Hürmüz Boğazı mı, açlık boğazı mı: Gübre savaşları başlıyor

Mine Ataman, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Küresel ticaretin yüzde 20’sinin, petrolün üçte birinin geçtiği Hürmüz gübre savaşlarını başlatabilir. Hürmüz yalnızca enerji değil, modern tarımın gizli yakıtı olan gübre ticaretinin de kilit noktası. Gemi takip platformu MarineTraffic verilerine göre, Hürmüz’den geçen tanker trafiği bir hafta içinde yüzde 90 azaldı veya gemiler alternatif rotalara yöneldi. 

Lojistik Maliyetler Arttı

Küresel denizcilik kuruluşu BIMCO’nun güvenlik sorumlusu Jakob Larsen’e göre donanma refakatleri riskleri azaltabilir ancak tüm gemileri korumak pratik olarak mümkün değil. Sigorta şirketi Marsh Risk’e göre savaş riski primleri gemi değerinin yüzde 0,25 seviyesinden yüzde 1,25’e yükseldi, milyonlarca dolarlık ek maliyet geldi. 

Modern Tarım, Küresel Ağlarla Bağlı Bir Kaosu Yaşıyor 

İran ile Umman arasındaki 33 kilometrelik Hürmüz suyolu, dünya ticaretinin en stratejik noktalarından biri. Günlük 21 milyon varil petrol geçiyor, dünya LNG(sıvılaştırılmış doğalgaz) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si bu rotadan yapılıyor. Gübre krizi, küresel ticaretin artan bağları ve bağlantısallığı modern tarım stratejilerini yerle bir ediyor. 

Küresel Doğalgazın Yüzde 5’i Gübre Sektöründe Kullanılıyor

Modern tarımın en kritik girdilerinden biri azotlu gübre. Doğalgaz yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda azotlu gübre üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 60’ı doğalgazdan oluşuyor. Bu anlamda modern tarım sistemleri aslında “doğalgazla çalışan bir gıda sistemi.”  Gübre de yeni jeopolitik bomba.

Küresel Gübre Merkezi Ortadoğu

Modern tarımın gübre bağımlılığı yeni değil. Antik zamanlarda bitki beslemesi için gerekli mineraller ölü insan ve hayvan kemiklerinden elde ediliyordu. Teknolojiyle birlikte azot, amonyak, fosfat ve potasyum modern gübre üretiminin temel hammaddeleri haline geldi. Yatırım maliyeti çok yüksek gübre fabrikaları burada kümelendi. Hürmüz çevresindeki ülkelerin toplamda 15 milyon tondan fazla gübre ihracat kapasitesine sahip olması, bölgenin gücünü artırırken, risk de yaratıyor.

Enerji Krizinden Daha Önemli Gübre Krizi  

Küresel kükürt ticaretinin yüzde 44’ü, üre ticaretinin yüzde 31’i, amonyak ticaretinin yüzde 18’i ve fosfat ticaretinin yüzde 15’i Hürmüz çevresindeki lojistik hatlara bağlı. Bölgede üretilen doğalgaz ve gübreler Japonya, Afrika, Çin, Güney Kore ve Hindistan gibi ekonomilerin tarım sistemlerini besliyor. Mısır yılda yaklaşık 7 milyon ton üre ihraç ediyor. Hindistan’ın ithal ettiği yaklaşık 10 milyon ton ürenin önemli bir kısmı Hürmüz’den taşınıyor. Bu akışın kesilmesi milyarlarca dolarlık gıda enflasyonu, sosyal gerilim ve sağlık harcaması demek.

Arabaları petrol, tarlayı azot çalıştırıyor

Gübre enerji krizlerinin gölgesinde kalsa da çarpan etkisi çok daha fazla. Hürmüz Boğazı’nda yaprak kımıldasa boğazımızdan geçen lokmayı etkileyebilecek kadar stratejik güce sahip. Boğazdaki gelişmeler petrol fiyatı ve azot döngüsünü alt üst ediyor. Gübrenin tarımsal girdi maliyetlerine etkisi yüzde 15 olsa da sonuca etkisi çok daha fazla. 

200 Milyar Dolarlık Gübre Pazarının Etkisi Trilyonlarca Dolar

FAO’ya göre 2024’de dünyada 190 milyon ton gübre üretildi, 112 milyonu azotlu, 41 milyonu fosfor, 38 milyonu potasyumlu gübre. Kimyasal gübrelerin doğru kullanılmaması halinde çevreye verdiği zarar aşikâr olsa da kullanılmaması durumunda verim kaybı yüzde 40’dan fazla.  3,8 Trilyon dolarlık küresel tarım ekonomisinin besini gübrenin olmaması halinde kayıplar milyarlarca doları geçebilir.

Türkiye’nin Gübre Bağımlılığı

Türkiye yıllık yaklaşık 7 milyon ton gübre kullanıyor, hammaddenin yüzde 90’ı ithal, Mısır, Rusya ve Katar’dan ithal ediyor. Yıllık 6 milyon ton gübre ve hammaddelerine 3 milyar dolardan fazla bütçe ayırıyor. 2 milyon ton azotlu gübre bölgeden temin ediliyor. Kuzey Yarımküre ’de Mart sonuna kadar gübre alımları devam ediyor. Bu yıl bahar ayında kullanılacak gübrelerde sorun olmasa da sürecin uzaması durumunda Eylül ayından itibaren sorun çıkabilir. 

Tedarik Zincirlerinin Gübre Şoku

Gübrenin arzının azalması durumunda ürün deseni değişiyor. Azotlu gübrelerin yoğun kullanıldığı mısır, buğday gibi ürünlerde verim kaybı hayvan yemi fiyatlarında artışa o da gıda enflasyonuna neden oluyor.  Son 10 günden üre fiyatları 480 dolarlardan 683 dolara çıktı. Çin gübre ihracat ve ithalatını gevşetti, Türkiye üre ithalatındaki yüzde 6,5’lik vergiyi sıfırladı. Buna rağmen küresel spot piyasada bile gübre bulmak zorlaştı.

Gübre Krizi Dünya Tahıl Üretimini Yüzde 40 Düşürebilir

Science’de yayınlanan bir makaleye göre,  gübre kullanımında 25 azalma verimde yüzde 15 düşüş, gübrede yüzde 50 azalma verimde yüzde 40 kayba neden olabilir. Buğday, mısır, pirinç küresel besinin yüzde 50’si. Söz konusu tahıllarda daha az gübre kullanımı nedeniyle yaşanacak yüzde 50 kayıp gerçek bir dünya savaşı çıkarabilir.

Afrika’da Açlık Olabilir 

Analistlere göre Afrika, Endonezya, Pakistan, Japonya ve Güney Kore enerji ve gübre ithalatında Körfez’e bağımlı olmaları nedeniyle krizden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Hindistan gübre üretmek için ürenin yüzde 40’ını, İngiltere yüzde 40’ını bölgeden sağlıyor. Brezilya mısır, soyadan etanol üretmek için Ortadoğu menşeli gübre hammaddesine ihtiyaç duyuyor. Amerika bile Katar’dan amonyak ve üre ithalatı ile ABD’de yerli gübre üreterek gübre fiyatlarını regüle ediyor. Kriz karşısında en kırılgan ülkeler zaten açlık içinde olan Yemen, Sudan ve Somali. Sahra Altı Afrika’da daha az gübre kullanılacağı için verim düşecek. Gübre krizinin en büyük bedelini zaten açlıkla mücadele eden ülkeler ödeyecek.

Körfez Ülkelerinin Gıda Bağımlılığı Riski 

Paradoksal biçimde, gübre üreticisi olan Körfez ülkeleri sadece savaşın parçası değil.  Aynı zamanda gıda ithalatına en bağımlı ülkelerden.  Bölgenin yıllık ithal ettiği 30 milyon ton tahılın yaklaşık 14 milyon tonu İran’a gidiyor. Suudi Arabistan tahıl ve yağlı tohumlarının yüzde 40’ını Doğu Körfez limanlarından ithal ediyor. Tüm bu akışlar yaklaşık 45–50 milyon insanın gıda tedariğini sağlıyor. Bu anlamda Hürmüz’deki aksama yalnızca küresel piyasayı değil, bölgesel gıda güvenliğini de doğrudan tehdit ediyor.

Küresel Gıda Kıtlığı

Uzmanlara göre, kısa vadede küresel bir kıtlık beklenmese de etkileri yıllarca sürecek bir kriz yaşanıyor. Hürmüz’de uzun süreli kapanma durumunda küresel tahıl üretiminde düşüş, gıda fiyatlarında kalıcı artışlara neden olabilir. Yoksul ülkelerin uzun yıllardır gelen yoğun borçlanmaları daha da artacağı için kıtlıklar baş gösterebilir. 

2026’da Dünya Büyümesi Duracak 

Dünya Bankası’na göre 2026’da yüzde 2,6 büyümesi beklenen küresel ekonomi son gelişmelerle birlikte daralabilir. Sadece dünya değil uzmanlara göre Türkiye için öngörülen yüzde 3,9’luk büyüme beklentisinin tutması da zor. Trump, “Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri koruyacağını söyleyerek 20 milyar dolarlık federal bir reasürans programı emri verdi. Ayrıca Ambargo uygulanan Rus petrolünü alabilmesi için Hindistan’a bir aylık bir muafiyet tanıdı.” Uzmanlara göre 90 doları gören Brend petrol savaşın uzun sürmesi durumunda 150 doları görebilir. ABD’nin stokları, Arabistan’ın alternatif boru hatları ve küresel talep daralması beklenen etkinin gerçekleşmesini önleyebilir. 

Hürmüz’ün Alternatifi Var Mı?

Hürmüz boğazının uzun süreli kapalı kalması veya geçişlerin azalması halinde Arabistan yoluyla Kızıldeniz, Irak üzerinden Ceyhan gibi alternatif rotalar olsa da hem zaman kaybı hem de oldukça pahalı.

Gözler Diğer Gübre Üreticilerinde

Bölgedeki sorunların devam etmesi halinde gözler diğer gübre üretim noktalarına çevrilecek. Çin, Hindistan azotlu gübrede Çin, Fas gibi ülkeler fosfatlı gübrelerde, Kanada ve Belarus potasyumlu gübrelerde uzmanlaşmış durumda. Uzmanlara göre 200 milyar doları geçmek üzere olan küresel gübre pazarında daralma yaşanabilir. 

Rus Gazına Dönüş, Biz Ettik Sen Etme 

Avrupa doğalgaz ihtiyacının yüzde 40’ını Rusya’dan tedarik ederken Ukrayna – Rusya savaşı sonrası oran yüzde 15’e kadar geriledi. Avrupa Rusya’dan uzaklaşıp Katar’a yaklaştı enerjide riski dağıtıp, tedarikçi ağını genişletti. Ancak riskler yüzyılı savaş riskiyle evdeki hesabın çarşıya uymayacağını gösterdi. Şimdilerde Avrupa yeniden Rus doğalgazı ve gübresini alabilmek için Rusya’nın yanına nasıl yanaşabileceğini düşünüyor. Dünya son yıllarda zaten gıda stokluyordu 2026’da bulabilen gübre stoklayacak, yeni gübre yatırımları gündeme gelecek. 

Gübresiz De Tarım Olur Söylemi Sınıfta Kaldı 

Hürmüz boğazı sonrası ortaya çıkan gübre krizi konuşmaya korktuğumuz başka bir konuyu gündeme taşıdı. Barış zamanı “bu kadar gübre kullanmaya gerek yok, gübresiz de tarım yapılabilir, organik gübreler yeterli. İyi tarım, organik tarım ile yeteri kadar gıda üretebilir” gibi söylemlerin temelde ne kadar riskli olduğu ortaya çıktı. Kimyasal gübrelerin çevresel etkileri tartışılsa da kısa vadede küresel gıda sistemi hâlâ büyük ölçüde bu girdilere bağımlı. 

Daha Az Gübre Mümkün Mü?

Hassas tarım teknikleri, örtü altı tarım, biyolojik gübreler, nano gübreler, GDO tohumlar modern tarımın gübreye bağımlılığını düşürse de kısa vadede küresel gıda sistemi hâlâ büyük ölçüde kimyasal gübre kullanımına bağımlı. 

Tarımın Lanetli Yılları 2025-2026

2025 yılı küresel tarımda verim artsa da çiftçi gelirleri düşmeye devam ediyor. Türkiye’nin durumu çok daha zorlu. Pandemi, Ukrayna-Rusya Savaşı, deprem, 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık, narenciyede artan verimlilik gibi pek çok sorun tarımın artık multisipliner bir bakışla yönetilmesi gereken bir alan olduğunu gösterdi. Türk tarımı dört bir koldan gelen risklerle mücadele ediyor, direnç kaybediyor. Beslenme maliyeti yükseliyor. Petrol, doğalgaz fiyatındaki artış TÜFE, gübre üretimi ve gıda fiyatlarını artıracak. Sadece gıda değil Türkiye’nin İran’a ihracatı yıllık yaklaşık 2,3 milyar dolar. 317 milyon doları hububat. Savaş İran ile olan ticareti de etkileyecek. 

Velhasıl, enerji, gübre ve gıda artık aynı zincirin halkaları. Zincirin en dar halkası Hürmüz Boğazı gibi gemilerin sırada beklediği tüm boğazlar. Modern beslenme kültürü sadece toprağa, suya, güneşe bağımlı değil aynı zamanda gübreye, doğalgaza en çok da küresel lojistiğe bağımlı bir sistem. Bu anlamda jeopolitik gerilimler yalnızca petrol fiyatlarını değil, sofrayı, enflasyonu, küresel istikrarı etkiliyor. 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU