunulara göre tercihte bulunmak, çıkarları korumak ve imkân varsa çıkarları geliştirmek için yapılır. Politikanın çok olduğu yerde ne aranır? Adil bir kural. Kimler kurala uymak zorunda kalırlar? Güç hiyerarşisindeyken bile en optimistik buluşmanın olması halinde.
Savaş! Bu küresel çapta ve hayati konu savaş içinde tartışılınca başka yerlere çekilebiliyor. İşte bu noktada geldik! Acaba sonrası için ne yapılabilir?
BOĞAZLAR REJİMİ KARŞILAŞTIRMASI
Karadeniz (Türk Boğazları) ile Hürmüz Boğazı (Basra Körfezi çıkışı) arasındaki rejim, uluslararası hukuk, jeopolitik kontrol, savaş riski ve küresel enerji akışı açısından temel farklar gösterir. Güncel durum (Mart 2026 itibarıyla) ABD-İsrail-İran savaşı nedeniyle Hürmüz'de fiili kapanma ve ağır güvenlik krizi yaşanırken, Karadeniz'de 1936 tarihli Montrö rejimi büyük ölçüde istikrarlı kalıyor.
Acaba Basra/Hürmüz meselesi için İran Savaşı sonrasında Montrö benzeri bir anlaşma yapılması daha doğru olacak mı?
1. Bahse Konu Denizlerin ve Boğazların Farkları
Montrö çok özel bir anlaşmadır. Tarihte birçok savaştan sonra, 1936’da imzalanan anlaşma neticesinde bu rejim uygulanmaya başlanmıştır. Esasen Karadeniz ve Türk Boğazları ile Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı olarak çok bariz yapısal farklar vardır. Ancak, savaştayız ve sadece düşünmek istiyoruz, acaba Hürmüz için başka bir rejim belirlenebilir mi? Neden? Jeopolitik sebeplerden ve savaşlara sahne olmasından dolayı.
Karadeniz ve Türk Boğazları
Kabaca bakalım:
- Mesela ilk akla gelen fark şudur: Türk Boğazları, Türkiye’nin egemenliği altındadır. Hürmüz Boğazı’nın egemenliği Umman ve İran arasında paylaşılır.
- Montrö egemen Türkiye’ye detaylı haklar verir: Savaş ve barış hali; ticari ve askeri gemiler; savaşa katılım varken ve savaş dışıyken vb.
- Hürmüz için ne denebilir? En azından sivil-ticari trafiğe göre ne tür hususlar belirlenebilir, bunlara çalışmak gerekir kanısındayım.
- Montrö rejimi, Karadeniz'de istikrar ve “tek ülke - Türkiye kontrolü” sağlarken, Hürmüz rejimi hukuken açık, ama fiilen kırılgandır. Bunun sebep ve sonuçları tartışılmalıdır.
- Karadeniz 460.000 km2 iken Basra Körfezi 241.000 km2’dir. Basra, Karadeniz’in yaklaşık yarısı kadardır.
- Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler; en fazla karasuyu olan Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan; giriş-çıkış ise Marmara iç denizi ile Türk Boğazları (Çanakkale ve İstanbul) kat edilerek geçiş sağlanır.
- Basra Körfezi’ne kıyıdaş ülkeler; en fazla karasuyu olan İran, Kuveyt, Irak, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Katar, Umman; giriş-çıkış ise Umman ve İran arasında paylaşılmıştır, temelde denizdeki dar ve geniş yere bağlı bir kural belirlenmiştir.
2. Hukuki Rejim ve Anlaşmalar Karşılaştırması
Aşağıda bir karşılaştırması tablosu göreceksiniz, karşılaştırma için önemli görülen özel değerler burada yer almaktadır.
Karşılaştırma
Savaşı veya barışı bırakın, burada en başlıca sorun ne? İran Hürmüz gibi bir yerde ikinin yarısı, ancak 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS’e) taraf değil. Savaşa gelmeden bunu tartışın isterim. BM’ye göre savaşta geçiş askıya alınamaz. Ama İran savaşta ve mayın döşeyebiliyor, IRGC botlarıyla ve dronlarla ticari-sivil gemilere saldırmayı savaşı kazanmanın bir yöntemi olarak kullanıyor. Burada neyi tartışmak istersiniz?
Aslında Hürmüz için bir tanım yapayım mı? Burası İran’ın baskısı altında tutulmuş bir bölge, diğer kıyıdaş ülkelerin hakları yeterince gözetilmiyor. Savaş halinde ise bakın durum ne denli karşıtı?
Montrö, Türkiye'nin güvenliğini ve Karadeniz kıyıdaşlarının dengesini koruyan sui generis (özel) bir rejimdir. Hürmüz ise küresel enerji koridoru olarak UNCLOS'un genel transit rejimine tabidir; hiçbir devletin tek taraflı kapatma hakkı hukuken yoktur.
3. Savaş Problemi ve Güncel Durum (2026)
2026 krizi, Hürmüz'ün küresel ekonominin en zayıf halkası olduğunu gösteriyor. Çözülemez mi?
Halbuki çözülmüş, işleyen ve güven veren bir anlaşma olarak Montrö ise genelde küresel ama özelde bölgesel dengeyi koruyan dünyada nadir başarılı örneklerden birisidir. Bazı uygulama şekilleriyle örnek alınamaz mı?
Trump'ın baskısı, enerji güvenliğini "ortak sorumluluk" haline getirme çabası, ama İran'ın asimetrik gücü (mayın, füze, drone vb.) kısa vadede boğazı yeniden açmayı zorlaştırıyor.
Karşılaştıralım:
- Karadeniz / Montrö: Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Türkiye Montrö'yü sıkı uyguladı; kıyıdaş olmayan devletlerin (ABD, İngiltere vb.) savaş gemilerini dışarıda tuttu. Rejim, Karadeniz'i "dış güçlerin" büyük donanma üssü olmaktan koruyor. Savaş sorunu düşük-orta seviyede; Montrö esnekliği sayesinde Türkiye krizi yönetebiliyor.
- Hürmüz / Basra: ABD-İsrail'in İran'a saldırıları (Şubat 2026'dan beri) sonrası İran boğazı fiilen kapattı veya ağır tehdit altında tutuyor. Gemi trafiği durma noktasında; tankerlere ateş açma tehdidi, mayınlama, drone/füze saldırıları yaygın. Sigorta şirketleri poliçeleri iptal ediyor, birçok şirket geçişi askıya aldı. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol akışı (küresel tüketimin yaklaşık %20'si) kesintiye uğradı, petrol fiyatlarında sert yükseliş.
4. Trump'ın İstekleri ve Küresel Enerji/Ekonomi Mantığı
Trump, Hürmüz krizinde şu çizgide:
- İran'a karşı çok sert uyarılar: "Petrol akışını durdururlarsa 20 kat sert vururuz."
- NATO ve müttefiklere (Çin, Japonya, Güney Kore, Fransa, İngiltere dahil) "Hürmüz'ü korumaya savaş gemisi gönderin" çağrısı; "Çin en çok faydalanıyor, bedavaya alıyor" eleştirisi.
- ABD Donanması'nın tanker escort (refakat) hazırlığı sinyali verdi, ama coğrafya (İran kıyısına yakınlık, kısa uyarı süresi) nedeniyle tam operasyon henüz başlamadı.
- Amaç: Küresel petrol akışını yeniden sağlamak, fiyatları frenlemek, ABD müttefik yükünü paylaşmak (özellikle Çin'e baskı).
Küresel enerji/ekonomi mantığı:
- Hürmüz kapanması, en büyük arz şoku (1973 ambargosundan bile büyük potansiyel); varil fiyatı 150-200 USD seviyelerine çıkabilir, küresel enflasyon, resesyon riski.
- Karadeniz'de Montrö sayesinde büyük donanma krizi önleniyor; enerji nakli daha az küresel etki yaratıyor (LNG ve petrol boru hatları alternatif).
- Trump mantığı: "ABD tek başına bedel ödememeli", yük paylaşımı dayatması. Ancak Çin ve Hindistan gibi Asya ülkeleri Hürmüz'e bağımlı; kısa vadede Rusya'nın (alternatif tedarikçi) eli güçleniyor.
SONUÇ
Bu makale durumun ne denli karmaşık olduğunu açıklarken lüzumsuz tartışmaların yapılmaması gerektiğinin de bir örneği oluyor. Dünyada yaşıyoruz, çözülmemiş sorunlar, potansiyel savaş konularıdır. Ayrıca kurallar herkese gerekli, yeter ki adil olmayı bilelim.
Hürmüz’deki bu mesele bugün ABD için imiş gibi açıklanabilir. Ancak tarihte burada bu tarz meseleler olduğunda zaten ya savaş oldu ya da “güçlünün hukuku”na bakıldı. Yine de bugünkü olay hepimizin cebini yakacak! O halde etraflıca düşünülmesinde ve İran Savaşı meselesinin kısa vadede çözümüne dönük konularda herkesin elini taşın altına koymasında yarar olacaktır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish