İran nasıl savaşıyor ve neden büyük bir savunma sorunu yaşıyor?
28 Şubat 2026’da başlatılan İran’a yönelik ABD ve İsrail operasyonlarının açıklamalarında kullanılan kavramlara bakıldığında sonucun ne olacağını gösterebilecek emareler alınabilmekteydi. Zaten tarafların imkân ve kabiliyetlerine bakıldığında bunlar belli bir farkı işaret eder cinstendi, somut göstergeleri buralarda bulmak mümkündü. Diğer yandan ve çimdi konumuz olan kavramlara bakıldığında da benzer değerlendirmeleri yapmak zor değildi.
En başta ifade edeyim, bu makalede bilinen türden ve hatta ilerilerde yapılması mümkün tartışmaları işaret etmiyor, haklı/haksız diye bakmıyor, sadece prensiplere ve hayati görülen hususlara dayalı olarak, kazanılan/kaybedilen bir savaşın kavramsal analizini yapıyor.
Emir Komuta, öyle bir sistem olmalı ki, her bir durumda tereddüde mahal vermeden, zamanında, yerinde ve içinde bulunulan şartlarda, kim ne yapacak, bunu tarif etmeli, yetkin insanların bu sistem içinde bir bütün halinde hareket etmesine imkân vermelidir. Birincisi, İran’da emir komuta iyi sistemleşmemekteydi, çünkü küçük veya büyük icraya dönük karar vermesi gerekenlerin yanı başlarında ya siyasi bir temsilci vardı ya da yaparsam ne olur acaba diye içten içe sorulan bir siyasi baskı vardı. İkincisi, ABD ve İsrail, İran karar alma mekanizmasını ilk hedef grubuna almıştı, bunları elemine ederek, zincirin aksamasını siyasetten, askeri konulara kadar bozmuştu, bunlar bilinçli ve planlı yapıldı. Karşı taraf olan ABD ve İsrail ise bırakın olması gerekeni, yeni nesil savaşa dair insan-makine uyumunu bile sistemleştirebilen ileri bir düzeydeydi.
Buna ilave Sevk ve İdare kavramı da aynı şekildedir. İran, sevk ve idare yönüyle, kendi anlayışlarına göre sistemleştirdikleri, ama aslında eksik tarafı çok olan yöntemlere göre çalıştırmak istedikleri bu yapının oldukça hantal olduğunu bilmesi gerekirdi.
Hava ve Deniz Hakimiyeti, en başında imkân ve kabiliyet olarak mukayese kabul etmez bir durum vardı, ama konumuz kavramsal olduğuna göre görmemiz gereken husus şuydu, hakimiyet İran tarafından en baştan anlaşılmamış ve doğru tasarlanmamış haldeydi. Bu iki hakimiyet zafiyeti ne demek olur? Egemenlik iddianızı perçinleyebilecek ne imkânınız oldu ne de hazırlığınız. Hava ve deniz hakimiyetleri için gerek kendi hava savunmanızda gerekse, karşı tarafın güçlerini savaş dışı bırakmak adına taarruzî rolde yapılacaklar çok hassas varlık, sistem ve kurgu ile var olmalı, kullanılmalıydı.
Hava Hakimiyetini şemsiye metaforuyla açıklarsak, eğer satıh unsurlarınızın egemenliği, gücü ve onların en iyi biçimde korunması için havadan bir düşman taarruzunun gelmemesi sağlamalısınız. Bu nasıl yapılır? Hava savaşıyla. İran buna hazır hiç olamadı, yani hep üstü açık vaziyetteydi.
Benzer şekilde, Deniz Hakimiyeti, zaten hazırlık aşamasında İran, ABD ablukasına tabi kılındı, başka deyişle hakimiyetini kaybetmiş haldeydi. Arap Denizi ve Hürmüz Boğazı kapsamında İran ablukayı kırabilecek ne imkânı vardı ne de buna hazırlığı, çünkü bu kavram aklında yoktu. Olan neydi? Asimetrik deniz unsurlarıyla Hürmüz’ü dünyaya kapatma beklentisi; ki on yıllar içinde hazırlıkları bununla ilgili olmuştu. Asimetrik faaliyetlerle ÜlkeDeniz Hak ve Menfaatlerini Korumak sorumluluğunuz mümkün değildir.
Deniz Üstünlüğü kavramına girmiyorum bile, ancak kritik olan Hava Üstünlüğü Mücadelesi kavramına bakalım.
İfade ettiğim gibi, şemsiye misali, üstünüz açık! Bu bir mücadele ile ele geçirilen, yani savaşarak elde edilen bir sonuçtur. Kaldı ki, burası önemli, ABD ve İsrail zaten bir Hava Gücü ile saldırı yaparak İran ülkesi içindeki hedeflerine ulaşmak istemektedirler. Böyle bir ana plan olacak ise İran en başından itibaren bir Hava Gücü oluşturmalıydı ve Hava Üstünlüğü Mücadelesi yapabilmeliydi. İran bunu yapamadı değil, hiç yapmadı. 12 Gün Savaşı bunun bütün emarelerini karşı tarafa zaten vermişti, bu konu denenmiş ve sonuçları alınmış değerdeydi.
Hep şu iddia ile ortaya çıkıldı, Hava Gücü ile bir ülkenin rejimi değiştirilmez. Bakın bu ifade en başında itibaren bir Savunma Prensibi değil! Bir yaklaşım şekli. Ülke Savunması için bütüne bakmak şarttır! Siz Ülke Savunması ve Egemenlik kavramının sahadaki karşılığının ne olması gerektiğini bileceksiniz, üstelik bundan emin olacaksınız, güvenlik budur. Ülkenin Savunması ve Güvenliği dendiğinde bu bir bütündür ve en büyük zaaf noktaları Hava Hakimiyeti ve Hava Gücü bağlamına dahildir. Bu rejim değişikliği havadan olmaz, diyerek geçiştiremezsiniz. ABD ve İsrail’in hedefleri neydi ve bunu 5. Nesil Savaş içinde nasıl ele geçirmek istiyordu ki, bu ifadenin arkasına sığınmak yeterli görüldü? Konu zaten Hava Gücü ile hedeflerin tümünü ele geçirmek değildi, 5. Nesil Savaş yöntemi içindeki bütün organlarla bu yapılacak, açık kapı olan Hava Gücü sürekli imkânı genişletecekti.
Savaş, okçuların oku bitti diye kaybedilmez. Sürekli konuşulan konu İran’ın füze kapasitesi oldu. Eğer İran’ın füzeleri bitmek bilmez ise bu savaş kazanılır, argümanı nasıl ileri sürülebilir? Benzer yaklaşım Gazze’de Hamas ile İsrail çatışmasında da ileri sürülmüştü. Hamas’ın roketleri bitmez, İsrail bunların ateşini durduramaz, dendi. Sonuç ne oldu? Gazze yerle bir edildi. Savaş dediğiniz bir bütün hesabın yapılmasını gerektiren ölüm-kalım mücadelesidir. İran savaşa hazır değildi. Ne zaman hazır olacaktı? İşte o füzelerin harp başlığını Nükleer Harp başlığı yapabilseydi, bu olacaktı. Yani İran bir Nükleer Caydırıcılık hesabı yapmıştı. Sadece bu değerle İran, Kuzey Kore misali bir Savunma ve Egemenlik hesabı yapmıştı ki, buna ulaşamadan savaş başlatıldı, mevcut Nükleer İmkân ve Kabiliyeti elinden alındı, sadece Konvansiyonel Savaş haline bırakıldı. Bunun için de ABD ve İsrail tarafından tam zamanında hareket edildi. Savaşın Gerekçesi olarak Önleyici Savaş kavramı da buna dayanmaktaydı.
Teknolojik Üstünlük konusu görmezden gelinemez, hele hele günümüzde yapılan 5. Nesil Savaş konsepti içinde. ABD ve İsrail bütünüyle Teknolojik Üstünlük elinde olarak savaşırken, İran bunu bilerek bir savunma doktrini belirlemeliydi. Ülke coğrafyası, savunulması gereken hedefler, savaşı kendi istediği alana çekme inisiyatifiyle hareket edebilmesi, gibi hususlar devrede olabilmeliydi.
İran kendisini bir savaş içerisinde Aktif Taktik ve Operatif Savunma yapabilecek güçte geliştirmemişti. Ne yapmaya odaklanmıştı? Füzelerle Stratejik Savunma ve diğer bütün imkanlarla, ki içinde asimetrik unsurlar da var, Pasif Stratejik Savunma yapabilmek. Ama bu bütün bir savaş anlayışını gerektiren sahne, nasıl olacak bu? Ama bu bir operasyon, nasıl kazanacaksınız? Cidden inceden inceye saldırılar olacak ve siz bunlarla baş etmeniz gerekecek. Kaldı ki siz düşmana etkili taktiksel ve operatif dokunuşlar yapabilmelisiniz. Nerede bunlar? Pasif Stratejik Savunma hesabından anlaşılan şu: “İsrail ve diğer gerekli yerlere sivil yerleşim noktalarına stratejik füzeler fırlatırım, hükümet ile halkın arasını açarım. Böylelikle en azından düşmanlardan biri olan İsrail halkının Harbe Devam Azim ve İradesini kırarım. Hürmüz Boğazı’nı sivil ticari gemilere kapatırım, küresel petrol ve gaz arzını bir baskı aracı olarak kullanırım, Körfez Ülkeleri’nin ABD ve İsrail karşısına hizalanması için, baskıyı onların üzerine de kurarım. İran halkının rejim yanında tutulması için IRGC ve diğer güvenlik teşkilatlarını içeride kullanırım…”
Böylesi bir Savunma Doktrini ve Mimarisi yetersizdi. Zaten kritik olan husus da buydu; düşmanı zayıf anında yakalamak ki, ABD ve İsrail o bahsedilen Önleyici Savaşı bu nedenle yaptı; Fırsat Hedefi olarak gördüklerini hemen elemine etti. Bunlardan birincisi Hamaney’in ve diğer savunma ile dini elitlerini elemine etmekti, hemen bunun yanında İran, Ülke Savunması için elzem gördüğü, öncelik verdiği ve uzun yıllar yapmak istediği Nükleer Kapasite henüz kazanılmadan önce, bu konuya müdahale etmekti. Bu ikisi de oldu. En azından ABD için bu konu kapanmaya yakın bir hal aldı. İsrail ise yakaladığı bu tarihi fırsatla, ezeli düşmanına daha neler yapabilirim, hatta onun hinterlandını nasıl istismar edebilirim, diye yeni planlar geliştirebilecek zemini ve şartları ele geçirdi.
Sonuçta, savaşı bir bütün sahne olarak göreceksiniz. Ülke savunması ve egemenliğini kendi özellikleri ve dinamikleriyle mutlaka yapacaksınız, zafiyette olmayacaksınız. Hava ve deniz hakimiyetiniz olacak, ayağı yere basanların ise üstü açık bırakılmayacak. Siyaset, emir komuta ve sevk ve idareye icra esnasında engel oluşturmayacak şekilde sistemleştirilecek. Bunun için profesyonelleşeceksiniz. Her an emniyette olacak türden bir yöntemle gelişmenizi sürdüreceksiniz. Savunma mimarisi planını faraziyelere değil, gerçeklere bağlayarak yapacak, buradan taviz vermeyeceksiniz. Düşman en kritik anları kollar ve asla yakaladığı fırsatı boş bırakmaz. Temel savaş ve savunma planlarıyla bakılarak hareket edilir, öncelikler buna göre belirlenir. Savunma demek esasında dost ve ortak kazanma demektir. Bu bakışla İran uzun yıllar hem rejimi gereği hem de icra tarzıyla dost kazanmak değil, keskin hatlarla düşman yaratma anlayışını sürdürmüştür. Bir bakıma İsrail de karşısında benzerini yapmaktadır. Ama İsrail’in arkasında ABD gibi bir başat gücün planlama kabiliyeti, donanımı, kapasitesi ve savaş tecrübesi vardır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish