Dün akşam (5 Mart 2026 Perşembe) Ankara’da dikkat çekici bir diplomatik etkinlik gerçekleşti. Singapur Büyükelçiliği, hem Çin Yeni Yılı hem de Ramazan ayı vesilesiyle, Ankara’da bir iftar daveti düzenledi.
Bu yıl Çin takvimine göre “Ateş Atı Yılı” olarak anılıyor. Enerji, hareket ve dönüşümü simgeleyen bu yılın başlangıcı, Ankara’daki diplomatik çevreleri bir araya getiren anlamlı bir etkinlikle kutlandı.
Ancak bu daveti sıradan bir diplomatik resepsiyondan ayıran şey, zamanlamasıydı.
Dünya bugün son derece hassas bir jeopolitik dönemden geçiyor. Ortadoğu’da savaşın giderek genişlediği, enerji arzı ve küresel ticaret yollarının risk altına girdiği bir ortamda düzenlenen bu buluşma, güçlü bir sembolik mesaj taşıyordu.
Programda konuşma yapan isimler; Türkiye–Singapur Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Singapur’un Ankara Büyükelçisi Kok Li Peng.
Her iki konuşmacı da özellikle bu zor dönemlerde uluslararası dayanışma, hoşgörü ve çok kültürlü birlikte yaşamın önemine dikkat çektiler.
Singapur Devleti aslında bu değerlerin canlı bir örneğidir.
Güneydoğu Asya’da Malaka Boğazı’nın girişinde bulunan bu şehir devleti, dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden biri olmasının yanı sıra çok kültürlü toplumsal yapısı, farklı din ve etnik grupların bir arada yaşadığı düzeni ve küresel ticaret sistemindeki rolüyle dikkat çekiyor.
Çin, Malay, Hint ve Batı kültürlerinin kesiştiği Singapur, uzun yıllardır hoşgörü, pragmatik diplomasi ve ticaret temelli iş birliği modelinin sembolü olarak görülüyor.
Türkiye ile Singapur arasındaki ilişkiler de bu çerçevede giderek derinleşiyor ve stratejik ortaklık düzeyindedir.
İki ülke arasında yürürlükte olan Serbest Ticaret Anlaşması, özellikle lojistik, finans, dijital ekonomi ve tedarik zincirleri alanlarında önemli fırsatlar yaratıyor. Küresel ticaret ağlarının giderek yeniden şekillendiği bir dönemde bu ortaklık daha da stratejik hale geliyor.
Bu durum, yalnızca ekonomik açıdan değil, jeopolitik açıdan da önemli.
Zira Singapur, dünyanın en kritik ticaret arterlerinden biri olan Malaka Boğazı’nın ucunda yer alıyor.
Malaka Boğazı, Doğu Asya ile Hint Okyanusu arasında petrol, LNG, ve ticaret akışının büyük bölümünün geçtiği hayati bir geçit. Tıpkı bugün dünya gündeminde olan Hürmüz Boğazı gibi.
Malaka Boğazı, yaklaşık 800 kilometre uzunluğunda olup genişliği en dar noktada 2,7 kilometredir ve Güney Çin Denizi üzerinden Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu’nu birbirine bağlayan başlıca deniz ticaret koridoru işlevini görmektedir.
Boğazın doğusunda Malay Yarımadası, batısında ise Endonezya’ya bağlı Sumatra Adası yer alır. Tarih boyunca bu stratejik konumu nedeniyle Portekiz, Hollanda ve Büyük Britanya gibi sömürgeci güçlerin jeopolitik rekabetinin odağı olmuştur.
Her yıl 90 binden fazla geminin bu boğazdan geçtiği tahmin edilmektedir ve bu gemiler küresel ticaretin yaklaşık yüzde 25’ini taşımaktadır.
Malaka Boğazı aynı zamanda petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve çeşitli sanayi ürünlerinin taşındığı kritik bir enerji ve ticaret koridoru olarak da hayati bir rol oynamaktadır. ( Lowy Institute: https://www.lowyinstitute.org/the-interpreter/gallipoli-strait-malacca-why-maritime-choke-points-still-decide-fate-nations ).
Bugün Hürmüz’de yaşanan gerilimler küresel enerji piyasalarını sarsarken, Malaka gibi stratejik boğazların istikrarı dünya ekonomisinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıyor.
Singapur 2025'de bağımsızlığının 60. Yılını kutladı (https://www.indyturk.com/node/765161 ). 60 yıl içinde mütevazi bir kentin, önemli bir ticaret merkezine dönüşümü, dünya çapında bir başarı hikâyesidir. Singapur, Jeostratesjik konumunu doğru kullanarak, lojistik ve hizmet sektörlerine, liman ve havaalanı gibi ulaşım ile altyapı yatırımlarına önem vermiştir. İlaveten en önemli sermayenin kendi vatandaşları olduğu bilinciyle de eğitime büyük destek verilmiştir.
Dolayısıyla, Singapur Devletinin kurucusu olarak kabul edilen Lee Kuan Yew'un önderliğinde en önemli kaynak insan kaynağıdır prensibinden hareket edilmiştir. Singapur ucuz işgücü merkezi olmaktan ziyade, bir ticaret merkezine dönüşmüştü. Eğitime önem veren Singapur Devleti, katma değer üretebilen eğitimli insan kaynağı ve deneyim sahibi yetenekli işgücü yetiştirilmesine odaklanmaya devam etmektedir.
Aslan-Kent (Singa-Pur) anlamına gelen ve sembolü aslan başlı ve balık vücutlu "Merlion" ile eşleşmiş, yeşil alanlarıyla ve bahçeleriyle bilinen çok kültürlü bir kenttir Singapur.
Bu nedenle Ankara’daki bu diplomatik davet, hem bir kültürel etkinlikti, aynı zamanda kardeşlik bağına dayanan işbirliğinin önemini hatırlatan bir buluşma niteliğindeydi.
Farklı kültürlerden ve dinlerden olan davetlilerin aynı iftar sofrasında buluşması, aslında küresel siyasetin bugün en çok ihtiyaç duyduğu mesajı veriyordu:
Diyalog, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde iş birliği.
Gönül ister ki Ramazan Bayramı’na doğru ilerlerken, bugün çatışmaların yaşandığı bölgelerde de silahlar sussun. Gönül ister ki İran’da, Gazze’de, Filistin’de, İsrail'de, Ortadoğu’da, Karadeniz’de, Ukrayna’da ve Rusya’da, hepsinde kısa sürede içerisinde çatışmaların sonu gelsin.
Ve zamanla Hürmüz Boğazı da Malaka Boğazı gibi yeniden uluslararası ticaretin güvenli ve açık bir geçidi haline gelsin.
Sonuç olarak, olabilecek en iyi senaryo, bugün savaşta karşı karşıya gelen ülkelerin, barış masasında buluşabildikleri bir senaryodur.
Ancak Maalesef, bunun gerçekleşmesi çok zor, çünkü Ukrayna’da ve Ortadoğu’da çatışmalar bütün şiddetiyle devam etmekte.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish