Sahel’de Rus modeli: Rejim güvenliği var, teröre karşı strateji yok

Göktuğ Çalışkan, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Mali’de sahaya ilk Rus askerleri indiğinde, Bamako’nun yeni ortaklara yüklediği beklenti yüksekti. Yıllardır süren Fransız misyonunun ardından “farklı” bir güvenlik mimarisine geçileceği düşünülüyordu. Aradan geçen birkaç yıl ve değişen isimlere rağmen bugün geldiğimiz yerde sahadaki gerçeklik bu beklentinin oldukça uzağında duruyor.

Zira Rusya’nın Sahel’de kurduğu model giderek netleşen bir önceliğe sahip. Bu öncelik rejimi ayakta tutmak. Teröre karşı strateji sorusuna verilen cevap ise sahada hâlâ belirsiz. Wagner’den Africa Corps’a uzanan çizgi bu açıdan bakınca yalnız isim değişimi gibi görünüyor.

Peki Sahel’de Rus modelini bu kadar tartışmalı hale getiren şey tam olarak ne?

Wagner’den Africa Corps’a Uzanan Çizgi

Rusya’nın Mali’deki varlığı aslında bir dönüşüm hikâyesi. İlk etapta sahaya inen aktör, özel bir paramiliter şirket olarak lanse edilen Wagner’di. Ocak 2022’den itibaren binlerle ifade edilen Wagner unsurlarının Malili askerlerle birlikte operasyonlara katıldığını biliyoruz. Haziran 2025’te ise resmî açıklamalarla bu dosya kapandı ve yerine Rusya Savunma Bakanlığı’na bağlı yeni bir yapı olan Africa Corps geçti.

Bu değişim, Moskova açısından bakıldığında bir tür “devlet kontrolüne dönüş” adımı olarak sunuldu. Yevgeni Prigojin sonrası dağılma riski taşıyan Wagner modelinin Savunma Bakanlığı çatısı altında daha disiplinli ve kontrol edilebilir hale getirileceği söylendi. Fakat sahadan gelen raporlar, bu geçişin güvenlik tablosunu iyileştirmekten çok, mevcut sorunları yeni bir forma büründürdüğünü gösteriyor.

The Sentry’nin kapsamlı raporu, Wagner’in Mali’deki üç yıllık varlığı boyunca sivillere yönelik ihlallerin arttığını, ordunun toplumla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ve terör tehdidinin azalmadığını ortaya koyuyor. Ayrıca veriler 2020’den bu yana Mali’de yaklaşık 14.000 kişinin öldüğünü, yalnız son bir yılda 2.650 civarında ölüm kaydedildiğini gösteriyor. 

Yani Rus varlığı, şimdiye kadar sahadaki ölüm ve saldırı istatistiklerini aşağıya çekmiş değil. Aksine Wagner geldiğinden bu yana söz konusu istatistiklerde büyük ölçüde artış var. Kısacası, Fransa başta olmak üzere Batı’nın Sahel’deki başarısızlığı sonrasında Ruslar da burada rejimi korumak dışında bir başarı sağlayamadılar. 

Statik Garnizonun Hikâyesi

Africa Corps sahaya yerleştiğinde “daha profesyonel, daha düzenli” bir güç beklentisi hakimdi. Fakat son aylardaki saldırı istatistiklerine baktığımızda karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor. Africa Corps ve Mali ordusunun ülkenin farklı bölgelerinde haftalık saldırılara maruz kaldığı, Tuareg ve cihatçı grupların bu birliklere kayda değer kayıplar verdirdiği görülüyor.

Bu tabloyu tamamlayan parça ise lojistik. 2025 yılı sonu ile 2026 yılı başında El Kaide bağlantılı cihatçı terör gruplarının Bamako çevresindeki akaryakıt yollarını hedef alması, başkentin adeta nefesini kesti. Yakıt konvoylarına art arda düzenlenen saldırılar, istasyonlarda kilometrelerce uzayan kuyruklara, bazı günler pompaların tamamen kapanmasına yol açtı. Ocak 2026’da hükümetin resmi akaryakıt karne sistemine geçmek zorunda kalması bu noktada durumu daha da somut hale getirdi.

Bu süreçte Africa Corps birlikleri, sahada saldırı peşinde koşan bir güçten ziyade yakıt konvoylarını koruyan ve şehir içi düzeni sağlayan bir garnizon gücüne dönüştü. Yani Rus askerleri, cihatçıların peşine düşmekten çok benzini korumakla meşgul. Bu, güvenlik önceliğinin nerede konumlandığına dair net bir işaret.

Rejim Güvenliği Önceliği

Sahadaki bu durum, Rusya’nın Sahel’deki stratejisine dair daha geniş bir okumayı zorunlu kılıyor. Africa Corps’un temel siyasi hedefinin Mali, Burkina Faso ve Nijer’den oluşan Sahel ittifakını Moskova’ya yakın, Batı’dan uzak bir blok olarak ayakta tutmak olduğu görülüyor. Yani “rejim güvenliği” bütün projenin kalbinde yer alıyor.

Bu çerçevede terör tehdidi, Africa Corps tarafından tamamen ortadan kaldırılması gereken bir mesele olmaktan çok yönetilebilir seviyede tutulması gereken bir dosya gibi ele alınıyor. Afrika merkezli bazı çalışmalarda, Rus paramiliterlerinin sahada tam da böyle davrandığı ifade ediliyor. Grubun gerçekleştirdiği operasyonların hedefi, cihatçı örgütleri stratejik noktalardan uzak tutmak, rejimi tehdit eden unsurları bastırmak ve karşılığında doğal kaynak, üs ve siyasi nüfuz alanı elde etmek.

Bu yaklaşımın bir sonucu da yerel halkın gözünde güvenlik aktörü ile işgalci güç arasındaki çizginin artık bulanıklaşmaya başlaması. Wagner döneminde sivillere yönelik ihlallerin ve keyfi operasyonların artmasının ordunun ve onunla birlikte hareket eden Rus güçlerinin toplum nezdinde meşruiyetini aşındırdığını görüyoruz. Africa Corps’un bu mirası devraldığı, üstelik daha şeffaf bir denetime tabi olmadığı bir döneme giriyoruz.

Terörle Mücadele Nerede?

Tüm bu resmin içinde en dikkat çekici başlık terörle mücadelenin sonuç hanesi. Africa Center’ın verilerine göre, Sahel’de radikal cihatçı terör gruplarının saldırılarına bağlı ölümler 2023’e kıyasla yüzde 60 civarında artış gösterdi. Mali ise bu artışın en sert hissedildiği ülkelerin başında geliyor. Ülke genelinde JNIM ve IŞİD bağlantılı grupların hem coğrafi yayılımı hem de saldırı kapasitesi artmış durumda.

Sahadan gelen haberler, bazı bölgelerde Mali ordusunun basit ikmal hatlarını bile güvence altına almakta zorlandığını anlatıyor. Yakıt kıtlığı yaşayan, kara yolları kesilmiş, hava desteği sınırlı bir ordunun cihatçılara karşı uzun soluklu, planlı operasyon yürütmesi neredeyse imkânsız hale geliyor. Rus birlikleri ise bu boşluğu doldurmak yerine rejimin elindeki birkaç stratejik merkezde yoğunlaşıyor.

Bu noktada şu soru ister istemez akla geliyor: Eğer sahadaki öncelik rejimin ömrünü uzatmaksa, terör örgütlerinin hareket alanı ne kadar daralabilir? Şu ana kadar gördüğümüz, büyük bir örgütün ortadan kalktığı, bir vilayetin tamamen temizlendiği, kalıcı bir güvenlik kuşağı inşa edildiği örnek yok. Bu da Rus modelinin terörle mücadele başlığında ne kadar sınırlı kaldığını gösteriyor.

Sahel’in Uzun Vadeli Hesabı

Bence Sahel’de asıl tartışmamız gereken yer tam olarak burası. Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi ülkeler, Batı’yla yaşadıkları güven krizi, iç siyasetteki darbe döngüsü ve kamuoyundaki sömürgecilik hafızası nedeniyle Rusya’ya yönelirken masaya koydukları dosya “güvenlik”. Moskova’nın sahaya getirdiği model ise şimdiye kadar bu dosyada istenen sonucu üretmiş görünmüyor.

Kısa vadede rejimler ayakta kalıyor, başkentler düşmüyor, yeni silahlar ve askerler sahaya çıkıyor. Fakat orta vadede kırsalda şiddet artıyor, ekonomiler yakıt krizleriyle boğuşuyor, toplum ile ordu arasındaki mesafe büyüyor. Terör örgütleri ise bu tabloyu hem propaganda malzemesi hem de yeni bir mobilizasyon zemini olarak kullanıyor.

Önümüzdeki dönemde Sahel’de şu soruyla daha fazla karşılaşacağız: Rejimi ayakta tutan fakat terörle mücadelede sınırlı sonuç üreten bir güvenlik modeli bu coğrafyaya gerçekten nefes aldırabilir mi? Yoksa bugün “koruma kalkanı” gibi sunulan bu yapılar, yarın daha derin bir istikrarsızlığın ve kırılganlığın parçasına mı dönüşecek?

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU